(ANKARA) – Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Alın terinin hakkını aldığı, emeğin sömürülmediği, işçinin ‘geçinemiyoruz’ demediği bir Türkiye’yi birlikte kuracağız” dedi.
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Baş, açıklamasında şunları kaydetti:
“Alın terinin hakkını aldığı, emeğin sömürülmediği, işçinin ‘geçinemiyoruz’ demediği bir Türkiye’yi birlikte kuracağız. Emeğiyle, dürüstlüğüyle ve onuruyla çalışan tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.”
Partinin Genel Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada da ülkedeki ekonomik koşullara işaret edilerek, şu değerlendirmelerde bulunuldu:
“İşçinin, emekçinin bayramı sloganıyla kutlanan 1 Mayıs’tayız. Alın teriyle rızkının peşinde koşan tüm işçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyoruz. 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı dedik ama geldiğimiz noktada bir bayramdan söz etmek maalesef mümkün değil. Ortada adeta bir yoksulluk tablosu var. 28 bin 75 lira asgari ücretin uygulandığı, bu ücretin ortalama maaş hâline geldiği, açlık sınırının 34 bin 587 TL olduğu; üç asgari ücretlinin maaşlarını birleştirerek ancak bir yoksul edebildiği bir ortamda gerçek bir bayramdan söz edilemez. Türkiye ve Türk halkı yıllardır bilinçli, sistematik bir fakirleştirme operasyonu altındadır. Dünya tarihinde bu kadar uzun süren bir ekonomik kriz yoktur. Savaş hâlindeki ülkelerin bile bizden daha ucuz olması başka türlü nasıl açıklanabilir? Bu tezimizi resmi veriler de kanıtlamaktadır. Örneğin TÜİK verilerine göre kişi başı milli gelir 18 bin dolara ulaşmıştır. Bu da bir vatandaşımızın cebine ayda yaklaşık 67 bin TL, 4 kişilik bir ailenin evine ise 268 bin TL girmesi demektir.
“Ülkede para vardır ama milletin parası küçük bir azınlığın cebine girmektedir”
Emekli maaşının 20 bin TL, asgari ücretin 28 bin TL olduğu bir ortamda bu rakamların anlattığı tek gerçek şudur: Bu ülkede para vardır ama milletin parası küçük bir azınlığın cebine girmektedir. Yani bu ülkede gelir dağılımında tüyler ürperten bir adaletsizlik söz konusudur. Bizi bu noktaya iktidarın ‘babalar gibi satarım’ zihniyeti getirmiştir. Özelleştirmelerle fabrikalar peşkeş çekilmiş, insanlar işsiz kalmıştır. Geçtiğimiz günlerde tanık olduğumuz maden işçilerinin haklı eylemi bu durumun çarpıcı bir örneğidir. Kaynaklarımızı yandaşa ve yabancıya peşkeş çeken, yabancı sermayeye vergi kıyakları açıklayan iktidar, vatandaşa ise açlığı, sefaleti ve biber gazını layık görmüştür.
1 Mayıs’ın bayram gibi kutlanabilmesi için milli bir duruşa ihtiyaç vardır. Bu milli duruşun adresi de Bağımsız Türkiye Partisi’dir. Ekonomi programımız olan Prof. Dr. Haydar Baş imzalı Milli Ekonomi Modeli tek çıkış yoludur. Milli Ekonomi Modeli’nin uygulandığı Türkiye’de ne sattılarsa geri alınacak, neyi kapattılarsa yeniden açılacaktır. Milli Ekonomi Modeli’nin uygulandığı Türkiye’de madenler, devlet–millet ortaklığıyla işletilerek Türk milletinin hizmetine sunulacaktır. Milli Ekonomi Modeli’nin uygulandığı Türkiye’de 1 Mayıs, sözde değil özde işçinin ve emekçinin bayramı olacaktır.”



