(TBMM) – EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Gaziantep ve Şanlıurfa’da süper hücre felaketinin tarım alanlarında büyük yıkıma yol açtığını belirterek, bölgenin afet bölgesi ilan edilmesini, çiftçi borçlarının silinmesini ve zararların eksiksiz karşılanmasını istedi.
Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Gaziantep ve Şanlıurfa’yı olumsuz etkileyen “süper hücre” fırtınasına ilişkin değerlendimelerde bulundu. Karaca, konuşmasında şunları kaydetti:
“Antep ve Urfa’da süper hücre felaketinin sonuçları bu hafta bütün boyutlarıyla, bütün ağırlığıyla ortaya çıktı. Fıstık bahçelerinden ekili alanlara, zeytinliklere, seralara kadar çok geniş bir tarım havzasında çok ciddi bir yıkımla karşı karşıyayız Antep’te ve Urfa’da. Birçok köylü bu yıl ürün alamayacak hale geldi ama her afetten sonra olduğu gibi bu afetten sonra da yine sorumlular, iktidar temsilcileri aynı cümleleri kuruyor. Diyorlar ki ‘çiftçimizin yanındayız, gereken yapılacak’. Ne yapılacak buna ilişkin herhangi bir somut veri, somut açıklama yok. Gerçek bir program ortaya konmuyor. Bu bölgenin afet bölgesi ilan edilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk. Çünkü bizim yaşadığımız öyle sıradan bir doğa olayı değil. Üretimi, geçimi, bölgenin, hatta memleketin tarımsal geleceğini tehdit eden büyük bir yıkımla karşı karşıyayız. Holdinglerin vergi borçlarını bir gecede silebiliyorsunuz. Sermayeyi yeni teşvik paketleri açıklayabiliyorsunuz. Bunun için her gün yeni kanun teklifleri önümüze getirebiliyorsunuz. Peki üretici köylünün yaşadığı mağduriyet neden görmezden geliniyor? Bunu kabul etmiyoruz.
“2090 SAYILI YASA ÇİFTÇİYİ KORUMUYOR”
Mevcut haliyle bir yasamız var. 2090 sayılı kanun. Bu kanun aslında çiftçiye yardım etmek, yaşanan sorunları ortadan kaldırmak için değil adeta yardım etmemek için işletilen bir yasaya dönüşmüş durumda. Çünkü bu yasa yardım yapılabilmesi için çiftçinin toplam varlığının en az yüzde 40 zarar görmesi şartını ortaya koyuyor. Yani bu ne demek biliyor musunuz; çiftçinin sadece ürününün zarar görmesi yetmiyor. Hayvanı, ekipmanı, tesisi de topluca zarar görecek ki ancak ondan sonra destek alabilsin. Şimdi bakın bu yaklaşım, bu yasa, üretici falan korumuyor. Bu üreticiyi açık bir biçimde kaderine terk ediyor. Biz diyoruz ki 2090 sayılı yasa üretici köylüler lehine değiştirilmek zorunda. Çiftçinin toplam mal varlığının yüzde 40’ının zarar görmesi şartı ortadan kaldırılmak zorunda. Ürün kaybı yaşayan bütün üreticiler doğrudan destek kapsamına bir an önce alınmalı.
“TARSİM GERÇEK ZARARI KARŞILAMIYOR”
Her afet sonrasında kalkıp açıklamalar yapıyorlar. Diyorlar ki; ‘zararlar TARSİM kapsamında karşılanacak’. Ama gerçekte durumun böyle olmadığını geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız don felaketinden de gayet iyi biliyoruz. Bu sene de aynı gerçekle karşı karşıyayız. Bugün binlerce çiftçi yüksek maliyetleri nedeniyle tarım sigortası yaptıramıyor. Sigorta yaptıramayan köylü tamamen kaderine terk ediliyor. Sigorta yaptıran üretici ise gerçek zararını asla karşılayamıyor bu sigorta kapsamında. Primler yüksek verim kapsamıyla toplanıyor ama zarar ödemeleri en düşük verim hesabıyla yapılıyor. Zarar tespitleri objektif yapılmadığı çok açık. Gerçek kayıplar görmezden gelinmek isteniyor. Zarar tespitlerinin bağımsız, şeffaf, gerçek kayıp üzerinden yapılmasını buradan köylüler adına talep ediyoruz. Başta fıstık bahçeleri olmak üzere zarar gören tüm tarım alanlarında üreticilerin kaybı hızlı bir biçimde ve eksiksiz karşılanmak durumunda ve destekler yalnızca TARSİM yaptırabilenlerle sınırlı tutulamaz.
“ÇİFTÇİNİN BORÇLARI SİLİNMELİ”
Borç batağında olan, zaten kredi borcu batağında olan köylünün ihtiyacı yeni kredi paketleri filan değil. ‘Kredi verelim’ demek çözüm falan değil. Bugün üretici köylü zaten borç yükü altında. Tarım Kredi Kooperatiflerine ve Ziraat Bankası’na olan borçların ertelenmesini değil bu yıl borç taksitlerinin faizleriyle birlikte derhal silinmesi gerekiyor. Buna muktedir bu hazine. Sermayeye alabildiğine cepleri açan bu hükümet üretici köylünün de borç taksitlerinin faizleriyle birlikte silinmesini gündemine alabilir. Yeni icra ve tahsilat işlemlerinin de derhal durdurulması gerekiyor. Üreticinin yeniden üretime başlaması da çok önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor. Bunun için de ücretsiz ilaç, gübre ve tarımsal girdi desteğinin bir an önce sağlanmasını talep ediyor üretici köylüler. Bu sadece üretim için değil, yaşamını sürdürebilmesi için de çiftçiye doğrudan nakdi yardım yapılmasını gerekli kılıyor. Meselenin yalnızca ürün kaybı olmadığını, köylünün yaşamının, geçiminin, bu ülkenin, geleceğinin tehdit altında olduğunu bir kere daha ifade ediyorum.”

