(ANKARA) – Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Erinç Sağkan ve baro başkanları, avukatlara yönelik artan şiddete karşı Güvenpark’tan TBMM’ye yürüdü. Burada Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasından cezai yaptırımların artırılmasına kadar uzanan 5 maddelik çözüm önerilerini sıralayan Sağkan, “Türkiye Barolar Birliği ve Barolar olarak, tek bir kayba daha tahammülümüz yok. Avukata yönelik şiddetin normalleşmesine izin vermeyecek, onurla ve asla vazgeçmeden ortak mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.
Kızılay’da bulunan Güvenpark’ta bir araya gelen baro başkanları, avukatlara yönelik şiddet ve yaşam hakkı ihlallerine karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamanın ardından heyet, taleplerini iletmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüdü.
Güvenpark’ta basın açıklaması yapan TBB Başkanı Erinç Sağkan, “Kızılay’da bu meydanda bu sefer meslektaşlarımızın yaşam haklarını savunmak için bir aradayız. Avukatlar bugün yaşam hakkı ihlalleriyle karşı karşıyalar işte o avukatlar hemen hemen her gün 81 ilde şiddete, tehdide ve hakarete maruz kalıyorlar hatta öldürülüyorlar” ifadesini kullandı.
“Yıllardır avukata dönük şiddetin arkasında hukuksuzlukların ve cezasızlık algısının yattığını anlatmaya çalışıyoruz”
Son aylarda öldürülen avukatlar Hatice Kocaefe ve Zekeriya Polat’ı hatırlatan Sağkan, “Biz bunlarla mücadele ederken bir yandan da yurttaşlarımızın hak arama özgürlüğünü savunma sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. İşte o nedenle bugün 81 baromuzun başkanı burada ‘artık yeter’ demek üzere bir araya gedi. Evet artık yeter. Yıllardır avukata dönük şiddetin sistematik bir hal aldığını ifade etmeye çalışıyoruz, yıllardır avukata dönük şiddetin arkasında hukuksuzlukların ve cezasızlık algısının yattığını anlatmaya çalışıyoruz” dedi.
Avukat cinayetlerinin arkasında avukatlık mesleğini sistematik olarak itibarsızlaştırmaya çalışan ve avukatı şiddete açık hale getiren sorumsuzca tutum ve tavırların olduğunu ortaya koymaya çalıştıklarını ifade eden Sağkan, “Bugün baktığınızda yılın sadece ilk beş ayında iki meslektaşımızı toprağa verdik. Her gün avukatlar şiddete uğruyorlar karakolda, adliyelerde, bürosunda, sokakta ve yaşamın her yerinde şiddete uğruyor” dedi.
“Sesimizi duyması gereken yer Meclis’tir”
Sağkan, baro başkanlarının olağanüstü toplantıda alınan kararları Meclis’e ileteceklerini belirterek, “Sesimizi duyması gereken yer Meclis’tir. Taleplerimizi ve önerilerimizi kararlılıkla ifade edeceğiz” dedi. Açıklamanın ardından baro başkanları ve avukatlar, Güvenpark’tan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yürüdü.
Yürüyüşün ardından Sağkan, TBMM Dikmen Kapısı önünde 61’inci Baro Başkanları Toplantısı Sonuç Bildirgesini okudu. Bildirgede, avukata yönelik şiddetin uzun süredir baroların öncelikli mücadele alanlarından biri olduğu vurgulanarak, bugüne kadar ilgili kurumlarla yapılan görüşmelere rağmen bu alanda somut adım atılmadığı ifade edildi.
“Şiddet, mesleği sürdürülemez hale getiriyor”
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda avukatlığın “kamu hizmeti” olduğu ve savunmanın yargının kurucu unsurlarından sayıldığı hatırlatılan bildirgede, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre avukatların “yargı görevi yapan kişiler” arasında yer aldığına dikkat çekildi. Buna karşın son yıllarda artan şiddet vakalarının mesleği sürdürülemez hale getirdiği belirtilen bildirgede, mevcut önlemlerin şiddeti önlemede ve caydırıcılık sağlamada yetersiz kaldığı vurgulanarak, avukatlara yönelik şiddetin özel olarak ele alınması gereken bir alan olduğu kaydedildi.
“Cezasızlık politikaları şiddeti besliyor”
Bildirgede, avukatlara yönelik saldırıların arkasında mesleğin itibarsızlaştırılması ve cezasızlık algısının bulunduğu ifade edilerek, “Göstermelik cezalarla bu sorunun çözülmesi mümkün değildir” denildi. Türkiye Barolar Birliği ve barolar, avukata yönelik şiddetin normalleşmesine izin vermeyeceklerini belirterek, “Onurla ve vazgeçmeden ortak mücadeleyi sürdüreceğiz. Tek bir kayba daha tahammülümüz yok” mesajını verdi.
Beş maddelik çözüm planı
61. Baro Başkanları Toplantısı’nda beş başlık altında çözüm önerileri sıralandı. Avukata yönelik şiddetin nedenleri ve çözüm yollarının belirlenmesi için TBMM bünyesinde Araştırma Komisyonu kurulması talep edildi. Avukatların korunmasına ilişkin Avrupa Konseyi’nin 2025 tarihli sözleşmesinin Türkiye tarafından imzalanmasının “tarihi sorumluluk” olduğu vurgulandı. Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda değişiklik yapılarak, avukata yönelik tehdit ve yaralama suçlarının daha ağır yaptırımlara bağlanması istendi. Şiddet riski yüksek olan icra işlemleri ve keşiflerde kolluk kuvvetlerinin bulunmasının zorunlu hale getirilmesi gerektiği belirtildi. Avukata yönelik şiddetin yalnızca bireysel değil, adalet sistemine yönelen bir tehdit olduğu vurgulanarak kamu spotları ve farkındalık kampanyaları hazırlanması çağrısı yapıldı.

