Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cihangir’de perde açılıyor, Geçmişin Metinleri Bugünü Konuşuyor

Cihangir Atölye Sahnesi, 2026–2027 sezonunu 9 Ekim’de açıyor. Roland Topor’dan Yaşar Kemal’e, Dario Fo’dan Peter Weiss’a, Herman Melville’den Nâzım Hikmet ve Shakespeare’e uzanan repertuvarda 11 oyun yer alıyor.

Cihangir Atölye Sahnesi, 2026–2027 sezonunu 9 Ekim’de açıyor. Roland Topor’dan

(İSTANBUL) – Cihangir Atölye Sahnesi, 2026–2027 sezonunu 9 Ekim’de açıyor. Roland Topor’dan Yaşar Kemal’e, Dario Fo’dan Peter Weiss’a, Herman Melville’den Nâzım Hikmet ve Shakespeare’e uzanan repertuvarda 11 oyun yer alıyor.

Cihangir Atölye Sahnesi (CAS), yeni sezonda seyirciyi yalnızca farklı dönemlerin önemli metinleriyle değil, bu metinlerin bugüne uzanan sorularıyla da karşı karşıya getiriyor.

CAS’ın 2026–2027 repertuvarındaki oyunlar farklı dönemlerde, farklı coğrafyalarda yazılmış olsa da “İnsan içinde yaşadığı düzene ne kadar itaat eder? Ekonomik sistem bireyin hayatını ve değerini nasıl belirler? İktidarın devamında yalnızca yönetenlerin mi, ona rıza gösterenlerin de mi payı vardır? Dayanışma gerçekten bir düzeni değiştirebilir mi?” soruları etrafında birbirine yaklaşıyor.

SEZON, TOPOR’UN KARA MİZAHIYLA AÇILIYOR

Yeni sezonun ilk oyunu Roland Topor’un “Joko’nun Doğum Günü”. Mine G. Kırıkkanat’ın Türkçeye çevirdiği, Muhammet Uzuner’in yönettiği yapım 9 ve 10 Ekim’de seyirci karşısına çıkacak.

Topor’un kara mizah ve gerçeküstücülükle kurduğu dünya, şiddetin sıradanlaştığı, itaatin erdeme dönüştüğü ve insanın giderek yalnızca bir işleve indirgendiği bir düzeni anlatıyor. Oyunun merkezindeki mesele ise yalnızca iktidarın nasıl kurulduğu değil, o düzenin devamını sağlayan rızanın nasıl üretildiği.

Böylece CAS, yeni sezonunun daha ilk oyununda repertuvar boyunca farklı biçimlerde karşımıza çıkacak temel sorulardan birini ortaya koyuyor: Bir düzeni ayakta tutan yalnızca onu kuranlar mıdır?

YAŞAR KEMAL’İN KARINCALARI YENİDEN SAHNEDE

Geçen sezonun öne çıkan yapımlarından “Filler ve Karıncalar” da ikinci sezonunda yolculuğunu sürdürüyor.

Yaşar Kemal’in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca romanından Arzu Gamze Kılınç’ın uyarlayıp yönettiği oyun, kapitalist sömürü ve kültürel asimilasyon karşısında dayanışmayı masalsı bir anlatıyla sahneye taşıyor. Filler Sultanı’nın karşısında karıncaların kolektif gücünü öne çıkaran yapım, çocuklara seslenen bir masalın içinden yetişkinlerin dünyasına ilişkin politik sorular çıkarıyor.

Yapım geçtiğimiz sezonda ödüllerin de dikkatini çekti. Arzu Gamze Kılınç, 28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde En Başarılı Yönetmen Ödülü’nü alırken, oyun Direklerarası Seyirci Ödülleri’nde Küçük Salon En İyi Yapım Ödülü’ne değer görüldü.

DARIO FO DOKUZUNCU SEZONUNDA

CAS repertuvarının en uzun soluklu oyunlarından biri olan “Ödenmeyecek! Ödemiyoruz!” ise dokuzuncu sezonunda. Dario Fo’nun 1974’te kaleme aldığı oyun, aradan geçen yarım yüzyıla rağmen hayat pahalılığı, zamlar, gelir adaletsizliği ve işçi sınıfının gündelik yaşam mücadelesi üzerinden güncelliğini koruyor.

Füsun Demirel’in çevirdiği, Arzu Gamze Kılınç’ın yönettiği politik komedi, İtalya’nın varoşlarında yaşayan insanların ekonomik sistem karşısındaki mücadelesini mizahla anlatırken eleştirisini yalnızca iktidara değil, muhalefetin tutumuna da yöneltiyor.

GEÇMİŞİN METİNLERİNDEN BUGÜNÜN SORULARINA

Yeni sezonun önemli damarlarından birini politik tiyatro oluşturuyor. Sermet Çağan’ın “Ayak Bacak Fabrikası”, yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişkiye ve halkın sömürülmesine odaklanıyor. 1960 sonrasında gelişen toplumcu gerçekçi tiyatronun önemli örneklerinden olan oyun, Muhammet Uzuner rejisiyle üçüncü sezonunda sahnede.

Uzuner, yapımla 2026 Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Tiyatro Ödülleri’nde Yılın Yönetmeni Ödülü’nü aldı.

Peter Weiss’ın “Saloz’un Mavalı” ise Salazar dönemi Portekiz’i üzerinden diktatörlük, sömürgecilik ve sınıf çatışmasını sahneye taşıyor. Can Yücel’in Türkçeleştirdiği ve Muhammet Uzuner’in yönettiği oyun sekizinci sezonunda seyirci karşısına çıkıyor.

Bu iki yapım, farklı tarihsel dönemleri anlatmasına rağmen bugünün seyircisine benzer bir soru yöneltiyor: İktidar nasıl kurulur ve toplum bu düzenin neresinde durur?

PARANIN DÜNYASINDA İNSANIN DEĞERİ

Jonas Hassen Khemiri’nin “Neredeyse Eşittir” adlı oyunu ise ekonomik sistemi bu kez “değer” kavramı üzerinden tartışmaya açıyor. Serpil Göral’ın yönettiği yapım, finans dünyasının karmaşık diliyle bireyin gündelik arzuları arasındaki ilişkiye bakarken, parasal sistem içinde insanların gerçekten eşit, özgür ve “değerli” olup olamayacağını sorguluyor.

Herman Melville’in “Kâtip Bartleby”si ise tartışmayı 19. yüzyıl kapitalizminden günümüz çalışma hayatına taşıyor. Muhammet Uzuner’in sahneye uyarlayıp yönettiği yapım, modern çalışma düzeninin yarattığı yabancılaşmayı ve bireyi uyuma zorlayan sistemi Bartleby’nin sessiz direnişi üzerinden ele alıyor.

GOLDONİ “ALATURKA”

Sezonun komedi ayağında ise iki farklı halk tiyatrosu geleneği aynı sahnede buluşuyor. Carlo Goldoni’nin “İki Efendinin Uşağı”, Kıvanç Kılınç’ın uyarlamasıyla Osmanlı’nın son dönemine taşınıyor. Muhammet Uzuner’in yönettiği “İki Efendinin Uşağı Alaturka”, İtalyan halk tiyatrosunun Commedia dell’Artegeleneğiyle Orta Oyunu unsurlarını bir araya getiriyor. Altıncı sezonuna giren oyun, paranın ilişkileri belirlediği bir dünyayı aşk, çıkar çatışmaları ve birbirinden habersiz iki efendiye hizmet etmeye çalışan uşağın yarattığı karmaşa üzerinden anlatıyor.

NÂZIM HİKMET GENÇ OYUNCULARLA SAHNEDE

CAS’ın yeni sezonunda profesyonel repertuvarla eğitim çalışmaları da yan yana ilerliyor.

Konservatuvar ikinci sınıf öğrencileri bu sezon Nâzım Hikmet’in 1932’de kaleme aldığı “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?” ile seyirci karşısına çıkacak. Alper İrvan’ın uyarlayıp yönettiği yapım, sömürgeciliğe karşı mücadele eden Hindistan’dan yola çıkarak genç bir devrimcinin idealleri, bağlılıkları, kuşkuları ve kendi vicdanıyla hesaplaşmasını şiirsel bir sahne diliyle ele alıyor.

Eğitim projesinin bir diğer yapımı ise “Macbeth”. Shakespeare’in Sabahattin Eyüboğlu çevirisinden sahnelenen oyun, Muhammet Uzuner yönetiminde Oyun Atölyesi 3 katılımcıları tarafından oynanacak. Yapım, Macbeth’e yalnızca iktidar hırsıyla hareket eden bir fail olarak değil, aynı zamanda içinde bulunduğu düzenin mağduru olarak yaklaşmayı deniyor.

Bu iki yapımla öğrenciler için eğitim sınıfın dışına çıkıyor; sahne ve seyirci, oyunculuk eğitiminin doğrudan bir parçasına dönüşüyor.

“7 DAKİKA” SAHNENİN DIŞINA ÇIKIYOR

CAS’ın tiyatro anlayışının farklı bir örneğini Stefano Massini’nin “7 Dakika” oyunu oluşturuyor.

Arzu Gamze Kılınç yönetiminde 2024’te atölye oyunu olarak prömiyer yapan yapım artık yalnızca CAS’ta değil, “dayanışma oyunu” modeliyle farklı mekânlarda, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarıyla da buluşuyor. İşçilerin geleceğini belirleyecek bir karar üzerinden ilerleyen oyun, “Bir şeyi değiştirebilir miyiz?” sorusunu sahneden seyirciye taşıyor.

SAHNE BAĞIMSIZ TOPLULUKLARA DA AÇIK

Cihangir Atölye Sahnesi yeni sezonda kendi repertuvarıyla yetinmiyor. Sahnesini bağımsız tiyatro topluluklarına açarak farklı üretimlerin seyirciyle buluşmasına da alan yaratıyor.

Ekim ayında Luminart Tiyatro, “En İyi İkinci” ile; Tiyatro Anti ise “Woyzeck” ile CAS’a konuk olacak. Tiyatro Anti, “Woyzeck”in yeni yorumunun prömiyerini de burada gerçekleştirecek.

2026’da Tiyatro Eleştirmenleri Birliği tarafından Genco Erkal Özel Ödülüne değer görülen Cihangir Atölye Sahnesi, böylece yeni sezonda klasik ile çağdaşı, profesyonel oyuncuyla öğrenciyi, kendi repertuvarıyla bağımsız tiyatro topluluklarını yan yana getiriyor.

9 Ekim’de başlayacak sezonun programına bütün olarak bakıldığında ise ortak bir çizgi belirginleşiyor: CAS bu sezon sahneyi yalnızca hikâye anlatılan bir yer olarak değil, içinde yaşadığımız düzenin, iktidarın, emeğin, paranın ve bireyin konumunun yeniden sorgulandığı bir alan olarak kuruyor.