(KAHRAMANMARAŞ) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhrubaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine yönelik “deprem turisti” sözlerine yanıt verdi. Özel, “Bana soruyor ya neredesin? Vallahi Kahramanmaraş’tayım. Depremin ve acının merkez üstündeyim. Sen neredesin? Erdoğan, Suudi Arabistan’da. Sen prense yakınsın, ben Kahramanmaraş’ın güzel insanlarına. Sen prense misafirsin, ben Kahramanmaraş’ın bağrına geldim. Onlara sarılmaya geldim” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla haftalık grup toplantısını Kahramanmaraş’ta yaptı. Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde yaptığı grup konuşmasında konuşan Özel, deprem bölgesinde yaşayan yurttaşların sorunlarına değinerek, şunları kaydetti:
“Şöyle bir şeyi hatırlayalım. Sonuna kadar şunu anlattım. Geçmişten beri aldığı vergiler bizi depreme hazır etmeye yeterdi. Yapmadı. Peki bu depremden beri ne yaptı? Bunu bir hatırlamakta 3 yılın sonunda bir hatırlamakta sonsuz fayda var. Motorlu Taşıtlar Vergisini bir kere ödediniz, ikinciye de ödeyeceksiniz dedi mi millete? Dedi ödedi millet. Niye? Para depremzedeye gidecek. Bunu vergi değil, ibadet, dayanışma olarak gördü insanlar. MTV’yi 2 kere aldılar. KDV’yi arttırdı. Damga vergisini arttırdı. Yurt dışı çıkış açısını arttırdı. Bunların sonunda toplam 15 milyar dolar bir kaynak elde etti. Ayrıca ‘Türkiye Tek Yürek’ kampanyası yaptı, hepimiz maaşları bağışladık. İlk Mansur başkan bizim Cumhuriyet Halk Partililerden açıkladı, bütün Meclis Grubu açıkladık. Hepimiz maaşımızı, gelirimizi bu insanlar o kadar zor durumda olan insanlar o kadar sembolik ama o kadar önemli katkılar koydular ki toplamda o kampanyadan da 50 milyar dolar toplandı. Yurt dışından 6 buçuk milyar dolarlık maddi destek geldi. Toplam para 6 Şubat’tan itibaren resmi evraklarda, kayıtlarda 71,5 milyar dolar. 455 bin konut yaptık diyorlar. Maliyeti 40 milyar dolar. 31,5 milyar dolar para artmış bile konut için bakarsan. Halen daha bu depremzededen para almanın para alması yetmez, faiz almanın, TEFE, TÜFE işletmenin bir de tefeciler gibi milleti bir tarafta anahtar gösteriyor. Çoluk çocuk 5 kişi konteynerde çamur dize kadar gelmiş, hava soğuk, bir tarafta önünde boş senet. Bu boş senetçilere şunu söylüyorum; bu millete zor gününde yapılan bu zulmün eninde sonunda sandıkta sorulacak hesabı.
Özel’den “mücbir sebebi uzatın” çağrısı
Tabii sorun bir değil. Rezerv alan sorunu kangren olmuş, acele kamulaştırma adı altında milletin arazisine çökülmüş. Sadece Hatay’da 50 bin kişilik bir mağduriyet söz konusu, 6 milyonluk eve 3 milyon, 2,5 milyon lira değer biçmişler. Sosyal hayat ticaret hala ayağa kalkmamış. Maraş’ın yolları Ali Öztunç geçen gün söylüyor. Diyor ki; ‘Maraş’a gelin’ milletvekillerine söylüyor bunu, ‘arabaya binin, bir gün gezin böbrek taşınız olmaz. Hepsi düşer’ diyor. Ben Maraş’a geldim, arabaya bindim. Daha yarım gün oldu, vallahi böbrek taşı ne böbrek düşmezse iyi. Bir yandan asbest sorunu bugün oturduğumuz doktorlar öyle şeyler anlattı ki bu asbest sorununun ileride ne büyük bir sıkıntıya sebebiyete vereceğini, Aksu çayının nasıl kirlendiğini, kirletildiğini, verilen hızlı tren sözünün tutulmadığı için şehrin halen daha kan kaybettiğini, sosyal hayat, ticaret halen daha ayağa kalkmadı. Konteynerde siftahsız esnaflar var ve öyle bir gerçek var ki hep birlikte bu grupta bunu konuşmayan milletvekili yok. Başta Hatay milletvekilleri, Malatya milletvekilimiz, Adıyaman milletvekilimiz kalmadı, belediye başkanı her gün başkasını arıyor. Bunu anlatın diye. Kahramanmaraş, Gaziantep milletvekillerimiz, Osmaniye milletvekilimiz hepsi anlatıyor bunları. Yapın bunu, halledin bunu diye. 30 Kasım tarihinde mücbir sebep bitti. Zaten 6 ayda bir uzatıyorlar, bitiyor, bir daha uzatıyor. Van’da deprem oldu hatırlayın. Devlet bütün gücünü Van’a verdi, Van’ı ayağa kaldıralım dedi. Kalkana kadar mücbir sebep dedi. 6 yıl sürdü arkadaşlar. 6 yıl bir Van’a 6 yıl boyunca mücbir sebep uygulandı. Koca bölge hal ortada mücbir sebep uygulaması 2 yıl 9 ay depremden itibaren ki farkına varasın ilk 3 ay geçti. 2 buçuk yıl mücbir sebep uygulanıyor. Ve kaldırılıyor. Bu ne demek? Pamuk eller cebe demek. Esnaf sigorta ödeyecek, vergi ödeyecek demek. Yetmedi, basit usulden, gerçek usule geçirdiler esnafı. Bölgedeki esnafı da muhaf tutmadılar. Deprem yokken basit usulde çalışanlar deprem sonrası şimdi gerçek usule geçiyor. Hiç sormadan verilecek işte muhasebeci parası defter parası, onay parası, noter parası dünya kadar para şimdiden cepten çıkıyor. Dükkan yok, altyapı yok, müşteri yok, kepenk kapatacak, kapatılacak kepenk yok dükkanda. Bu haldeyken kredi lazım esnafa, kredi isteyene borcu yoktur kağıdı soruluyor. Borcu yoktur kağıdı için vergi SGK’ya borcunun olmaması lazım. Zaten o halde olsa kredi kime lazım? Borcu yoktur kağıdını alabilmek için yapılandırma yapmak istiyor. Onun için giden esnaftan da bugün Ticaret Odası Başkanı, Sanayi Odası Başkanı anlattı. Bütün bölgenin sorunu, teminat istiyorlar, teminat. Borcu yapılandıracaksın, ‘borcu karşılayacak kadar hiç değilse yarısı kadar bir teminat göster.’ Yahu adam da borcu karşılayacak kadar teminat olsa senin kapına gelmez. O borcu yapılandırmak istiyor, bunun için teminat istenmez. KOSGEB esnaf kredi kullanmış. Daha doğrusu kullanmış demeyelim. Hatırlayın pandemi oldu, pandemi sırasında KOSGEB kredileri oldu. Sonra deprem oldu. Depremde milletin diyor ki yüzde 80’i hibe sandığı aldı onu diyor. Neye imza attığını bilmeden hibe sandığı aldı. Şimdi mücbir sebep bitmiş. Yazıları yollamışlar. 1 Mart itibarıyla KOSGEB’ten esnafa verilen 400 bin lira, 700 bin lira arası paraları geri istiyorlar. Ödemezsen icraya koyarız diyorlar ve faiz istiyorlar.
Bunun için buradan bir kez daha deprem haftası ve bu kahraman şehrin İstiklal Madalyalı şehrin bağrından ve bu kadar acıya katlanmış ve ayağa kalkmaya çalışan Kahramanmaraş’tan sesleniyorum. Hem deprem konutlarından faiz alınmayacağın mümkünse hiç para alma hem mücbir sebebin uzatılacağını hem KOSKEB kredilerinin ya affedileceğini ya da faizsiz yıllar sonraya erteleneceğini esnaftan teminat şartını ve borcu yoktur kağıdını kaldırın kardeşim. Bu esnafın bu şartlar içinde kimseye borcu yoktur. Ondan bu kağıdı isteyenlerde de vicdan yok. Diğer yandan aynı sorun çiftçide var. BAĞKUR prim borcu olan çiftçilere tohum almak için gübre almak için mazot almak için para lazım. Ziraat Bankası’na gidiyor, borcu yoktur kağıdı getir. Halk Bankası’na gidiyor, borcu yoktur kağıdı getir. Geçmişte 1 kilo buğday satıp 1 litre mazot alanlar bugün 6 kilo buğday satıp 1 litre mazot alamıyor. Perişan olmuş durumda halen daha onlardan bugün borcu yoktur kağıtları isteniyor.
“O 39’uncu ziyareti yaparken, Özgür Özel de 57’inci ziyaretini tamamlıyor olacak”
Sayın Erdoğan, hem partimizi, beni, belediye başkanlarımızı bölgeye gitmemekle hatta nereden bulduysa o lafı kendince ‘deprem turisti’ olmakla, ‘bir ara enkaz başında yoktular bir ara fotoğraf çektirdiler kaçtılar bir daha bölgeye uğramadılar’, sayın Erdoğan geçen gün hem belediye başkanlarım için söylemiş şimdi onu söyleyeceğim. Hem de benim için diyor ki ‘sayın Özel’ diyor. ‘Sen neredeydin bugüne kadar? Deprem bölgesinde niye yoktun’ diyor. Dışarıdan duyan olsa hani bunu size değil de Arjantin’de birine söylese yazıklar olsun diyecek. Sosyal demokrat lider bölgeye hiç gitmemiş. Erdoğan 2 kere 2 4 dese ben arkadaşlara kerrat cetvelini kontrol edin diyorum bir yanlışlık olmasın. Bakın dedim, ben kaç kere gitmişim o kaç kere gitmiş. Grup Başkanvekili ve Grup Başkanı olarak 26 kez, Genel Başkan olduktan sonra 23 kez toplam 49 kez gitmişim. Dün 50’inci deprem ili ziyareti, Osmaniye’deydim. 51’inci olarak Gaziantep’teydim. Aha 52’inci deprem bölgesi ziyaretinde huzurunuzdayım. Grup Başkanvekili’yken bir araba bir Mehmet amca bizim şoför Mehmet bey, Erdoğan’ın altında 13 tane uçak devletin bütün helikopterleri, bütün imkanları ve bölgeye toplam 38 kez gelmiş. 39’uncu ziyaretini Osmaniye’ye yapacak 6 Şubat günü Allah nasip ederse o 39’uncu ziyareti yaparken, Özgür Özel de 57’inci ziyaretini tamamlıyor olacak. Bana soruyor ya neredesin? Vallahi Kahramanmaraş’tayım. Depremin ve acının merkez üstündeyim. Sen neredesin? Erdoğan Suudi Arabistan’da. Yani geçmişte eli kanlı katil dediği, yeşil doların ucunu gösterince gidip kardeşine sarılmadığı gibi sarıldığı Suudi Arabistan’da prensin yanına koşmuş. Sen prense yakınsın, ben Kahramanmaraş’ın güzel insanlarına. Sen prense misafirsin, ben Kahramanmaraş’ın bağrına geldim. Onlara sarılmaya geldim.
CHP’li belediyelerin deprem bölgesindeki çalışmalarını tek tek saydı
Şimdi ne dedim? 2 kere 2, 4 dese kontrol edelim. Bunları saymak hatırlatmak bu kadar büyük iftira varken mecbur. Müslüman’ın böyle bir görevi var. Karşıda bir iftiracı varsa ona haddini bildirmek 9 tane yetim giydirmek demektir. Neredeydiniz diyor? 9 bin 638 araçla buradaydık. 28 bin 520 bir personelimizle 10 deprem ilindeydik. 7 bin 204 uçak, 6 gemiyle gıdadan sağlık malzemelerine çadırdan sobaya kadar her türlü yardımı bölgeye ulaştırdık. Toplamda CHP’nin yönettiği belediyelerden 155 mobil mutfak, 163 ikram aracı, 18 mobil fırın, 3 milyona yakın battaniye, 266 bin ısıtıcı ve soba, 202 bin 224 jeneratör, 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50 bin çadır, bin 810 konteyner gelmiş. Kahramanmaraş’a İzmir Büyükşehir Belediye’miz 219 aile için konteyner kent kurdu. Maraş’taki üreticinin daldaki narenciyesini Mersin Büyükşehir Belediyesi aldı. Doğal gazlarını İBB’nin İGDAŞ şirketi ekipleri geldi onardı. Bunlar İzmir Büyükşehir’in Mersin’in ve İstanbul Büyükşehir’in Maraş’a değerli katkıları. Bir de Maraş’a bakın Maraş’a ne yapılmış? 5 bin 880 personelle enkazdan 431 can kurtaran, sadece Maraş’a 2 bin 150 aracını getiren 1.381 araç dolusu yardım getiren 6 bin 747 çadır kuran, 147 konteyner kuran mobil fırında günde 6 bin 500 ekmek üretip dağıtan, 30 bin gıda kolisi dağıtan ve o dönem çok konuşuldu atıl durumda bekleyen garajda bekleyen otobüslerini seyyar tuvalet ve duşa dönüştürüp çok büyük bir krizi tek başına çözen 12 cenaze aracı, 30 din görevlisiyle Maraş’taki definleri yapan, 21 bin 916 çiftçiye 1 milyon sebze fidesi dağıtan, 423 bin litre sıvı gübre dağıtan, 15 kilometre su hattını bizzat döşeyen, evde kalan 7 bin 35 depremzedeyi kendi ilinde o dönem barındıran, halen 700 kişiyi kendi ilinde misafir eden, depremin 3’üncü yılında burayı emanet ettiğimiz gözü gibi bakan başkan Mansur Yavaş. Allah ondan razı olsun. Depremin ertesi günü ‘bana ne düşüyor’ diye buraya koştu. Sana Kahramanmaraş dediler. O günün yerel yönetimlerden sorumlusu sayın Seyit Torun şimdi Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde gölge kabinemizde ve ondan sonra bu göreve gelen Gökhan Zeybek. O gün bugün Mansur Yavaş Kahramanmaraş’ta kimin neye ihtiyacı olsa bir belediyenin gücü imkanları dahilinde yapılanı ve yapılamayacağı yaptığı ben partinin Genel Başkanı olarak, hepiniz adına ona bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Erdoğan’a da diyorum ki kadir kıymet bilmezsin, hatır bilmezsin. Partiyi 33 arkadaş kurdu, 31’inin defterini dürdü, birinden selamı yok. Asla ve asla dönüp de olan bir şeye bir saygı duymak bir şey yok. Ama hiç olmazsa 28 bin 521 personel kimi 1 hafta 10 gün kimi 1 ay, kimi 3 ay, kimi 6 ay. Burada depremzede ne haldeyse o halde durup kimi ilk tıraşı on beş gün sonra olup kimi ne zaman seyyar duşlar geldi, bütün konteynerkent, bütün çadırkent yararlandı. Onlardan sonra suya kavuşup burada can siperhane gayret gösterdiler. Her görüşten insan var onların içinde. Bir belediyede bir görüşten insan yok ki. Her görüşten insan var. Allah hepsinden razı olsun. Bunu inkar ettin ya kul hakkına giriyorsun, kul hakkına giriyorsun.”
(Sürecek)



