Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Erkan Baş: “Baş konuğunun 21. yüzyılın Hitler’inin misyonunu üstlenen Trump olduğu bir toplantıdan halklar için ne beklenebilir ki?”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye emekçilerinin Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesinden kendi lehlerine en küçük bir beklentilerinin bulunmadığını dile getirerek, “Orada esas olan emperyalistlerin, uluslararası sermayenin çıkarlarını gözeten politikalardır. Onun sonucunda dünyada yeni savaşların önünün açılması, kan ve gözyaşıyla, bombayla, kurşunlarla tanışması ve kendi egemenlik alanlarını geliştirmek için gerçekleştirecekleri bir toplantı. Baş konuğunun 21. yüzyılın Hitler’inin misyonunu üstlenen Trump olduğu bir toplantıdan emekçiler için halklar için ne beklenebilir ki?” dedi. 

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye emekçilerinin Ankara'da gerçekleştirilecek NATO zirvesinden

(İSTANBUL) – TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye emekçilerinin Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesinden kendi lehlerine en küçük bir beklentilerinin bulunmadığını dile getirerek, “Orada esas olan emperyalistlerin, uluslararası sermayenin çıkarlarını gözeten politikalardır. Onun sonucunda dünyada yeni savaşların önünün açılması, kan ve gözyaşıyla, bombayla, kurşunlarla tanışması ve kendi egemenlik alanlarını geliştirmek için gerçekleştirecekleri bir toplantı. Baş konuğunun 21. yüzyılın Hitler’inin misyonunu üstlenen Trump olduğu bir toplantıdan emekçiler için halklar için ne beklenebilir ki?” dedi.

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) davetiyle kurulan No to NATO Türkiye İnisiyatifi, 7–8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne karşı Uluslararası Anti-Emperyalist Barış Zirvesi düzenledi.

Zirvenin açılışında konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, zirve öncesinde yüzlerce kişinin gözaltına alındığını ve tutuklamalar yapıldığını hatırlatarak, akılalmaz yasaklamalarla Türkiye’de NATO’ya karşı sesin yükselmesinin, emekçilerin, yoksulların, halkın ve ülkenin gerçek sahiplerinin NATO ile ilgili fikirlerinin katillerin suratına haykırılmasının engellenmeye çalışıldığını dile getirdi.

“BU TOPLANTIYA KATIMAK İÇİN GELEN YOLDAŞLARIMIZ ÜLKELERİNE GERİ GÖNDERİLDİ”

Baş, toplantıya katılmak için İstanbul’a gelen yabancı delegelerin engellenmesine sert tepki göstererek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu pervasızlıklarının son evresi, dün bu toplantıya katılmak için İstanbul’a gelen yoldaşlarımızı havaalanında önce saatlerce hukuksuz biçimde esir almak, ardından ülkelerine geri göndermek oldu. Kınadığımızı, asla kabullenmeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Dünyanın dört bir yanından haydutlar, katiller, o katillerle iş birliği içerisinde olan savaş suçluları, soykırım failleri, insanlık düşmanları Türkiye’de ellerini, kollarını sallayarak gezecekler. Onlar kırmızı halılarla karşılanacak. Onların istediği her şey hayata geçirilecek. İstihbaratın sadece Türkiye Cumhuriyeti, sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararı değil, arkadaşlarımızın geldikleri ülkelerdeki istihbari bilgi paylaşımları sonucunda alınmış ortak kararlar olduğunu söylediler.”

“DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA SOSYALİSTLER MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİ”

Yetkililerin kendilerine, bu engellemenin sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararı olmadığını, gelen kişilerin ülkelerindeki istihbari bilgi paylaşımları sonucunda alınmış ortak kararlar olduğunu ilettiğini bildiren Baş, şöyle devam etti:

“Bu uluslararası bir kara düzen. Bu uluslararası bir kara ittifak ve o ittifak dünyanın her yerinde barış isteyen insanları, özgürlük isteyen insanları, demokrasi isteyen insanları hedef haline getirmek konusunda da yeni bir ortaklıkla karşımıza çıkmış durumda. O yüzden belki de bugün burada gerçekleştirdiğimiz toplantı dünden sonra biraz daha anlam kazandı diye düşünebiliriz. Bu uluslararası kara ittifaka karşı dünyanın dört bir yanından devrimcilerin, dünyanın dört bir yanından sosyalistlerin, barışseverlerin ortak mücadelesini büyütmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz.”

“BU İTTİFAKIN BİRBİRİNE BAĞLANDIKLARI NOKTA PARADIR”

Baş, bu kara düzen ittifakının Macron ile Merz’i, Merz ile Trump’ı, Trump ile Erdoğan’ı birbirine nasıl bağladığının görüldüğünü belirtti. Baş, bu bağların temelinde tüm dünyadaki emekçileri yoksullaştırma politikalarını en etkili biçimde hayata geçirme çabası olduğunu ifade ederek, aralarında kesintisiz süren bir ittifak bulunduğunu, bu ittifakı paramparça etmeleri gerektiğini dile getirdi.

Bu yapının uluslararası sembollerinin Epstein belgelerinde ortaya çıktığını, Trump’ın Elon Musk ile iş birliğinin de bunu vurguladığını söyleyen Baş, “Bu iğrenç ittifakın insanlığı, insanlığın onurunu, haysiyetini ayaklar altına alma çabası karşısında bizim güç birliğimizi büyütmemiz lazım. Bunlar dünyanın farklı yerlerinde farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyorlar. Bazı yerlerde ‘din’, ‘milliyet’, ‘yerlilik’ diyorlar. Ama bildiğimiz bir tek şey var: Bunların bu ittifakın birbirlerine bağlandıkları nokta bir paradır. Bunlar bütün dünyada suç ortaklığı yapmaktadır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN NATO ÜYELİĞİ KAN BEDELİYLE GERÇEKLEŞMİŞTİR”

Türkiye’nin yaklaşık 75 yıldır NATO üyesi bir ülke olduğunu hatırlatan Baş, “Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinin kan bedeliyle gerçekleştiğini” vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Türkiye henüz NATO’ya üye olmadan, NATO kurulduktan sonra ama Türkiye henüz NATO’ya üye olmadan önce o günkü işbirlikçi iktidar, kendisini Amerika Birleşik Devletleri’ne ne kadar hizmet edebileceğini göstermekle görevli hissetti ve Türkiye’de insanların pek çoğunun haritada yerini bile gösteremeyeceği Kore’de yüzlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hayatını kaybetti. Yani biz NATO’ya, Amerika uğruna ölmeyi ve öldürmeyi göze alabileceğini ispatladıktan sonra kabul edilmiş bir ülkede yaşıyoruz.”

“SERMAYE DÜZENİNİN KUTSAL İTTİFAKI NATO ŞEMSİYESİ ETRAFINDA KURULMUŞTUR”

Baş; sistematik biçimde uygulanan baskı ve şiddetin yanı sıra NATO’nun gerici örgütlenmeleri bir yeşil kuşak ülkeler projesi etrafında Türkiye’ye pompalamasının, faşist örgütlenmeler ile kontrgerillanın doğrudan NATO karargahlarında örgütlenmesinin, bu eylemlerin tezgahlanmasının ve nihayetinde NATO’cu generallerin ağır bir şiddet uygulayarak toplumu teslim alması sürecinin düzlediği yolda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara geldiğini öne sürdü.

İktidarın zaman zaman sanki kendileri 12 Eylül’e karşıymış gibi açıklamalar yaptığını ve toplumdaki bu öfkeyi kendi iktidarları için kullanmaya çalıştıklarını savunan Baş, “Ama bizim hiç akıldan çıkarmayacağımız bir şey var: Bugün Türkiye’deki iktidar doğrudan NATO faaliyetlerinin ve onun en sivri ucu olan 12 Eylül iktidarının bir ürünü olarak bugün iktidarda oturuyor” diye konuştu.

NATO konusunun Türkiye’de düzen ve burjuva siyasetinin dokunulmaz anlamı olduğunu söyleyen Baş, hiçbir düzen aktörünün NATO’yu, NATO’culuğu, Türkiye’nin NATO’ya üyeliğini ve uluslararası suçlarını gündem edip, tartışıp başka bir pozisyon alamadığını savundu. Baş, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de kutsal ittifak, yani sermaye sınıfının kutsal ittifakı, sermaye düzeninin kutsal ittifakı NATO şemsiyesi etrafında kurulmuştur. Türkiye’deki bütün burjuva aktörler sonuna kadar NATO’cu bir perspektifle hareket etmektedirler. Üstelik Türkiye’de iktidarın en fazla kullandığı, en fazla kullandığı argümanlardan bir tanesi dış güçlerdir, dış mihraklardır. Ama her birisi farklı dış güçler, dış mihraklar tarif eden burjuva partilerinin tümünün NATO söz konusu olduğunda dut yemiş bülbüle döndüğü, ağzını açıp iki çift laf edemediği bir tabloyla karşı karşıyayız.

“TÜRKİYE EMEKÇİLERİNİN NATO ZİRVESİNDEN EN KÜÇÜK BEKLENTİLERİ YOKTUR”

Ankara’daki toplantıya ilişkin söyleyecek başka bir şey yok. Türkiye emekçilerinin Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesinden kendi lehlerine en küçük bir beklentileri yoktur. Biliyoruz ki orada ne konuşurlarsa konuşsunlar, orada esas olan emperyalistlerin, uluslararası sermayenin çıkarlarını gözeten politikalardır. Onun sonucunda dünyada yeni savaşların önünün açılması, yeni coğrafyaların kan ve gözyaşıyla, bombayla, kurşunlarla tanışması ve nihayetinde kendi egemenlik alanlarını geliştirmek için gerçekleştirecekleri bir toplantı. Baş konuğunun 21. yüzyılın Hitler’inin misyonunu üstlenen Trump olduğu bir toplantıdan emekçiler için, halklar için ne beklenebilir ki?

Dünya bir yol ayrımında, Türkiye bir yol ayrımında gibi birtakım değerlendirmeler yapıyoruz. Artık dünyamız da ülkemiz de bir karanlık tünelin içine girmiş durumdadır. Ve yapılabilecek tek şey o karanlık tüneli paramparça etmek, onu daha da dibine doğru dünyayı sürüklerken o gidişatı engellemektir. Çünkü arada bir fark var, bunun özellikle konuşulmasını, tartışılmasını önemsiyoruz. Eğer bir yol ayrımıysa bir direniş hattı oluşturmanız gerekir, elinizdekileri korumanız gerekir. Gerekir. Bugün artık dünyada da Türkiye’de de insanlık açısından pek korunacak mevzi kaldığını söyleyemeyiz. Siyasal haklarımız, sosyal haklarımız, ekonomik geleceğimiz, bunların hepsi gasp edilmiş durumda. Üzerimize düşen görev bunun karşısında kuvvetli bir karşı kutup inşa etmek, bunun karşısında bugüne kadar gasp ettiklerini geri alacak bir iradeyi ortaya koymaktır.”

Reklamı Geç