(ANKARA) – DİSK-AR’ın Ekim 2026 Ücret Kayıpları İzleme Raporu’na göre, 2026’nın 9 ayında 17 milyonun üzerindeki sigortalı işçinin vergi kesintileri ve enflasyon nedeniyle yaşadığı birikimli kayıp 2 trilyon 254 milyar lirayı aştı. Artan vergi dilimleri ve enflasyon nedeniyle asgari ücret yüzde 28, daha yüksek ücret grupları ise yüzde 40’a varan oranlarda eridi.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Ekim 2026 Ücret Kayıpları İzleme Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, ortalama kayıtlı işçi ücretleri esas alınarak yapılan hesaplamaya göre, 2026’nın 9 ayında vergi ve enflasyonun 17 milyonun üzerindeki sigortalı işçiye birikimli toplam maliyetinin en az 2 trilyon 254 milyar 221 milyon lira olduğu belirtildi. Söz konusu dönemde sigortalı işçilerin sadece 9 aylık enflasyon nedeniyle yaşadığı birikimli parasal kaybın 1 trilyon 223 milyar lirayı aştığı kaydedilen raporda, vergi kaynaklı birikimli erimenin ise 1 trilyon 31 milyar lira seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı.
Enflasyon ve gelir vergisi sisteminin emek gelirleri üzerindeki yükü artırdığı savunulan raporda, şu ifadelere yer verildi:
“Enflasyon ve gelir vergisi adaletsizliği nedeniyle işçi sınıfının 2 trilyon 254 milyar liralık ücreti erimiştir. Enflasyon işçi sınıfını yoksullaştıran bir emme basma tulumbadır. İşçilerden alıp zenginlere kaynak aktarmaktadır. Öte yandan adaletsiz vergi sistemi gelir eşitsizliğini daha da derinleştirmekte ve ücret gelirleri üzerindeki yükü artırmaktadır. Günün sonunda işçilerin harcanabilir net ücretleri, enflasyon karşısında korunması gereken düzeyin hızla altına düşmektedir.”
ASGARİ ÜCRETTE PARASAL KAYIP
TÜİK verilerine göre Eylül 2026 itibarıyla 9 aylık resmi enflasyonun (TÜFE) yüzde 24,32 olarak gerçekleştiği hatırlatılan raporda, net asgari ücretin enflasyona göre parasal kaybının 6 bin 828 lira olduğu ve asgari ücretin alım gücünün 21 bin 248 liraya gerilediği ifade edildi. Raporda, 33 bin 30 liralık brüt asgari ücrette Eylül 2026’da kesinti, enflasyon ve vergi nedeniyle yaşanan kayıpların detaylarına ilişkin şunlar kaydedildi:
Asgari Ücret: Ocak-Eylül 2026 arasındaki 9 aylık dönemde asgari ücrette vergi, kesinti ve enflasyon nedeniyle yaşanan toplam parasal kayıp 83 bin 360 lira oldu. Böylece asgari ücret yılın 9 ayında toplam yüzde 28 eridi. Eylül ayında brüt asgari ücretteki toplam kayıp 11 bin 782 lira olarak gerçekleşti.
Asgari Ücretin 2 Katı Ücretler: Brüt 66 bin 60 lira ücret alan bir işçinin eline geçen kullanılabilir ücret Eylül 2026’da 35 bin 81 liraya geriledi. Gelir vergisi dilimlerinin artması ve enflasyonun etkisiyle brüt ücretten 19 bin 705 lira vergi ve kesintilere giderken, enflasyon kaynaklı alım gücü kaybı 11 bin 273 lira oldu. Bu ücret grubundaki 9 aylık toplam kayıp 216 bin 647 lira (yüzde 36,4 erime) olarak hesaplandı.
Asgari Ücretin 2,5 Katı Ücretler: Ocak-Eylül 2026 döneminde bu ücret düzeyindeki toplam kayıp 287 bin 615 liraya ulaştı. Yılın 9 ayında yaşanan toplam erime oranı yüzde 38,7 oldu.
Asgari Ücretin 3 Katı Ücretler: Brüt 99 bin 90 lira olan ücret grubunda, Eylül 2026’da vergi ve kesintiler nedeniyle 32 bin 491 lira, enflasyon nedeniyle ise 16 bin 197 lira erime yaşandı. Ele geçen ücretin alım gücü 50 bin 402 liraya gerilerken, brüt ücretin yüzde 49,1’i vergi, kesinti ve enflasyona gitti. Bu gruptaki 9 aylık toplam kayıp 358 bin 752 lira (yüzde 40,2 erime) seviyesinde gerçekleşti.
“ÜCRETTE VE VERGİDE ADALET” TALEBİ
Raporun sonunda, şu ifadelere yer verildi:
“Enflasyon ve adaletsiz vergi-kesinti yükü emek gelirlerinde büyük kayıplara yol açıyor. Uzun süredir devam eden yüksek enflasyonun ve vergi yükünün işçi ücretlerine 2026’ın dokuzuncu ayındaki faturası 2,3 trilyon TL olarak tahmin edildi. Ücretlerin sabit, fiyatların serbest olması nedeniyle emek gelirleri enflasyonun altında ezilmektedir. Hükümetin izlediği alım gücünü ve ücretleri bastırmayı amaçlayan ekonomi politikası, enflasyonun faturasının, emek gelirleri üzerine yüklenmesine yol açmaktadır. Enflasyon ve adaletsiz vergi-kesinti sistemi emek gelirlerini eriterek gelir bölüşümünü daha da adaletsiz hale getirmekte ve yoksulluğu artırmaktadır. Bu nedenle ücrette ve vergide adalet çok somut ve yakıcı bir taleptir.”

