(ANKARA) – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e dert yanan çiftçiler, artan gübre, mazot, elektrik ve sulama maliyetleri nedeniyle üretim yapamaz hale geldiklerini belirtirken, “Destek istemiyoruz. Elektriğimizi, gübremizi, ilacımızın fiyatını düşürsünler” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde çiftçilerle bir araya gelerek tarım sektöründe yaşanan sorunları dinledi.
Gürer, farklı ürünlerde bu yıl rekoltenin yüksek olmasının beklendiğini ancak yüksek rekoltenin çiftçinin gelirinin de artacağı anlamına gelmediğini belirtti. Üreticinin artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları arasında sıkıştığını ifade eden Gürer, “Bu yıl rekoltenin farklı ürünlerde bol olması bekleniyor. Ancak bunun bol olması üreticinin, çiftçinin gelirinin de yüksek olması anlamına gelmiyor” dedi.
Bor ilçesinde arpa, buğday, mısır ve pancar üretimi yapan çiftçilerin girdi maliyetlerinin artmasından yakındığını aktaran Gürer, düşük alım fiyatlarının üreticinin emeğinin karşılığını alamamasına neden olduğunu söyledi.
ÇİFTÇİ: “1 LİRA DESTEK VERİYORSA BİZDEN 100 LİRA GİDİYOR”
Bor’da üretim yapan çiftçiler, buğday ve mısır ektiklerini ancak ürünlerinin para etmediğini belirtti. Bir çiftçi, “Bu sene buğday, mısır ektik. Durum kötü. Para etmiyor” dedi.
Gübre, mazot ve elektrik fiyatlarının üretim maliyetlerini artırdığını belirten çiftçi, “Gübreyi en son kilosunu 39 liradan almıştım. Gübre, mazot 80 lira. Mazot aldı başını gidiyor. Elektrik de aynı şekilde. Şu anda çiftçinin durumu yatsın kalksın ağlasın” diye konuştu.
Çiftçiler, devlet desteğinden ziyade girdi maliyetlerinin düşürülmesini istediklerini belirterek, “Bize destek vermesinler. Destek istemiyoruz biz. Desteği de büyükler alıyor. Bizim elektriğimizi, gübremizi, ilacımızın fiyatını düşürsünler. Destek onların olsun. 1 lira destek veriyorsa bizden 100 lira gidiyor. Nasıl çıkacağız bunun içinden?” ifadelerini kullandı.
Gürer de çiftçilerin temel talebinin destek miktarının artırılmasından çok üretim maliyetlerinin düşürülmesi olduğunu belirterek, “Siz diyorsunuz ki girdi maliyetleri düşse, maliyetimiz uygun bir yere gelirse, çiftçi refahı içinde girdi maliyetine artı makul bir kâr bize yeter diyorsunuz. Bir şey istemiyorsunuz değil mi?” diye sordu.
“BİZ BİR YIL EMEK VERİYORUZ, PARA KAZANAMIYORUZ”
Üreticinin tarladan çıkardığı ürünün tüketiciye ulaşana kadar yüksek fiyat artışlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını söyledi. Gürer, “Biz bir yıl emek veriyoruz. Bir yıl emek veren para kazanamıyor ama bunu alıp götürüp satan para kazanıyor” dedi.
Çiftçiler ise ürünün tüketiciye ulaştırılmasında nakliye ve akaryakıt maliyetlerinin de etkili olduğunu belirtti. Bir çiftçi, “Mazot pahalı, yol pahalı, nakliye pahalı. O adam da üstüne koyacak. Her şey girdi maliyetlerinden geliyor yani sonuçta. Mazot, nakliye. Adam otobana çıktı mı dünyanın yol parasını veriyor” diye konuştu. Aynı çiftçi, ürün fiyatlarının düşük tutulmasının enflasyon rakamlarını baskılamak amacı taşıdığını belirterek, “Enflasyonu çiftçinin sırtından düşürmeye çalışıyorlar. Ürün para etmesin, enflasyonumuz düşük görünsün. Başka bir şey değil” ifadelerini kullandı.
“SİLAJLIK MISIRDA ALAN YOK, TALEP YOK”
Çiftçiler, silajlık mısır üretiminde de fiyatların geçen yıla göre gerilediğini ve ürünlerini satmakta zorlandıklarını anlattı. Bir üretici, “Bu sene silajlık mısır diktik. Silajlıkta fiyatlar geçen yıla göre düşük. Alan yok şu anda. Talep yok” dedi.
Mısır üreticisi Necip Gök ise geçen yıl 2 bin 500 liraya sattıkları mısırın bu yıl bin 800 liraya satıldığını belirterek, “Geçen sene 2 buçuğa verdiğimiz mısırı şu anda bin 800 liraya veriyoruz. Geçen yılın altında fiyatta satamıyoruz” diye konuştu.
EMEKLİ ÇİFTÇİ: “SALÇAYLA SOĞAN YİYORUM”
Çiftçi Ahmet Eren de emekli maaşı ve tarımsal üretim maliyetleri nedeniyle geçinemediğini söyledi. Eren, “Emekliyim. Aldığım emekli parasını su parasına yetiştiremiyorum. 25 lira, 23 lira maaş alıyorum. Yemiyorum, içmiyorum. Salçayla soğan yiyorum. Su parasını anca karşılıyor” dedi.
Sulama maliyetlerinin de üreticinin yükünü artırdığını belirten Eren, “Sulama parası da yüksek. Saati 500 lira” diye konuştu. Mazot fiyatlarındaki artışın traktör maliyetlerine yansıdığını belirten Eren, “Geçen yıl mazotun litresi 44 liraydı. Bu sene 80 liraya çıktı. Şu an daha da artıyor. Geçen sene benim traktörümün deposu 12 bin lira doluyordu. Şimdi 20 bin lira dolmuyor” ifadelerini kullandı.
Eren, gübre ve diğer üretim girdilerindeki artışa dikkat çekerek, “Traktörün kontağını çevirdiğinizde geçen yıla göre katlamış oldu. Gübre katladı. Ama mahsulün fiyatı bir türlü katlamıyor” dedi.
GÜRER: “TARIM, MİLLİ GÜVENLİK KADAR ÖNEMLİ”
Çiftçilerin üretimden kopma noktasına geldiğini belirten Gürer, tarımın stratejik bir sektör olduğunu vurguladı. Gürer, farklı bölgelerde görüştüğü üreticilerin “Yapacak başka işimiz yok. Traktör var, arazi var. Gidip de bir sanayi kuruluşunda çalışma şansımız da yok. Eve ekmek anca buradan geliyor” dediğini aktardı.
Tarımın milli güvenlik kadar önemli olduğunu vurgulayan Gürer, “Birden çok ürünümüz tarlada çiftçimiz ürettiği halde değer bulmayınca doğal olarak onların üretimden uzaklaşması, çocuklarının tarımdan kopması ülke geleceği açısından da sorun” dedi. Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yeten bir ülke olduğunu ancak bugün bazı temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini savunan Gürer, “21 üründe arz açığımız var” diye konuştu.
“ÜRETİM PLANLAMASI YAPILMALI”
Buğday, arpa, fasulye, nohut ve mercimek gibi ürünlerde ithalat yapıldığını belirten Gürer, “Oysa bizim çiftçimiz bunları yetiştirebilir. Niğde patatesle ünlü ama eskiden Niğde soğanla da ünlüydü. Şimdi Niğde’de soğan dikimi kalmadı” dedi. Üretim deseninin de değiştiğine dikkat çeken Gürer, “Adana’da dünyanın en güzel pamuğu yetişiyordu. Şimdi pamuk yetişen yerde tarlada havuçtu, soğandı, patates yetişiyor” ifadelerini kullandı.
Çözümün doğru üretim planlamasından geçtiğini belirten Gürer, “Üretim planlaması sağlanmalı. Ürün deseni doğru oluşturulmalı. Üretenler ürettiğinden para kazanıp bu işi severek yapmalı” dedi.
“GELECEK DÖNEMLERDE ÇİFTÇİ DE BULAMAYACAĞIZ”
Çiftçilerin üretimden kopması halinde gelecekte tarımsal üretimin daha büyük sorunlarla karşılaşacağını belirten Gürer, “Eğer bu işi severek yapmazlarsa gelecek dönemlerde çiftçi de bulamayacağız, ekilecek arazi de bulamayacağız” diye konuştu. Tarım arazilerinin imara açılmasına da tepki gösteren Gürer, “Zaten imara giren bölgede tarlasını nasıl bir müteahhide veririm diye millet uğraşıyor. Onun için üreticimizin sorunları görülmeli” dedi.
“ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1 TRİLYON 459 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI”
Çiftçilerin borç yüküne de dikkati çeken Gürer, Tarım Kanunu’nun 21. maddesi kapsamında verilmesi gereken destek ile fiilen verilen destek arasında fark bulunduğunu söyledi.
Gürer, “Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre 722 milyar lira 2026 yılında destek verilmesi gerekirken 168 milyar lira verildi. Çiftçinin borç yükü ise giderek büyüdü. Şu an çiftçilerin bankalara borcu 1 trilyon 459 milyar lirayı bulmuş durumda. Çiftçi geliri giderini karşılamayınca haciz geliyor. Bu arada bölgede haciz gelenler de var” dedi.
“HER ŞEYİMİZ İCRALIK”
Gürer’in sözleri üzerine bir çiftçi, kendisinin de icra sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bizzat kendimde var. Şu anda banka kredimizi ödeyemedik. Tüm her şeyimiz icralık” diye konuştu.
Çiftçilerin borç ve icra sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirten Gürer ise “Bir an önce bu icralar da durdurulmalı, çiftçiye ek destek sağlanmalı ve çiftçinin üretimin içinde durması sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

