Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Diyarbakır İl Başkanı Eke’den “Terörsüz Türkiye” açıklaması: “Çatışmanın sona ermesi bir sonuç değil, yeni bir başlangıçtır”

CHP Diyarbakır İl Başkanı Sertaç Eke, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin “Çatışmanın sona ermesi bir sonuç değil, yeni bir başlangıçtır. Şimdi Türkiye’nin önünde daha zor ama daha değerli bir görev var: Yıllardır ertelenen sorunları demokratik siyaset zemininde konuşmak, toplumsal güveni yeniden inşa etmek ve ortak geleceğin hukukunu kurmak. Kürt meselesini artık yalnızca güvenlik politikalarının diliyle açıklamak mümkün değildir” dedi.

CHP Diyarbakır İl Başkanı Sertaç Eke, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin

(DİYARBAKIR) – CHP Diyarbakır İl Başkanı Sertaç Eke, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin “Çatışmanın sona ermesi bir sonuç değil, yeni bir başlangıçtır. Şimdi Türkiye’nin önünde daha zor ama daha değerli bir görev var: Yıllardır ertelenen sorunları demokratik siyaset zemininde konuşmak, toplumsal güveni yeniden inşa etmek ve ortak geleceğin hukukunu kurmak. Kürt meselesini artık yalnızca güvenlik politikalarının diliyle açıklamak mümkün değildir” dedi.

CHP Diyarbakır İl Başkanı Sertaç Eke, “Terörsüz Türkiye” sürecine dair yaptığı değerlendirmede, yeni bir sürecin başladığına dikkat çekti.

Türkiye’nin Kürt meselesinde yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu aktaran Eke, “Silahların susması ve siyasetin yeniden çözümün merkezine taşınması, ülkemiz açısından önemli bir fırsattır. Fakat asıl mesele bundan sonra başlıyor. Çünkü çatışmanın sona ermesi bir sonuç değil, yeni bir başlangıçtır. Şimdi Türkiye’nin önünde daha zor ama daha değerli bir görev var: Yıllardır ertelenen sorunları demokratik siyaset zemininde konuşmak, toplumsal güveni yeniden inşa etmek ve ortak geleceğin hukukunu kurmak” dedi.

“BURADA SİYASETİN SORUMLULUĞU BÜYÜKTÜR”

Kürt meselesini artık yalnızca güvenlik politikalarının diliyle açıklamak mümkün olmadığını dile getiren Eke, şunları kaydetti:

“Aynı şekilde meseleyi yalnızca kimlik üzerinden okumak da Türkiye’nin bütün gerçekliğini karşılamaz. Bu mesele demokrasi, hukuk, eşit yurttaşlık, ekonomik adalet ve sosyal devlet başlıklarının birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Burada siyasetin sorumluluğu büyüktür. Türkiye’nin ihtiyacı, geçmişin bütün tartışmalarını yeniden üretmek değil; geçmişten ders çıkararak geleceğin ortak zeminini kurmaktır. Bunun yolu birbirimizin sözünü kesmekten değil, birbirimizi dinlemekten geçiyor. Anlayış, tam da burada başlıyor. Anlayış, herkesin aynı düşünmesi değildir. Farklı kimliklerin, farklı siyasi görüşlerin ve farklı toplumsal hafızaların aynı demokratik zeminde yaşayabilmesidir.”

“MESELEYİ YALNIZCA SİYASET VE HUKUK ÜZERİNDEN TARTIŞMAK DA EKSİK KALIR”

Adaletin yalnızca yargının konusu değil, devletin yurttaşına eşit davranması olduğunu söyleyen Eke, “Adalet, hukukun üstünlüğüdür. Demokratik siyasetin meşru kabul edilmesidir. İnsanların kimliğinden, düşüncesinden veya siyasi tercihinden dolayı kendisini güvencesiz hissetmemesidir. Meseleyi yalnızca siyaset ve hukuk üzerinden tartışmak da eksik kalır. Çünkü Diyarbakır’ın, bölgenin ve Türkiye’nin bir başka gerçeği daha var, ekonomik eşitsizlik. Genç işsizliği, yoksulluk, üretimden kopan kırsal alanlar, tarımın sorunları, eğitimde fırsat eşitsizliği ve nitelikli iş gücünün bölge dışına göç etmesi. Bunlar toplumsal barışın dışında düşünülemez.”

“GERÇEK BARIŞ, YALNIZCA ÇATIŞMANIN OLMADIĞI GÜN DEĞİLDİR”

Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi’ne de önemli bir sorumluluk düştüğünü aktaran Eke, şunları ifade etti:

“CHP, Türkiye’nin kurucu partisi olmanın tarihsel sorumluluğuyla, toplumun bütün kesimlerini aynı demokratik zeminde buluşturabilecek bir siyasal aklı ortaya koymalıdır. Ne inkâr siyasetine ne de ayrıştırıcı bir dile teslim olmadan; demokrasiyi, sosyal adaleti ve cumhuriyet yurttaşlığını birlikte savunmalıdır. Diyarbakır’ın söyleyeceği söz de burada önem kazanıyor. Bu şehir yalnızca geçmişin acılarının konuşulduğu bir yer olmamalı. Aynı zamanda Türkiye’nin geleceğinin konuşulduğu bir merkez olmalı. Kürt meselesini eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, gençlikten kültüre kadar hayatın bütün alanlarıyla birlikte tartışmalıyız. Çünkü gerçek barış, yalnızca çatışmanın olmadığı gün değildir. Gerçek barış; adaletin hissedildiği, siyasetin özgürleştiği, emeğin değer gördüğü ve insanların kendisini eşit bir Cumhuriyet yurttaşı olarak gördüğü gündür. Bugün önümüzde tarihi bir fırsat varsa, bu fırsatı dar siyasi hesaplara kurban etmemeliyiz. Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir kutuplaşma değil, yeni bir toplumsal mutabakattır.”