(İSTANBUL) – CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davaya ilişkin, “Casusluk iddiası ile yargılanan kişiler Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve yurtsever kimlikleri ile bilinen Merdan Yanardağ, Sayın Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan. Her üçüne de böyle bir leke asla ve asla yapışmaz ama böyle bir leke atılmaya çalışılıyor, bunu bir kez daha içeride gayet net olarak görüyoruz” dedi.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.
Duruşmaları izleyen CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Nazlıaka, şunları söyledi:
“Gerçekten de çok tuhaf bir dava çünkü casusluk iddiası davası olmakla birlikte hangi bilgi, ne amaçla, ne şekilde, hangi ülkeye transfer edilmiş bununla ilgili olarak en ufak bir şey yok dava dosyasında. Kaldı ki casusluk iddiası ile yargılanan kişiler Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve yurtsever kimlikleri ile bilinen Merdan Yanardağ, partimizin Cumhurbaşkanı adayı, 15,5 milyon seçmenin adaylaştırdığı Sayın Ekrem İmamoğlu ve aynı zamanda gene son derece iyi bilinen, tanınan Necati Özkan. Her üçüne de böyle bir leke asla ve asla yapışmaz ama böyle bir leke atılmaya çalışılıyor, bunu bir kez daha içeride gayet net olarak görüyoruz.
İlk olarak sanıklardan Hüseyin Gün ifade verdi ve şöyle bir benzetme yaptı, ‘Teknolojik olarak herkese açık olan bir bilgiden bahsediyoruz ve bu bilgi özel olarak birisine verilemez. Bir benzetme yapmak gerekirse askıda ekmek gibi bir şey. Bir kişi askıdaki ekmeği alır ve yerse sen bu ekmeği çaldın diyemezsin, bu ekmeği nasıl aldın diyemezsin bu bahsi geçen iddiadaki veriler de aynı şekilde zaten herkesin kullanımına açık olan havuzdaki veriler’ diye ifade etti. Dolayısıyla şimdi süreç devam ediyor. Ara verildi ama biz bugün de bundan sonraki günlerde de cumaya kadar sürmesi öngörülen davanın takipçisi olacağız.
“MAHKEME SALONUNUN KULLANILMASI İLE KAYNAKLANAN MASRAFLARA BAKTIĞIMIZDA YAZIK DİYORUZ”
Necati Özkan da bir benzetme yaptı, meşhur Fransa’daki Dreyfus davasına benzetti, ‘Bu kadar zaman kamuoyunu meşgul etti ama davanın ne kadar çabuk çöktüğünü hepimiz görmüştük. Bu da bu tip bir dava, öyle olacak, öyle görünüyor’ dedi. Bizler elbette Cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na da son derece uzun yıllardır tanıdığımız yurtsever kimliğiyle sahip çıktığımız Merdan Yanardağ da aynı şekilde Necati Özkan’a da sonuna kadar inanıyoruz ve bu davanın takipçisi olurken bir yandan da Türkiye Cumhuriyeti adına üzülüyoruz. Çünkü bunca insan buraya geliyor bu duruşmayı dinlemek için, herkesin zamanına, emeğine, Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkemelerine, o mahkeme heyetinin, savcının, mübaşirin, herkesin ayırdığı zamana, oradaki mahkeme salonunun kullanılması ile kaynaklanan masraflara falan baktığımızda yazık diyoruz.
Bunların her biri ülkeden birer çalıntı ve elbette en önemlisi masum oldukları halde bu insanların bunca gündür cezaevinde tutuluyor olmaları da asla ve asla kabul edilemez. Her biri ülkemiz için değer yaratan ve son derece ülkesine gönülden bağlı olan isimler. Onun için bir an önce Merdan Yanardağ’ın da, Ekrem İmamoğlu’nun da, Necati Özkan’ın da tahliye edilmesini bekliyoruz.”
“MAHKEME 10.00’DA BAŞLAMASI GEREKİRKEN 11.00 GİBİ BAŞLADI”
Nazlıaka, duruşmanın küçük bir salonda görüldüğünü, sanık yakınlarının aile fertlerinin bir kısmının salona giremediğini ifade etti.
Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun da, “Aileler alınmıyorsa ben de o zaman oturmayacağım” dediğini aktaran Nazlıaka, şöyle devam etti:
“İçeri girdi ancak ayakta beklemeye başladı ve bir süre sonra Dilek Hanım’ın bu tavrının da etkisiyle olsa gerek aileler için yer açıldı ve yeni koltuklar getirildi. Sonra gazetecilerin önemli bir kısmı dışarıda kaldı, biz onların bu talebini dile getirdik. Sonra gazeteciler için de zar zor yer açıldı. Avukatlar dışarıdaydı, arkasından onlar için de yer açıldı ama bunların her biri mücadeleyle oldu, her biri aşama aşama oldu. Buna hiç gerek yoktu. Bundan dolayı mahkeme 10.00’da başlaması gerekirken 11.00 gibi başladı, herkesin bir saati daha kaybedilmiş oldu. Çok lüzumsuz ve gereksiz bir şeydi. Çünkü herkese açık olarak duruşması gerçekleşmesi gereken bir dava olmasına rağmen böyle kendilerince caydırıcı bir tutum içerisinde olduklarını görüyoruz.”

