(İZMİR) – Eğitim-İş İzmir 3 No’lu Şubenin yeni hizmet binası, düzenlenen törenle açıldı. Açılış programında konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Türkiye’de eğitim alanında yaşanan sorunlara ve sendikal mücadelenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Eğitim-İş İzmir 3 No’lu Şubenin yeni hizmet binası düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışa Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Eğitim-İş Kurucu Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, sendika şube başkanları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Törende eğitim politikaları, sendikal mücadele ve Cumhuriyet değerleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
Törenin açılışında konuşan Eğitim iş Genel Başkanı Kadem Özbay, konuşmasında Eğitim-İş’in kuruluş ilkelerine vurgu yaparak sendikanın siyasi ve güç merkezlerine göre tutum değiştirmemesi gerektiğini savundu.
“TÜRKİYE’DE ÇOCUKLARIMIZ AÇ VE SUSUZ”
Özbay, “Yarın ne olacağını bilmiyoruz. Ama şunu çok iyi biliyorum ki yarın tarih Cumhuriyet’ten yana duranları, bu ülkenin kurucu önderinden yana duranları, halktan yana duranları onurlu bir şekilde yazacak; güç merkezi değiştikçe dönüp duranları da ayrıca utanç sahibi olarak tarihin diplerinde yerlerine olacak. O nedenle çok onurlu bir iş yapıyor. Cumhuriyet’inin temeli eğitimdir. Eğitim bu ülkede her bir çocuğun kulağına bir şey fısıldadığı, ödülü. Anasına bakmaksızın, babasına bakmaksızın, sosyal ekonomik durumuna bakmaksızın, eğitim aracıyla bu ülkede her şey olabilirsin umuduydu. Bu umudu tükettiler. Bana diyorlar ki eğitimle ilgili çok sorun var ama eğitimi nasıl anlatırsınız? Tek cümle yeter bu ülkede anlatmaya. Millî Eğitimi yöneten Millî Eğitim Bakanlığı’nın çocuğu özel okulda, nokta. Yani yönettiği bakanlıkta çocuğunu gönderebilecek bir tane okul kendisi bulamamış ve buradan da şu iddiada bulunuyorum: Bizim çocuklarımızı yoksulluğunu ailesinden miras hâle getirip MESEM’de ölümlerine göz yumanlara, okul önlerindeki saldırıyı okul saldırısı değildir diyebilecek ciddiyetsizlere, seçimden önce okul yemeğini bir seçim vaadi olarak kullanıp bugün OECD ülkelerinin, Avrupa’daki ülkelerinin, hatta Hindistan’da, bakın Hindistan’da yaklaşık yüz milyona yakın okul yemeği verilirken Türkiye’de hâlâ çocuklarımızı aç ve susuz bırakan bir zihniyetle karşı karşıyayız” dedi.
“HALK İRADESİNE EĞER Kİ BİR BASKI VARSA EĞİTİM-İŞ ORADADIR”
“Bütün velilerin en huzurlu olduğu yerde çocuğunu okula bıraktığı an, şimdi artık velilerimiz çocuğu okula bıraktıktan sonra diyor ki acaba eve sağ salim gelecek. İşte bu tabloyu yaratan bir iktidar var” diyen Özbay, “Bu iktidara karşı da bu anlayışa karşı da bir mücadele sorumluluğu var. Çünkü ben bu mücadeleye Eğitim-İş’in ilkeleri için geldim. Buradaki arkadaşlarımla birlikteliğimi Eğitim-İş’in ilkeleri tarif etti. Eğitim-İş’in ilkeleri deydi ki bize güç merkezine göre değişmeyeceksin. Döneme göre değişmeyeceksin. İlken olacak, ilkene sahip çıkacaksın. Mücadele ederken mücadele sözü verdiklerine güven vereceksin. Bir sorumluluk yükledi. Yani kimse Kadem Özbay’ın kaşı gözü için gelmedi. İşte haddini bilme aşaması da burada başlıyor. Halk iradesine, eğer ki bir baskı varsa Eğitim-İş oradadır. Burada da İzmir’de halkın oylarıyla seçilen belediye başkanlarına buradan seslenmek istiyorum. Kimse sizin kaşınız gözünüz için oy vermedi. Sizin bulunduğunuz yerin ilkeleri ve sizin söyledikleriniz için oy verdi. Yakaya rozet takmakla, rozet değiştirmekle halkın iradesi değişmez. O nedenle diyorum ki hakkını bilmek kadar, haddini bilmek de önemlidir. Ve bu Türkiye’nin bu karanlık tablosunda sendikacılık, siyaset, dernekçilik, odacılık korkakların işi değildir. Korkuyorsanız, açığınız varsa en büyük erdem olan dürüstlüğü gösterin, sorumluluğu üstlenin, halktan aldığınız yetkiyi halk size iade ettiği şekilde onu taşımak zorundasınız. O nedenle bugün İzmir’de Cumhuriyet’in kentinde halkın oyuna rağmen bugün gidip bir yerlerde el pençe durup artık şu partiye geçtim diyenleri biz kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Her bedeli göze aldık. Biz de birileri gibi koruma ordularıyla, özel makam arabalarıyla koşup yandaşlarımıza, yakındaşlarımıza müdürlük kapmak için başka sendikanın rozetlerini takabilirdik. Bizim rozetimiz gururla Eğitim-İş, bizim rozetimiz altındaki imza Kemal Atatürk. Buna bağlılıkla Eğitim-İş’in etkili sendikal mücadelesini bir gün yetkili kalacağımıza inanıyorum. Cumhuriyet kentinden Cumhuriyet’in aydınlanmacı devrimcileri Mustafa Necati’ye, ilk kurşun atan Hasan Tahsin’e, öğretmen Teğmen Kubilay’a ve bize emanetleri bırakan Cumhuriyetimizin kurucusu, dünyada benzeri olmayan varlığı, tek önder Mustafa Kemal Atatürk’e teşekkür ediyorum. Bu yer bütün Cumhuriyetçilerindir. Hepinize hayırlı uğurlu olsun” şeklinde konuştu.
“21 YILDA BÜTÜN TÜRKİYE’DE ÖRGÜTLENDİK”
Eğitim İş Kurucu Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, “Türkiye yaşanır olmaktan çıktı. Yarın ne olacağını bilmiyoruz. Ne kadar olmaz dediysek hepsi oldu. buna rağmen diyeceksiniz başkanım Ne yapalım? Evlerimize mi çekilelim? Mücadele de mi vazgeçelim? Hayır. Tam tersi Atatürk’ün bin dokuz on dokuzda neleri vardı Türkiye’nin Osmanlı’nın işgal edilmiş Türkiye vardı. Atatürk Samsun’a güneş gibi doğdu. Ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Onun için bizde 17 Ekim 2005’te 46 kurucu arkadaşlarımızla birlikte eğitim işi kurduk. Paramız yoktu. Pulumuz yoktu. Genel merkezimiz yoktu. Adımız da yoktu. Ama iki şeye inanmıştık. Bir, inanmıştık kurucular olarak. İki, bedel ödemeye göz almıştık. Ve bunun karşısında bütün Türkiye’de 21 yılda bütün Türkiye’de örgütlendik. Üye sayımız 150 bini geçti. Kuruluşundan bugüne kadar, üyesinden genel başkanına kadar hepsine çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“BU BİNALARDA SESİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ”
Eğitim İş İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü, “Bu binaları var etmemizin sebebi bu binaların içerisinde mücadelelerimizi planlamak bu mücadele içerisinde geleceğimizi bu binaların içerisinde planlamak, bu binaların içerisinde bu ülkenin aydınlık geleceğini nasıl var ederiz, nasıl gerçekleştiririz diye konuşmak, bu binaların içerisinde bizi yok etmek, yıkmak, mücadelemizi durdurmak isteyenlere karşı yan yana durduğumuz, el ele olduğumuzu göstermek için var bu binalar. Bu binalarda yok edilmek istenen sanatı, edilmek istenen kültürü, yok edilmek istenen edebiyatımızı yaşatmak için bu binalar var. Bu binalarda halk oyunlarımızı oynayacağız. Bu binalarda politikalarımızı konuşacağız. Bu binalarda sanatı, resmi var edeceğiz. Bu binalardan şiirlerimizi yükselteceğiz. Bu binalardan sesimizi yükselteceğiz arkadaşlar. Bu bina hepimizin. Bu bina karşıya kadar cumhuriyet için varım diyen herkese kapıları bugün olduğu gibi sonuna kadar açıktır. Biz bu işin emir kullarıyız. Herkese bir telefon kadar bugün sizin bize yakın olduğunuz kadar yakınız” İfadelerini kullandı.

