Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Danıştay’ın Akbelen kararı… Kaboğlu: “Danıştay, ülkemizi acele kamulaştırma adı altında korsan el koymalardan kurtarmalıdır”

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Akbelen’de acele kamulaştırma kararlarına karşı açılan 93 davada Danıştay 6. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararını “yerinde” bulduğunu belirterek, yüksek mahkemenin esasa ilişkin kararında acele kamulaştırmanın Anayasa’ya aykırı olduğunu da açık biçimde ortaya koyması gerektiğini söyledi. Kaboğlu, “Danıştay, ülkemizi acele kamulaştırma adı altında korsan mülkiyetten ve korsan el koymalardan kurtarmalıdır” ifadelerini kullandı.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Akbelen’de acele kamulaştırma kararlarına karşı

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN/Kamera: Umut Emre GÖKBULUT

(İSTANBUL) – İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Akbelen’de acele kamulaştırma kararlarına karşı açılan 93 davada Danıştay 6. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararını “yerinde” bulduğunu belirterek, yüksek mahkemenin esasa ilişkin kararında acele kamulaştırmanın Anayasa’ya aykırı olduğunu da açık biçimde ortaya koyması gerektiğini söyledi. Kaboğlu, “Danıştay, ülkemizi acele kamulaştırma adı altında korsan mülkiyetten ve korsan el koymalardan kurtarmalıdır” ifadelerini kullandı.

Akbelen’de acele kamulaştırma kararlarına karşı açılan toplam 93 davada, Danıştay 6. Dairesi’nin, yürütmenin durdurulmasına karar vermesinin ardından İstanbul Barosu’nda açıklama yapıldı.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, Akbelen ve İkizköy’de yürütülen çevre mücadelesine ilişkin, İstanbul Barosu’nun “adaleti yalnızca mahkemede değil, toplumda ve çevrede de sağlama” anlayışıyla hareket ettiğini belirtti.

Kaboğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin yalnızca hukuk ve sosyal devlet değil, aynı zamanda “çevre devleti” olduğunu ifade ederek, Anayasa’nın çevrenin korunmasına ilişkin hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarıyla birlikte tüm kurum ve yurttaşlar açısından bağlayıcı olduğunu söyledi.

Baroların ve İstanbul Barosu’nun görevlerinden birinin hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumak olduğunu vurgulayan Kaboğlu, Akbelen, İkizköy ve çevre mücadelesi kapsamında yaşanan süreçlerin anayasal açıdan değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

ESRA IŞIK’IN TUTUKLANMASI ANAYASA’YA AYKIRI”

Kaboğlu, Akbelen direnişi kapsamında tutuklanan Esra Işık ile hayvan hakları savunucusu avukat Hülya Yalçın Ceylan hakkında yürütülen işlemlerin hukuka aykırı olduğunu savundu.

Doğal yaşam alanlarını savunan kişilerin gözaltına alınması ve tutuklanmasının anayasal hak ihlali anlamına geldiğini belirten Kaboğlu, “İnsan hakları savunucularının keyfi biçimde gözaltına alınması, tutuklanması ve hapse konulmaları tümüyle anayasaya aykırıdır” dedi.

İstanbul Barosu’nun yalnızca İstanbul’da değil, ülke genelinde görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığını ifade eden Kaboğlu, Esra Işık’ın tutuklanmasının Anayasa’nın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesine aykırı olduğunu söyledi.

ACELE KAMULAŞTIRMA KORSAN EL KOYMADIR”

Acele kamulaştırma uygulamalarına da değinen Kaboğlu, kamulaştırmanın koşullarının Anayasa’nın 46. maddesinde açık şekilde düzenlendiğini belirterek, kamu yararı ölçütü dışında yapılan uygulamaların anayasal güvenceye aykırı olduğunu ifade etti.

Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararını “yerinde” bulduğunu belirten Kaboğlu, yüksek mahkemenin esasa ilişkin kararında acele kamulaştırmanın Anayasa’ya aykırı olduğunu da açık biçimde ortaya koyması gerektiğini söyledi.

Kaboğlu, “Danıştay, ülkemizi acele kamulaştırma adı altında korsan mülkiyetten ve korsan el koymalardan kurtarmalıdır” ifadelerini kullandı.

BÜYÜK ŞİRKETLERE AYRICALIK TANINMASI ANAYASA’YA AYKIRI

Kaboğlu, doğal ve kültürel değerlerin belirli şirketler lehine yürütülen uygulamalarla “yağmalandığını” savunarak, bunun Anayasa’nın eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesi ile çalışma ve sözleşme özgürlüğünü düzenleyen 48. maddesine aykırı olduğunu dile getirdi.

Büyük şirketlere sağlanan ayrıcalıkların anayasal eşitlik ilkesini ihlal ettiğini belirten Kaboğlu, doğal alanların korunmasının kamu yararı açısından zorunlu olduğunu ifade etti.

“TUTUKLAMA SON ÇARE OLMALI

Tutuklama tedbirine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kaboğlu, Anayasa’nın 19. maddesinin tutuklamayı çok sıkı koşullara bağladığını söyledi.

Tutuklamanın zorunlu bir tedbir değil, istisnai bir uygulama olduğunu belirten Kaboğlu, “Yargıç tutuklamamalı; suç şüphesi varsa önce daha hafif adli kontrol tedbirleri uygulanmalıdır” dedi.

Esra Işık’ın tutuklanma koşullarını taşımadığını ifade eden Kaboğlu, “Derhal serbest bırakılması gerekir” diye konuştu.

“AYM DOSYALARI İVEDİLİKLE KARARA BAĞLANMALI”

Kaboğlu, çevre hakkı ve acele kamulaştırma süreçlerine ilişkin düzenlemeler içeren 7554 sayılı Kanun’a karşı Anayasa Mahkemesi’nde açılan davaların da bir an önce sonuçlandırılması gerektiğini de belirtti.

Anayasa Mahkemesi’nin çevre, yaşam alanları ve doğal varlıklarla ilgili düzenlemeleri öncelikli olarak ele alması gerektiğini vurgulayan Kaboğlu, yüksek mahkemeyi yürürlüğün durdurulması kararları vermeye çağırdı.

Kaboğlu, açıklamasının sonunda Anayasa’nın yasama, yürütme ve yargı organları bakımından bağlayıcı olduğunu hatırlatarak, hukuk devleti ilkesinin ihlal edilmesi halinde yöneticilerin sorumluluktan kaçamayacağını söyledi.

EL KOYMA VE KEŞİF İŞLEMLERİ HUKUKİ DAYANAĞINI YİTİRDİ”

İkizköylülerin avukatı İpek Sarıca da 28 Nisan 2026 tarihinde verilen ve 5 Mayıs’ta taraflara tebliğ edilen karara ilişkin, Danıştay’ın müdahalesinin “uzun süredir etkisizleştirilen hukuku yeniden işler hale getiren güçlü bir yargı müdahalesi” olduğunu ifade etti.

Danıştay’ın kararında somut olayda acele kamulaştırmayı gerektirecek olağanüstü bir “acelelik hali” bulunmadığının tespit edildiğini belirten Sarıca, ekonomik gerekçeler, üretim hedefleri veya şirket faaliyetlerinin sürekliliğinin acele kamulaştırma yöntemini meşrulaştırmayacağını vurguladı.

Sarıca, yürütmeyi durdurma kararlarının ardından acele kamulaştırmaya dayalı tüm idari ve yargısal süreçlerin hukuki dayanağını kaybettiğini belirterek, “El koyma girişimleri, keşif ve bilirkişi incelemeleri, bedel tespiti işlemleri artık hukuken geçersizdir” dedi.

Mülkiyet hakkına, hukuka aykırı bulunan bir idari işleme dayanılarak müdahale edilmesinin mümkün olmadığını ifade eden Sarıca, bu yöndeki tüm uygulamaların meşruiyetini yitirdiğini savundu.

“ESRA IŞIK DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR”

Akbelen direnişi nedeniyle tutuklanan Esra Işık hakkında da değerlendirmelerde bulunan Sarıca, tutuklamaya dayanak gösterilen süreçlerin hukuki temelinin ortadan kalktığını söyledi. Esra Işık’ın engellediği iddia edilen keşif işleminin artık hukuken geçerli olmadığını belirten Sarıca, “Hukuki varlığını yitirmiş bir idari işleme dayanılarak özgürlükten yoksun bırakmanın sürdürülmesi kabul edilemez. Esra Işık derhal serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Danıştay kararının ardından Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen el koyma ve bedel tespiti davalarının da hukuki dayanağını kaybettiğini ifade eden Sarıca, “Ortada yürütülebilir bir kamulaştırma işlemi bulunmamaktadır” dedi.

Milas’ın 7 köyünü kapsayan 679 parsele ilişkin acele kamulaştırma kararından derhal dönülmesi gerektiğini belirten Sarıca, Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan 649 el koyma davasının reddedilmesi çağrısında bulundu.

AYM’YE 7554 SAYILI KANUNU İPTAL ÇAĞRISI”

Sarıca, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı ve kamu yararı ilkesini ortadan kaldırdığı belirtilen 7554 sayılı Kanun’un iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde açılan davanın önemine de dikkati çekti.

7554 sayılı Kanun’un çevre hakkını, mülkiyet hakkını ve yargı denetimini etkisizleştirdiğini savunan Sarıca, Anayasa Mahkemesi’ne “hukuk devleti ilkesini, sağlıklı çevrede yaşama hakkını ve mülkiyet hakkını koruyacak bir karar verme” çağrısı yaptı.

Sarıca, Danıştay 6. Dairesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararlarının Akbelen’de yürütülen mücadelenin haklılığını bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, “Yaşam için direnenleri selamlıyoruz. Bunun, ülkemiz için hakların güvenceye alındığı, yaşamın korunduğu bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz” dedi.