Haber: Ahmet ÜN – Kamera: İsmet MİKAİLOĞULLARI
(DİYARBAKIR) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a “özgürlük” mitingine ilişkin yapılan deklarasyon programında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’a çağrıda bulunarak, “Şimdi bir samimiyet bekliyoruz. Mecliste her gün onlarca torba yasa geçiyor. Hiçbirisinin de aciliyeti yok. Açık söylüyorum Türkiye’yi ilgilendiren, demokrasisini ilgilendiren, ortak geleceğimizi ilgilendiren bu mesele ile ilgili bir yasanın çıkmasının önündeki engel nedir Sayın Kurtulmuş? Sizlere soruyorum. Hani açıklama yapıldıktan sonra bu masada tartışmayacağımız, konuşmayacağımız, çözemeyeceğimiz tek bir şey artık kalmayacaktır diyen sizlere sesleniyorum” dedi.
DEM Parti öncülüğünde terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a “özgürlük” talebiyle 27-28 Haziran tarihlerinde Diyarbakır, İstanbul, Mersin ve Van’da düzenlenecek mitinge ilişkin “Özgürlük Mitingi için Deklarasyon” programı düzenlendi.
Diyarbakır’da Sümerpark’ta yapılan deklarasyon açıklamasına DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, DEM Parti milletvekilleri, belediye eş başkanları katıldı.
Programda söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu. Bugün çok önemli bir açıklama için bir araya geldiklerini söyleyen Bakırhan, “Gerçekten çok önemli. Yanı başımızda demokrasisi eksik olan ülkelerin nasıl bir kriz ve kaos içerisinde olduklarına hep birlikte şahitlik ediyoruz. Demokrasiyi uygulamayanlar, kendi ülke sınırları içerisinde yaşayan halkların, inançların, kadınların, gençlerin hakkını, hukukunu ve kimliğini tanımayan ülkeler bir türlü dikiş tutturamıyor. Ya içerde çatışma ve kargaşayla bütün enerjisini ve ekonomisini harcıyorlar ya da uluslararası hegemonik ve bölgesel güçlerin operasyon yapmasına zemin hazırlıyorlar. Aslında o ülkelerin de demokrasi eksik olan ülkelerin de yapması gereken çok açık ve net bir şekilde ortada duruyor” diye konuştu.
“KENDİ BARIŞIMIZI BİRLİKTE DEMOKRATİK BİR ZEMİNDE SAĞLAMAMIZ GEREKİYOR”
Öcalan’ın 27 Şubat’ta yapmış olduğu barış ve demokratik toplum süreci hem Orta Doğu’daki krizden çıkışın hem dünyadaki süren çatışma ve krizlerden çıkışın çok iyi bir yanıtını oluşturduğunu söyleyen Bakırhan, “Evet, Orta Doğu’daki gelişmeler bizim güvenliğimizi etkiliyorsa, Orta Doğu’daki gelişmelerin ülke gelişmelerinin ülkemize sıçramasını istemiyorsak ki istemiyoruz, kendi barışımızı birlikte demokratik bir zeminde sağlamamız gerekiyor. Dolayısıyla çağrı tarihi önemdedir. Çağrı çok kıymetlidir. Türkiye’nin hem demokratik sorunlarını çözmesi için bir fırsattır hem de yüz yıllık Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesi için açılmış, aralanmış çok önemli bir eşiktir” ifadelerini kullandı.
“ÇÖZMEYECEĞİMİZ HİÇBİR MESELEMİZ KALMAYACAK DİYEN İKTİDAR 20 AYDIR BEKLİYOR”
Çözüm sürecinde iktidarın adım atmamasını eleştiren Bakırhan, şunları kaydetti:
“Şimdi bu kadar önemli bir çağrı karşısında 20 aydır bir türlü bir yol yöntem bulup bir adım atamadık. Tek taraflı atılan adımlar var ama bu konuda hem Meclis hazırlamış olduğu rapora uygun henüz bir adım atmış değil hem de bu süreç başlarken birkaç ay içerisinde bu yapılan açıklamadan sonra tartışmayacağımız, çözmeyeceğimiz hiçbir meselemiz kalmayacak diyen iktidar 20 aydır bekliyor. Kimi bekliyor, neyi bekliyor, niye bekliyor sorusunun yanıtını emin olun gittiğimiz bütün toplantılarda emekçiler, kadınlar, Türkiye’deki halklar ve inançlar bize de soruyorlar. Madem böylesine tarihi bir fırsat önümüzde var. Onun için bir an önce barış, kalıcı, onurlu bir barış için kimin üzerine düşüyorsa gereklerini bir an önce yapması gerekiyor. Niye toplandık işte bu atılması gereken adımların bir an önce atılması için.”
“DEMOKRATİK GELECEĞİMİZİ BİRLİKTE İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”
“Kürt meselesinin çözüm adamı Sayın Öcalan’dır diyoruz ki bunu sadece biz demiyoruz. Bunu iktidar ve muhalefet partisindeki kimi liderler ve aktörler de söylüyor” diyen Bakırhan, şöyle devam etti:
“Madem Kürt meselesinin çözümünün yegane tek aktörüyse öyle değil mi? O zaman buyurun yaşam koşullarını, iletişim koşullarını, çalışma koşullarını öncelikle hazırlayın ki toplum da size bize yanıtını bir türlü veremediğimiz ama yanıtı çok basit olan bu meselenin bu adımların niye atılmadığını çok iyi bilsin. Demokratik geleceğimizi birlikte inşa etmeye çalışıyoruz. Demokratik gelecek ciddiyet ister, disiplin ister, samimiyet ister. Her bir aktörün her mikrofon eline geçtiği zaman ayrı ayrı konuşma ve değerlendirme yapmasını bu süreç kaldırmaz. Biz samimi olduğumuzu yediden yetmişe en fazla da bedel ödeyen, çocuklarını, kardeşlerini, kızlarını kaybedenlerin ortaya koymuş olduğu bu samimiyetle birlikte ortaya koyduk.”
“BUGÜNE KADAR 2500 TANE TOPLANTI YAPTIK. İŞTE SAMİMİYET BUDUR”
Sürece ilişkin adımların atılması için TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a çağrıda bulunan Bakırhan, “Şimdi bir samimiyet bekliyoruz. Mecliste her gün onlarca torba yasa geçiyor. Hiçbirisinin de aciliyeti yok. Açık söylüyorum Türkiye’yi ilgilendiren, demokrasisini ilgilendiren, ortak geleceğimizi ilgilendiren bu mesele ile ilgili bir yasanın çıkmasının önündeki engel nedir Sayın Kurtulmuş? Sizlere soruyorum. Hani açıklama yapıldıktan sonra bu masada tartışmayacağımız, konuşmayacağımız, çözemeyeceğimiz tek bir şey artık kalmayacaktır diyen sizlere sesleniyorum. Evet bakın samimiyet burada. Türkiye ve Kürt kentlerinin dört bir yanından seçilmiş arkadaşlarımızla birlikte buradayız. Evlatlarını yitiren barış anneleriyle birlikte buradayız. Bu savaş ve çatışmadan dolayı işini kaybeden KHK’lı arkadaşlarla, yoldaşlarla bir aradayız. Geleceğimiz dediğimiz gençlerle birlikte bir aradayız. Bugüne kadar 2500 tane toplantı yaptık. İşte samimiyet budur. Karşılıksız bir şey beklemeden topluma gidip ortak geleceğimizi birlikte inşa edeceğimiz barışın ne kadar kıymetli ve önemli olduğunu anlatmak. En büyük samimiyettir. O samimiyeti biz çoktan gösterdik. Şimdi samimi olması gerekenlere de bir an önce artık kalıcı adımların atılması gerektiği çağrısını Amed’ten yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
“BU TOPLUMDA YAŞAYAN HERKESİN EŞİT YURTTAŞ OLMASINI İSTİYORUZ”
Sadece Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü istemediklerini dile getiren Bakırhan, “Onunla birlikte bu ülkenin barışla, demokrasiyle buluşmasını istiyoruz. Onunla birlikte ekonomide adalet olsun istiyoruz. Onunla birlikte eko kırımın durmasını istiyoruz. Onunla birlikte Türkiye’de yaşayan bütün hakların ve inançların özgürce, eşitçe, kardeşçe bir arada yaşamasını istiyoruz. Bu toplumda yaşayan herkesin eşit yurttaş olmasını istiyoruz” diye konuştu.
“BU MİTİNGLER SADECE SAYIN ÖCALAN’IN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN DEĞİL”
“Özgürlük mitingi” için katılım çağrısı yapan Bakırhan, “27 Haziran ve 28 Haziran’da yapacağımız bu mitingler sadece Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için değil, onunla birlikte demokrasi için, onurlu bir barış için bir araya geleceğimiz tarihi mitinglerdir. 27 Haziran’da Van’da ve Mersin’de kadınları, gençleri, Arapları, Alevileri, o bölgede yaşayan bütün hakları ve inançları miting alanına davet ediyoruz. Sayın Öcalan üzerine düşeni yaptı. Sayın Öcalan’ın partisi üzerine düşeni yaptı. Şimdi biz de haklar, inançlar, kadınlar ve gençler olarak o miting alanlarında on binlerle, yüz binlerle bir araya gelerek bu barış sürecini ne kadar istediğimizi ve bu barış sürecine ne kadar inandığımızı haykırmaya çalışacağız. Yine 28 Haziran’da Amed ve İstanbul’da aynı zamanda Demokratik Toplum ve Özgürlük mitingleri yapacağız. Bütün kardeşlerimi, bütün yoldaşlarımı, bütün çalışma arkadaşlarımı bu mitinglerin on binlerle, yüz binlerle geçmesi için çalışma alanlarına davet ediyorum. İstanbul’da bir buçuk milyonla nevruzu kutlayan o görkemli, onurlu halklarımızı, emekçileri yirmi sekiz Haziran’da yapılacak mitinge davet ediyorum” şeklinde konuştu.

