(ANKARA) – Emeklilikte Adalet Derneği (EMADDER) kademeli emeklilik taleplerini yinelemek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde eylem düzenledi. EMADDER Başkanı Mihriban Uğurlu, “Buradan açıkça söylüyorum: Bu sesi duymayanlar, bu halkı yok sayanlar sandık geldiğinde cevabını alır. Kademeyi yok sayanı, 4,5 milyon emekçi, aileleriyle 12 milyon vatandaş sandıkta hepinizi yok sayar. Kademeli emekliliği görmezden gelen bir anlayış bu ülkeyi yönetemez çünkü bizler iktidarı muhalefet, muhalefeti iktidar yapacak güçteyiz” dedi.
EMADDER, 8 Eylül 1999 sonrası sigorta başlangıcı olanların yaşadığı hak kayıplarının giderilmesi ve kademeli emeklilik taleplerini yinelemek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde eylem düzenledi. Siyasi partilerin de destek verdiği eylemde, kademeli emeklilik bekleyenler yere yatıp üzerlerine kefeni simgeleyen “beyaz bez” örterek, “mezarda emekliliği” protesto etti.
EMADDER Başkanı Mihriban Uğurlu, eylemde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Biz neden buradayız? Çünkü artık bu adaletsizlikle yaşamaya tahammülümüz kalmadı. Çünkü artık sessiz kalacak halimiz kalmadı. Çünkü artık kaçıncı randevu talebimizin yok sayıldığını biz de sayamıyoruz. Bugün Ankara’da Türkiye’nin kalbindeyiz. Siyasetin tam merkezindeyiz. Şunu bilin ki biz bu adalet sorununu ya çözeceğiz ya çözeceğiz. Sizden randevu sözü almadan buradan bir adım geri atmayacağız.”
Uğurlu: “Neden muhatap alınmıyoruz Sayın Bakan?”
Uğurlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a tepki göstererek, şöyle devam etti:
“Soruyoruz Sayın Bakan, duyurmaya çalışıyoruz; duymuyorsunuz. Anlatıyoruz, dinlemiyorsunuz. Çözüm sunuyoruz, görmezden geliyorsunuz. O zaman bugün tam kapınızın önünden soruyoruz: Biz bu ülkenin evladı değil miyiz? Bu ülkenin emeği değil miyiz? Eğer öyleysek neden muhatap alınmıyoruz Sayın Bakan, neden bu kapı bize kapalı?
Bugün buradayız çünkü susmadık çünkü boyun eğmedik. Çünkü hakkımızdan vazgeçmedik. Bugün burada alın terinin emeğin hakkın sesi olmak için toplandık. Bir kefede 8 Eylül 1999 sonrası işe başlayanlar, 10 bin gün prim ödeyen milyonlar var; diğer kefede 5 bin günde 38-43 yaşında emekli edilenler var. Ortada sadece bir tarih farkı yüzünden 17-20 yıl kaybedilen hayatlar var.
Buradan herkes duysun. Biz bu ülkenin yükü değiliz. Biz bu ülkenin yükünü taşıyanlarız ama bugün hakkı verilmeyen de biziz. 20 yıl gasbedilen de biziz. Soruyorum hepinize: Biz bu ülkenin evladı mıyız? Biz bu ülkenin yükünü çeken miyiz? O zaman neden yok sayılıyoruz. Gerçekleri haykırıyoruz: Az prim ödeyen emekli oldu, kazandı. Çok prim ödeyen cezalandırıldı. Bir gün farkla insanlar 20 yıl kaybetti. Soruyorum: Bu adalet mi, bu vicdan mı?
Bugün burada üç ismin 3 Mart 2023’te oy uğruna eksik çıkardığınız yasa ile yaşadığı sorunu bizzat gözler önüne sereceğim. Aslında bir ülkenin vicdanını anlatacağım size.
Adnan Kaya 52 yaşındaydı. 9 bin gün çalıştı. Bir ömür verdi. Kendisinden az çalışanlar emekli oldu. Bir gün karşılık beklemedi. O beklemeye mahkum oldu. Sonra işe gitti. İnşaattan düştü. Hayatını orada bıraktı. Emekliliği göremedi. Hakkını alamadı. Yıllarını verdiği emeğin karşılığını alamadan aramızdan ayrıldı.
Fatoş Yılmaz 54 yaşındaydı. 26 yıl çalıştı. Anneydi hatta anneanneydi. Emekti, sabırdı. 43 yaşında erkekler emekli olurken o beklemeye mahkumdu. Hep biraz daha gayret dedi. Hastalık geldi, kanser geldi, emeklilik gelmedi. Gözleri açık gitti, hakkı içeride kaldı.
Mehmet Demir 9 Eylül 1999 girişli. 1 gün, sadece 1 gün. Çalışmak istedi, ‘yaşlı’ dediler. Emekli olmak istedi, ‘genç’ dediler. Arada kaldı, sıkıştı. Hayatın yükünü taşıyamadı, haksızlığı sindiremedi ve gitti. Geride çocuklarını bıraktı ve yarım bir adalet bıraktı.”
İktidara çağrıda bulunan Uğurlu, “Buradan açıkça söylüyorum: Bu sesi duymayanlar, bu halkı yok sayanlar sandık geldiğinde cevabını alır. Kademeyi yok sayanı 4,5 milyon emekçi, aileleriyle 12 milyon vatandaş sandıkta hepinizi yok sayar. Kademeli emekliliği görmezden gelen bir anlayış bu ülkeyi yönetemez. Çünkü bizler iktidarı muhalefet, muhalefeti iktidar yapacak güçteyiz. Kademeli emeklilik seçime değil hemen yasaya gelmelidir” dedi.
Hayati Çetin: “Bir kanun uygulaması başka bir adaletsizliğe sebep olmamalıydı”
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Çetin de şöyle konuştu:
“EYT düzenlemesi milyonlarca kişinin yüzünü güldürdü ama bir o kadar da adaletsizliğe sebep oldu. Zaten şimdi bugün burada bulunmamızın sebebi de bu adaletsizliğin düzenlenmesi. Bir uygulama, bir kanun, bir kanun uygulaması başka bir adaletsizliğe sebep olmamalıydı. Bu düzenleme birtakım yanlışları da beraberinde getirdi. Burada bizim mücadelemiz; bu yanlışlığın düzeltilip adı üzerinde emeklilikte adaletin sağlanması.”
İpek Özkal Sayan: “Sosyal güvenlikte adalet olmazsa devlet de adalet olmaz”
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı İpek Özkal Sayan ise “Sosyal güvenlikte adalet olmazsa devlet de adalet olmaz. ‘Adalet ve Kalkınma Partisi’ dediler; başındaki adaleti kaldırdılar. Zaten içerisinde kalkınma kalmadı. Ama biz demokrasi emekçileri olarak her daim sesimizi en gür bir şekilde duyurmaya devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Can Cankesen: “İktidarın bunu görmemesi vahamet”
Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Can Cankesen de şöyle konuştu:
“Herkes bir anda zaten ‘Gelin bizi emekli edin, biz bir anda emekli olalım’ demiyor. Kademe kademe emeklilik istiyor.
O yüzden kademe haktır diye her yerde feryat ediliyor. Bugün burada Türkiye’nin her tarafından gelen arkadaşlar var. Hakikaten ben de çok etkilendim, güzel organize olmuşsunuz. Ama Sayın Bakan’ın bunu görmemesi, iktidarın bunu görmemesi, Sayın Cumhurbaşkanı’nın da burada bununla ilgili bir cümle kurmaması hakikaten bir vehamet. O yüzden biz inanıyoruz ki çok fazla sürmeyecek bu ülkede iktidar da değişecek. Değiştiği zaman herkes hakkını bir şekilde alacak. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Emeklilik kimsenin babasının malı değil, mülkü değil, kimsenin lütfu değil.”
İskender Bayhan: “Sabır taşı olsa çatlardı, sağır olsa kulakları açılırdı”
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı İskendert Bayhan da şunları kaydetti:
“Saray rejimi iyi bir Çalışma Bakanı bulmuş kendisine. Çünkü hep aynı ses tonuyla konuşuyor. Yüz binlerce işçi, emekçi iş cinayetlerine karşı çıkıyor, sendikal özgürlüklerin çiğnenmesine karşı çıkıyor, mahkemelerde adalet arıyor, meydanlarda adalet arıyor. Şimdi de Çalışma Bakanlığı’nda adalet arıyor ama bir türlü duymuyor. İki kulak deliği arasında bir problem var duyma konusunda. Ama bilesiniz bakınız bu boşuna değil, sabır taşı olsa çatlardı, sağır olsa kulakları açılırdı. Burada başka bir problemimiz var. Çünkü bunlar serveti, hazineyi, birikimi, bu ülkenin zenginliklerini sadece saray rejimi, saray oligarşisi için ve büyük patronlar için, büyük sermayedarlar ve yabancı sermayedarlar için kullanıyorlar. Faize gelince, ranta gelince, kara gelince, teşvike gelince konuşuyorlar. Onun için daha çok bağırmamız lazım. Daha güçlü olmamız lazım.”
Cenkçi: “Ne hukukla ne de vicdanla açıklanabilir”
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Akif Cenkçi de “Kademeli emeklilik doğrudan bir adalet meselesidir. Aynı işi yapan aynı primi ödeyen insanlar arasında sadece bir gün farkla 17-20 yıl daha fazla çalışmayı dayatmak ne hukukla ne de vicdanla açıklanabilir” dedi
Altıntaş: “Bu haksızlığı ortadan kaldıracak her çeşit faaliyeti yürekten destekliyoruz”
Demokrat Parti Sözcüsü Haydar Altıntaş da “Hak arayışınızda ve haklı davanızda her zaman, hiç kesintisiz, hiç şart ortaya koymadan Demokrat Parti olarak bu gayreti ve emeği ve bu haksızlığı ortadan kaldıracak her çeşit faaliyeti yürekten destekliyoruz” şeklinde konuştu.
Şahin: “Kademenin bir hak olduğunu tüm Türkiye’ye duyuracağız”
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin de “Sizin talebiniz haktır. Bu hak gerçekleşinceye kadar inşallah sonuna kadar, yanınızda olacağız ve kademenin bir hak olduğunu tüm Türkiye’ye duyuracağız” ifadelerini kullandı.
Kaya: “Adil bir emeklilikte kademeli sistemi vaat ediyoruz”
Yeni Yol Grup Başkanvekili Bülent Kaya da şunları kaydetti:
“Sadece emekli olmayı istemeniz yetmiyor. Emekli olduktan sonra insanca bir yaşam sürebilecek koşulları da hep beraber oluşturmamız lazım. Yoksa siz emekli olup çalışmak mecburiyetinde kalan binlerce insandan biri olacaksınız. O açıdan biz buradan hem emekliliği hak etmiş olanlardan emeklilikte adaletle ilgili sistemi kurmayı ve adil bir emeklilikte kademeli sistemi vaat ediyoruz hem de emekli olacak insanlarımıza çalışmak mecburiyetinde kalmayacakları adil bir ücretlendirme sistemini vaat ediyoruz.”
Barış Övgün: “Şu anda bir oy deposu olarak görülmediğiniz için reva görülmüyor”
CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Politika Kurulu Başkanı Barış Övgün de şöyle konuştu:
“Maalesef Türkiye özellikle 1,5-2 yıldır yoğun bir hak, hukuk ve adalet çöplüğüne dönmüş durumda. Hak, hukuk ve adalet kavramı yere atılmış, üzerine çiğneniyor ve üzerinde tepiniliyor. Biz bunun üzerine yüzlerce miting düzenledik. Her hafta bir ildeyiz, bir ilçedeyiz, konuşuyoruz. Konuştuğumuz şey hak, hukuk ve adalet kavramının her platformda herkes için dile getirilmesi, hakkı, hukuku, adaleti çiğnenen herkesin bu kavramlara kavuşması. Bugün sizler de burada aslında bir emeklilik mücadelesinden ziyade bir oy deposu olarak görünmesinin ötesinde bir hak, hukuk ve adalet mücadelesi veriyorsunuz.
İçinde bulunduğumuz süreç bugün doğmadı. 1999 ve 2008 yıllarından itibaren yapılan yanlış yasal düzenlemelerden dolayı oldu. Aynı primi ödediniz, hatta fazlasını ödediniz, daha fazla çalıştınız ama sadece 1 gün nedeniyle 17-20 yıl gibi geriye bırakılan bir emeklilik hakkına sahip kılındınız. Maalesef bu size şu anda bir oy deposu olarak görülmediğiniz için reva görülmüyor. Ne zaman görülecek? Aynı EYT’de olduğu gibi belki bir gün kapınız çalınacak. Siyasi parti sallandığını ve iktidardan düştüğünü hissettiği an sizin kapınızı çalacak. Ama siz hak, hukuk ve adalet mücadelenizde şunu söylediniz: ‘Ben oy deposu değilim. Bu mücadeleyi hak, hukuk ve adalet için veriyoruz.’ O yüzden biz de bugün Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradayız. 100’e aşkın mitingimizde sizin sorunlarınızı dile getirdik. Bundan sonra da dile getirmeye devam edeceğiz.
Siz eğer bir oy deposu olarak görünürseniz o zaman başka alandaki sorunlar da çığ gibi artarak devam eder. Bugün sizin kapınızı çalmayanlar, yarın sizin kapınızı çaldıklarında asıl olarak hak ettiğiniz şeyi size vermezler. Ve maalesef de vermeyecekler. Hakkınızı alabilmek için bir şeye ihtiyacınız var: Sandık. Sandığın gelmesi gerekiyor. Artık çok gerçekçi olmamız lazım. Bir omuz darbesiyle sarsılacak bir iktidarla karşı karşıyayız. Seçim olmak zorunda. Seçimle beraber bu iktidarın değişmesi zorunda. Bu hükümet sisteminin değişmesi zorunda.”
Melih Güner: “Biz buradan hakkımızı arıyoruz”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Başdanışmanı Melih Güner “Biz buradan hakkımızı arıyoruz. Bizim olanı istiyoruz zaten. Eninde sonunda verecekler. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın ve tüm teşkilatlarımızın, milletvekillerimizin sizlere selamlarını iletiyoruz. Bugün burada olduğu gibi her zaman her yerde ömrümüz yettiğince, gücümüz yettiğince yanınızda olacağımızı da buradan sizlere bildirmek istiyoruz” dedi.
Muzaffer Esen: “Nerede bir mağdur varsa hepimiz orada olmalıyız”
Bağımsız Emekliler Sendikası Genel Başkanvekili Muzaffer Esen de “Evet biz emekli olduk ama hepimizin sorunları aynı. Sizlerin de emekli olması için bizler buradayız. Nerede bir mağdur varsa hepimiz orada olmalıyız. Birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalıyız. Eğer birlik ve beraberlik olmazsa, halk dayanışma içinde olmazsa bizler daha çok bu alanlarda olacağız. Onun için bütün herkesin emeklilikte yaşa takılmış, takılmamış çalışan her kim varsa birbirine destek olmalıdır düşüncesiyle buradayız” ifadelerini kullandı.

