Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP İstanbul İl Başkanı Çelik: “Aileler, uyuşturucunun önlenemez bir mesele olduğu umutsuzluğunu besliyor”

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, toplumda, uyuşturucunun önlenemez bir sorun hâline geldiğine dair bir umutsuzluk bulunduğunu bildirerek, “Özellikle ailelerde bu umutsuzluk var. Aileler artık uyuşturucunun önlenemez bir mesele olduğuna dair bir umutsuzluğu besliyorlar” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, toplumda, uyuşturucunun önlenemez bir

Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: MEHMET ÇALPAR

(İSTANBUL) – CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, toplumda, uyuşturucunun önlenemez bir sorun hâline geldiğine dair bir umutsuzluk bulunduğunu bildirerek, “Özellikle ailelerde bu umutsuzluk var. Aileler artık uyuşturucunun önlenemez bir mesele olduğuna dair bir umutsuzluğu besliyorlar” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Halkın Gündemi Buluşmaları”nın ilki “uyuşturucu ile mücadele” başlığı altında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde yapıldı.

CHP İstanbul İl Başkanı Çelik, programın açılışında yaptığı konuşmada, 30 Ekim 2024 tarihinden bugüne kadar geçen İstanbul’un ve Türkiye’nin dört bir yanında büyük bir özgürlük, adalet ve demokrasi mücadelesi içerisinde olduklarını ifade etti. Partisine yapılan operasyonların birkaç amacı bulunduğunu söyleyen Çelik, şunları kaydetti:

“CHP, 31 Mart 2024 seçimlerinde Türkiye’nin birinci partisi oldu. Belediyeler eliyle, topluma hizmet eliyle kurulan bu bağı kesmek için birtakım yargı baskıları, finansman baskıları, İBB ya da CHP’li belediyelerin elindeki gelir getirici kamu varlıklarına el koymak gibi uygulamalarla CHP’nin toplumla bağını kesmeye çalışıyorlar. Kendi rakiplerini kendilerine göre belirlemek istiyorlar. Sandığı sembolik hâle getirip demokrasiyi askıya almaya çalışıyorlar. En önemlilerden bir tanesi, Türkiye’nin önemli gündemlerinin üzerini örtmek istiyorlar. 25 yıl boyunca Türkiye’yi yönettiler ve bugün Türkiye bir tıkanma noktasında. Türkiye bir çoklu kriz ortamının içerisinde. Türkiye yönetilemiyor. İşte biraz da CHP’ye yönelik her gün yapılan operasyonlar, baskılar toplumun gerçek sorunlarının üzerini örtme amacını da taşıyor. İşte tam bu noktada biz CHP olarak şunu ifade ediyoruz. Diyoruz ki biz asla demokrasi mücadelesinden vazgeçmeyiz. Çünkü sandık, demokrasi yurttaşlığın teminatıdır. Ancak toplumun yakıcı sorunlarıyla da yakından ilgileniyoruz.

“ZORLUKLARI BİRLİKTE AŞABİLİRİZ”

İstanbul’da her pazartesi, salı günü Silivri’de duruşmaları takip ediyoruz. Çarşamba, belediyesine operasyon yapılmış bir alanda bir mücadeleyi sergiliyoruz. Her perşembe, cuma günü sahadayız. Özellikle belediyesi CHP’li olmayan alanlarda bir saha çalışması yapıyoruz ve her hafta ‘İstanbul’un Gündemi Buluşmaları’yla toplumun yakıcı sorunlarını ve çözümlerini konuşuyoruz. Bu toplantıların sonuçlarını raporluyoruz ve genel merkezimize gönderiyoruz. CHP iktidarında burada konuşulanlar sadece burada kalmayacak. CHP iktidarında, burada ve bunların ötesinde yurdun dört bir yanında toplanan verilerle CHP, çözümleriyle demokratik, refah içerisinde, yaşanılır bir Türkiye’nin öncüsü olacak. Birlikte mümkün diyoruz. İstanbul’un Gündemi Buluşmalarımızın sloganı ‘birlikte mümkün’. Bu zorlukların hepsini birlikte aşabiliriz diyoruz.

“10-12 YAŞINDAKİ ÇOCUKLAR MADDEYE ERİŞEBİLİYOR”

Birinci toplantımızın gündemi uyuşturucuyla mücadele. Uyuşturucuyla mücadele, Türkiyemizin en yakıcı sorunlarından bir tanesi. Biz Bağcılar’da, Güngören’de, Esenler’de sokaklarda dolaştığımız zaman aileler gelip bize bir cümleyi sıklıkla tekrar ediyorlar. Diyorlar ki ‘Çocuklarımız için endişeliyiz. Çocuklarımızın geleceği açısından endişeliyiz’. İnsanlar uyuşturucu meselesini çoktandır kendilerine uzak bir güvenlik sorunu olarak görmüyorlar. Kendi sokaklarında, okul önlerinde, apartmanlarında, evlerinin içerisinde yaşanan bir kriz olarak görüyorlar uyuşturucu sorununu. Uyuşturucu sadece belli çevrelerin değil; çok farklı yaş gruplarının, mahallelerin, kentlerin gündelik gerçeği hâline geldi. 10-12 yaşındaki çocuklar maddeye erişebiliyor ne yazık ki ülkemizde. Eczanelere bağımlılık yapıcı ilaç arayışıyla gidenleri eczacılar söylüyorlar. Organize sanayi bölgelerinde metamfetamine yönelik işçiler umutsuzluk içerisinde. Ağır bir tabloyu yaşıyorlar ne yazık ki.

“YAKALANAN METAMFETAMİN YÜZDE 54 ARTTI”

Daha da önemlisi, insanlar bu sorunun büyümesi ile ilgili sadece bir bireysel tercih olarak görmüyorlar. ‘Kötü arkadaş çevresiyle açıklanamaz bu konu’ diyor sohbet ettiğimiz insanlar. Sebep olarak yoksulluk, çeteleşme, güvencesiz emek, suç ekonomisi ve devletin denetim kapasitesinin yetersizliği ne yazık ki uyuşturucu kullanımının en önemli etkenleri arasında. İyimser araştırmalar, Türkiye’de 2 milyon civarında insanın uyuşturucu kullandığını ifade ediyor. Kötümser araştırmalar, Türkiye’de 10 milyona yakın insanın uyuşturucu kullandığını söylüyor. Sadece 400 bin insan uyuşturucu kullanımı ya da ticareti nedeniyle adli işlem görmüş durumda. Bu veriler tablonun ne kadar içler acısı olduğunu gösteriyor. Bu veriler Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Şubenin verileri; yakalanan metamfetamin miktarında yüzde 54’lük bir artış var.

“FİNANS ZİNCİRİ İŞLİYOR”

Yasa dışı üretilen sentetik ecza miktarında yüzde 227’lik bir artış var. Tüm dünyada üretimi ve tüketimi azalma eğrisinde olan eroin miktarında Türkiye’de ne yazık ki yüzde 31’lik bir artış var. Türkiye bugün uyuşturucu trafiğinde hem transit hem de hedef ülke haline gelmiş durumda. Ne yazık ki uyuşturucu artık sınır kapılarında duran bir mesele değil. Semtlere, gençlerin hayatlarına, mahallelerin gündelik gerçekliğine kadar girmiş durumda. Bu tablonun karşısında peki mücadele nasıl yürütülüyor Türkiye’de? Büyük ölçüde operasyon sayılarıyla, yakalama haberleriyle bir süreç yürütülüyor. Bunlar gerçek ama yeterli değil. Çünkü finans zinciri işlemeye devam ediyor. Kara para aklanıyorsa, uluslararası bağlantılar kırılmıyorsa sokaktaki operasyon yalnızca bir istatistikten ibaret kalıyor. Hatta uyuşturucuyla mücadeleyi son dönemlerde sadece şarkıcılara, ünlülere, fenomenlere yönelik yürütülmesini Türkiye takip ediyor.

“BEDELİNİ AİLELER ÖDÜYOR”

Oysa uyuşturucuyla samimi mücadele vermek isteyen bir ülke mesela varlık barışı adı altında bir süreç yürütmez, yürütemez. Varlık barışı adı altında kara paranın, uyuşturucudan elde edilmiş paranın Türkiye’ye girişi ile ilgili yapılan adımlar ne yazık ki uyuşturucuyla mücadele konusunda çok olumsuz bir tabloyu ortaya çıkartıyor ve bunun bedelini günün sonunda aileler ödüyor, gençler ödüyor. İnsanların en büyük kaygılarından bir tanesi de bu uyuşturucu. Artık engellenemez, önlenemez bir sorun hâline geldiğine dair bir umutsuzluk var toplumda. Özellikle ailelerde bu umutsuzluk var. Aileler artık uyuşturucunun önlenemez bir mesele olduğuna dair bir umutsuzluğu besliyorlar. En tehlikeli noktalardan bir tanesi de bu. Sadece cezayı, tedaviyi, operasyonu değil; önlemeyi, güvenliği, sosyal desteği de konuşmak zorundayız. Çünkü uyuşturucuyla mücadele yoksulluğa, umutsuzluğa, çeteleşmeye, gençlerin geleceksiz bırakılmasına karşı önemli bir mücadeledir.

“TOPYEKÛN SEFERBERLİĞE İHTİYAÇ VAR”

Gençleri yalnız bırakan düzene karşı rehabilitasyon mekanizmalarının oluşması, psikolojik destek ağlarının oluşması, spor alanlarının oluşması, kültür merkezlerinin oluşması, kamusal dayanışmanın büyümesi gerekir. 2019’dan itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bu konuda çok önemli adımlar atıldı. 2019’da İBB’de Ekrem İmamoğlu öncülüğünde CHP’li meclis üyeleri, uyuşturucuyla mücadele komisyonu kurmak istediler. Sırf meclis çoğunlukları olduğu için o uyuşturucuyla mücadele komisyonunu önce reddettiler. Sonra toplum baskısıyla kabul ettiler ve bugün özellikle 2021 yılında kurulan İBB Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Merkezi, İstanbul’da önemli adımlar atıyor ancak yeterli değil. Bütüncül bir yaklaşım gerekir. Sadece yerel yönetimlerin yaptığı çalışmalarla değil; merkezi iktidar, yerel yönetimler ve yurttaşların katılımıyla topyekûn bir seferberliğe ihtiyaç var.”