(İSTANBUL) – Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, “Her kim bu şehrin, Yahya Kemal’in ‘Türk İstanbul’ dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa, arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz. Fatih Sultan Mehmet Han’ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından nasıl Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıysak, kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlamaları kapsamında Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda konuştu.
86 milyon vatandaşın yanı sıra dünyanın 150’den fazla ülkesinde hayat mücadelesi veren tüm kardeşlerine selam gönderen Erdoğan, “Bugün hem sizlerle bayramlaşalım hem de İstanbul’un fethinin 573. seneidevriyesini coşkuyla kutlayalım istedik. Fethin 573. yıl dönümünde İstanbul daha bir güzel; bu mübarek bayram gününde sizler daha bir güzelsiniz” ifadelerini kullandı.
“İHTİYAÇ SAHİPLERİNİN DERTLERİYLE DERTLENİYORUZ”
Kurban Bayramı’nı tebrik eden Erdoğan, bayramın Türkiye ve tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu. Bayramlarda yardımlaşma ve paylaşmanın önemine vurgu yapan Erdoğan, “Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin dertleriyle dertleniyoruz. Bayramlar millet olarak bizi birbirimize yakınlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle de aramızda yeni muhabbet köprülerinin kurulmasını sağlıyor. Bayramlar, tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor” dedi.
“İSTANBUL’UN FETHİNİN 573. YILI KUTLU OLSUN, MÜBAREK OLSUN”
Erdoğan, İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümüne ilişkin ise “Çok değerli İstanbullular; bugün bir taraftan Kurban Bayramı’nın sevincini yaşarken, diğer taraftan İstanbul’un Fethi’nin 573. yılına kavuşmanın heyecanı içindeyiz. Bu anlamlı günde, tam 573 sene önce İstanbul’un fethine katılan, bu şehrin surlarında şehit olan, gazi olan her büyüğümüzü rahmetle anıyorum. Henüz 21 yaşındayken İstanbul’un Fethi’ni gerçekleştiren o şanlı komutanı aynı şekilde kemal-i edeple yad ediyorum. Yine burada; bin yıldır semalarımızdan ezan-ı Muhammediler eksilmesin, bayrağımız gökyüzünde nazlı nazlı dalgalansın, mabetlerimizin üzerine namahrem eli değmesin, her metrekaresinde bir şehidin yattığı bu aziz topraklar kirletilmesin diye fedai can eyleyen tüm kahramanlara Rabb’imden rahmet diliyorum. Her metrekaresinde bir şehidin yattığı bu aziz topraklar kirletilmesin diye fedai can eyleyen tüm kahramanlara Rabb’imden rahmet diliyorum. İstanbul’un Fethi’nin 573. yılı kutlu olsun, mübarek olsun” ifadelerini kullandı.
“İSTANBUL’UN FETHİ BİR ŞEHRİN HAYAT BULMASIDIR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu mübarek günde şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum; İstanbul’un Fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil; dünyanın gözbebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un Fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllarca sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un Fethi; her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. İstanbul’un Fethi; coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine, kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un Fethi; Ayasofya dahil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır.
İstanbul’un Fethi; iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğması, bir baharın gelmesidir. İstanbul’un Fethi; yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı haline getiren, bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin dünya tarihinde örneği görülmeyen bir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır. İstanbul’un Fethi, bu topraklarda Malazgirt’le başlayan fetihler silsilemizin en parlak halkasıdır. İşte İstanbul’un Fethi, devamında fetihler doğuran gaza medeniyetimizin en büyük kapılarından, en büyük kaynaklarından biridir. İstanbul’un Fethi milletimizin mefkuresi, ülküsü, Kızıl Elması uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. Karadan yürütülerek Haliç’ten denize indirilen kadırgalar; Sultan Fatih’in azminin, iradesinin, fetih mübinine olan inancının yansımasıdır. Aynı zamanda İstanbul’un Fethi; her delikanlımızın ruhunda bir Fatih idealinin, bir Ulubatlı Hasan fedakarlığının, bir Akşemseddin bilgeliğinin yaşadığını gösteren en güzel örnektir. Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkuresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz.
“İSTANBUL’UN FETHİ’Nİ İÇLERİNE SİNDİREMEYEN HAZIMSIZLAR VAR”
Bu topraklar 1071’den bu yana bizim vatanımız, İstanbul ise 1453’ten bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin gözbebeği, iftihar tablosudur. Ama biliyoruz ki bunu halen kabullenemeyenler var. İstanbul’un Fethi’ni halen içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride gerekse dışarıda, buldukları her fırsatta bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Her kim ‘Zulüm 1453’te başladı’ diyorsa maskesini indirin; altından 1453’te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim ‘İstanbul’un statüsü değişsin’ diyorsa bunlar Topkapı’da okunan Kur’an’ı, Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim İstanbul’da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek ‘Göçebe barbarlar Anadolu’daki medeniyeti tahrip etti’ diyorsa pelerinini kaldırın; göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız.
Her kim bu şehrin, Yahya Kemal’in ‘Türk İstanbul’ dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa, arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz. Fatih Sultan Mehmet Han’ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından nasıl Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıysak, kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacağız.
“İSTANBUL’UN GELECEĞİNİ KARARTMAK İSTEYENLERE MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ”
İstanbul’un fethi bizlere şunu öğretmiş, şunu hatırlatmıştır; Eğer gerçekten inanır, çalışır, zorluklar karşısında sebat edersek milletçe başaramayacağımız iş, ulaşamayacağımız hedef yoktur. Yeter ki Sultan Fatih gibi ‘Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım’ diyerek kararlılığımızı gösterelim. Yeter ki zafere inanalım, gücümüzün idrakinde olalım. Gerisi Allah’ın izniyle sadece bir zamanlama ve planlama meselesidir. Bunun için hep birlikte çalışacak, saflarımızı daha da sıklaştıracak ve İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız.
Şunu bir defa her bir yol ve dava arkadaşımın çok iyi bilmesini isterim: Dünyamız ve bölgemiz gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze’den Sudan’a, Yemen’den Lübnan’a yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim, aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz. Rabb’im daha nice fetihlere bizleri eriştirsin. Bunun için de Cumhur İttifakı’nın birliğini, beraberliğini daim eylesin. Birliğimizi, beraberliğimizi bozmayacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız; hep birlikte Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz.”


