Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’den soruşturmaya ilişkin açıklama: İmha edildiği iddia edilen dosyalar, aynı gün eksiksiz olarak teslim edilmiştir

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, 7 Ekim’de aralarında belediye başkan yardımcısı, müdür vekili, memurlar ve evrak kayıt bürosu personelinin de bulunduğu 12 kişinin gözaltına alındığı, 10 kişinin tutuklandığı soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı. Denizli, soruşturmanın temelinde altı ayrı iddia bulunduğunu, belediye arşivindeki evrakların imha edildiği iddiasına ilişkin belediyenin hem idari soruşturma başlattığını hem de aynı gün Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti.

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, 7 Ekim’de aralarında belediye başkan

(İZMİR) – Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, 7 Ekim’de aralarında belediye başkan yardımcısı, müdür vekili, memurlar ve evrak kayıt bürosu personelinin de bulunduğu 12 kişinin gözaltına alındığı, 10 kişinin tutuklandığı soruşturmaya ilişkin açıklama yaptı. Denizli, soruşturmanın temelinde altı ayrı iddia bulunduğunu, belediye arşivindeki evrakların imha edildiği iddiasına ilişkin belediyenin hem idari soruşturma başlattığını hem de aynı gün Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti.

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, devam eden adli soruşturmayla ilgili açıklama yaptı. Denizli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Geçtiğimiz hafta, 7 Ekim tarihinde, aralarında başkan yardımcımızın, müdür vekilimizin, memurlarımızın ve evrak kayıt bürosu personelinin de bulunduğu 12 kişi gözaltına alındı. İfade ve sorgu süreçlerinin ardından 10 kişi tutuklandı. En başta şunu ifade etmek isterim: Devam eden bir adli soruşturma hakkında konuşmanın gerektirdiği sorumluluğun farkındayım. Yargı makamlarının görev ve yetkilerine saygılıyım. Soruşturmanın selametine gölge düşürecek, delillerin değerlendirilmesini veya adli sürecin işleyişini etkileyebilecek herhangi bir tutum içerisinde olmak istemiyorum. Ancak aynı zamanda, seçilmiş bir belediye başkanı olarak, yönettiğim kurumla ilgili gelişmeler konusunda hemşehrilerime karşı taşıdığım sorumluluğun da farkındayım. Bu nedenle bugün; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, belediyemizin bu süreçte nasıl bir tutum sergilediğinin anlaşılması ve değerli Çeşmelilerin aklında hiçbir soru işareti kalmaması amacıyla, çeşitli medya organlarında yapılan bazı haberlerin yarattığı dezenformasyonu gidermek adına kimi hususları paylaşma zorunluluğu hissediyorum.

Edindiğimiz bilgiler çerçevesinde, çalışma arkadaşlarımıza yöneltilen soruların temelinde altı ayrı iddia bulunmaktadır. Bunlardan ilki, basına da yansıyan, belediye arşivindeki evrakların imha edildiği iddiasıdır. İkincisi, bir iş insanının kendisinden hukuka aykırı menfaat temin edildiği yönündeki şikâyetidir. Geriye kalan dört ayrı olay ise tutuklanan eski İmar Müdür Vekilimiz Buğçe Sağlamer’in boşanma aşamasında olduğu eşi E.S. tarafından dile getirilen şikâyetlerden oluşmaktadır. Öncelikle, kamuoyunda geniş yer bulan ve belediye arşivindeki bazı evrakların imha edildiği yönündeki iddialara açıklık getirmek istiyorum. 5 Ekim 2026 tarihinde yaşanan söz konusu olay, benim ve belediye başkan yardımcılarımızın önceden bilgisi ve talimatı dışında gerçekleşmiştir. Konu ilgili yöneticilerimiz tarafından öğrenilir öğrenilmez, belediyemiz bünyesinde derhal idari soruşturma başlattık. Ancak bununla yetinmedik; aynı akşam Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Yani daha söz konusu iddialar kamuoyunun gündemine gelmeden, Çeşme Belediyesi olarak hem idari hem de adli makamların harekete geçmesi için gerekli resmî yazılarımızı yazdık.

Bu noktada, basına yansıyan ve kamuoyunda “imha listesi” olarak adlandırılan belgeye ilişkin önemli bir bilgiyi de paylaşmam doğru olacaktır: İmha edildiği iddia edilen dosyalar, aynı gün saat 16.30 sularında eksiksiz olarak Buca Jandarma İl Komutanlığına teslim edilmiştir.

Dolayısıyla, kamuoyunda dolaşıma sokulan listede yer alan dosyaların imha edildiğine kanıt olarak sunulmasının gerçeği yansıtmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü imha edildiği ileri sürülen dosyaların belediyemizin arşivinde bulunduğu ve yetkili kolluk birimlerine teslim edildiği somut bir gerçektir. Bizim görevimiz, hiçbir iddianın üzerini örtmeden, hiçbir incelemenin önüne geçmeden, elimizdeki tüm bilgi ve belgeleri yetkili makamlara sunmaktır. Bu olayda da yaptığımız tam olarak budur. Soruşturmaya konu diğer olayda ise bir iş insanından, belediye çalışanı olmayan bir iş takipçisi ile iki evrak kayıt çalışanı aracılığıyla para istendiği iddia ediliyor. Bu iddianın titizlikle araştırılmasını canıgönülden diliyorum. Eğer ilgililerin bu suçu işledikleri sabitse, gerekli tüm hukuki sürecin işletileceğine inancım tamdır. Bu iddiada belediyemizin de açıkça mağdur konumunda olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Bu konuda da belediyemizin hak ve menfaatlerini koruyacağımızdan kimsenin en ufak bir kuşkusu olmasın.

Değerli hemşerilerim, Bu soruşturmanın ana gövdesini oluşturan dört ayrı şikâyet, eski İmar Müdür Vekilimiz Buğçe Sağlamer’in şiddet nedeniyle boşanma aşamasında olduğu eşi E.S. tarafından dile getirilmiştir. Bugün kimi basın organlarında çokça çarpıtılarak “örtbas edilmiş usulsüzlükler” diye sunulan bu şikâyetler, savcılıktan ve kamuoyundan önce belediyemize yapılmıştır. Kişinin belediyemize yaptığı her bir şikâyet dilekçesi için disiplin soruşturması açtık, ilgili dosyaları aynı gün muhafaza altına aldık. Hemen ertesi günlerde Çeşme Cumhuriyet Başsavcılığından da adli inceleme istedik. Dört ayrı şikâyet dilekçesine ilişkin yürüttüğümüz denetim boyunca Kaymakamlığımıza düzenli olarak üst yazıyla bilgi verdik. Emniyetin ve Jandarmanın istediği her dosyayı, listesiyle birlikte teslim ettik. Dilekçelerle ilgili yaptığımız saha denetimlerinde, şikâyete konu olan ve ruhsat sonrasında aykırılık tespit ettiğimiz bazı ada/parsellerde 1-4 Haziran 2026 tarihleri arasında mühürleme işlemi gerçekleştirdik; encümenimizce de yaptırım kararı alındı. Kıymetli hemşerilerim, Aylar önce korkunç bir iftiraya hedef olduğumda, davet edildiğim savcılık makamında nasıl ifademi verdiysem ve adaletin sağlanması için vatandaşlık görevlerimi yerine getirdiysem, bugün de suçlunun ortaya çıkması, masumun da adalete kavuşması için adli makamlara gerekli tüm desteği sağlayacağım. Tam da bu noktada, soruşturmaya konu olan dört ayrı şikâyetin kaynağına ilişkin, kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini düşündüğüm hassas bir husus bulunmaktadır.

Bu dört olaya ilişkin şikâyetlerde bulunan E.S. ile tüm taraflar arasında; aile içi şiddet, iftira, tehdit ve özel hayatın gizliliğinin ihlali iddialarını da içeren çeşitli ve ciddi hukuki ihtilaflar bulunduğu, tarafımıza ulaşan ve basına yansıyan bilgiler arasındadır. Bu kapsamda E.S. hakkında, eşine ve çocuklarına yönelik fiziksel şiddet ve tehdit iddialarının yanı sıra, eşinin özel hayatına ilişkin görüntüleri sosyal medya üzerinden paylaştığı yönünde de iddialar bulunmaktadır. Şikâyetçinin aile hayatında hem eşine hem çocuklarına uyguladığı şiddete ilişkin adli süreçler, belge, bilgi ve görgü tanıklarının beyanlarıyla sabittir. Burada özellikle ifade etmek isterim ki bu iddiaların hukuki değerlendirmesini yapmak ya da herhangi bir kişi hakkında peşinen suçluluk hükmü vermek benim görevim değildir. Bu iddiaların her biri kendi hukuki süreci içerisinde değerlendirilmelidir. Ancak devam eden soruşturmada şikâyetçi tarafında yer alan bu kişiyle ilgili yargıya intikal etmiş ciddi iddiaların bulunmasının, beyanların değerlendirilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yine tarafımıza iletilen bilgiler ışığında görmekteyiz ki ilgili kişi yargı sürecine zarar vermekte ve gizlilik kararı bulunan bir dosyayla ilgili her gün şahsi sosyal medya hesabından isim listeleri yayımlayarak kamu görevlilerimizi şantaj ve tehditle töhmet altında bırakmaktadır. Bu değerlendirmeyi yapmak elbette yine yargı makamlarının takdirindedir.

Bir kişinin şikâyetçi olması iddialarının soruşturulmasını gerektirdiği gibi, hakkında şikâyette bulunulan kişinin de masumiyet karinesi, savunma hakkı ve kişisel koşulları gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Verilen tutuklama kararlarının yalnızca o kişinin değil, çocuklarının, eşlerinin ve ailelerinin hayatını ve ruhsal durumunu nasıl etkilediğini hepimizin düşünmesi gerekiyor. Çocukların ve ailelerin üstün yararı, hem devletimizin hem de toplumumuzun gözetmesi gereken temel bir sorumluluktur. Yetkili makamların bu değerlendirmeyi yalnızca dosyadaki iddialarla değil, toplumun üstün yararını da dikkate alarak yapacağına; ihtiyaç duyulan koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması konusunda gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyorum. Bir belediye başkanı olmanın ötesinde, bu toplumun kadın bir yurttaşı olarak da şunu söylemek isterim: Hiçbir çocuğun ve ailenin, hukuki ihtilafların ve adli süreçlerin ağır sonuçlarıyla tek başına karşı karşıya kalmamasını temenni ediyorum. Elbette ne gözlerimi kapatarak gerçekte işlenmiş bir suça sırt çevireceğim ne de herhangi bir insanı peşinen mahkûm edeceğim. Bu süreçte, henüz haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan çalışma arkadaşlarımızın aileleri de kamuoyunun peşin hükümlerinden korunmalıdır. Bu yalnızca bir hukuki ilke değil, aynı zamanda toplum vicdanının ölçüsüdür.

Bütün bu meseleleri değerlendirirken yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına güvenmeyi de elbette vazgeçilmez görüyorum. Bu yaklaşım, herhangi bir soruşturmanın sonucuna ilişkin kanaat açıklamak ya da bir kişiyi peşinen aklamak anlamına gelmemektedir. Kamu yöneticileri olarak bizler, “Müdürlerimiz, personelimiz soruşturulmasın; haklarında iddia olanlar yargılanmasın.” demiyoruz. Elbette ki özellikle kamuda ortaya çıkan her iddia titizlikle incelenmeli ve herkes adil bir şekilde, hukuki ölçütlerle yargılanmalıdır. Şunu da hatırlatmak isterim ki masumiyet karinesi hepimizin güvencesidir. Arkadaşlarımız da onlar hakkında şikâyette bulunanlar da bu güvencenin kapsamındadır. Kimse amacını aşan bir tedbirle cezalandırılmamalı; hiçbir aile, bir yakınının yargılanmasının bedelini ödememelidir. Hata ya da suç işleyen varsa, kesinlikle hesap vermelidir. Biz işimizin başındayız. Belediyemizin kapısı açık, hizmetimiz sürüyor. Bugün Çeşme’nin ihtiyacı olan şey; gerçeklerin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, adaletin sağlıklı biçimde işlemesi ve kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesidir. Biz de bütün dikkatimizi ve sorumluluğumuzu buna yönelteceğiz. Son olarak, devam eden soruşturmanın hukuka uygun biçimde ve makul sürede açıklığa kavuşmasını temenni ediyorum. Çeşmelilerin bize emanet ettiği sorumluluğun bilincindeyiz. Bu emanete, her zaman olduğu gibi hukuka, kamu yararına ve insan haklarına bağlı kalarak sahip çıkmaya devam edeceğiz. Adaletin bütün yönleriyle tecelli etmesi, gerçeğin ortaya çıkması ve hiç kimsenin hakkının zayi olmaması en temel beklentimizdir.”