Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Genel Başkanı Özel: “Onun uçan sarayına değil ülkenin demokrasisine talibiz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Brüksel’de düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuştu. Özel, “Şimdi Erdoğan ve biz iki farklı akımı temsil ediyoruz. Bir yanda uzun konvoyları, bin 500 odalı sarayları, tasarruf etmediği itibarı ve yoksulluk vaat ettiği halkıyla Erdoğan; bir tarafta onun uçan sarayına, en pahalı limuzin Mercedes’lerine değil, ülkenin demokrasisine talip olan bizler varız. Andolsun ki biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Brüksel'de düzenlediği "Millet İradesine

 

(BRÜKSEL) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Brüksel’de düzenlediği “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuştu. Özel, “Şimdi Erdoğan ve biz iki farklı akımı temsil ediyoruz. Bir yanda uzun konvoyları, bin 500 odalı sarayları, tasarruf etmediği itibarı ve yoksulluk vaat ettiği halkıyla Erdoğan; bir tarafta onun uçan sarayına, en pahalı limuzin Mercedes’lerine değil, ülkenin demokrasisine talip olan bizler varız. Andolsun ki biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız” dedi.

CHP, Silivri’de tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle her hafta Türkiye’nin başka bir ilinde düzenlediği ”Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerini yurt dışında da başlattı. İlk miting bugün Belçika’nın Brüksel kentinde düzenleniyor.

Özel, mitinge katılanları “Memleket İsterim” şiiriyle karşıladı

Kürsüdeki sözlerine Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Memleket İsterim” şiirini okuyarak başkayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, miting alanını dolduranları, “Hepiniz hoş geldiniz. Belçika’dan, Hollanda’dan, Almanya’dan, Fransa’dan, Avrupa’nın dört bir yanından gelerek ülkesine, demokrasiye, adalete, seçilmişlere ve seçtiğine sahip çıkan Cumhurbaşkanı adayını ve geleceğin iktidarının arkasında duran değerli demokratlar, hepiniz hoş geldiniz” sözleriyle karşıladı.

Özel, “Bugün Brüksel Meydanı’ndayız, hava Türkiye’den biraz daha soğuk, sonbahar serinliği var ama bugün bu kalabalık hem bizim hem de Türkiye’deki milyonların yüreğini ısıtıyor. Ayaklarınıza sağlık, emeklerinize sağlık, yüreklerinize sağlık. Bugün bu meydan bize ve Türkiye’ye çok şey söylüyor. Birilerinin dediği gibi, küçümsediği gibi Avrupa’daki Türkler, ülkesinin sorunlarına uzak, ülkesinin dertlerine kulak tıkayan, yılda bir kez gelip tatilini yapıp giden, ülkesini düşünmeyen insanlar değil, aksine Türkiye için, ülkenin geleceği, yarınları için söyleyecek sözü olan kahramanlardır. Hepiniz hoş geldiniz, hepinizi çok seviyoruz” diye konuştu.

“AK Parti’nin kalesi denilen yerlerde o şehrin en tarihi, en büyük mitinglerini yaptık”

Özel, “Önce miting yapıyoruz sandılar, toplanırlar dağılırlar dediler, uzun sürmez dediler, yaz gelince ne yapacaklar dediler ama her çarşamba akşamı İstanbul’da bir meydanda, yüz binleri, her hafta sonu Türkiye’nin güzel bir ilinde, doğusunda, batısında, kuzeyinde, güneyinde, çoğunlukla da bir zamanlar AK Parti’nin kalesi denilen yerlerde o şehrin en tarihi, en büyük mitinglerini yaptık. Çünkü yaptığımız şey bir miting değil, bir eylemdi, bir karşı çıkıştı, bir karşı koyuştu” dedi.

“Konuşmaya, güç almaya, güç vermeye dosta geldik, dosta sarılmaya geldik”

“Buraya eylem yapmaya değil, sesimizi duyurmaya, dayanışmaya, sizlerden güç almaya, sizlere umut vermeye geldik” diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Buraya gelmeden önce Türkiye’de iktidar sahipleri her zamanki kolaycılıkla, ‘Yurt dışına mı gideceksiniz, Türkiye’yi mi şikayet edeceksiniz?’ diye bir safsataya sarılmaya başladılar. Birisi birine gammazlanacak, şikayet edilecekse karşı tarafın düşman olması lazım, hasım olması lazım. Biz buraya dertleşmeye, konuşmaya, güç almaya, güç vermeye dosta geldik, dosta sarılmaya geldik, sizlere sarılmaya geldik. Suçsuz yere 207 gündür hapiste bulunan Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na, Adana gibi başkan Zeydan Karalar’a, Torosların yiğit evladı Muhittin Böcek’e, onların da içerisinde olduğu 16 belediye başkanımıza, yüzlerce siyasetçiye, bürokrata, Türkiye’deki tüm siyasi tutsaklara, Selahattin Demirtaş’a, Figen Yüksekdağ’a, fikrinden, düşüncesinden dolayı içeride kim varsa ona sahip çıkmaya geldik.”

CHP Lideri konuşması esnasında mitinge katılan ve çeşitli konuşmalar yapan çeşitli siyasi partilerin temsilcilerine de teşekkürlerini iletti. Özel, çeşitli Avrupa ülkelerinin belediye başkanlarına yönelik, “Bu meydana verdikleri destek ve bize gösterdikleri ev sahipliği için yürekten teşekkür ediyoruz. İyi ki varlar, iyi ki bizimle birlikteler” ifadelerini kullandı.

“Erdoğan ile bir al‑ver ilişkisi içerisinde oldukları için Türkiye’deki demokrasiye karşı kurulan kumpasa karşı susanlar var”

Özel, Avrupalı kimi belediye başkanlarına teşekkürlerini iletirken bir yandan da CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna karşı sessiz kalanları eleştirdi. Özel, “Diğer yandan, Erdoğan ile bir al‑ver ilişkisi içerisinde oldukları için Türkiye’deki demokrasiye karşı kurulan kumpasa karşı susanlar var, sessiz kalanlar var. Türkiye sığınmacılara baksın, ileri karakolumuz olsun diyenler var. İşte bugün buradaki bütün demokratların varlığını bildiğimiz gibi, bir takım çıkar hesaplarıyla Türkiye’nin karşısındaki planlara suspus olanları da tarih önünde kaydediyoruz. Kimse bundan endişe etmesin” dedi.

“Erdoğan’a sevap olan başkasına neden günah olsun?”

Özel, şunları kaydetti:

“Avrupa’daki bütün kardeş partileri saygıyla selamlıyorum, hiçbirini ayırmadan hepsini saygıyla selamlıyorum ve İngiltere İşçi Partisi’nin kıymetli üyelerine, yürekli mücadele insanlarına, yönetim anlayışından bağımsız olarak saygılar sunuyorum. Onları da seviyoruz. Irak’ın işgaline Amerika ile birlikte ‘nükleer silah var’ diyerek susanları nasıl tarih bugün utandırıyorsa, bugün de Amerika ile birlikte Suriye’deki hesaplar için Türkiye’deki darbeye susanları görüyoruz, not ediyoruz. AK Parti iktidarı siyasete, işine geldiği gibi kural koymaya çalışıyor. Türkiye’de ne olursa olsun ‘ben yaparım, orada kalır’ diyor; ‘sen çıkarsan, dışarıda konuşursan, beni şikâyet ediyorsun’ diye şikâyet ederim diyor. O iş o kadar kolay değil. Nerede bu yoğurdun bolluğu? Erdoğan’a sevap olan başkasına neden günah olsun? Ona helal olan neden başkasına haram olsun?

“Darbeye uğrayan kendisi olunca dünyadan dayanışma bekliyor; darbeyi kendi yapınca ‘bunu dünyaya anlatmayın’ diyor”

Türkiye’de öğrencilerin başörtüsü sorunu vardı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne geldiğiniz davayı açtınız; o günlerde bir hak mücadelesiydi. Ben de karşınızda olmadım, ama o gün gelip, Türkiye hakkında dava açarken, bu şikâyet değil. AK Parti’ye kapatma davası açılmış, 4 kişilik heyet yapmış, dünya başkentlerini geziyor, bu şikâyet değil. 15 Temmuz darbesi olmuş, kapımızı çalıyor; ‘Avrupa sizi tanır, dünya bizden iyi bilir; birlikte anlatalım bu darbeyi, dünyaya şikâyet edelim’ diyor. Darbeye uğrayan kendisi olunca dünyadan dayanışma bekliyor; darbeyi kendi yapınca ‘bunu dünyaya anlatmayın’ diyor. Vallahi de anlatacağım, billahi de anlatacağım; bir adım geri durmayacağım.

Özel’den Erdoğan’a: “Bakamayacağın işi yapmayacaksın; yaptıysan da gözünü kimseden kaçıramazsın”

Haksızlığı yapan kendisi olunca ‘susun’ diyor. Susmayacağız ve konuşacağız. Esas sorun nedir biliyor musunuz, değerli yol arkadaşlarım? Sorun Brüksel’de, Avrupa’nın kalbinde, başkentinde bunları konuşmak değil; Avrupa’nın başkentinde, 60 sene önce tam üyesi olmak istediğimiz Avrupa Birliği’nin başkentinde, kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nin varlığında Türkiye’de yaptığınız işlerin Brüksel’de söylenmesinden utanıyorsanız, utanılacak işler yapıyorsanız esas sorun buradadır. Ben küçücük bir çocukken bir kusur işlediğimde anneannem, Selanik doğumlu Sadriye Hanım, beni karşısına alırdı, iki omzumdan tutardı. Ben utanır, yüzümü kapatırdım. Bana derdi ki ‘şuna bak, yapmaya utanmıyor, bakmaya utanıyor gözüme’ derdi. Erdoğan’a buradan söylüyorum: ‘Avrupa’nın parçasıyız’ diyeceksen, Avrupa Birliği’ni hedefleyeceksen ne yapacaksın? Yapıyorsan da dönüp Avrupa’nın gözünün içine bakacaksın. Ben öyle yapıyorum kardeşim: bakamayacağın işi yapmayacaksın; yaptıysan da gözünü kimseden kaçıramazsın.

“Bu yapılanların Türkiye–Avrupa ilişkilerine bir faydası var mı?”

Esas sorun bu kadar sorunu, işleri yapmaktır; bunu hepimiz biliyoruz. Biz içeride de dışarıda da Türkiye’nin menfaatlerini savunmaktan geri durmayız. Türkiye’nin ana muhalefet partisi yurt dışına çıktığımızda Türkiye’nin partisiyiz ama karşımızdaki iktidar sadece kendi menfaatlerini koruyan, kollayan, kendi çıkarı için Türkiye’nin çıkarlarını bir kenara bırakabilen ve bu yüzden de her türlü müzakereyi kendi iktidarını sürdürmek üzere yapan bir iktidardır. Soruyorum: Bu darbe sürecinin milletimize bir faydası var mı? Türkiye’nin demokrasiden kopmasının milletimize bir faydası var mı? Bu yapılanların Türkiye–Avrupa ilişkilerine bir faydası var mı? Ekonomiye faydası var mı? İşsizliğe faydası var mı? Memlekete faydası var mı? Hiçbiri yoksa demek ki Erdoğan yanlış yoldadır, Türkiye’nin menfaatinin karşısındadır; kendi iktidarı için pazarlık halindedir. Türkiye’nin tarafında olan, Türkiye’nin zenginleşmesinde, gençlerinin iş bulmasını isteyen ve Türkiye’nin tarafında olan parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir; kurulduğu gün gibi Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birinci partisidir.

“AK Parti iktidarı artık Trump’a çalışmaya başladı”

Türkiye’nin çıkarına değil de kendi çıkarlarına çalışan her şey bir yana, yandaşının çıkarına çalışan, sadece zenginlere çalışan AK Parti iktidarı artık Trump’a çalışmaya başladı. Ülkede bulamadığı meşruiyeti, Avrupa’da, dünyada bulamadığı meşruiyeti Beyaz Saray’ın kapılarında, Oval Ofis’lerde arar oldu. Artık milletin desteğini kaybetti; milletin yitirdiği desteğine karşı Trump’a güveniyor. Ülkenin her şeyini pazarlık konusu yaptı: 300 Boeing uçağı da masada, Türkiye’nin pahalıya yakacak gaz alması da masada. Maalesef gelecekteki en büyük zenginliğimiz, dünyada 5. sıradayız, nadir elementlerimiz de Trump ile pazarlık masasında. Oysa ülkeyi kuran parti olarak bakın bize en zor günümüzde, Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul Belediye Başkanı tutuklanmışken ve en zor günlerde Avrupa’nın, dünyanın desteği bekleniyorken, Almanya hükümeti Eurofighter’ları Türkiye’ye vermekten vazgeçti, blokaj koydu. Onlar olsa, AK Parti olsam, mağdur olan kendisi olsa buna çok memnun olur; ‘aman vermeyin, der süründürün bunları’ der: önce biz kurtulalım sonra Eurofighter gelsin der. Biz ne yaptık? Ekrem İmamoğlu, yattığı hapishaneden, hücreden mesaj yazdı. Ben Şansölye Yardımcısıyla, Savunma Bakanı ile görüştüm. Almanya hükümetine bizzat mesajı ilettik. Bizim yaşadığımız hukuksuzluk ayrı, Türkiye’nin savunma kaygıları ayrı. Eurofighter’ı Türkiye’ye mutlaka verin dedik. Almanya blokajı kaldırdı ve Türkiye Eurofighter alma noktasına geldi. Bir tarafta Türkiye’nin nadir elementlerini Trump’a peşkeş çekenler, bir tarafta kendi canından geçip ülkenin menfaatini düşünenler.

“Demokrasi giderse, sandık giderse her şey felaket olur”

Biz olduğumuz yerde dimdik duruyoruz. Biz Türkiye ittifakıyız. Türkiye’nin çıkarlarını savunuyoruz. Burada, bu meydanda sadece sosyal demokratlar yok; Allah eksikliklerini göstermesin, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar, liberal demokratlar omuz omuzadır çünkü demokratlar bilir ki demokrasi varsa her sorun halledilir. Demokrasi giderse, sandık giderse her şey felaket olur. Bunu en iyi bilenler sizlersiniz. Batı sadece bir yön değildir, bir anlayış meselesidir. Batıya gidildikçe saraylar gider; tarihi saraylar vardır, ancak ülke daha mütevazi mekanlarda yönetilir. Konvoylar kısalır, arabalar mütevazileşir, liderler denetim altındadır, mütevazidir; ancak halk zengindir. Oysa bundan uzaklaşınca, otoriterlik artınca saraylar başlar. Bin odalı saraylar, uzun konvoylar. Dünyanın en pahalı makam araçları, uçak filoları… Ancak itibar çoktur, ancak halk fakirdir. Şimdi Erdoğan ve biz iki farklı akımı temsil ediyoruz. Bir yanda uzun konvoyları, bin 500 odalı sarayları, tasarruf etmediği itibarı ve yoksulluk vaat ettiği halkıyla Erdoğan; bir tarafta onun uçan sarayına, en pahalı limuzin Mercedes’lerine değil, ülkenin demokrasisine talip olan bizler varız. Andolsun ki biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız.”