Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Sözcüsü Emre: “Avrupa’da Türkiye’den daha kötü asgari ücret alan sadece 3 ülke var. Bu bir sömürü düzenidir”

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, “Bugün Türkiye’de her iki emekçiden bir asgari ücret alıyor. Asgari ücret açısından baktığımızda da Türkiye, asgari ücret açısından Avrupa’daki yeri en altta. Ukrayna var, ki savaş yaşıyor. Bizden daha kötü ücret alan 3 ülke var sadece. Bu da yetmezmiş gibi bizim çalışanlarımız yılda 12 maaş alıyor, değil mi? Halbuki 3 maaşı vergi diliminde eriyor. Aslında 9 maaş alıyor. Böyle bir düzende huzur olmaz. Böyle bir düzende işçi de evlatları da mutlu olmaz. Böyle bir düzende kimse yeterli beslenemez. Huzurlu bir toplum olmaz. Bu bir sömürü düzenidir” dedi.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, “Bugün Türkiye’de her iki emekçiden bir

(İSTANBUL) – CHP Sözcüsü Zeynel Emre, “Bugün Türkiye’de her iki emekçiden bir asgari ücret alıyor. Asgari ücret açısından baktığımızda da Türkiye, asgari ücret açısından Avrupa’daki yeri en altta. Ukrayna var, ki savaş yaşıyor. Bizden daha kötü ücret alan 3 ülke var sadece. Bu da yetmezmiş gibi bizim çalışanlarımız yılda 12 maaş alıyor, değil mi? Halbuki 3 maaşı vergi diliminde eriyor. Aslında 9 maaş alıyor. Böyle bir düzende huzur olmaz. Böyle bir düzende işçi de evlatları da mutlu olmaz. Böyle bir düzende kimse yeterli beslenemez. Huzurlu bir toplum olmaz. Bu bir sömürü düzenidir” dedi.

CHP Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin Büyükçekmece İlçe Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmeler yapan Emre, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda İstanbul’da büyük bir ablukaya şahitlik edildiğini, 576 kişinin gözaltına alındığını söyledi.

Emekçi Bayramı’nı kutlamak isteyen İstanbulluların gaza boğulduğunu, müdahale edildiğini, bayramın zehir olduğunu belirten Emre, şunları kaydetti:

“Biz basın toplantılarında bu ülkedeki hem ikili hukuk sistemini hem de iktidarın ve ortağının ikircikli yaklaşımını sizlerle paylaşıyoruz. 1 Mayıs’ta da aslında bunun bir başka örneğini daha görmüş olduk. Çok daha yakın bir zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Milli Birlik ve Kardeşlik Komisyonu adı altında toplanan komisyonda bir ortak rapor yayınlandı. Bu raporun 6 ve 7’nci bölümleri çok açık bir şekilde ülkedeki Anayasa Mahkemesi kararlarının, AİHM kararlarının bağlayıcılığına işaret edildi. 1 Mayıs işçilerin bayramıdır ve 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak işçilerin hakkıdır. Kimsenin özel bir lütfu değildir. Bu doğrultuda da 2023 yılında Anayasa Mahkemesi, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın Taksim’de kutlanmasının engellenmesini bir hak ihlali olarak kayda düştü. Bu konuda karar verdi. Bu karar bağlayıcı ve daha birkaç ay evvel Milli Birlik ve Kardeşlik Komisyonu’nda görev yapan Adalet ve Kalkınma Partililer, Milliyetçi Hareket Partililer o raporun altına imza attı ve ‘Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır. Herkes buna uymalıdır’ dedi.

“Biz farklı ülkede mi yaşıyoruz”

Mevcut iktidar talan ekonomisine, emekçinin değil de rant ekonomisine, sermaye sınıfına dayandığı için bütün yaklaşımlarını da ona göre sergilemektedir. Bütün bunlara rağmen Sayın Erdoğan 1 Mayıs’ta çıktı, ‘23 yılı geride bıraktığımız iktidarlarımız boyunca daima işçi kardeşlerimiz ve onların temsilcilerinin yanında yer aldık’ dedi. ‘Biz örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırdık. Toplu sözleşme sistemini güçlendirdik ve emekçinin pazarlık gücünü artırdık. İş sağlığı ve güvenliği alanındaki tarihi düzenlemelerin altına imza attık’ diyor. Şimdi insan sadece bu açıklamaya baktığımız zaman bir an düşünüyoruz. Acaba biz farklı ülkelerde mi yaşıyoruz Sayın Erdoğan? Kendisinden önceki dönemi sürekli şikayet eden, adeta Taş Devri gibi addeden ve ülkede ne varsa yapılan bütün iyiliklerin kendi döneminde, bütün kötülüklerin de kendisinden önceki dönemlere ait olduğunu söyleyen bir Tayyip Erdoğan profili var karşımızda.”

“3 maaş vergi diliminde eriyor”

Zeynel Emre, bugün Türkiye’de her iki emekçiden birinin asgari ücret aldığını belirterek, “Asgari ücret açısından baktığımızda da Türkiye, asgari ücret açısından Avrupa’daki yeri en altta. Ukrayna var, ki savaş yaşıyor, bizden daha kötü ücret alan 3 ülke var sadece. Bu da yetmezmiş gibi bizim çalışanlarımız yılda 12 maaş alıyor, değil mi? Halbuki 3 maaşı vergi diliminde eriyor. Aslında 9 maaş alıyor. Böyle bir düzende huzur olmaz. Böyle bir düzende işçi de evlatları da mutlu olmaz. Böyle bir düzende kimse yeterli beslenemez. Huzurlu bir toplum olmaz. Bu bir sömürü düzenidir” diye konuştu.

Bu dönem içerisinde çeyrek yüzyıllık iktidar, AK Parti iktidarları boyunca, bu ülkenin Cumhuriyet döneminde yapılan büyük bankalar, büyük yatırımlar, şeker fabrikaları gibi yatırımlarının, yok pahasına özelleştirildiğini aktaran Zeynel Emre, toplam özelleştirme gelirinin de 2,7 trilyon olarak kayda geçtiğini kaydetti.

Emre, “Bir çeyrek yüzyıl dönemi ne var ne yok sattılar ve topu topu 2,7 trilyon bir gelir elde edildi ve bizim sadece 2026 yılında ödediğimiz faiz gideri bu kadar. Yani aslında 2026 yılı bizim ülkemizin bir yıllık bütçedeki faiz gideri, bizim cumhuriyetten bugüne kadar edinilen ne kadar kıymetli bu ülkenin varlığı varsa satılmasıyla harcanan rakam ve şimdi de ortada bir şey kalmadı” dedi.

“İsrail, gücünü Trump’tan almaktadır”

CHP Sözcüsü Emre, Gazze’ye yardım için yola çıkan küresel Sumud filosuna İsrail’in operasyon düzenlediğini hatırlatarak, şunları söyledi:

“Aralarında 20 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşın olduğu 21 tekneye saldırdı ve bu teknedekileri alıkoydu. Bu İsrail karasularında falan değil. Uluslararası karasularda meydana gelen bir olaydır. Bu haydutluktur ve burada İsrail bu gücü kimden alıyor derseniz Tayyip Erdoğan’ın ‘dostum’ dediği Trump’tan almaktadır. Trump da Tayyip Erdoğan’a sürekli övgü düzmektedir ve orada gerçekleşen katliamı meşrulaştıran Gazze Kurulu’nda da Türkiye yer almaktadır. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Filistinlilerin geleceğine, Gazze’nin geleceğine, Filistinlilerin bulunmadığı, parayla üyeliğin kabul edildiği; uzun vadede otellerin, kumarhanelerin, tatil merkezlerinin kurulmasının planlandığı ve Filistinlilerin oradan terk edilmesi düşünüldüğü bir kurulda Türkiye’nin yer alması Türkiye’ye yakışan bir durum değildir.”

“İBB Davası’nda iddiaların hepsi bomboş”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik İBB Davası’nın Silivri’de sürdüğünü, geçen hafta 15 kişinin tahliyesine karar verildiğini hatırlatan Zeynel Emre, tutuklu olarak yargılanmaya devam edenlerin de bir an evvel özgürlüklerine kavuşmalarını diledi. Emre, şöyle devam etti:

“Hep şunu söylüyoruz. İstediğiniz kadar inceleyin. İstediğiniz kadar bakın. Ufacık CHP’nin bir kusuru varsa gayet meşru bir şekilde açık delillerle yargılayın. İnsanlar da tatmin olsun. İBB Davası’nın da basının önünde canlı bir şekilde yayınlanmasını istedik. Niye? Çünkü iddiaların hepsi bomboş. Bizim açımızdan bomboş. Hukuk açısından bomboş. Hukukçular açısından kumpas. Biz şeffaflıktan bahsettikçe büyük bir gizlilik içerisinde bir tek bizim dile getirdiğimiz birkaç televizyon kanalının dile getirdiği yaşanan operasyonlardaki kumpasların ortaya çıktığında dile getirildiği bir platform, bir ortam var. Bugün toplantımızı Büyükçekmece’de gerçekleştiriyoruz. Büyükçekmece ilçe binamızdayız. Büyükçekmece Belediyesi, CHP’ye ait bir belediye ve buranın belediye başkanı Hasan Akgün de Türkiye’de 7 dönem üst üste mazbata alan tek belediye başkanı. Dünyada da başka bir örneği yok. Sayın Hasan Akgün 330 gündür tutuklu ve henüz mahkeme önüne çıkmış değil. İddianamesi yeni yayınlandı. Duruşma günü henüz belli değil. Hasan Akgün tutuklandı. Yerine Büyükçekmece Meclisi, Ahmet Şahin’i başkanvekili olarak seçti. Ahmet Şahin de tutuklandı. O da cezaevinde ve sudan sebeplerle içerideler.

“Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Şile iddianamesi yok”

Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe’nin ortada iddianamesi yok. Bir yıldır cezaevinde. Bayrampaşa Belediye Başkanımız Hasan Mutlu bir yıldır cezaevinde, ortada iddianame yok. Bu iki belediye aynı zamanda millet iradesinin aksine bir şekilde ayak oyunlarıyla, baskıyla AK Parti tarafına geçen belediyelerdir. Yine Şile Belediye Başkanımız Özgür Kabadayı hakkında da iddianame çıkmadı. Hasan Akgün dedik. 1994 yılında yani Tayyip Bey belediye başkanı seçildiği yıl ANAP’tan belediye başkanı seçilmiş. 2008’e kadar 3 dönem Büyükçekmece halkı tarafından başarılı bulunduğu için yine belediye başkanı seçilmiş. 2008’de partimize katılmış. 2008’den bugüne kadar dört dönem belediye başkanı seçilmiş. Partimizin Büyükçekmece’de ikinci parti konumunda olduğu dönemde de yine belediye başkanı seçilmiş. Bir Büyükçekmece’ye bakın. Bir gerideki Esenyurt’a bakın. Bir taraf şehircilik anlamında 4-5 katı geçmemiş. Yeşil alana önem vermiş. Parklar yapmış. Bir şehir nasıl yönetilir, bunun örneğini çizmiş. Öte tarafta da kent suçları işlenmiş. Kent suçları müzesi olarak gösterilen ibretlik bir ilçe haline gelmiş.

“Millet 7 kere mazbata vermiş”

Burası kötü yönetiliyor, öyle mi? Burada yolsuzluk, adaletsizlik var; burada örgüt kurulmuş ve bu millet de buna rağmen 7 kez mazbata vermiş. Aklı başında bir yönetim olsa bir iktidar olsa bu kadar şehircilik anlamında problem yaşadığımız, deprem riski olan bir yerde Hasan Akgün’ün tecrübelerinden faydalanır ama bu iktidar efendim Sayın İmamoğlu’nun akıl hocasıymış, ekip arkadaşıymış, bilmem neymiş diye sudan gerekçelerle onu da tutukladı. Sayın İmamoğlu demişken Sayın Dilek İmamoğlu’nun iki abisi de tutuklu, cezaevinde. Biri Cevat Kaya, diğeri Ali Kaya. Cevat Kaya 143 tane eylem içerisinde hangi eylemden sorumlu tutuluyor diye baktığınızda sıfır. Hiçbir yerde sorumluluğu yok. Üzerine yüklenen bir suçlama yok. Ali Kaya’yı uyuşturucu kullanıyor suçlamasıyla gözaltına aldılar. Adam ifadesinde, ‘Hayatımda kullanmadım. Test yapın’ diyor. ‘Gerek yok’ diyorlar. Uyuşturucu kullanmaktan tutukluyorlar. Test oluyor. Cezaevinde negatif çıkıyor. İkinci bir test oluyor. Yine negatif çıkıyor. Dava açamıyorlar. Topu birbirlerine atıyorlar ve adam hâlâ tutuklu. Testi pozitif çıkanlar, kullanıcı olanlar dışarı çıktı ve bu adam hâlâ tutuklu.”

“Sayın İmamoğlu ve arkadaşlarının başına gelenin bir daha yaşanmaması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz”

Zeynel Emre, İBB Davası’nın etkin pişmanlıktan yararlanan sanığı Adem Soytekin’in ifadelerine değinerek, Soytekin’in ifadesine göre, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklandığını söyledi. Emre, “Bu kişi ilk önce ifadesine dayanarak tahliye edilmiş, sonra yalan olduğu, ifadesinin geçersiz olduğu, ifadesinin şüpheli bulunduğu gerekçesiyle tekrar tutuklanmıştır. Bu kişi yargılama esnasında 105’inci sırada gösterilmektedir. Yani 105’inci sırada beyanı alınacak diye gösterilmektedir. Her nasılsa bir el araya giriyor, 50 sıra öne alıyor yaklaşık, araya kaynak oluyor, ifadesini veriyor ve tahliye oluyor. Yani nereden baksanız her yönü şüpheliyle yürüyen bir yargılama süreci var. Biz buraları takip edip gerçekleri haykırmaya, Sayın İmamoğlu ve arkadaşlarının başına gelenin, o hukuksuzluğun bir daha Türkiye’de yaşanmaması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Biz kötü yönetiliyoruz. Kötü yönetildiğimiz için bu ülkenin gençleri gelecekten umutsuz, karamsar; geleceğini başka ülkelerde arıyor. Şimdi yeni bir tablo ortaya çıktı. İntiharlarda rekorlar kırıyoruz. Bu ülkenin doktorları saldırıya uğruyor. Avukatlar saldırıya uğruyor. Bir genç meslektaşımız Hatice Kocaefe cinayette hayatını kaybetti. Ortada bir şiddet sarmalı var” şeklinde konuştu.