(İSTANBUL) – Tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer’in kızı ve avukatı Seraf Özer, “Tam bir yıl oldu. Bir yıl önce hepimizin hayatını altüst eden bir sabaha uyandık. Ama o günden bu yana bir şeyi hiç kaybetmedik: umudumuzu. Bir yıldır babam Prof. Dr. Ahmet Özer, haksızca ve hukuksuzca özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Ama size bütün kalbimle söylüyorum: Onun fikirleri, onuruyla birlikte hala dışarıda bizimle yürüyor.” dedi.
CHP, Ahmet Özer’in tutukluluğunun 1’inci yılında Esenyurt’ta “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingi düzenledi. Mitingde konuşan Ahmet Özer’in kızı ve avukatı Seraf Özer, şunları söyledi:
“Sevgili dostlar, bugün 30 Ekim 2025. Tam bir yıl oldu. Bir yıl önce hepimizin hayatını altüst eden bir sabaha uyandık. Ama o günden bu yana bir şeyi hiç kaybetmedik: umudumuzu. Bir yıldır babam Prof. Dr. Ahmet Özer, haksızca ve hukuksuzca özgürlüğünden mahrum bırakıldı. Ama size bütün kalbimle söylüyorum: Onun fikirleri, onuruyla birlikte hala dışarıda bizimle yürüyor.
Bu yıl içinde bir başka Ahmet daha dünyaya geldi. Abimin oğlu, babamın torunu: Küçük Ahmet. O, 26 Aralık’ta dünyaya geldi. Yani dedesinin tutsak edildiği bir ülkede, umut gibi doğdu. Bir yıl boyunca her hafta Silivri’ye giderken aklımda hep o vardı. Biri demir kapılar ardında özgürlüğü bekleyen Büyük Ahmet, diğeri beşiğinde gülümseyen, hayatı yeni öğrenen Küçük Ahmet. Biri direnişi temsil ediyor, diğeri geleceği. Biri sabrın adı, diğeri yeniden doğuşun. İşte biz bu iki Ahmet arasında, geçmişle geleceği, sabırla umudu birbirine bağlayan bir köprüyüz artık.
Babacığım, seninle gurur duyuyorum. Sen hücrende bile onurunla ayaktasın. Dışarıda seni seven milyonlarca insan, seninle aynı umudu taşıyor. Senin mücadelen sadece kendi özgürlüğün için değil; bu ülkenin adaletine, vicdanına ve geleceğine ışık tutuyor. Mandela’nın dediği gibi: ‘Gerçek özgürlük, sadece zincirlerin kırılması değildir; başkalarının özgürlüğüne saygı duymaktır.’ Sen işte bu yüzden özgürsün baba. Çünkü senin mücadele ettiğin şey yalnızca kendin için değil, hepimiz için.
Biliyorum, bu bir yıl bize çok şey öğretti: Öfkeyle değil inatla direnmenin erdemini, umutsuzlukla değil dayanışmayla ayakta kalmanın gücünü. Ve en çok da şunu: Zulme sessiz kalmak, sadece hakkımızı değil, şerefimizi de kaybettirir. Bu yüzden biz susturulamayız. Kış ortasında, sonunda öğrendim ki içimde yenilmez bir yaz var. Evet baba, biz o yenilmez yazı içimizde taşıyoruz.
Senin direncinden, annemin ve abimin sabrından, torunlarının masum gülüşünden alıyoruz gücümüzü. Küçük Ahmet, dedesinin adını taşıyor. Büyüdüğünde ona anlatacağız: Dedesinin haksızlığa boyun eğmediğini, onuruyla dimdik durduğunu ve bir halkın vicdanını temsil ettiğini. O gün geldiğinde diyeceğiz ki: ‘Senin adın bir direnişin, bir umudun adı.’ Ve biliyorum ki küçük Ahmet’in ilk yürüyüşü, senin özgürlüğüne doğru atılmış sembolik bir adım olacak.”

