Haber: Beril KALELİ/Kamera: Gencer KETEN
(İSTANBUL) Açlık sınırının dahi altında kalan emekli aylıklarıyla geçinemediklerini belirten emekliler “Yaşarken ölmek istemiyoruz” diyerek bir kez daha ses Kadıköy’den ses yükseltti. Dev Emekli-Sen’in çağrısıyla gerçekleşen eylemde yapılan açıklamada en düşük emekli maaşının insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılması talep edildi. “Büyük müjdelerle açıklanan 4 bin TL’lik ikramiye ile bir kurbanlık almak bir yana, pazar masrafını karşılamak veya torunlarımıza bayram sabahı gönül rahatlığıyla bir harçlık vermek dahi imkansızdır” diyen emekliler bayram ikramiyesinin de an az bir asgari ücret tutarına getirilmesini istedi.
Emekliler, en düşük emekli aylığının insanca yaşanır bir seviyeye çıkartılması, bayram ikramiyelerinin an az bir asgari ücret tutarına getirilmesi, sağlıkta uygulanan tüm katkı paylarının kaldırılması ve yaşlılık dönemindeki emeklilere randevu ve rapor süreçlerinde öncelikli, şartsız, kamusal ve tamamen ücretsiz sağlık hizmeti sağlanması ve sendikal örgütlenme haklarına ilişkin taleplerle Kadıköy İskele Meydanı’nda eylem gerçekleştirdi. DİSK’e bağlı Dev Emekli-Sen’in çağrısıyla gerçekleşen eyleme Tüm Emeklilerin Sendikası üyeleri de katıldı.
“HÜKÜMET İSTİFA” SLOGANI ATILDI
“Emeklinin sabrı tükendi”, “Hükümet istifa”, “Direne direne kazanacağız” sloganlarının atıldığı eylemde yapılan basın açıklamasında, “Bu ülkenin her bir karış toprağında alın teri olan, fabrikalarından okullarına, tarlalarından hastanelerine kadar her alanda yıllarca değer üreten biz emekliler, iktidar tarafından devletin sırtında bir yük olarak görülmenin derin kırgınlığı ve öfkesi içerisindeyiz…Türkiye’de emeklilik yılları artık huzur içinde geçirilecek bir dinlenme dönemi olmaktan çıkmış, acımasız bir hayatta kalma savaşına dönüşmüştür. İktidar, uyguladığı ekonomi politikalarıyla bizleri yoksulluğa mahkum etmekle yetinmemiş; aynı zamanda yaşam alanlarımıza, sağlığımıza ve soframıza kadar doğrudan müdahale eden otoriter bir sefalet rejimi inşa etmiştir… Bugün açlık sınırının 30 bin TL’yi aştığı, yoksulluk sınırının ise 115 bin TL’ye dayandığı ortadadır. Böylesi bir yıkım ortamında, milyonlarca emekli 20 bin TL bandındaki komik rakamlarla koca bir ayı geçirmeye zorlanmaktadır… Avrupa’daki emekliler dünyayı gezerken, bizim tatil rotamızın sınırları maalesef iktidar tarafından çiziliyor; mutfak ile oturma odası arasındaki o dar koridor. İktidar, bizleri içine sürüklediği bu derin yoksulluktan zerre kadar mahcubiyet hissetmiyor. Bir kez daha haykırıyoruz: Evlerimize hapsedilmeyeceğiz; gasp edilen haklarımızı alana dek alanlardayız, sokaklardayız, omuz omuzayız” ifadelerine yer verildi.
“SİMİT DİYE DİYE HÜKÜMET OLDULAR…”
Açıklamanın ardından elindeki simit parçasını gösteren bir emekli, “Simit diyordu; simitle hükümet oldu. Halkımı simide muhtaç ediyorlar diyordu. Şimdi bu simidin yarısını alamıyoruz. Yeter diyoruz. İnsanca yaşamak istiyoruz biz de.” dedi.
Dev Emekli-Sen MYK üyesi Hikmet Yıldız da eylemde yaptığı konuşmada 11-17 Mayıs tarihlerini kapsayan haftanın Sosyal Güvenlik Haftası olarak kutlandığına dikkat çekerek, “Dünyada, sosyal güvensizlik listesinde Türkiye maalesef 4’üncü sırada. Yani sosyal güvenlik açısından Türkiye, en güvensiz ülkelerden birisi” dedi. Yıldız şöyle devam etti:
“Bir iktidar emeklisine açlık sınırının altında emekli maaşı veriyorsa o iktidar istifa etmelidir. Bir iktidar işçisine açlık sınırının altında asgari üreti layık görüyorsa utanmalı ve istifa etmelidir. Bir iktidar emeklisine bayramda kurban alacak bir maaşı layık görmüyorsa utanmalı ve derhal istifa etmelidir. İktidar ülkeyi yönettiğini iddia etmektedir, oysa iktidar bizleri sadece ve sadece idare etmektedir. O nedenle, bu iktidarın bu halka, emekliye, emekçiye vereceği bir şey kalmamıştır. Biz bütün alanlarda bu iktidarın ve bu düzenin değişmesi için haykırmaya devam ediyoruz”
Basın açıklamasının tamamı şöyle:
“Bugün burada, hakkımızı aramanın yanı sıra, büyük bir onur mücadelesi vermek amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Bu ülkenin her bir karış toprağında alın teri olan, fabrikalarından okullarına, tarlalarından hastanelerine kadar her alanda yıllarca değer üreten biz emekliler, iktidar tarafından devletin sırtında bir yük olarak görülmenin derin kırgınlığı ve öfkesi içerisindeyiz.
Türkiye’de emeklilik yılları artık huzur içinde geçirilecek bir dinlenme dönemi olmaktan çıkmış, acımasız bir hayatta kalma savaşına dönüşmüştür. İktidar, uyguladığı ekonomi politikalarıyla bizleri yoksulluğa mahkum etmekle yetinmemiş; aynı zamanda yaşam alanlarımıza, sağlığımıza ve soframıza kadar doğrudan müdahale eden otoriter bir sefalet rejimi inşa etmiştir.
İlerleyen yaşımız gereği en temel ve acil ihtiyacımız olan sağlık hizmetlerine erişim, bugün bizler açısından ulaşılamaz bir lüks haline getirilmiştir. Randevu Sistemi üzerinden bir doktora ulaşmak, adeta milli piyangodan büyük ikramiye çıkmasıyla eşdeğer bir ihtimaldir. Göz, kardiyoloji, nöroloji veya ortopedi gibi hayati ve yaşlılıkta sıkça başvurulan branşlarda aylar sonrasına gün verilmekte; bizlerin o süreyi bekleyecek dermanı, zamanı veya ömrü olup olmadığı kesinlikle önemsenmemektedir.
“DAYATILAN SİSTEM TAM BİR SAĞLIK ÇÖKÜŞÜDÜR”
Yaşlı nüfusun ve emeklilerin sağlık hizmetlerine zamanında erişimde yaşadığı gecikme oranı son iki yılda yüzde kırkın üzerinde artış göstermiştir. Kamu hastanelerindeki yığılmalar, parası olmayanı evinde çaresizliğe terk eden bir anlayışın sonucudur. Eczaneye gittiğimizde karşımıza çıkan muayene ücreti, ilaç katılım payı ve bitmek bilmeyen fiyat farkları, zaten enflasyon karşısında kuşa dönmüş olan maaşlarımızın daha elimize geçmeden erimesine yol açmaktadır. Bize dayatılan bu sistem, hastaları enkaz altında bırakan tam bir sağlık çöküşüdür.
İktidar, emeklinin nasıl yaşayacağına, ne yiyip ne içeceğine dair her türlü detayı baskı altına almış durumdadır. Bugün açlık sınırının 30 bin TL’yi aştığı, yoksulluk sınırının ise 115 bin TL’ye dayandığı ortadadır. Böylesi bir yıkım ortamında, milyonlarca emekli 20 bin TL bandındaki komik rakamlarla koca bir ayı geçirmeye zorlanmaktadır.
“ETİ, KASABIN ÖNÜNDEN GEÇERKEN SADECE SEYREDİYORUZ”
Eskiden soframızın bereketi olan, kilo ile aldığımız eti, peyniri artık kasabın ve şarküterinin önünden geçerken sadece uzaktan seyrediyoruz. İktidar, bizim haftada kaç miligram protein tüketeceğimize, hangi marketin hangi indirimli saatinde ucuz ekmek veya yağ kuyruğuna gireceğimize doğrudan karar veriyor.
Avrupa’daki emekliler dünyayı gezerken, bizim tatil rotamızın sınırları maalesef iktidar tarafından çiziliyor; mutfak ile oturma odası arasındaki o dar koridor. İktidar, yazın evin hangi odasında serinleyeceğimize, bayramı hangi odada geçireceğimize karar veriyor; bizleri içine sürüklediği bu derin yoksulluktan zerre kadar mahcubiyet hissetmiyor.
Yıllardır Devrimci Emekliler Sendikası olarak meydanlarda mücadelesini verdiğimiz bayram ikramiyeleri, yüksek ve kontrol edilemeyen enflasyon karşısında adeta buharlaşıp yok oldu. Bugün büyük müjdelerle açıklanan 4 bin TL’lik ikramiye ile bir kurbanlık almak bir yana, pazar masrafını karşılamak veya torunlarımıza bayram sabahı gönül rahatlığıyla bir harçlık vermek dahi imkansızdır. Bu rakam, gerçek anlamda bir ikramiye olma özelliğini tamamen yitirmiş, iktidarın emekliye biçtiği değeri yansıtan bir ‘sus payı’ ve ‘harçlık’ seviyesine inmiştir.
İktidarın yarattığı adaletsizlikler silsilesinin en ağırlarından biri de memur emeklilerine vurulan seyyanen zam darbesidir. Bilindiği üzere, aktif çalışan memurlara verilen seyyanen zam, akıl almaz bir çifte standartla emekli memurların aylıklarına yansıtılmamıştır. Yıllarca aynı devlet dairelerinde omuz omuza çalıştıkları, aynı kurumlara emek verdikleri meslektaşları ile emekliler arasına büyük bir gelir uçurumu sokulmuştur. İktidar, memurun emekli olmasını adeta bir cezalandırma aracına çevirmiştir.
Tüm bunlar karşısında biz emekliler kimseden lütuf veya sadaka beklemiyoruz. Yıllarca döktüğümüz alın terinin karşılığını, onurumuzla yaşayacağımız adil bir geliri talep ediyoruz. İktidarın bizi sığdırmaya çalıştığı o dar odalardan, o gramlık ve miligramlık utanç hesaplarından çıkmaya sonuna kadar kararlıyız.
“TALEPLER…”
Taleplerimiz açıktır:
En düşük emekli aylığı, insanca yaşanacak, insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılmalıdır. Sağlıkta uygulanan tüm katkı payları derhal kaldırılmalı, yaşlılık dönemindeki emeklilere randevu ve rapor süreçlerinde öncelikli, şartsız, kamusal ve tamamen ücretsiz sağlık hizmeti sağlanmalıdır. Bayram ikramiyeleri, asıl amacına uygun hale getirilmeli; en az bir asgari ücret tutarında güncellenerek ödenmelidir. Sendikal örgütlenme hakkımız üzerindeki tüm yasal ve fiili baskılara son verilmeli, DİSK Dev Emekli-Sen toplu sözleşme masasının doğrudan, meşru tarafı olarak kabul edilmelidir.”

