(İSTANBUL) – Türk-Yunan nüfus mübadelesinin 103’üncü yılında Büyükçekmece’de anma etkinlikleri düzenlendi. Mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yerlerden olan Mimarsinan İskelesi’nde gerçekleşen temsili karaya çıkış töreninde duygu yüklü anlar yaşanırken, göç yollarında hayatını kaybedenler için denize karanfil bırakıldı.
Mübadelenin 103’üncü yılında Mimarsinan İskelesi’nde düzenlenen anma etkinliklerine Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, Rum Patrikhanesi Silivri Metropoliti Maksimos Vgenopoulos, Büyük Mübadele Derneği Başkanı Sabit Semiz, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Olcay Özcan, 24. Dönem İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.
Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu
Büyükçekmece Belediyesi, Büyük Mübadele Derneği, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği, Trakya ve Balkanlar Dayanışma ve Kültür Derneği iş birliğinde gerçekleşen törende; Atatürk Anıtı’na çelenk takdimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu. Ortak bildiride, şu ifadelere yer verildi:
“Bundan tam 103 yıl önce 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol ile milyonlarca insan, asırlardır ‘memleketim’ dediği topraklardan koparıldı. Bugün bizler, mübadil kuruluşları olarak; bu büyük ve zorunlu ayrılığın mirasçıları sıfatıyla bir aradayız. Savaşın karanlığında, göç yollarında ve Ege’nin soğuk sularında yitirdiğimiz atalarımızı saygıyla, rahmetle ve hiç eksilmeyen bir hüzünle anıyoruz. Atalarımızın doğduğu topraklara, tüten bacalarına, bıraktıkları ibadethanelere ve mezarlara yaptığımız her ziyaret; vicdanımıza, hafızamıza ve özlemlerimize yapılan kutsal bir yolculuktur. Gittiğimiz yüzlerce yerleşim yerinde inşa ettiğimiz dostluk ve barış köprüleri, iki halkın kalıcı huzurunun teminatıdır. Mübadelenin 103. yılında, denizlere bıraktığımız karanfiller sadece yitirdiğimiz canlar için değil, aynı zamanda sınırların insanları ayırmadığı, emperyalist planların can almadığı bir dünya özlemi içindir. Atalarımızın hüzünlü hikayesinden aldığımız dersle bir kez daha haykırıyoruz: ‘Yurtta sulh, cihanda sulh.'”
Gülcemal Mübadele Kültür Evi açıldı
Anma programında mübadele döneminde atalarının giydiği geleneksel kıyafetleri giyen genç mübadiller, izleyicilere göçü denizden teknelerle gelerek canlandırdı. Ardından göç yollarında hayatını kaybeden mübadillerin anısına vatandaşlar, göçün ilk başladığı yer olan Mimarsinan İskelesi’nde denize karanfiller bıraktı. Törenin sonunda mübadele döneminde zorunlu göçe tabi tutulan mübadilleri Yunanistan’dan İstanbul ve İzmir’e taşıyan “Gülcemal” adlı geminin ismini taşıyan Gülcemal Mübadele Kültür Evi’nin açılışı gerçekleştirildi. Kültür evi, mübadillerin yaşam öykülerinin ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını amaçlayan bir merkez olarak faaliyet gösterecek.
Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara aktarmanın önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Mübadelenin öğrettiği değerleri, gelecek kuşaklara aktarmalıyız”
“Bugün burada tarihin en hüzünlü ve en büyük zorunlu yolculuklarından biri olan Türkiye–Yunanistan Nüfus Mübadelesi’nin geride bıraktığı acıları ve hatıraları saygıyla anmak için bir araya geldik. 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan ‘Türk ve Rum Nüfusun Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol’ ile yüz binlerce insan, doğup büyüdükleri topraklardan koparılarak bilinmeze doğru yola çıkmak zorunda bırakıldı. Bu yalnızca bir yer değiştirme değil, geçmişi geride bırakıp, derin acılar ve büyük belirsizlikler içinde yeni bir hayat kurma mücadelesiydi. Mübadil büyüklerimiz, geldikleri bu topraklarda tüm yokluklara ve zorluklara rağmen çalışkanlıkları, sabırları ve dayanışmalarıyla hayata tutunmuş; kısa sürede bu ülkenin toplumsal ve kültürel dokusunun ayrılmaz bir parçası haline gelmişlerdir. Bugün sahip olduğumuz kültürel zenginlik ve birlikte yaşama kültürü, onların emeğinin ve direncinin en somut mirasıdır. Bizlere düşen görev; bu acı dolu tarihsel süreci unutmamak, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara doğru ve eksiksiz biçimde aktarmaktır. Bu vesileyle; göç yollarının çetin koşullarında yaşamını yitiren tüm mübadil büyüklerimizi rahmet ve saygıyla anıyor, hatıralarını yaşatan hayattaki çınarlarımıza sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum.”
“İki Memleketli Şarkılar” konseri duygulandırdı
Anma etkinliklerine Atatürk Kültür Merkezi’ndeki programla devam edildi. Türk-Yunan nüfus mübadelesinin tarihsel süreci ve göç yollarında yaşanan zorluklarının anlatıldığı belgeselin ardından günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmaların ardından Yunanistan Volos Müzik Okulu Korosu sahne aldı. 60 kişiden oluşan Koronun “İki Memleketli Şarkılar” isimli konseri salonu dolduran yüzlerce mübadil torununa duygu dolu anlar yaşattı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren anma etkinlikleri bu yıl da ilgi çok yoğun oldu.
Programda, tutuklu bulanan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün yazdığı mektup da okundu. Akgün mektubunda özetle şu ifadelere yer verdi:
“Mübadiller, kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır”
“103 yıl önce, 30 Ocak 1923’te imzalanan mübadele protokolü ile milyonlarca insan doğduğu topraklardan koparıldı. Selanik’ten, Drama’dan, Kavala’dan, Girit’ten yola çıkan mübadiller; yanlarına sadece birkaç parça eşya almadı. Bir ömrü aldılar. Bir hasreti aldılar. Yarım kalmış hayatlarını aldılar. Aynı şekilde Anadolu’da kök salmış insanlar da, alıştıkları hayatı geride bırakıp istemeden Yunanistan yollarına düştü. Aynı sofrayı paylaşanlar, aynı sokaklarda büyüyenler, bir sabah birbirine veda etmek zorunda kaldı. Mübadele… İki yakada da aynı gözyaşını bıraktı. Fırtınalı denizlerde geçen o yolculuklar; hastalıklarla, kayıplarla, belirsizliklerle doluydu. O gemilerde taşınan sadece insanlar değildi. Bir milletin sabrıydı. Yeniden ayağa kalkma iradesiydi. Bugün üzerinde yaşadığımız bu vatan, o ağır bedellerin mirasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: ‘Mübadiller, kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır.’”

