Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

EMEP Genel Başkanı Aslan: “Orta Vadeli Program’ın esas hedefi işçilerin ücretlerini düşürmek”

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “Orta Vadeli Program’ın esas hedefi işçilerin, emekçilerin ücretlerini düşürmek. İşçilerin, emekçilerin alın terini sermayeye daha ileri düzeyden peşkeş çekmek. İşte bu konuda bir istikrar var” dedi.

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, "Orta Vadeli Program'ın esas hedefi

(İSTANBUL) – EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “Orta Vadeli Program’ın esas hedefi işçilerin, emekçilerin ücretlerini düşürmek. İşçilerin, emekçilerin alın terini sermayeye daha ileri düzeyden peşkeş çekmek. İşte bu konuda bir istikrar var” dedi.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, İstanbul Bakırköy’de bulunan Genel Başkanlık İrtibat Bürosu’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu bir basın toplantısı düzenledi.

2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program’ın (OVP) çalışanlar için daha acı bir reçete anlamına geldiğini belirten Aslan, şunları söyledi:

“Orta Vadeli Program’ın esas hedefi işçilerin, emekçilerin ücretlerini düşürmek. İşçilerin, emekçilerin alın terini sermayeye daha ileri düzeyden peşkeş çekmek. İşte bu konuda bir istikrar var. İşçilerin ücretleri düşürüldü, emeklilerin aylıkları eritildi. Üretici köylülerin ürünlerinin tarlada kalmasında, yok fiyatına tüccara satılmasında istikrar var.

Sermayeden yüzde 12,5 vergi almaya devam edecekler. Patronlara teşvikler verilecek, ucuz kredi verilecek, kamu arazileri tahsis edilecek, SGK prim ödemelerine af getirilecek. Buna karşın kârları yüzde 12,5 ile vergilendirilecek. Söz konusu işçi ücretleri olduğunda en düşük dilim yüzde 15. Pek çok işçi eylül ayından itibaren yüzde 20-27 oranında vergi dilimine giriyor.

Savaş sanayine yapılan harcama yüzde 229 artacak. Bu çok büyük bir rakam. Benzer şekilde lojistik ve sanayi altyapısına da büyük kaynak aktarılacak.”

“64 MİLYAR LİRA NEREYE GİTTİ?”

OVP’deki hedefler doğrultusunda özelleştirmelere de hız verileceğini ileri süren Aslan, birkaç aydır gündeme getirilen işletmesi Karayolları Genel Müdürlüğüne ait köprü ve otoyolların özelleştirilmesi planına ilişkin de şöyle devam etti:

“İktidar bir taraftan OVP ile işçi ve emekçileri yoksullaştırırken diğer taraftan halkın birikimlerini özelleştirmeler yoluyla sermayeye peşkeş çekiyor. AKP iktidarı döneminde yaklaşık 64 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Elde kalanları da haraç mezat satmanın peşindeler. Bu 64 milyar dolar nereye gitti? ‘Özelleştirmeyeceğiz, işletmesini devredeceğiz’ diyorlar. 30 yıllığına işletmeyi devretmek, bu süre boyunca geçiş ücretlerini şirketin belirlemesi, paranın da onların kasasına dolması demek. Bu şirketlere geçiş garantisi de verilecek. Araç geçmese de garanti edilen sayı üzerinden şirketlere kamu bütçesinden ödeme yapılacak, halkın ödediği vergilerden. Tam bir Deli Dumrul anlayışı…

Tüm ücretler yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı. Vergide adalet sağlanmalı; az kazanandan az, çok kazanandan çok alınmalı. Büyük şirketlerden, tekellerden ayrıca servet vergisi alınmalı. Ekmek, su, sebze ve meyve başta olmak üzere gıda ve temel tüketim malları üzerindeki bütün dolaylı vergiler kaldırılmalı. Kamu kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesine son verilmelidir. Eğitim, sağlık, barınma ve sosyal güvenliğe daha fazla kaynak aktarılmalıdır. Sendikal hak ve örgütlenmelerin önündeki bütün engeller kaldırılmalı; grev ve toplu sözleşme hakkı güvence altına alınmalı, grev yasaklarına son verilmelidir. Özelleştirmeler durdurulmalı; enerji, sağlık ve eğitim hizmetleri bütünüyle kamu eliyle, halka ücretsiz olarak sunulmalıdır.

ÖRGÜTLENME ÇAĞRISI YAPTI

2026 için belirlenen asgari ücret daha ele geçmeden açlık sınırının altında kalmıştı. 2027 asgari ücretinin de açlık sınırının altında kalmaması için her alanda mücadeleyi örgütlememiz lazım. İşçi arkadaşlarımıza sesleniyoruz. ‘Bu işin sonu nereye varacak?’ diye bekleyerek haklarımızı elde edemeyiz. Bugünden fabrikalarda, iş yerlerinde, üretim alanlarında insanca çalışma ve yaşama koşulları için, asgari ücretin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması için iş yerlerinde komiteler kurarak, fabrikalarımızdaki tüm işçi arkadaşlarımızla bu süreci tartışacak platformlar kurarak, komşu fabrikalardaki işçilerle ilişkiye geçerek ortak mücadele hattını örgütlememiz gerekiyor.”

EĞİTİM MASRAFLARI…

Gelecek hafta yeni eğitim ve öğretim yılının başlayacağını hatırlatan Aslan, eğitim alanında yaşanan sorunlara da dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Milyonlarca öğrenci, aileleri ve öğretmenler kaygılı. Çünkü eğitim başlangıç masrafları asgari ücretin yarısını buluyor. İlkokulda başlangıç masrafı 6 bin 700 ile 9 bin 600 lira arasında. Ortaokulda bu rakam 8 bin 800 ile 12 bin 700 lira arasında. Lisede 10 bin lira ile 14 bin 700 lira arası. Kitap, defter, çanta, üniforma gibi harcamalar bunlar. Beslenme, servis, internet ve benzeri dahil değil. En kısa mesafe servis ücreti 4 bin 500 TL. Kantinlerde bir kaşarlı tost 100 lira, su 15 lira, ayran 30 lira. Bir aylık en düşük beslenme masrafı 3 bin lira. Üç çocuktan biri okula aç gidiyor. Her çocuğa bir öğün ücretsiz yemek talebimiz için mücadelemiz sürecek. Bu tablo karşısında ‘Haydi çocuklar okula’ demek mümkün değil. Bu iktidarın ‘Haydi çocuklar sanayiye’ politikasının parçasıdır. MESEM’ler, ÇEDES’ler işçi çocuklarının ucuz işgücü olarak hayata dahil olması anlamına geliyor. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ‘Bütçeden aslan payını eğitime ayırıyoruz’ diyor. Ancak okullar ısınmıyor, temizlik malzemeleri ve görevlileri yok, bakım yok, onarım yok.

“TARİKATLERE VE CEMAATLERE AİT EĞİTİM KURUMLARI VE YURTLAR KAMULAŞTIRILMALI”

Veliler yolunacak kaz muamelesi görüyor. Eğitim adı altında yapılan bütün harcamaların kamu tarafından karşılanması gerekir. Okullardaki öğretmen açığı kapatılmalı. Ücretli ve sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmalıdır. Özel öğretim kurumlarındaki öğretmenler için de taban ücret belirlenmelidir. Üniversitelerin de sorunları büyük. YÖK kaldırılmalı, kayyum rektörler geri çekilmeli, eğitim kurumları ve yurtların yönetimlerinde öğrenciler ve çalışanlar da söz sahibi olmalıdır. Demokratik, özerk üniversiteler için mücadele etmek durumundayız. Özel kişi ve kurumlara, tarikat ve cemaatlere ait eğitim kurumları ve yurtlar kamulaştırılmalıdır. Her kademede bilimsel, laik, demokratik, ana dilinde kamusal eğitim bu devletin görevidir.”

“DİLOVASI YANGININA İLİŞKİN GÖRÜLEN DAVANIN DURUŞMALARI GEBZE’YE ALINSIN”

Komedyen Deniz Göktaş’ın tutukluluğuna da değinen Aslan, 28 Eylül’de görülecek duruşmaya katılım çağrısı yaparak, “Deniz Göktaş’ın bir gün değil, bir saniye bile cezaevinde kalmaması gerekir” dedi. Aslan Dilovası katliamı davasının da bugün görüldüğüne dikkati çekerek, “Duruşmalar derhal Gebze’ye alınsın; Dilovası Belediye Başkanı, Dilovası Kaymakamı, Kocaeli Valisi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi dahil olmak üzere yargılama sürecine dahil edilsin. Bu yapılmadan Dilovası’nda gerçek adalet sağlanamaz” diye konuştu.

Ağustos’ta 22 kadının öldürüldüğünü, 6 kadının ölümünün ise şüpheli olduğunu ifade eden Aslan, “Kadınların can güvenliği yok. İktidarın politikaları kadın cinayetlerinin yolunu açıyor. Kadınlar katledilirken göz yumanlar, gerekli tedbirleri almayanlar da bu cinayetlerden sorumludur” diyerek bir gün siyasi sorumluların da hesap vereceğini söyledi.

ÜSKÜDAR BELEDİYE BAŞKAN VEKİLLİĞİ SEÇİMİ

Üsküdar Belediyesi’ne dönük operasyon sonrası bugün yapılan Başkan Vekili seçimlerini de değinen Aslan, “Halkın seçtiği belediye başkanları, meclis üyeleri, yöneticiler ancak halk tarafından görevden alınabilmelidir. Eğer iktidar demokratik bir işleyiş istiyorsa Üsküdar halkının iradesine başvurmalıdır” dedi.

Selçuk Mızraklı’nın tahliyesinin de sevindirici bir gelişme olduğunu dile getiren Seyit Aslan, “Selahattin Demirtaş’tan Figen Yüksekdağ’a ve Gezi tutsaklarına kadar bütün siyasi tutsaklar salıverilmesi gerekir. Hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.