(ANKARA) – CHP Sözcüsü Müslim Sarı, MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 7 il başkanının görevden alındığını, 14 il başkanlığı için ise atama yapıldığını açıkladı. Sarı, Ekrem İmamoğlu’nun savunma süresinin kısıtlanmasını eleştirerek, “Bir mahkemede en önemli hak savunma hakkıdır. Savunma hakkının istenilen kadar, istenilen sürede karşı tarafa verilmesi gerekir. Dolayısıyla Sayın İmamoğlu’nun savunmasının sadece belli bir süreyle sınırlandırılmış olmasını doğru bulmuyoruz. Kendisi susma hakkını kullandı ama önümüzdeki günlerde yine bu savunmasını yapacaktır” dedi.
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, bugün yapılan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Sarı, MYK toplantısında ülke gündemi, ekonomi, NATO Zirvesi ve parti içi meselelere ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğunu kaydetti. NATO Zirvesi’nden önce söylenenlerle kıyaslandığında beklentiyi karşılamadığını belirten Sarı, “Bu olsa olsa bundan sonraki zirvelere hazırlık bir zirvesi olabilir. Dolayısıyla NATO üç sıfır demek bu zirve için, bu zirvenin nihai sonuçları açısından kanaatimizce mümkün değildir” dedi.
Türkiye açısından NATO Zirvesi’nin riskler ve kazanımlarla sonuçlandığını söyleyen Sarı, şöyle devam etti:
“Türkiye açısından önemli kazanımı hiç kuşku yoktur ki savunma sanayi alanında Avrupa Birliği ülkeleriyle yapılacak iş birlikleri. Burada şunu söylemek gerekir. Türk savunma sanayinin özellikle insansız savaş araçları açısından gelmiş olduğu seviyenin aslında ne kadar önemli olduğunu bu zirvede teyit etmiş olduk. Avrupa’nın güvenliği olmadan NATO’nun güvenliği olamayacağı, Türkiye’nin güvenliği olmadan ve savunma sanayide Türkiye kazanımlarının Avrupa güvenliğinin bir parçası haline dönüştürülmeden de bir NATO güvenliği ve Avrupa güvenliği olamadığı teyit edilmiş oldu. Bu birlik ülkelerinin birbirlerine karşı gerçekleştirdikleri kısıtlamaların ve kotaların kaldırılması, özellikle Avrupa Birliği’nin kendi güvenlik ihtiyaçları açısından yapacağı harcamalarda Türk şirketlerinin, Türk savunma sanayi şirketlerinin önemli bir yer ve rol elde edecek olmasının da önemli bir kazanım olduğunu değerlendiriyoruz.
Ben bu vesileyle Kıbrıs Savaşı’ndan bu yana, yani 1970’lerin ortalarından bu yana bugüne gelene kadar bir devlet politikası olarak savunma sanayine yapılan yatırımların ne kadar önemli olduğunu görmüş bulunmaktayız ve bu dönem içinde görev alan bütün hükümetleri de tebrik etmek, bütün hükümetleri de kutlamak isteriz. Bu bir ülke politikasıdır, bu bir devlet politikasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak savunma sanayinin gelmiş olduğu yeri önemli buluyoruz ve bundan sonraki süreçte de destekliyoruz.
Türkiye açısından da stratejik olarak çok önemli bir kazanım olduğunu değerlendirmiş olduk. NATO Zirvesi’nin hem içerikle ilgili tartışmaları hem de sonuç bildirgelerine baktığımız zaman Türkiye açısından bazı risklerin olduğunu da görmek mümkün. Bu riskleri iki başlık altında toplayabiliriz. Bunlardan biri, ilk defa bir NATO belgesinde İran’ın yer alıyor olması, özellikle İran’ın Hürmüz Boğazı’nın ve Basra Körfezi’nin seyrüsefer güvenliği ve İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olamayacağına ilişkin atfın yer aldığını görüyoruz. Bunun Türkiye açısından riski şudur. Şöyle bir değerlendirme yaptık. İleride önümüzdeki günlerde bu gerekçelerle İran’a bir NATO operasyonu söz konusu olduğunda Türkiye Cumhuriyeti’nin pozisyonu ne olacak? Dolayısıyla bugüne kadar İran’la kurmuş olduğumuz ilişki, özellikle bu krizde hem diplomatik ilişki hem kolaylaştırıcılık hem tarafsızlık gibi Türk dış politikası açısından önemli olan ve bizim de önemli bulduğumuz, bölge istikrarı açısından da önemli bulduğumuz bu durumun böyle bir operasyon, olası operasyon ya da böyle bir olası durum karşısında riske atıldığı bir durumla karşı karşıya kalabiliriz.”
Aynı durumun Ukrayna-Rusya Savaşı bakımından da söz konusu olduğunu söyleyen Sarı, CAATSA yaptırımları ve F-35 satışı konusundaki gelişmelere ilişkin, “Her ne kadar güzel sözler duymuş olsak da bu işin çok somutlaşmadığı ve netleşmediğini de görüyoruz” dedi.
Savunma sanayi harcamalarının üye ülkelerin milli gelirinin yüzde 5’ine kadar çıkartılması konusunda da konuşan Sarı, “Orta ve uzun vadede Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin mali dengeleri açısından ciddi sıkıntılar yaratabilme riski vardır. Bizim yapmış olduğumuz hesaplara göre bu yüzde 5 hedefini tutturabilmek için Türkiye’nin mevcut savunma harcamalarının üzerine yaklaşık 50 milyar dolarlık daha savunma harcaması yapması gerekir. Bu, Batı ülkeleri için sosyal devletin, devletin bazı olanaklarının tasfiyesine neden olurken Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından da özellikle altyapı yatırımlarının, insan kaynağına dönük yatırımların bütçede ciddi sınırlandırma ile karşı karşıya bırakma ihtimali bulunmaktadır. Bunlar da bizim risklerimiz olarak ortaya çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.
“ASGARİ ÜCRET 45 BİN LİRA OLMALI”
Ekonomik krize de değinen Sarı, emekli aylıkları ve asgari ücrete ilişkin düzenleme önerisinde bulundu. Sarı şunları kaydetti:
“Asgari ücret bakımından mutlaka ve mutlaka yeni bir ücret rejimine geçmek gereklidir. Yani enflasyon rakamlarına bakıp işte yüzde 18 enflasyon gerçekleşti. Yılbaşında ne vermiştik? Sonraki 6 ayda ne yapacağız biçimindeki yaklaşım yetersiz kalmaktadır. Türkiye’nin mevcut koşulları ve şartları asgari ücretin en az 45 bin lira seviyesine çıkartılmasını zorunlu kılmaktadır. Biz, 1 Temmuz itibarıyla 28 bin lira civarında olan asgari ücretin en az yüzde 60 oranında arttırılarak 45 bin lira seviyesine çıkartılmasını bir politika önerisi olarak değerlendirdik ve tartıştık. Diğer ücretlerin, yani memur maaşlarının, SGK emeklilerinin ve memur emeklilerinin de buna paralel bir biçimde bu 6 aylık dönem içinde yine yüzde 60 oranında arttırılmasının zorunlu olduğunu değerlendiriyoruz.
20 bin liraya muhtaç edilmiş olan yaklaşık 4 milyon insan var. Ve bu 4 milyon insanın ücretlerinin ne kadar arttırılacağı önemli bir tartışma konusu oldu. Yine parlamentoda bir yasa hazırlığı içinde olunduğunu biliyoruz. Bu yasa hazırlığı 24 bin liraya bile ulaştırmıyor bu en düşük emekli maaşını. Bizim önerimiz Türkiye’deki en düşük emekli maaşının hiçbir koşulda asgari ücretin yüzde 70’in altına düşmemesidir. Dolayısıyla 45 bin lira civarında belirlediğimiz ikinci 6 ay için asgari ücretin yüzde 70’i olan 32 bin lira seviyesinin en az Türkiye’de en düşük emekli maaşı olması gerektiğini değerlendiriyoruz. Bu da en düşük emekli maaşının yüzde 60 oranında arttırılması anlamına geliyor.
Ancak ülkedeki açlık sınırı eğer en düşük emekli maaşından daha üstteyse ki bu örnekte öyle, onun o seviyeye doğru çekilmesi gerektiği bizim önerimiz. Yani dolayısıyla bugün 35-36 bin lira civarındaysa 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı, Türkiye’deki en düşük ücretin de yani en düşük emekli maaş ücretinin de bu seviyelere, 35 bin lira seviyesine çıkartılmasını öneriyoruz. Önümüzdeki günlerde bununla ilgili daha ayrıntılı çalışmalarımız olacak. Bunu da daha bir kampanyaya çevirerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin ücret, yeni ücret rejimi ve yeni ücret önerisi olarak geniş kitlelerle paylaşma şansına sahip olacağız.
14 İL BAŞKANI ATANDI
Sarı, MYK toplantısında CHP örgütlerine ilişkin alınan kararları da paylaştı. İl başkanı olmak için çok sayıda başvuru aldıklarını, bu isimler arasında değerlendirme yaptıklarını, bu nedenle atama konusunu zamana yaydıklarını belirten Sarı, görevden alma ve atamaları duyurdu. Sarı, sözlerine şöyle devam etti:
“Bitlis ilimiz için daha önce boş bırakılan ilimiz için Marif Kızılağaç arkadaşımızı il başkanı olarak atamış bulunuyoruz. Aksaray için Cansu Bülbül arkadaşımızı, Bilecik için Kazım Yağmur arkadaşımızı, Denizli için Ayhan Oral arkadaşımızı, Diyarbakır için Sertaç Eke arkadaşımızı, Ağrı için İbrahim Varol arkadaşımızı, Iğdır için Halil İbrahim Artantaş arkadaşımızı, Kırıkkale için Mustafa Demirel arkadaşımızı, Manisa için Engin Uzun arkadaşımızı, Muğla için Halil Karahan arkadaşımızı, Muş için Sertaç Demirel arkadaşımızı, Nevşehir için Tayfun Ceyhan arkadaşımızı, Yozgat için Kazım Eliaçık arkadaşımızı ve Tekirdağ için Erdoğan Kaplan arkadaşımızı il başkanı olarak atamış bulunuyoruz. Yani 14 ilimizde il başkanı olarak bir görevlendirme yapmış bulunuyoruz.
Dolayısıyla 14 atama yaptık, diğer illeri önümüzdeki hafta değerlendireceğiz. Onun dışında görevden aldığımız illerimiz oldu.
7 İL BAŞKANI GÖREVDEN ALINDI
Yine daha önce yapmış olduğumuz değerlendirmelerle paralel bir biçimde Afyonkarahisar ilimizi ve merkez ilçemizi, Giresun ilimizi yani ilimizi, il başkanımızı, il yönetimizi, disiplin kurulumuzu ve merkez ilçe başkanımızı, merkez ilçe yönetimimizi, Trabzon ilimizi yine ve Ortahisar yani merkez ilçe olan Ortahisar ilçemizi, Yozgat ilimizi ve il yönetimimizi, Burdur ilimizi ve il yönetimimizi, Aydın ilimizi ve il yönetimimizi ve Tekirdağ ilimizi ve il yönetimimizi yani yedi tane ilimizi de görevden almış, örgütü feshetmiş bulunuyoruz.
3 KİŞİ DİSİPLİNE SEVK EDİLDİ
Onun dışında üç tane de ihracımız var. Daha önceki dönem İzmir il başkanlığımızı yürütmüş ama bundan önceki MYK’larda görevden alınmış Çağatay Güç arkadaşımızı tedbirli bir biçimde Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etmiş bulunuyoruz kesin ihraçla. Yine aynı şekilde Giresun ve Trabzon il başkanlarımızı da bu şekilde böyle bir değerlendirmeyle kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etmiş, tedbirli biçimde sevk etmiş bulunuyoruz. Dolayısıyla arkadaşlar özetlemek gerekirse yaklaşık sayıları tekrar vermem gerekirse 14 ilimizde görevlendirme yapmış olduk. Yedi ilimizde de il başkanlarımızı ve yönetimlerimizi görevden almış olduk”
Açıklamanın ardından Sarı, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Anıtkabir’i ziyaret etmemesinin sorulması üzerine Sarı, “ABD Başkanı’nın ya da herhangi bir devlet başkanının Türkiye’ye geldiğinde Anıtkabir’i ziyaret etmemesini Türkiye ziyaretleri açısından çok önemli bir eksiklik olarak görürüm. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’nin ötesinde bir değer. Dolayısıyla biraz önce sizin söylediğiniz gibi Türk toplumunun duyguları açısından da son derece önemlidir. Bu konu tabii devlet başkanlarının programlarına hâkimdir. Onların kendi değerlendirmeleridir. Biz ana muhalefet partisi olarak bunu isterdik. Nitekim hükümetten de bu konuyla ilgili herhangi bir eleştiri gelmedi. Ancak bu devlet başkanlarının yine kendi değerlendirmeleriyle ilgili bir konu. Bunu büyük bir eksiklik olarak görüyoruz” dedi.
“SAVUNMA HAKKI KUTSALDIR”
İBB Davası’nda Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapamamasının sorulması üzerine Sarı, şu yanıtı verdi:
“Savunma hakkı kutsaldır elbette. Bir mahkemede en önemli hak savunma hakkıdır. Savunma hakkının istenilen kadar, istenilen sürede karşı tarafa verilmesi gerekir. Dolayısıyla Sayın İmamoğlu’nun savunmasının sadece belli bir süreyle sınırlandırılmış olmasını doğru bulmuyoruz. Kendisi susma hakkını kullandı ama önümüzdeki günlerde yine bu savunmasını yapacaktır. Öte yandan bizler burada bir komisyon oluşturduk bildiğiniz üzere. Çok ciddi iddialar var belediye başkanlarımızla ilgili, başka partililerimizle ilgili. Bu iddiaların ne kadarının gerçek olduğunu, ne kadarının içeriğinin doğru olduğuna ilişkin bir değerlendirme yapıyoruz. Dosya dosya. Yani şöyle bir şey içinde değiliz. Toptancı bir biçimde reddeden, bunların hiçbirisi yokmuş diyen ya da bunların hepsi doğrudur. Bu mahkemeler adil bir yargılama yapacaktır gibi toptancı yaklaşımlar içinde değiliz. Ancak biz de içerik analizleri yapıyoruz. Bakıyoruz. Bu konuyla ilgili isnat edilen suçlara bakıyoruz. Oluşturduğumuz komisyon dosya dosya bu meseleleri inceliyor. Geçen hafta çalışmaya başlayan komisyonumuz. Önümüzdeki günlerde bu raporlar olgunlaştıkça bu belediye başkanlarımızla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi’nin raporları ve fikirleri de, politik duruşları da ortaya çıkacak. Birkaç haftaya kadar dosya dosya bizim değerlendirmelerimizi duyacaksınız.”
