Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) – Adana’da 6 Şubat depremlerinde 40 kişinin yaşamını yitirdiği Sami Bey Apartmanı davasının tutuklu müteahhidi Abdullah Aybaba, hakkında tehdit içerikli paylaşımlar yapılması nedeniyle yurt dışına çıktığını belirterek, “Amacım bir ay kalıp geri dönmekti fakat olaylar biraz soğusun, acılar biraz dinsin düşüncesiyle dönüşümü uzattım” dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı 26 Kasım’a erteledi.
Adana’nın Çukurova ilçesi Güzelyalı Mahallesi’nde, 6 Şubat depremlerinde yıkılan Sami Bey Apartmanı’nda 40 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi yaralandı.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, binanın müteahhitleri Abdullah Aybaba ve kızı Eda Aybaba Çelik ile Seyhan Belediyesi eski İmar Müdürü Alim Erdoğan ve eski Harita Kadastro Teknikeri Sunay Meydan hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle dava açtı, dosyalar sonradan birleştirildi.
Duruşmaya tutuklu Abdullah Aybaba, bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracılığıyla bağlanırken, sanık Alim Erdoğan ile depremde yakınlarını kaybedenler ve taraf avukatları hazır bulundu.
“ÇİMENTO VEYA MALZEME ÇALINMASI DURUMU YOKTUR”
Sanık Abdullah Aybaba, dosyada yer alan bilirkişi raporunun eksik düzenlendiğini, teras kısmında bulunan kolonlarda tıraşlama yapıldığını ve üst katlarda tadilat yapıldığını ileri sürerek, “Bu durumun da binanın merkezini olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Görgü tanıklarının da belirttiği üzere deprem esnasında ilk önce üst katlar sallanıp kopmuş, daha sonrasında bina yıkılmıştır. Binadan herhangi bir çimento veya malzeme çalınması durumu yoktur” dedi.
Sanık Alim Erdoğan da önceki beyanlarını tekrar etti.
MAĞDUR AVUKATINDAN “MÜEBBET” TALEBİ
Mağdur ailelerin avukatı Mehmet Üsgüloğlu, beyanında, “Sanık Abdullah iyi niyetli birisi olsaydı, o tarihlerde yurt dışına kaçmazdı. Apartmanla ilgili durumları bizlere bildirmesi beklenirdi” dedi.
Üsgüloğlu, karot ve basınç testlerinin yönetmeliklere uygun olmadığını ve her iki testte de olumsuz sonuç çıktığını belirterek, sanığın inşaat mühendisi olduğundan “bilinçli taksir ölüme neden olma” suçundan değil, her bir vefat yönünden ayrı ayrı müebbet cezasıyla cezalandırmasını talep etti.
“KENDİ RIZAMLA ÜLKEYE DÖNDÜM”
Avukat Üsgüloğlu’nun sorusu üzerine söz alan Abdullah Aybaba, ilk deprem sonrası inşaatlarını kontrol etmek için Adana’ya gelmek istediğini ancak kendisi ve kızı hakkında tehdit içerikli paylaşımlar yapılması nedeniyle yurt dışına çıktığını belirterek, “Amacım bir ay kalıp geri dönmekti fakat olaylar biraz soğusun, acılar biraz dinsin düşüncesiyle dönüşümü uzattım. Sonrasında kendim hakkında kırmızı bülten çıktığını öğrenince kendi rızamla ülkeye döndüm” dedi.
“SANIK DEPREMDEN BİR GÜN SONRA ÜLKEDEN KAÇMIŞTIR”
Mağdur aile avukatlarından Dudu Büşra Maksutoğlu Karadeniz de sanık Aybaba’nın suçtan kurtulmaya yönelik savunmada bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Sanık, depremden bir gün sonra ülkeden kaçmıştır. İlk ifadesinde binayı sağlam yaptığını beyan etmiştir. Apartmanın alt katında dükkan vs. söz konusu değildir. Oturan müteveffalar nedeniyle binanın yıkıldığını beyan etmiştir. Gelen raporlarda betonun basınç testi ve demir seviyesi çok düşük seviyededir. Her bir müteveffa açısından ayrı ayrı müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep ederiz.”
Duruşmada savcı, tutuklu sanık Abdullah Aybaba’nın tutukluluğunun devamını ve eksik hususların giderilmesini talep etti.
Sanık Aybaba, “Ben suçsuzum, beraatimi ve tahliyemi talep ederim. 1975 yönetmeliğiyle ilgili hiç kimse sorumlu tutulamaz” dedi.
“MÜVEKKİL KENDİ RIZASIYLA ÜLKESİNE DÖNMÜŞTÜR”
Sanık Abdullah Aybaba’nın avukatı, müvekkilinin Adana’da yaklaşık 50’ye yakın bina yaptığını ve yalnızca Sami Bey Apartmanı’nın yıkıldığını belirterek, aynı dönemde ve aynı malzemelerle yapılan Ece Apartmanı’ndan karot alınarak yeniden bilirkişi raporu hazırlanmasını talep etti.
Müvekkilinin kendi rızasıyla Türkiye’ye döndüğünü savunan avukat, “Tayland makamlarından tek başına uçağa binmiştir. Her şey basına yansıdığı gibi değildir. Herkes tutuksuz yargılanırken müvekkilin tutuklu yargılanması adaletin tecellisiyle bağdaşmamaktadır. Müvekkil 78 yaşındadır. Cezaevi koşulları çok ağırdır. Ev hapsiyle tahliye edilmesini talep ederiz” diye konuştu.
“MÜVEKKİLİN İNŞAATLA ALAKALI BİR FAALİYETİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
Sanık Eda Aybaba Çelik’in avukatı, müvekkilinin 1994’te şirkete yalnızca yasal prosedür gereği ortak olduğunu, şirketten herhangi bir kazanç elde etmediğini ve inşaatla ilgili faaliyetinin bulunmadığını belirterek, tutuklamaya yönelik değil, ifade vermeye yönelik yakalama emri çıkarılmasını talep etti.
Avukatın ardından söz alan sanık Abdullah Aybaba, “Limited şirkette şirket ortağı olarak iki kişi olması gerektiği için kızım şirkete ortak olmuştur. Hiçbir faaliyette imzası bulunmamaktadır” dedi.
Mahkeme heyeti, sanık Abdullah Aybaba’nın tutukluluk halinin devamına, sanık Eda Aybaba Çelik hakkında kırmızı bültenle çıkarılan yakalama emrinin infazının beklenilmesine, sanık Abdullah Aybaba ile avukatının Ece Apartmanı’ndan karot alınarak yeniden bilirkişi raporu hazırlanmasına yönelik taleplerinin bu aşamada reddine karar verdi. Bir sonraki duruşma 26 Kasım’da görülecek.
NE OLMUŞTU?
Yargılama sürecinde, sanık Abdullah Aybaba’nın depremden bir gün sonra İstanbul Havalimanı’ndan yurt dışına çıktığı, ancak daha sonra yurda dönmediği tespit edildi. Hakkında kırmızı bülten çıkarılan Abdullah Aybaba, İnterpol-Europol Daire Başkanlığı’nın takip ve çalışmaları sonucu Tayland polisi tarafından 24 Nisan’da gözaltına alındı. Resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından sınır dışı edilerek 15 Mayıs’ta Türkiye’ye getirildi. SEGBİS üzerinden Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarılan Aybaba’nın tutuklanmasına karar verildi.

