Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP’li Dinçer: “Kadın işsizlik oranımız yüzde 39’lara dayanmış durumda”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, ekonomik şiddetin kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet sarmalının en yıkıcı boyutlarından birisi olduğunu belirterek, “Son 5 yılda ‘ailevi nedenler’ gerekçesiyle iş hayatından çekilen kadınların sayısı yüzde 81 oranında arttı. Bu ailevi nedenlerden kastedilen şey çocuk veya yaşlı bakımıdır. Kadın işsizlik oranımız yüzde 39’lara dayanmış durumdadır. Nüfusun yarısını evde oturtan bir ülke, kalkınma yarışında nasıl var olabilir” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, ekonomik şiddetin kadınların karşı

(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, ekonomik şiddetin kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet sarmalının en yıkıcı boyutlarından birisi olduğunu belirterek, “Son 5 yılda ‘ailevi nedenler’ gerekçesiyle iş hayatından çekilen kadınların sayısı yüzde 81 oranında arttı. Bu ailevi nedenlerden kastedilen şey çocuk veya yaşlı bakımıdır. Kadın işsizlik oranımız yüzde 39’lara dayanmış durumdadır. Nüfusun yarısını evde oturtan bir ülke, kalkınma yarışında nasıl var olabilir” dedi.

CHP İnsan Hakları ve Aileden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, kadınların yaşadığı “ekonomik şiddete” ilişkin yazılı açıklama yaptı. Kadınların ekonomik olarak özgürleşemediği bir düzende gerçek bir demokrasiden ve adaletten bahsedilemeyeceğini vurgulayan Dinçer, “ekonomik şiddet”in kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet sarmalının en yıkıcı boyutlarından birisi olduğunu belirtti.

Türkiye’nin kadın istihdamı verilerinde OECD ülkeleri arasında son sırada yer aldığını hatırlatan Dinçer TÜİK ve OECD verileri üzerinden Türkiye’deki mevcut tabloyu özetleyerek, istihdamdaki devasa uçuruma dikkat çekti. Erkeklerin yüzde 72’si iş hayatındayken kadınlarda bu oranın yarısına, yani ancak yüzde 36,8’e ulaşılabildiğini belirten Dinçer, “Üretime katılmak isteyen kadınlarımızın önü kesilmektedir; kadın işsizlik oranımız yüzde 39’lara dayanmış durumdadır. Nüfusun yarısını evde oturtan bir ülke, kalkınma yarışında nasıl var olabilir” dedi.

“İSTİHDAMA KATILIM OECD ORTALAMASININ ÇOK ALTINDA”

Türkiye’deki kadın istihdamının OECD ortalamasının çok altında kaldığını ifade eden Dinçer, “Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 41 seviyesinde kalırken, OECD ortalaması yüzde 67’dir. Yani Türkiye, gelişmiş ülkelerin tam 26 puan gerisinde yer almaktadır. OECD projeksiyonlara göre, eğer Türkiye bu 26 puanlık uçurumu kapatabilmiş olsaydı yani kadınları üretime dahil edebilseydik, kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılamız (GSYİH) 2060 yılına kadar yaklaşık yüzde 17 daha yüksek olacaktı” ifadelerini kullandı.

Sosyal devletin üstlenmesi gereken bakım sorumluluklarının kadınların omuzlarına yıkıldığı için işgücünden kopmak zorunda kaldıklarını vurgulayan Dinçer, “Son 5 yılda ‘ailevi nedenler’ gerekçesiyle iş hayatından çekilen kadınların sayısı yüzde 81 oranında arttı. Bu ailevi nedenlerden kastedilen şey çocuk veya yaşlı bakımıdır. Yarım milyon kadın, sosyal devletin paylaşması gereken sorumluluklar yüzünden kariyeri ile ailesi arasında bir tercihe zorlanıyor ve evlere hapsediliyor. İş bulabilen şanslı azınlık ise aynı işi yaptığı erkeklerden daha az kazanarak ücret adaletsizliğiyle, yani açık bir ekonomik şiddetle boğuşuyor” dedi.

“ANNE OLMAK MESLEKİ CEZALANDIRMAYA DÖNÜŞÜYOR”

Nüfus artış hızındaki düşüşün ve genç ailelerin çocuk sahibi olmaktan kaçınmasının arkasında kadınlara yüklenen ağır faturanın yattığını ifade eden Dinçer, literatürde “çocuk cezası” olarak bilinen yapısal bir adaletsizliğin olduğunu belirterek, “Erkekler için baba olmak kariyerinde bir sıçrama tahtası yaratırken, kadınlar için anne olmak adeta bir mesleki cezalandırmaya dönüşüyor. Hem Türkiye’de hem de AB genelinde erkekler çocuk sahibi olduğunda istihdama katılımı artarken, kadınlarda durum tam tersi işliyor. Türkiye’de çocuksuz kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 58 iken, 0-2 yaş arası bebeği olan annelerin yalnızca yüzde 27’si çalışabiliyor. Yani anne olunduğu an, işten kopma ihtimali iki katından fazla artıyor” ifadesini kullandı.

“ÇARE SOSYAL DEVLET”

İlk çocuktan sonraki 10 yıl içinde kaybedilen istihdamı ifade eden “çocuk cezası” oranının Türkiye genelinde yüzde 29 olduğunu belirten Dinçer, “Yaşam maliyetlerinin el yaktığı metropollerde durumun felakete dönüşmüştür. İstanbul’da her 10 anneden 6’sı, sırf çocuk doğurduğu için 10 yıl boyunca işinden, kariyerinden ve emeğinden mahrum kalmaktadır. Bu düzeni değiştirmek, kadını ev içine hapseden ekonomik şiddete son vermek ve gerçek sosyal devleti inşa etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.