Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Eğitim-İş’ten “çerçeve yasa” tepkisi: Kalıcı toplumsal barışın muhatabı terör örgütleri değil, milletin kendisidir

Eğitim-İş, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldüğü sırada yaptığı açıklamada, “Kalıcı toplumsal barışın muhatabı terör örgütleri değil, milletin kendisi ve meşru anayasal kurumlardır” ifadelerini kullandı.

Eğitim-İş, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin

(ANKARA) – Eğitim-İş, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldüğü sırada yaptığı açıklamada, “Kalıcı toplumsal barışın muhatabı terör örgütleri değil, milletin kendisi ve meşru anayasal kurumlardır” ifadelerini kullandı.

Eğitim-İş Genel Merkezi, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri sürerken sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Hukukun demokratik haklarını kullanan yurttaşa karşı bir baskı aracına dönüştürüldüğü bir ülkede, terör örgütü mensuplarına özel hukuk düzenlemeleri yaparak ‘toplumsal barış ve bütünleşme’ sağlanamaz.

Bugün öğrenciler pankart açtıkları, sendikacılar anayasal haklarını kullanarak eylem yaptıkları, gazeteciler yazdıkları, yurttaşlar sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturulabilmekte, gözaltına alınabilmekte ve tutuklanabilmektedir. Seçilmişler hakkında yargı kararı kesinleşmeden görevden alma ve tutuklama tedbirleri uygulanabilmektedir.

Böyle bir hukuk düzeninde, söz konusu PKK/KCK terör yapılanmasının mensupları olduğunda kişiye ve örgüte özgü hukuki düzenlemelerin gündeme getirilmesi, toplumun adalet duygusuyla bağdaşmaz.

Demokratik itiraza yargı sopası, terör örgütüne özel hukuk uygulayan bir anlayışın adına ‘milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme’ denilemez.

Terörün tamamen sona ermesini ve silahların susmasını istemek başka; hukuku siyasi ihtiyaçlara göre eğip bükmek başkadır. Hukuk kişiye, örgüte ve iktidarın dönemsel hesaplarına göre değişemez.

Toplumsal barışın ilk şartı herkes için hukuk, herkes için demokrasi, herkes için özgürlüktür.

Bugün tartışılan çerçevenin PKK/KCK yapılanmasını esas alması ve örgüt mensupları bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurması, bu nedenle yalnızca teknik bir hukuk meselesi olarak görülemez. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir Cumhuriyet’te, terör örgütünü ve onun başını, iktidarın siyasi hesapları uğruna halk iradesinin yanında yeni bir siyasal muhatap ve meşruiyet odağı haline getirmek kabul edilemez.

Kalıcı toplumsal barışın muhatabı terör örgütleri değil, milletin kendisi ve meşru anayasal kurumlardır.”