(TBMM) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, son 23 yılda 35 bin işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini, 301 madencinin yaşamını yitirdiği AK Parti iktidarı boyunca 2 bin 204 madencinin yaşamını yitirdiğini yani yedi tane Soma faciası yaşandığını belirterek, “Size söz veriyoruz: Türkiye işçi sınıfının önünde and içiyoruz ki CHP gelecek, tüm işçiler sendikal haklarına kavuşacak” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısına, tazminat ve maaş alacakları ile özlük hakları için Kurtuluş Parkı’nda dokuz gündür açlık grevi yapan Doruk Madencilik işçileriyle girdi. Salondakiler Özgür Özel’i ve madencileri alkışlarla karşılarken, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları attı.
Özel, geçtiğimiz hafta tutuklu büyükşehir belediye başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mustafa Bozbey’i ziyaret ettiğini belirterek, “Tüm başkanlarımızın, tüm mücadele arkadaşlarımızın dimdik duruşlarıyla onur duyduk ve sizlere onların dayanışma duygularını ve selamlarını getirdik” dedi.
“Mücadeleye tüm Anadolu’da ve Trakya’da yeni bir nefesle, yeni bir inatla ve inançla devam etmeye karar verdik”
Özel, “Bundan sonrası için bir santim eğilmeden, bir kelime eksik konuşmadan, bir adım geriye atmadan, mücadeleden asla taviz vermeden, haklılık zeminini koruyarak, milletin elimize verdiği bayrağı tüm saldırılara rağmen bırakmadan; sendelesek bile birbirimize tutunarak ayağa kalkarak, birbirimize omuz vererek Türkiye’nin en köklü ve en güçlü ailesi CHP ailesinin tüm fertlerinin birbirine sıkı sıkı sarıldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti cumhuriyete sıkı sıkı sarıldıkları bir mücadeleyi sürdürmeye karar verdik. Bizi var eden kuruluş ilkelerimize sahip çıkmaya ve onlar için var olduklarımıza; başta bugün aramızda olan emekçilerimize, ömürleri boyunca emek verip emekli olan, sefalete terk edilen emeklilerimize, yarından kaygısı olan, umudu bu iktidarın değişiminde olan tüm gençlerimize, çiftçimize, esnafımıza, ev kadınlarına; yani cumhuriyetin kimsesizlerin kimsesi olduğunu bilip bugün ülkeyi yönetenlerin geride bıraktıklarına, umursamadıklarına sahip çıkarak onlar için ve bu ülkenin ortak geleceği için sonuna kadar direnmeye ve mücadeleye tüm Anadolu’da ve Trakya’da yeni bir nefesle, yeni bir inatla ve inançla devam etmeye karar verdik” ifadesini kullandı.
“Digel Tekstil işçileri bugün mahkemede haklarını arıyorlar. Gönüllerimiz onlarla birlikte”
Salonda Doruk Madencilik işçilerinin yanı sıra Çiftay Madencilik işleri, Temel Conta işçileri, Özgüneş İşçileri ile Belediye-İş’in, Genel-İş’in örgütlediği çok sayıda emekçinin bulunduğunu söyleyen Özel, “İzmir’de 466 gündür direnen Digel Tekstil işçileri bugün mahkemede haklarını arıyorlar. Gönüllerimiz onlarla birlikte. Gaziantep’te işçilerin haklarını savunduğu için Türkiye’nin ortalamasının üç katı iş kazalarına ve uzuv kayıplarına, makinelerin durdurulmadan temizlenmesine, bakımına sessiz kalmayan, bütün Türkiye’nin dikkatini bu haksızlığa, bu katliamlara çeken Mehmet Türkmen’i, Birtek-Sen’in Genel Başkanı Mehmet Türkmen’i 44 gündür tutuklu olduğu cezaevinde Cumhuriyet Halk Partisi grubundan en derin dayanışma duygularımızla selamlıyoruz. Özel İtalyan Lisesi’nde eşit işe eşit ücret mücadelesini veren ve 86 gündür işten atılan ve mücadele eden eğitimcileri, öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyoruz” dedi.
“İnsan ibret alıyor”
Bugünün Dünya İş Sağlığı ve İş Güvenliği Günü olduğunu, Soma Maden Faciası öncesinde araştırma komisyonu önerisinde bulunduğunu ancak bu talebin AK Parti oylarıyla reddedildiğini hatırlatan Özel, şöyle konuştu:
“Ben de bugünden tam 12 yıl önce, 28 Nisan 2013 günü Manisa milletvekili olarak elimde biraz önce arkadaşların burada yere vurduğu sarı bir madenci bareti ile birlikte Meclis kürsüsüne çıkmıştım. Dünya İş Kazalarını Önleme Günü’nde Soma’da yaklaşmakta olan faciaya dikkati çekerek, ‘İyi haberler gelmiyor. Madencileri siyasi mitinglere götürüp getirmekle bu işler olmuyor. Madenden şikayetler çok fazla. Büyük bir felaket gündeme gelebilir’ deyip araştırma komisyonu kurulmasını istemiştik. Dönemin bakanının yolladığı bilgi notuyla Adalet ve Kalkınma Partisi, ‘O maden Türkiye’nin belki de dünyanın en güvenli madenlerinden biri’ demişti. AK Parti oylarıyla reddedildikten 15 gün sonra hep birlikte Soma katliamını yaşadık. Ve o günden sonra Soma’nın dağlarında dünyanın bütün televizyonları, Türkiye’nin bütün televizyonları, bütün bilindik gazeteciler, herkes oradaydı. Haftalar, aylar süren yayınlar yapıldı. Hep birlikte 301 madencimizi ağladık. ‘Yüreğimiz kurusun unutursak’ dedik. İlk mahkemeye 10 bin kişi gittik. 86 mahkeme takip ettim. Bittiği gün 156 kişiydik. Ve o gün 301 kişi öldüğünde günlerce Türkiye’nin, ülkenin gündeminde olan konuya şöyle bir dönüp bakınca insan ibret alıyor gerçekten.
“Soma’nın üzerinden 12 yıl geçti ama madencilerin çilesi bitmedi”
O günden bugüne dört Soma daha olmuş sadece madenlerde. Bin 267 madenci hayatını kaybetmiş. AK Parti’nin iktidarı döneminde bir Soma olmamış. Hani ‘Bu mesleğin fıtratında var, olur’ dediği Soma’dan bir tane olmamış; yedi tane olmuş. 2 bin 204 tane madenci AK Parti döneminde madenlerde hayatını kaybetmiş. Ama biz bir Soma hatırlıyoruz. Niye bir Soma hatırlıyoruz? Çünkü Soma’daki madenciler ölürken işçi sınıfına bir vasiyet bıraktılar. Ne yaparsanız yapın, sesinizi duyurmak için, fark edilmek için birlikte yapın, örgütlenerek yapın, ‘Tek başınıza, bir başınıza kalmayın’ dediler. Gerekirse ölürken bile ‘301’i birlikte öldü’ diye herkes konuşuyor ama AK Parti döneminde madenlerde yedi Soma oldu. İşin o tarafına kimse bakmıyor. Onun için Somalı, neredeyse tamamının elini sıktığım, madene uğurladığım, madenden karşıladığım, sonra da aylarca, yıllarca aileleriyle birlikte onların hak mücadelesini verdiğim 301 madencinin Türkiye işçi sınıfına vasiyetidir: Örgütlenin, sendikalı olun, birlikte mücadele verin. Ayrıca son 23 yılda 35 bin işçinin Türkiye’de iş kazalarında, cinayetlerde hayatını kaybettiğini; 35 binin bir sayı, bir rakam olmadığını, bu 35 binin gözü yaşlı anne, gözü yaşlı baba, dul kalmış eş, babasız kalmış çocuklar demek olduğunu hepimiz hatırlayalım. Ve son 23 yılda Türkiye işçi sınıfının tam 116 Soma faciası kadar evladını kaybettiğini, neferini kaybettiğini hatırlayalım. Soma’nın üzerinden 12 yıl geçti ama madencilerin çilesi bitmedi. Doruk Madencilik işçileri 16 gün önce Eskişehir’den yola çıktılar, Ankara’ya geldiler.
“Ne yapmış bu madenciler, ne yapmış? Suç mu işlemişler?”
Dokuz gündür Ankara’dalar, açlık grevindeler. Ücretsiz izin ücretlerini ve tazminat haklarını istiyorlar. Uzun süredir ödenmeyen maaşlarını almak istiyorlar. Sürekli ücretsiz izne çıkarılmaya isyan ediyorlar. Ben kendilerini ziyaret ettim. İşçilerin çocuklarıyla 23 Nisan gününde gözyaşları içinde nasıl bir araya geldiklerini gördük. Ve neredeyse o günden bugüne her gün polis ablukası var, gözaltılar var. Ne yapmış bu madenciler? Suç mu işlemişler? Birinin malına göz mü dikmişler? Birinin huzurunu mu bozmuşlar? Ne yapmışlar polis her seferinde tam karşılarında? Kimsenin karşısında durmadıkları kadar dik ve kararlı duruyorlar. Adımını atana gözaltı yapıyorlar, içeriye koyuyorlar. Ve bugün sabahleyin gazeteleri açtık. İşte Salih Yurdakul kardeşimiz; cebinden çıkan ve eşinin evden çıkarken ona verdiği ‘1 kilo domates, 1 kilo salatalık, 3-4 kilo patates, 4-5 tane limon, 1 demet maydanoz, 1 kilo soğan’ deyip bunları alamadım, eve gidemiyorum dediği fotoğrafıyla uyandık. İşte bu mücadele Türkiye’de hepimizin mücadelesidir. Bu mücadele sokakta kazanılacak, direnerek kazanılacak, eylemle kazanılacak ama böyle bir fotoğraf bir daha çektirilmesin diye hiç yolu yok; o ilk seçim kazanılacak. Hiç yolu yok. Bir tarafta Salih Yurdakul evden çıkarken kendisine verilmiş alışveriş listesini alamıyor. Diğer yanda Yıldızlar diye bir holding, Yıldızlar SSS Holding, 2 bin 364 maden ruhsatı almış AK Parti döneminde. Yanlış duymadınız. 80 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca AK Parti gelene kadarki Cumhuriyet hükümetleri toplam bin 186 maden ruhsatı vermiş. AK Parti sadece Doruk Madencilik’in sahibine 2 bin 364 ruhsat vermiş. Çantasında duruyor. Birini orada, birini orada işletiyor ama bu arkadaşların çocuğunun harçlık parasını verecek maaşlarını ödemiyor. Aylardır ödemiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi toplam 386 bin maden ruhsatı dağıtmış iktidarı boyunca. Kendinden önceki 80 yılda bin 186, AK Parti 386 bin tane. Yani kayırdığı şirkete, 80 yıllık Cumhuriyet hükümetinde verilen ruhsatların iki katını layık gören AK Parti; kuru soğan almak için, patates almak için, 4-5 tane limon almak için gerekli maaşı arkadaşlardan esirgiyor. Onların arkasında değil, şirketin arkasında duruyor. Tercihini her zaman emekçiden değil, emeği sömürenlerden yana kullandılar.
“Doruk Madencilik işçilerinin gördüğü muamele ilk değil”
Doruk Madencilik işçilerinin gördüğü muamele ilk değil. Onları önlerine düşen, örgütleyen, buraya getiren Bağımsız Maden-İş; bugün Gökay Başkan burada. Bağımsız Maden-İş’i kuran Tahir Çetin Soma’da, Kınık’ta mezarında yatıyor. Aynı bu mağduriyetin benzeri Manisa’da yapıldı. Kimse onlara sahip çıkmadı. Bağımsız Maden-İş Manisa’da bu sebepten kuruldu. Birlikte yola çıktılar. Soma’dan çıkarken baretleri vurdular. Kırkağaç’ta vurdular, durduruldular. Yalınayak yürüdüler. Manisa Gölmarmara’da durduruldular. Süleyman Soylu geldi, söz verdi, geri döndürdü. Sözü tutmadı, bir daha yürüdüler. Söz verdi, geri döndürdü. Sözü tutmadı, bir daha yürüdüler. Ankara’nın girişine geldiler. Süleyman Soylu durdurdu, aynı bugün gibi. Önlerine polis koydu, jandarma koydu. Yedi gün bir benzin istasyonu önünde uykusuz bekletti onları. Arife günü ‘Soma’ya dönelim, bayramdan sonra geri gelelim’ dediler. Tahir Çetin dönüş yolunda, uykusuz uykusuz trafik kazası geçirdi. Ali Faik İnter ile beraber. Ali Faik, babası madende ölen, babası öldüğünde 13 yaşında çocuktu. 24 yaşında hayatını kaybetti. Tahir Çetin, emek mücadelesi için kurduğu sendikanın önünde yürürken trafik kazasında hayatını kaybetti. Ne yaptılar biliyor musunuz? Bayramdan sonra Tahir’in dediği paraları ödediler. Çünkü millet buraya gelmişti, sinirliydi. Tahir’in, Ali Faik’in ölümü üzerine hemen sustular. Patrona bastılar. Parayı aldılar, dağıttılar, mevzuyu kapattılar.
“Bir an önce bu sorunu çözün”
Şimdi burada Gökay Çakır ölürse mi ödeyeceksiniz? Şimdi burada bu, hayatını kaybederken mi ödeyeceksiniz? Bu madencinin Soma’da olduğu gibi ölüsünün değeri var da birisinin neden değeri yok kardeşim? Bir an önce bu sorunu çözün. Bir an önce bu sorunu çözün. Ayrıca bu iktidar 24 yıldır tam 23 büyük işçi grevini sudan sebeplerle yasakladı. Anayasa cumhurbaşkanına yetki veriyor: ‘Milli güvenliği tehdit eden hususlarda’ diyor. Yani ne biliyor musunuz? Makine Kimya Enstitüsü’nde sendika olacak, tam savaşa girmişiz; MKE’deki işçiler ‘Biz tüfek üretmiyoruz’ diyecekler. Orada devreye girecek cumhurbaşkanı, diyecek ki: ‘Milli güvenlik tehdit altında, olmaz’ Ya da yok, jandarmanın sendikası olacak, askerin sendikası olacak; o süreçte tam kritik bir anda eyleme gidecek, greve gidecek, onu yasaklayacaksın. ‘Milli güvenliğin tehdit edildiği hususlarda’ deyip işçilerin grevlerini ertelediler. 200 bin işçinin grev yasağı yüzünden işten olmaya direnmesinin önüne geçtiler. Onların işlerinin elinden alınmasına sessiz kaldılar, arka çıktılar. Bugün Türkiye’de işçilerin yüzde 14’ü sendikalı. Yedisi özel sektörde, yüzde 7’si kamuda. Kamuda örgütlenene ‘örgütlenme’ diyen yok. Yani özel sektörde örgütlenebilen yüzde yedi. Özel sektör ve kamuda grevli, toplu sözleşmeli, sendikal haklara sahip olanların oranı sadece yüzde 9. Yıl 2026, yüzde 9. Biz 1980, 11 Eylül 1980, darbeden bir gün öncesi; bütün sendikalar kapatılmadan bir gün öncesi, dört işçiden üçünün grevli, toplu sözleşmeli sendikal hakları var. İşte bir yanda ‘Biz darbelerle hesaplaşacağız, darbelerin ürünlerinden kurtulacağız, YÖK’ü kaldıracağız, sendikal örgütlenmenin önünü açacağız, 1 Mayıs’ı serbest yapacağız’ diyen Adalet ve Kalkınma Partisi; şimdi YÖK’ün etinden, sütünden, yününden yararlanıyor. Yıllarca geldiği gün siyasi partilere uygulanan barajı sıfırlayacağını söylemişti; etinden, sütünden yıllarca yüzde 10 olarak yararlandı. ‘1 Mayıs’ı bayram yapacağım’ demişti. Hepimizin oylarıyla güya o sözü tuttu. Bakın, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı bunu ‘Artık 1 Mayıs hem bayram hem de Taksim’de’ diye 2010 yılında billboard’larla duyurdu. 2010 Taksim var, 2011 var; 14 yıldır Taksim yasak. 1 Mayıs’ı önce bayram edip sonra bayramı zehir edenlere, Taksim’i önce serbest edip 14 yıldır Taksim’den korkanlara inat; 1 Mayıs bir bayram olacak, Taksim sonuna kadar serbest olacak. AK Parti’nin kara düzeni Türkiye’de 100 işçiden 91’ini grev yapma hakkından, sendikalı olma hakkından uzak tutmaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin işçi haklarını savunan, sendikal özgürlükleri savunan, işçilerin sigorta alanlarında geniş haklar elde etmesini savunan ve Türkiye’de iklimi değiştiren hem emek mücadelesi hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyaseti dört işçiden üçünü bu haklara kavuşturmuştur. 24 yıldır iktidardalar. 100 işçiden 91’i bu haklardan mahrum. Size söz veriyoruz: Türkiye işçi sınıfının önünde and içiyoruz ki CHP gelecek, tüm işçiler sendikal haklarına kavuşacaklar.”
(SÜRECEK)

