Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Eğitim Sen İzmir Şubeleri’nden Turgutlu’daki silahlı saldırıya ilişkin açıklama

Eğitim Sen İzmir Şubeleri, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında öğrencilerin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, okullarda güvenliğin sağlanması için psikolojik danışmanlık, rehberlik ve sosyal hizmet çalışmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.

Eğitim Sen İzmir Şubeleri, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki

(İZMİR) – Eğitim Sen İzmir Şubeleri, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında öğrencilerin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, okullarda güvenliğin sağlanması için psikolojik danışmanlık, rehberlik ve sosyal hizmet çalışmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.

Eğitim Sen İzmir Şubeleri, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen ve öğrencilerin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan açıklamada, okullarda öğrenci ve eğitim çalışanlarının güvenliğine yönelik önlemlerin artırılması istendi.

Basın açıklamasını Eğitim Sen İzmir 5 No’lu Şube Başkanı Savaş Candemir okudu. Candemir, saldırıda 11 öğrencinin yaralandığını belirterek, okullarda yaşanan şiddet olaylarının yalnızca münferit güvenlik sorunları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

“GÜVENLİ OKUL, GÜVENLİ GELECEK” ÇAĞRISI

“Okullarda yaşananlar; eğitim sistemimizin içine sürüklendiği yapısal krizin, derinleşen toplumsal şiddet ikliminin ve öğrencilerin can güvenliğini yok sayan ihmaller zincirinin doğrudan bir sonucudur” diyen Candemir şu ifadeleri kullandı:

“Millî Eğitim Bakanlığı, bütün enerjisini ve mesaisini ‘önlük’ gibi şekilci dayatmalarla, öğretmenlerin giyim kuşamıyla veya mevzuatın etrafından dolanan yüzeysel düzenlemelerle harcamaktan derhal vazgeçmelidir. Okullarda ve okul çevrelerinde öğrenciler saldırıların hedefi olurken, eğitim emekçileri her gün şiddet riskiyle yüz yüze çalışırken, Bakanlığın eğitimin asıl ve hayati sorunu olan ‘güvenli okul, güvenli gelecek’ talebini görmezden gelmesi ve kamuoyunu tamamen şekilci meselelerle meşgul etmesi kabul edilemez. Okullarda öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkını ve güvenliğini tehdit eden sorunları ve giderek derinleşen şiddet iklimini halı altına süren bu anlayış, MEB’in eğitimin gerçek ihtiyaçlarından ve sahadaki yakıcı gerçeklerden ne kadar kopuk olduğunu açıkça göstermektedir.

PDR VE SOSYAL HİZMET VURGUSU

Okulları aşırı güvenlikçi denetim alanlarına dönüştüren, eğitim kurumlarının toplumsal ve demokratik dokusunu zedeleyen ve öğrencileri potansiyel birer ‘suç öznesi’ olarak gören yaklaşımlar çözümsüzlüğü daha da derinleştirmektedir. Bu doğrultuda kalıcı çözüm, okulları sadece güvenlikçi bir anlayışa teslim etmekte değil; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) hizmetleri ile Sosyal Hizmet uzmanlarını eğitim sürecinin tam merkezine koymakta yatmaktadır. Okullarda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanlarının görevlendirilmesi sıradan kontenjan hesaplarına ya da masa başında belirlenen sayılara göre değil; her okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik koşulları, öğrencilerin ihtiyaçları ve somut riskler dikkate alınarak planlanmalıdır. MEB, eğitim ortamlarında yaşanan sorunlara şekilci ve polisiye yöntemlerle yaklaşmaktan vazgeçmeli; önleyici, koruyucu, pedagojik ve sosyal destek mekanizmalarını güçlendirmelidir.

Eğitim sisteminin uzun süredir devam eden temel sorunlarından biri olan kalabalık sınıf mevcutları derhal azaltılmalı, öğrenciler ve eğitim emekçileri açısından daha sağlıklı ve güvenli eğitim ortamları oluşturulmalıdır. Müfredat ise sadece sınava odaklı eleme ve yarıştırma mantığından çıkarılarak; öfke kontrolü, akran zorbalığıyla mücadele, kültür, sanat ve sporla desteklenen güçlü bir pedagojik yapıya kavuşturulmalıdır. Okulların güvenliği polisiye yöntemlerle sağlanmaya çalışılmamalı; bunun yerine öğrencilerin sosyal, duygusal ve pedagojik ihtiyaçlarına yanıt verecek yeterli sayıda psikolojik danışman, rehber öğretmen ve sosyal hizmet uzmanı istihdam edilmelidir. Eğitim Sen olarak MEB’e sesleniyoruz; Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlandığı, güçlü pedagojik bağların kurulduğu nitelikli ve demokratik okul iklimi inşa etme yönündeki her türlü adım derhal atılmalı, yeni saldırıların önüne geçilmesi için gereken önlemler vakit geçirmeksizin alınmalıdır.”