Haber: EDDA SÖNMEZ – Kamera: ADEM KARABAYIR
Eski Emniyet Müdürü Osman Öztürk, her gün yüzlerce kişiyi kandıran dolandırıcıların kullandığı yöntemleri ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Vatandaşlara “Tanımadığınız kişilerin telefonunu açmayın” uyarısı yapan Öztürk, “Eğer biri size telefonda ‘polis, operasyon, banka, altın, para’ diyorsa onu dinlemeyin ve telefonu mutlaka bir dakika içinde hemen kapatın. Kapatmadığınız sürece onlar ikna yöntemlerini kullanırlar. Dolandırıcılara ikna fırsatı vermeyin” dedi.
Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Özel Güvenlik ve Koruma Programı Genel Koordinatörü Osman Öztürk, son yıllarda bilişim konusundaki gelişmeler çerçevesinde dolandırıcılığın boyutlarının da değiştiğini söyledi. Kendilerini telefonda ‘polis, asker, savcı’ olarak tanıtıp insanları korkutarak ya da devlete yardımcı olduğu hissi uyandırarak yapılan dolandırıcılığın hala çok yaygın yöntemlerden biri olduğunu söyleyen Öztürk, çetelerin yapısına, çalışma yöntemlerine ve vatandaşların ne yapmaları gerektiğine ilişkin ANKA’ya şu bilgileri verdi:
İNSANLAR BU KONUDA BİLİNÇSİZ: “Kendilerine ‘kamu görevlisi, polis, asker, savcı’ süsü vererek arayan kişiler, telefon hatlarının terör örgütleri tarafından ele geçirildiğini ve dolayısıyla operasyon yapacaklarını söylüyorlar. Bu şekilde kişileri kandırmak suretiyle onların bankada bulunan paralarını, mücevheratlarını konu ile ilgili kriminal inceleme yapacaklarını söyleyerek dolandırıyorlar. Maalesef bu konuda polisimizin, kolluk güçlerinin birçok çalışması ve uyarıları varken insanlar bu konuda bilinçsiz. Yine yapılan araştırmalar öyle gösteriyor ki Türkiye’de maalesef Facebook’ta olsun, medyada olsun kullanılan şifreler çok basit ve hemen tespit edilebilecek şifreler. Ve insanlar şifrelerini de değiştirmiyor, yenilenmiyor ve çok basit maillerle, birtakım virüs yöntemleriyle de şifreleri ele geçiren kişiler veya arkadaşlarının ismini kullanarak, kişilerin medya sayfalarını ele geçiren kişiler, kendilerinden para talebinde bulunarak yine dolandırıcılıklar yapıyorlar. Yine baktığımız zaman; işte kamu kurumlarının ismini kullanan, özellikle sigorta işlemleri yönüyle, vergi borçları yönüyle ‘hakkınızda şu kadar vergi borcu var şu, şu numaraya ödeyin’ veya ‘derhal onu ödeyin’ şeklinde birtakım mesajlarla kişileri kandırarak maalesef dolandırıyorlar.
TÜM BİLGİLER TAMAMLANMADAN HEDEF ARANMAZ: Dolandırıcılık Türkiye’de son dönemde çok yaygın. Önce kişisel bilgilerinin tümü, sonra tapu, banka ve diğer bilgiler elde edilir. Kimi kimsesi var mı, ne kadar parası var, ailenin tüm üyeleriyle ilgili bilgiler bulunur. Tüm bilgiler tamamlanmadan hedef aranmaz. Şimdi yine burada da bakıyoruz, bunları nasıl önleyeceğiz; yine bireylerin farkındalığını, güvenlik farkındalığını artırarak önlememiz gerekiyor. Neden insanlarımız bu konuda bilinç sahibi değil, çünkü daha okul aşamasında, aile ortamında bir güvenliğe dahil kazanım veremiyoruz çocuklarımıza. İşte aslında çocuğun ailede başlayan, okulda devam eden ve daha sonra büyümesi ile devam eden yaşam sürecinde artık bir güvenlik farkındalığına, bilincine ihtiyacımız var. Mesela değişik olaylar oluyor, medyadan bunları öğreniyoruz. İşte bir kadın bir taksiye biniyor ve daha sonra kadından haber alınamıyor ya bir cinayete veya bir cinsel istismara uğruyor ve hayatını kaybeden çocuklarımız oldu biliyorsunuz, Özgecanlar gibi.
BASİT YÖNTEMLERLE KENDİ GÜVENLİĞİMİZİ SAĞLAYABİLİRİZ: Halbuki basit yöntemlerle kendi güvenliğimizi sağlayabiliriz. Nedir bunlar? Bir taksiye bindiğimizde taksinin plakasını sürücünün de duyacağı şekilde telefonla ailemize, annemize, babamıza söyleyebiliriz. ‘Anne şu plakalı taksi ile geliyorum, tahminen 10 dakika sonra orada olacağım.’ Bunu duyan o taksi şoförü, art niyetini asla gerçekleştiremez, çekinecektir veya bir mesajla ‘Şu taksideyim’ diye ailesine bu bilgiyi vermeli. Mesela araçta yalnızsınız, bir minibüse binmişsiniz, tenha yollardan gidiyorsunuz. Yani başınıza bir şey gelebilir mi, gelemez mi diye güvenlik endişesi içerisindeyseniz ki bunu insan kendisi hisseder. O durumda hemen ailesine işte ‘Şu minibüsle geliyorum, şuradayım’ şeklinde verilebilecek bir bilgi dahi oradaki kişilerin suç işlemesini önleyebilir, engelleyebilir.
YAPILMASI GEREKEN 1 DAKİKA İÇERİSİNDE ONLARI DİNLEMEDEN TELEFONU KAPATMAK: Öncelikle tanımadığınız kişilerin telefonlarını açmayın. Eğer biri size telefonda ‘polis, operasyon, banka, altın, para’ diyorsa onu dinlemeyin ve telefonu mutlaka bir dakika içinde hemen kapatın. Kapatmadığınız sürece onlar ikna yöntemlerini kullanırlar. Sizi arayan kişi bankadan, vergi dairesinden aradığını söyleyen veya polis, asker gibi kamu görevlisi olduğunu söyleyerek sizinle iletişim kurmaya çalışan, ‘Bir terör örgütü tarafından hatlarınız ele geçirilmiş veya sizin üzerinizden kara para aklanıyor’ gibi değişik söylemlerle sizden para talep eden kişilerin sözlerine kanmayın. Polis, asker ve savcılık asla böyle bir para talebinde bulunmaz. ‘Gizli bir operasyon yapıyoruz’ diye yine sizden ‘Bankadaki paranızı kriminal inceleme yapacağız’ diye ya da ‘Mücevheratlarınızın üzerinde parmak izi incelemesi yapacağız’ diye isteyen ve bunu bir terör operasyonu nedeniyle yaptıklarını söyleyen kişilere kanmayın. Çünkü polis hiçbir zaman bir operasyonu bu şekilde dillendirerek, sizinle de görüşerek böyle bir operasyonun içine girmez. Burada şüphelenmek gerekir. Kesinlikle sizden bir şey talep edildiğinde yapılması gereken ilk şey, bir dakika içinde telefonu kapatmaktır. Kapatmadığınız sürece onlar ikna yöntemlerini kullanırlar.
DOLANDIRICILAR PSİKOLOJİYİ ÇOK İYİ BİLEN KİŞİLERDİR: Bu dolandırıcılar, özellikle psikolojiyi çok iyi bilen, bilişim anlamında birçok veriye sahip kişilerdir, hackerlardır. Çok hızlı bir şekilde size dair bazı bilgilere ulaşabilirler. Sizinle ilgili özel bilgileri verebilirler. Özellikle tapudan, bankacılık sisteminden, sizin yine özellikle vatandaşlık bilgilerinizle ilgili nüfus cüzdanı bilgilerinizle ilgili bilgilere önceden sahip olmuş olabilirler. Sizin ev telefonunuzu öğrenmiş olabilirler. Yapılması gereken, onlar ikna yöntemlerine girmeden, onları dinlemeden telefonunuzu kapatıp doğru polise veya güvendiğiniz en yakın kişiye durumu anlatmanız. Bu şekilde kendinizi koruyabilirsiniz. Ama siz onlarla bir ilişki içerisine girip, onları dinlerseniz mutlaka sizi kandıracaklardır. Kısacası bu tür konularda kesinlikle konuşmaları uzatmadan kapatın, güvendiğiniz bir kimseye veya polise durumu bildirerek yardım isteyin. Zaten size gereken bilgilendirme yapılacaktır.
TANIMADIĞINIZ KİŞİLERDEN GELEN LİNKLERİ TIKLAMAYINIZ: Sosyal medyada görüyoruz, özellikle Instagram’da, Twitter’da, sizin bilgilerinize ulaşarak veya işte orada virüs programlarıyla veya gönderdikleri linklerle sizin onu tıklamanızla hesabı ele geçirerek, sizin hesabınızı, sizin adınıza başkalarından, tanıdıklarından para isteyebilirler, yardım isteyebilirler. Sizin bu gibi durumlarda mutlaka, böyle bir konu olması durumunda hemen yakınlarınızı uyarmanız gerekiyor. Ama öncelikle kendinizin hiçbir şekilde bilmediğiniz, tanımadığınız kişilerden gelen linkleri tıklamamanız, mailleri tıklamamanız ve dikkatli olmanız gerekir. Bunu özellikle son dönemde çok yapıyorlar. Bir de ‘sizin hakkınızda şurada iyi olmayan şeyler duyduk, şu anda sizin hakkınızda işte videolar var ve burada çok ayıp bilgiler var’ şekliyle sizi korkutup, size bir link atarak o linki tıklamanızı isteyen kişiler de olabiliyor. Bunların tek gayesi sizin bilgilerinize, hesabınıza ulaşmak, ele geçirmek ve onun üzerinden de menfaat temin etmektir. Hatta bazı bankaların, bazı büyük şirketlerin de isimlerini kullanarak ve bu özellikle bankalara para yatırırken yine o isimleri kullanarak, ‘Bankadan arıyoruz’ diyerek, banka numaralarını taklit ederek ve onların görsellerini taklit ederek sizden para talep edebilirler. Hesaplarınızı, kredi kartlarınızı ve şifrelerinizi ele geçirebilirler, alabilirler. Şunu bilmek lazım, çalışmadan hiçbir şey kazanılmaz. Yani ödüllerle, çok ucuza satılan telefonlarla, ucuza satılacak mallarla sizi etkilemeye çalışırlar. Bunu yapan kişiler kesinlikle dolandırıcılardır, sahtekârlardır. Buna dikkat etmeniz gerekir.
OKULLARDAKİ GÜVENLİK RİSKLERİNİN BAŞINDA ŞİDDET OLAYLARI, SİBER AKRAN ZORBALIĞI GELİYOR: Şimdi okullarda meydana gelen güvenlik risklerine baktığımız zaman; ilk başta en çok şiddet olayları, siber akran zorbalığı ve akran zorbalığı öğrencilerin birbirine uyguladıkları şiddet olaylarının olduğunu görüyoruz. Yine vandalizm, yani okul eşyalarına verilen zararlar ve tabii uyuşturucu madde, özellikle bağımlılık, zararlı madde kullanımı diyebiliriz. Maalesef o da okullarımızda var, belli ölçüde var. Yapılan araştırmalarda görülüyor ki öğrencilerin yüzde 7’si daha lise çağlarında uyuşturucu madde, zararlı madde kullandıklarını söylüyorlar ve bizim yaptığımız araştırmalarda da okullarda maalesef yüzde 17 oranında çocukların okul ve çevresinde zararlı madde kullandığını gördüklerini söylediklerini görüyoruz. Kalabalık okullardaki dar merdivenler ve bahçelerindeki fiziki yapılar da çocukların güvenliği açısından tehlike oluşturabiliyor. O nedenle okullarda da mutlaka güvenlik yönetişimi oluşturulması, öğretmenlerin ve okul müdür yardımcılarının bu konuda bilinçlendirilmeli ve okullarda başta deprem olmak üzere güvenlikle ilgili çeşitli tatbikatlar yapılması gerekiyor.
OKULLARDA RİSK HARİTALARI ÇIKARILMALI: Buradan okul güvenliği konusunda sadece görüyorum ki işte okullar açılırken, medyada veya kamuoyunda okullar güvenli mi diye bir kaygı oluşuyor. Halbuki okullar için bu kaygıyı her gün bizim kendi benliğimizde hissetmemiz lazım. Okulların fiziksel, psikolojik, sosyal açıdan güvende olabilmesi; öğrenci, öğretmen ve okul çalışanlarının kendini iyi ve güvende hissedebilmesi için kaygı ve korkunun olmadığı bir okul ikliminin yaratılması gerekiyor. Bunun için de hem okulun çevresindeki sorunlar, okul bölgesinin daha doğrusu sosyo-ekonomik durumu, okul çevresinin buradaki demografik yapı, suç yapısı, bunların iyice değerlendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla okullar ve çevresinde polisle ve ebeveynlerle hem okul çevresindeki güvenliğin sağlandığı hem okul içinde olabilecek şiddet, zorbalık, siber akran zorbalığı ve cinsel istismar, tabii bu noktada söylenebilecek farklı şeyler, zararlı madde kullanımları, yaralanma gibi olaylara karşı mutlaka okul risk haritaları oluşturulmalı. Ve buna göre eksikliklerin ve öğrencilere zarar verebilecek fiziksel yapıların giderilmesi ve okul ve çevresinde giriş-çıkış güvenliğinin, özellikle ziyaretçi güvenliğinin sağlanması, gelişigüzel insanların okul içine kadar girmemesi ve burada yönetsel bir yapının oluşturulması gerekiyor.”

