(İSTANBUL) – Daha beyaz dişlere sahip olmak isteyenlerin başvurduğu ev tipi ürünler, sosyal medyada yayılan yöntemler ve bilinçsiz uygulamalar ağız sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. Diş Hekimi İpek Rizvan, limon ve karbonat gibi yöntemlerden kontrolsüz kullanılan beyazlatıcı ürünlere kadar sık yapılan hatalara dikkati çekerek, sağlıklı ve kalıcı bir beyazlatma için 7 önemli öneride bulundu.
Estetik diş hekimliğinde en sık talep edilen işlemler arasında yer alan diş beyazlatma, özellikle sosyal medyada yayılan yöntemler ve kolay ulaşılabilen ev tipi ürünlerle birlikte giderek daha fazla gündeme geliyor. Ancak daha beyaz bir gülüş elde etmek amacıyla bilinçsizce yapılan uygulamalar, diş minesinin zarar görmesinden hassasiyet ve diş eti problemlerine kadar farklı sorunlara yol açabiliyor.
Diş Hekimi İpek Rizvan, her renk değişikliğinin aynı yöntemle giderilemeyeceğini belirterek beyazlatma öncesinde dişlerin ve diş etlerinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Rizvan, “Dişlerin rengi yalnızca çay, kahve ya da sigaraya bağlı olarak değişmiyor. Yaş, genetik özellikler, kullanılan bazı ilaçlar ve dişin kendi yapısı da rengi etkileyebiliyor. Bu nedenle bir kişide başarılı olan yöntem başka bir kişide aynı sonucu vermeyebilir” dedi.
ÖNCE LEKENİN KAYNAĞI BELİRLENMELİ
Dişlerdeki her koyu görünümün beyazlatma işlemi gerektirmediğine dikkati çeken Rizvan, yüzeyde biriken plak, diş taşı ile çay ve kahve lekelerinin profesyonel diş temizliği sonrasında önemli ölçüde azalabildiğini belirtti.
Rizvan, “Öncelikle renklenmenin yüzeysel mi yoksa diş dokusundan mı kaynaklandığını anlamak gerekiyor. Bazen hastanın beyazlatma ihtiyacı olduğunu düşündüğü görüntü, yalnızca profesyonel temizlik sonrasında bile ciddi ölçüde değişebiliyor” dedi.
LİMON VE KARBONATLA GELEN BEYAZLIK ALDATICI OLABİLİR
Sosyal medyada diş beyazlatmak amacıyla önerilen limon, karbonat, aktif kömür ve benzeri uygulamalara karşı uyaran Rizvan, aşındırıcı yöntemlerin diş yüzeyinde geri dönüşü zor hasarlara neden olabileceğini söyledi.
Rizvan, “Diş yüzeyini aşındırarak daha açık bir görüntü elde etmek, sağlıklı bir beyazlatma değildir. Özellikle asitli ve aşındırıcı maddelerin sık kullanılması diş minesini olumsuz etkileyebilir. Mine kaybı arttıkça dişlerde hassasiyet gelişebilir ve uzun vadede estetik açıdan daha olumsuz bir tablo ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.
BEYAZLATICI MACUNUN SINIRINI BİLMEK GEREKİYOR
Market raflarında ve internette çok sayıda beyazlatıcı diş macunu bulunduğunu hatırlatan Rizvan, bu ürünlerden profesyonel beyazlatmayla aynı sonucu beklemenin doğru olmadığını söyledi.
Beyazlatıcı macunların özellikle çay, kahve ve sigaraya bağlı yüzey lekelerinin azaltılmasına yardımcı olabileceğini belirten Rizvan, “Dişin kendi rengini birkaç ton açmak ile yüzeydeki lekeleri temizlemek birbirinden farklı işlemler. Kullanılan ürünün ne vaat ettiğini ve kişinin beklentisinin ne olduğunu doğru değerlendirmek gerekiyor” dedi.
KAHVE VE ÇAYDAN SONRA BASİT BİR ÖNLEM
Dişlerde yeniden renklenmenin önüne geçebilmek için günlük alışkanlıkların da önemli olduğuna dikkati çeken Rizvan, özellikle kahve, çay ve yoğun renk pigmenti içeren içeceklerin ardından ağzın suyla çalkalanmasını önerdi.
Rizvan, “Her kahvenin ardından diş fırçalamak günlük yaşamda mümkün olmayabilir. Ancak ardından su içmek veya ağzı suyla çalkalamak, renk verici maddelerin diş yüzeyiyle temas süresini azaltmaya yardımcı olabilir” diye konuştu.
FAZLA ÜRÜN DAHA FAZLA BEYAZLIK ANLAMINA GELMİYOR
Ev tipi beyazlatma ürünlerinde en sık yapılan hatalardan birinin kullanım süresini veya miktarını artırmak olduğunu belirten Rizvan, ürünün önerilenden daha uzun süre diş üzerinde tutulmasının daha iyi sonuç anlamına gelmediğini vurguladı.
Rizvan, “Beyazlatıcı ürünlerde süre ve yoğunluk önemlidir. Daha hızlı sonuç almak amacıyla ürünü daha sık kullanmak ya da önerilenden uzun süre uygulamak diş hassasiyetini ve diş eti irritasyonunu artırabilir. Beyazlatma kontrollü yapılması gereken bir işlemdir” ifadelerini kullandı.
DOLGU VE KAPLAMALAR BEYAZLATMADAN ETKİLENMEYEBİLİR
Özellikle ön dişlerinde dolgu, porselen kaplama veya farklı restorasyonlar bulunan kişilerin beyazlatma öncesinde dikkatli olması gerektiğini belirten Rizvan, doğal dişlerle restorasyonların işlem sonrasında farklı renkte kalabileceğine işaret etti.
Rizvan, “Beyazlatma doğal diş dokusu üzerinde etki gösterir. Dolguların, porselenlerin veya implant üstü restorasyonların rengi aynı şekilde değişmez. Özellikle gülüş hattında mevcut restorasyonlar varsa işlem öncesinde renk planlamasının buna göre yapılması gerekir” dedi.
HASSASİYET VARSA ÖNCE NEDENİ ARAŞTIRILMALI
Beyazlatma öncesinde mevcut çürüklerin, çatlakların ve diş eti sorunlarının değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Rizvan, özellikle sıcak ve soğuğa karşı hassasiyeti bulunan kişilerin kontrolsüz uygulamalardan kaçınması gerektiğinin altını çizdi.
Rizvan, “Diş beyazlatma estetik amaçla yapılsa da diş dokusuna uygulanan bir işlemdir. Hastanın ağız sağlığı, diş yapısı ve hassasiyet düzeyi değerlendirilmeden herkes için aynı ürünü ve aynı yöntemi önermek doğru değildir” uyarısında bulundu.
“EN BEYAZ DEĞİL, EN DOĞAL VE SAĞLIKLI SONUÇ HEDEFLENMELİ”
Beyazlatmada gerçekçi beklentinin önemine de değinen İpek Rizvan, diş renginin kişinin ten rengi, yaşı, genetik özellikleri ve doğal diş yapısına göre farklılık gösterebildiğini söyledi.
Rizvan, “Amaç mümkün olan en beyaz dişe ulaşmak değil; kişinin yüzüyle uyumlu, doğal görünen ve ağız sağlığını koruyan bir sonuç elde etmektir. Sağlıklı bir gülüşün yalnızca renginden değil, diş ve diş etlerinin bütününden söz ediyoruz” dedi.

