Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Karaca: Gençler yalnızca işsizlik değil yoksulluk, borçluluk ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla gençlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Gençlerin yalnızca işsizlik değil; yoksulluk, borçluluk, eğitimden kopuş ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Karaca, özellikle genç kadınlarda işsizlik ve sistem dışına itilme oranlarının dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirtti.

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma,

(ANKARA) – CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla gençlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Gençlerin yalnızca işsizlik değil; yoksulluk, borçluluk, eğitimden kopuş ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Karaca, özellikle genç kadınlarda işsizlik ve sistem dışına itilme oranlarının dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirtti.

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Türkiye’de gençlerin karşı karşıya kaldığı sorunlara ilişkin rapor hazırladı. DİSK-AR, Habitat Derneği, UNDP, OECD, TEPAV, TOG-KONDA ve Öğrenci Sendikası verilerinin birlikte değerlendirildiği raporda, gençlik sorununun artık yalnızca işsizlik başlığıyla açıklanamayacak kadar derinleştiği vurgulandı.

“GENÇLİK SORUNU ARTIK TEK BAŞINA İŞSİZLİK DEĞİL”

Türkiye’de gençlerin yalnızca iş arayıp bulamamakla değil; işgücü piyasasına hiç girememek, iş bulsa da güvenceli ve tam zamanlı istihdama erişememek, gelirinin giderlerini karşılayamamak, ailesinden ekonomik olarak bağımsızlaşamamak, borçlanmak, diplomasının karşılığını alamamak ve gelecek planı yapamamak gibi iç içe geçmiş sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtilen raporda, gençlik meselesinin eğitim politikası, sosyal politika, toplumsal cinsiyet eşitliği, barınma, ücret politikası, kültürel yaşama erişim, sosyal güvence ve demokratik özgürlüklerle birlikte ele alınması gerektiği ifade edildi.

DİSK-AR’ın 2025 yıllık işsizlik ve istihdam raporuna göre Türkiye’de dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 8,3 iken geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 29,7’ye çıktığı hatırlatılan raporda, 15-24 yaş grubunda dar tanımlı genç işsizliğinin yüzde 15,3, geniş tanımlı genç işsizliğinin ise yüzde 38,3 olduğu kaydedildi.

“GENÇ KADINLARDA GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK YÜZDE 49,1”

Raporda, genç kadınların işgücü piyasasında daha ağır bir dışlanmayla karşı karşıya kaldığı vurgulandı. DİSK-AR verilerine göre 15-24 yaş arası genç kadınlarda dar tanımlı işsizliğin yüzde 22,1, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 49,1 olduğu; genç erkeklerde ise dar tanımlı işsizliğin yüzde 15,2, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 31,6 olarak hesaplandığı belirtildi.

Karaca, “Genç kadınların yaşadığı sorun yalnızca iş bulamama değildir. Genç kadınlar eğitimden, istihdamdan, kamusal hayattan ve ekonomik bağımsızlıktan eş zamanlı biçimde uzaklaşmaktadır. Ev içinde harcadıkları emek istatistiklerde çoğu zaman görünmemekte; bakım yükü, aile içi sorumluluk ve toplumsal cinsiyet rolleri genç kadınların hayatını daraltmaktadır” değerlendirmesine yer verdi.

“EĞİTİMDE VE İSTİHDAMDA OLMAYAN GENÇLER SİSTEM DIŞINA İTİLİYOR”

UNDP’nin 2025 tarihli genç kadınlara ilişkin Beyaz Kitabı’na da yer verilen raporda, 2024 yılında Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 22,9’unun ne eğitimde ne istihdamda olduğu belirtildi. Bu oranın erkeklerde yüzde 16,2, kadınlarda yüzde 30,1 olduğu; 18-29 yaş aralığında ise gençlerin yüzde 30’unun, erkeklerin yüzde 17’sinin ve kadınların yüzde 43’ünün NEET statüsünde olduğu aktarıldı.

OECD’nin 2025 Türkiye notuna göre ise Türkiye’de 2023 yılında gençlerin yüzde 28,4’ünün ne eğitimde ne istihdamda ne de yetiştirmede olduğu, OECD ortalamasının yüzde 12,6’da kaldığı ifade edildi. Bu farkın, Türkiye’de gençlerin sistem dışına itilmesinin uluslararası ölçekte de ağır bir sorun alanı olduğunu gösterdiği belirtildi.

“EV GENÇLİĞİ, GENÇ KADINLARIN GÖRÜNMEYEN EMEĞİYLE BİRLEŞİYOR”

Habitat Derneği’nin “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırma Raporu 6” verilerine göre genç erkeklerin yüzde 59’u çalışırken kadın gençlerde bu oranın yüzde 38 olduğu; ev genci kategorisinde kadınların yüzde 26’sının, erkeklerin ise yalnızca yüzde 6’sının yer aldığı belirtildi. Raporda, ev gençliği meselesinin yalnızca ‘çalışmama’ hali olmadığı; eğitimden, istihdamdan, sosyal hayattan ve ekonomik bağımsızlıktan uzaklaşma anlamına geldiği vurgulandı.

Aynı araştırmaya göre gençlerin yüzde 72’sinin herhangi bir nedenle iş arasa kolayca iş bulamayacağını düşündüğü; bu oranın iş arayan gençlerde yüzde 94’e, ev gençlerinde ise yüzde 81’e çıktığı kaydedildi.

“MESEM, GENÇLİK KRİZİNİN EN AĞIR BAŞLIKLARINDAN BİRİ”

MESEM’in resmi söylemde gençlere meslek kazandırma ve okuldan işe geçişi kolaylaştırma politikası olarak sunulduğu; ancak sahadan gelen verilerin, bu modelin birçok çocuk ve genç açısından eğitim hakkı ile çocuk emeği arasındaki sınırı bulanıklaştırdığını gösterdiği belirtildi.

Öğrenci Sendikası’nın 2026 tarihli MESEM raporuna göre Gebze’de 14-18 yaş arası 926 MESEM öğrencisiyle yapılan araştırmada öğrencilerin yüzde 58,1’inin haftada 7 gün, yüzde 38,7’sinin haftada 6 gün çalıştığı; yüzde 70,9’unun günde 12 saatten fazla, yüzde 25,6’sının ise günde 10-12 saat çalıştığı aktarıldı. Raporda, bu verilerin MESEM’in birçok öğrenci açısından mesleki eğitimden çok uzun çalışma saatlerine dayalı bir emek düzenine dönüştüğünü gösterdiği ifade edildi.

Raporda ayrıca MESEM öğrencilerinin yüzde 95’inin sosyal hayata haftada yalnızca 0-3 saat ayırabildiği, yüzde 97,8’inin işyerinde küfre, yüzde 96,6’sının fiziksel şiddete maruz kaldığı, yüzde 88,9’unun işyerinde denetim yapılmadığını belirttiği, yüzde 91,8’inin ulaşım masrafının karşılanmadığı ve yüzde 90,5’inin iş kazası geçirdiğini ifade ettiği kaydedildi.

“ÇALIŞAN GENÇLER BİLE GEÇİNEMİYOR”

Raporda, genç yoksulluğunun yalnızca işsiz gençlerin sorunu olmadığına dikkat çekildi. Habitat Derneği’nin araştırmasına göre gençlerin yalnızca yüzde 40’ının maddi durumundan memnun olduğu, gençlerin yüzde 84’ünün ihtiyaç duyduğu gelir düzeyinin altında yaşadığını belirttiği aktarıldı. Göreli yoksunluğun iş arayan gençlerde yüzde 98’e, öğrencilerde yüzde 94’e, ev gençlerinde yüzde 89’a çıktığı; çalışan gençlerde bile bu oranın yüzde 75 olduğu ifade edildi.

Gençlerin yüzde 49’unun son bir yılda gelirlerinin harcamalarını karşılamadığını söylediği belirtilen raporda, gençlerin yüzde 35’inin kredi kartı borcu, yüzde 19’unun tüketici ya da ihtiyaç kredisi borcu, yüzde 19’unun arkadaşlarına borcu bulunduğu; yüzde 22’sinin ödenemeyen veya ertelenmiş faturası olduğu, yüzde 42’sinin ise son iki yılda faturalarını geciktirerek ödediği kaydedildi.

“DİPLOMA GÜVENLİ GELECEK ANLAMINA GELMİYOR”

TEPAV’ın yükseköğretim ve istihdam ilişkisine dair politika notuna da yer verilen raporda, Türkiye’de yükseköğretimin 2006 sonrasında “her ile bir üniversite” politikasıyla hızlı biçimde genişlediği; ancak üniversite sayısındaki artışın eğitim kalitesi, araştırma kapasitesi ve akademik özgürlüklerde aynı ölçüde ilerleme sağlamadığı belirtildi. TEPAV’a göre her yıl yaklaşık 114 bin üniversite mezununun eğitimdeki nitelik eksikliği nedeniyle işgücü piyasasına dezavantajlı biçimde katıldığı aktarıldı.

Raporda, gençlerin işgücü piyasasına girişte yalnızca iş sayısının azlığıyla değil; eğitim kalitesi, beceri uyumsuzluğu, bölgesel imkan eşitsizliği, dil becerileri, mesleki yönlendirme eksikliği ve nitelikli iş üretme kapasitesinin sınırlılığıyla da karşı karşıya olduğu vurgulandı.

“GENÇLERİN HAYATI ERTELENMEMELİDİR”

Raporun sonuç bölümünde, gençlik sorununun çok boyutlu bir kriz haline geldiği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:

“Gençler yalnızca iş aramamaktadır; geçinebileceği bir ücret, güvenceli bir iş, nitelikli eğitim, borçsuz bir hayat, ailesine bağımlı kalmadan yaşayabileceği koşullar, kültürel hayata katılabileceği bir kent, özgürlük duygusu ve uzun vadeli gelecek kurabileceği bir ülke aramaktadır. Gençliğin enerjisi, ülkenin en büyük toplumsal gücüdür. Bu gücün işsizlik, yoksulluk, borç, eşitsizlik ve umutsuzluk içinde tüketilmesi yalnızca gençlerin değil, Türkiye’nin geleceğinin de kaybıdır. Gençlerin hayatı ertelenmemelidir. Gençlerin iş, eğitim, barınma, özgürlük, kültürel yaşama katılım ve gelecek hakkı ertelenemez. Cumhuriyetin gençliğe bıraktığı miras, gençleri belirsizlik içinde bekletmek değil; onların insanca, özgür ve güvenceli bir hayat kurabileceği ülkeyi inşa etmektir.”