(ANKARA) – Doruk Madencilik işçilerinin Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevi, 7’nci gününde sürüyor. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, “Artık bu mağduriyetin sonunun gelmesini istiyoruz. O yüzden yarın saat 12.00’de Enerji Bakanlığına doğru tekrar yola çıkacağız” dedi. Madenciler, “Vatanını seven yanımıza gelsin” diyerek çağrıda bulundu.
Eskişehir’de faaliyet gösteren Yıldızlar SSS Holding’e ait Doruk Madencilik’te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevine devam ediyor. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş da madencilerle birlikte açlık grevini sürdürüyor. Erkan Baş, süreci şöyle değerlendirdi:
“İşçi arkadaşlarımız 14 gün önce seslerini duyurmak ve haklarını almak için yola çıktılar. Seslerini duyuramadıkları için de 7 gündür açlık grevindeler. Ben de 3 gündür arkadaşlarımızın açlığına ortak bir biçimde, yanlarında 24 saat bu direnişe destek veriyorum. Her şeyden önce biz bütün Türkiye emekçilerine teşekkür etmek istiyoruz, haklılığımızı onlar tescilledi. Bizim için önemli olan halkımızın bizim haklı olduğumuzu görmesiydi. Ama tabii ki Türkiye’deki medya ablukasını biliyorsunuz; hala sesimizin ulaşmadığı yurttaşlarımız varsa onlara da buradan bir kısa özet yapmak ve bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Bu arkadaşlarımızdan kimisi 6 ay, kimisi 3 ay tek kuruş maaş almadan çalışmak zorunda bırakılan arkadaşlarımız. Arkadaşlarımızın önemli bir bölümü 15, 16, 17 yıl bu işletmede alın teri dökmüş ve bunun karşılığında henüz herhangi bir tazminatını, özlük haklarını alamamışlar. Bu haklı mücadele ortaya çıkınca bir yalan bombardımanı başladı; sanki işçi arkadaşlarımızın hakkı ödenmiş de onlar inat ediyorlarmış gibi. Herkes şunu bilsin: Buradaki işçi arkadaşlar diyorlar ki ‘Holdingler yalan söylüyor’. Biz çarptık, böldük, hesapladık; bu hesap tutmuyor. Şu anda işçilere ödenen para hak ettiklerinin aşağı yukarı 50’de biri. Herkes kendisine şu soruyu sormak zorunda: 3, 4 ay maaş almadan yaşayabilir misiniz?
“Yarın Enerji Bakanlığı’na yürüyeceğiz”
Arkadaşlarımız 4 ay maaş almadan yaşamak zorunda kalmışlar. Nasıl yaşamışlar söyleyeyim: Önce kredi kartlarına yüklenmişler, kredi kartları patlamış; kredi kartı borçlarını ödemek için bu sefer bankadan kredi çekmişler. Şu anda hepsinin on binlerce, yüz binlerce lira borcu var. Bu çok önemli bir şey; 4-5 ay önce o maaşı alsalardı bugün bu borçları olmayacaktı. Şimdi belki o maaşları aldıklarında sadece borçlarını ödeyebilecek durumdalar. Yani böylesi sefalet koşullarına mahkum edilmiş arkadaşlarımız.
Biz çok kararlıyız, işçi arkadaşlarımız çok kararlı. Yarın bu mağduriyetin artık sonunun gelmesini istiyoruz. O yüzden yarın burada saat 12.00’de Enerji Bakanlığına doğru tekrar yola çıkacağız; bunu bütün Türkiye kamuoyuna, Enerji Bakanlığına, iktidar yetkililerine duyuruyoruz. Bizim artık sabrımız kalmadı. Kolay değil; 14 gündür ailelerinden uzak, çocuklarından uzaklar. Çocuklar orada ne yiyorlar, ne içiyorlar, onun telaşıyla yaşıyorlar. 7 gündür burada açlık grevindeler. Açlık grevindeyken durumu fenalaşan arkadaşımız bundan 2 saat önce buradan hastaneye gitti. Yarın neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. O yüzden arkadaşlarımız sloganda söylüyor, ‘Gemileri yaktık, geri dönüş yok’. İşçi arkadaşlar hakkını alana kadar biz bu mücadele içinde olacağız.”
“Vatanını seven yanımıza gelsin”
Bir madenci, yaşanan sorunlardan birden fazla kamu kurumunun sorumlu olduğunu savunarak, şunları kaydetti:
“Bu sorunlardan tüm yetkililer, tüm bakanlıklar sorumludur. Enerji Bakanlığı sorumludur. Termik santralimiz var. Çalışma Bakanlığı sorumludur. Çalışanlarımız mağdur. Aile Bakanlığı sorumludur. Başkanımızın da dediği gibi, bir eve 4 ay, 5 ay, 6 ay maaş girmezse burada toplumsal bir yozlaşma olmayacak mı? Dağılan ailelerimiz var. Bunu biz kendimiz içimizde biliyoruz. Bu süreç devam ederse dağılan aileler olmayacak mı? Bu toplumda bir yozlaşmaya neden olmayacak mı? Bu yüzden bütün bakanlıklar sorumludur. Biz yarın yürüyüşe geçeceğiz. Bizim önümüzde olan patronun yanında demektir. Bize inanan, bize güvenen, bize hak verenlerin başkanımız gibi yanımızda olmasını istiyoruz. Bizim karşımıza geçen kolluk kuvvetleri her kim olursa olsun patronun yanındadır bu saatten sonra. Çünkü haklılığımız konuşulduğu zaman herkes hak veriyor. Tüm Ankara halkı bize hak veriyor. Tüm Türkiye bize hak veriyor. Tüm medya kurum ve kuruluşları bize hak veriyor. Sosyal medya hak veriyor. Sağcısından, solcusundan bütün kesim bize hak veriyor. Hak verenler yanımızda, hak vermeyenler, Sabahattin Yıldız’ın haklı olduğunu düşünenler, sermayenin haklı olduğunu düşünenler karşımıza geçsin. Biz kolluk kuvvetleriyle karşı karşıya kesinlikle gelmek istemiyoruz. Herkes burada vatanperver, vatansever. Vatanını seven yanımıza gelsin. Sabahattin Yıldız’ın güçlü olduğunu, devletten güçlü olduğunu düşünen ve haklı olduğunu düşünen karşımıza geçsin. Bugün açlık grevinin 7’nci, eylemin 14’üncü günü, insanların dayanacak gücü kalmadı. İnsanlar telefonlarında sosyal medyayı kurcalamıyor. Herkes çocuklarının fotoğraflarına, eşlerinin fotoğraflarına bakıyor. Eşlerimiz de bizim fotoğraflarımıza bakıyor. Kimsenin dayanacak bir dakikası kalmadı. Bizler bu memlekete emek verdiysek, bu memleket ayağa kalksın diye bizler uğraştıysak sıra memlekette, sıra büyüklerde, sıra devlette.”
“Biz alamadığımız haklarımız için buradayız”
Diğer bir madenci de “Öncelikle Türk kamuoyuna özür dilerim. Ben bir üretenim. Üreten olduğum için böyle kameraların karşısında konuşmayı fazla beceremem. Eğer kekelersem, tutulursam özür dilerim. Biz diğer grevciler gibi değiliz, diğer eylemciler gibi değiliz. Biz zam için gelmedik, sendikal fark için gelmedik. Herhangi bir ikramiye için gelmedik. Biz alamadığımız haklarımız için buradayız. Ödenmesi gereken ve ödenmeyen tazminatlar, kıdemler için buradayız. Sendika hakları için buradayız. Ödenmeyen maaşlar için buradayız. Geçen şöyle bir yayın yayınlandı: ‘Maaşlar ödendi’ diye. Hayır, kesinlikle. Sayın başkanımızın dediği gibi 50’de biri ödendi, diğer 50’si daha duruyor. Bu ne zaman ödenecek? Bu bilmiyoruz, ne zaman bitecek? Bunu bugün burada bütün bakanlıklarımıza soruyorum. Aile bakanı, gelin ailemi görün. Ben kendim örnek vereyim. Benim geçen akşam çocuğum nöbet geçirdi, epilepsi hastası. Sebebi babam beni sevmiyor artık demiş, gelmiyor demiş, ağlamış. O gece kendini kitlemiş, nöbet geçirmiş. Eşim panik atak. O da şaşırmış. Buradan doğru ben müdahale ettim. Bu reva mı? Şu an iktidar partimize soruyorum. Bu bizim halkımıza reva mı? Biz burada fazla bir şey istemiyoruz. Sadece hakkımız olanı istiyoruz” diye konuştu.

