(BALIKESİR)- Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin altıncı gününde “Bir Arada Yalnız”, “Keçi 501”, “En Güzel Cenaze Şarkıları” ve “Süt Çiftliği” ekipleriyle seyirci karşısına çıktı. Yönetmen ve oyuncular, filmlerin yaşam mücadelesinden anneliğe, aileden ölümle yüzleşmeye uzanan süreçleri anlattı.
Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali, sona yaklaşırken ekip katılımlı gösterimlerle sinemacıları Ayvalık seyircisiyle buluşturmayı sürdürdü. Festivalin altıncı gününde farklı dünyalardan yola çıkan dört film, insanın hayatla kurduğu ilişkiye farklı yerlerden baktı.
Gün, Evrim Çervatoğlu imzalı “Keçi 501” ile başladı. Doğu Karadeniz yaylalarında yaşayan çoban Cengiz Taşçı’yı takip eden film, gündelik yaşamın içinden insanın doğayla, geçim mücadelesiyle ve yaşadığı coğrafyayla ilişkisine bakıyor. Fabrika Ayvalık’taki gösterimin ardından seyircilerle bir araya gelen Çervatoğlu, kendisinin de Fındıklılı olduğunu ve filmdeki karakterlere ulaşmasının doğal yollarla geliştiğini anlattı.
Belgeselde anlatıcı ses ya da röportajlar yerine gözlemci bir yöntem tercih etmesinin bilinçli bir seçim olduğunu belirten Çervatoğlu, sinemaya yaklaşımını, “Ben iç ses ve röportajlarla geçen belgesellerde çok sıkılıyorum. İnsanlar kameranın yerinde olsun ve ne hissettiğine kendi karar versin istiyorum” diye anlattı.
Çervatoğlu, filmi çekerken bazı soruların peşinden gittiklerini söylerken, ülkede herkesin yaşamını sürdürebilmek için mücadele etmek zorunda kalmasına da dikkati çekti.
BİR CENAZE EVİNDEN ORTA SINIF PORTRESİNE
Festivalin Ayvalık seyircisiyle yeniden buluşturduğu yönetmenlerden biri de Ziya Demirel oldu. 2022 yılında “Ela ile Hilmi ve Ali” filmiyle festivalde “Yeni Bir Yönetmen” ödülünü kazanan Demirel, bu kez “En Güzel Cenaze Şarkıları” ile Vural Sineması’ndaydı.
Bir cenaze evinden yola çıkarak çoğulcu bir orta sınıf portresine uzanan filmin gösteriminin ardından ekip seyirciyle bir araya geldi. Demirel, filmin üretim sürecinde alışılmış yapım modellerinden farklı, daha yaratıcı ve kolektif bir yol izlediklerini anlattı. Ekibin çalışma biçimini “sanki bir üniversite tiyatro topluluğu gibi amatör ruhla” sözleriyle tarif eden yönetmen, ardından sözü kalabalık oyuncu kadrosuna bıraktı.
Demirel, “En Güzel Cenaze Şarkıları”nın aslında daha geniş bir sinema düşüncesinin başlangıcı olduğunuda anlattı. Filmi bir üçlemenin ilk yapımı olarak tasarladığını belirten Demirel, ancak üçlemenin tamamlanıp tamamlanamayacağını şimdiden bilmediğini söyledi.
“ÖLÜMLE NASIL YÜZLEŞİYORUZ?”
Festivalin akşam programında ise Ali Vatansever imzalı “Bir Arada Yalnız” Vural Sineması’nda gösterildi.
El Yazısı ve Saf filmlerinin yönetmeni Vatansever’in dünya prömiyerini Tallinn Black Nights Film Festivali’ndeyapan ve burada kendisine En İyi Yönetmen Ödülü kazandıran filmi, aileye ve yaklaşan ölüme odaklanıyor.
Gösterimin ardından seyircilerle buluşan Ali Vatansever, filmin ölüm üzerine olmasına rağmen asıl meselesinin insanın ölüm karşısındaki tutumunu anlamaya çalışmak olduğunu belirterek, “Ölümü anlatan filmler yapıldığında her zaman bu hayatın kutsanmasına döner. Biz ölümle nasıl yüzleşiyoruz onu anlamaya çalıştığım bir film oldu bu. İnatçı bir film yaptığımın farkındayım” dedi.
Filmin oyuncularından Fatih Al ise söyleşide Vatansever’in oyuncularla kurduğu çalışma biçimine ilişkin dikkat çekici bir ayrıntı paylaştı. Yönetmenin sete çıkmadan önce oyuncularına söylediği sözleri aktaran Al, “Ali bize sete çıkarken şunu söyledi: Kendi gerçekliğimle doğrulanmak değil, sınanmak için buradayım. Siz de sadece yeni bir gerçeklikle karşılaştığınızı düşünerek burada olun” diye konuştu.
Vatansever’in sözleriyle Fatih Al’ın aktardığı bu yaklaşım, filmin yalnızca ölüm ve aile üzerine kurduğu hikâyeyi değil, oyuncularla birlikte yeni bir gerçeklik arayan yaratım sürecini de ortaya koydu.
“SÜT ÇİFTLİĞİ” ANNELİK DENEYİMİNDEN DOĞDU
Festivalin ekip katılımlı gösterimlerinden biri de yönetmenliğini ve senaristliğini Elif Eda’nın üstlendiği “Süt Çiftliği”oldu.
Film, farklı nedenlerle öksüz ve yetim kalmış İrem ile Halid’in taşrada kurulmuş yarı endüstriyel bir süt üretim tesisinde geçen hikâyesini anlatıyor. Çocukların ve hayvanların dünyasını yan yana getiren yapımın gösteriminin ardından yönetmen Elif Eda, oyuncular Derya Alabora, Mira Saikali ve Gökhan Civan, kurgucu Bünyamin Bayansal ve yapımcı Enes Erbay seyircilerin sorularını yanıtladı.
Söyleşide filmin çocukları ve hayvanları önceleyen yaklaşımı öne çıkarken Elif Eda, senaryonun çıkış noktasında kendi annelik deneyiminin bulunduğunu anlattı.
Filmin oyuncularından Derya Alabora da söyleşide özellikle filmin senaryosu ve çekimler sırasında hayvanlarla kurulan ilişki üzerinde durdu. Alabora, “Süt Çiftliği”nin kendisi için yalnızca bir oyunculuk deneyimi olmadığını, hayvanlarla birlikte çalışmanın çekim sürecine farklı bir boyut kazandırdığını anlattı.
Alabora, filmde yaşadığı deneyimin hayvanlarla kurduğu ilişki bakımından çok kıymetli olduğunu vurgularken, böyle bir dünyanın içinde çalışmanın oyuncu olarak kendisine de farklı bir deneyim sunduğunu ifade etti.
ALTINCI GÜNDE 21 FİLM
Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin altıncı gününde uzun ve kısa metrajlardan animasyona 21 film seyirciyle buluştu.
Festivalin ücretsiz etkinliği ise Yeni Mahalle Düğün Alanı’nda gerçekleştirildi. Çocuklar için animasyon filmi “Cesur Kedi Moxy” minik izleyicilerle buluşurken, gösterim öncesinde Ayvalık Çocuk Çalışmaları Topluluğu tarafından çocuklara yönelik farklı atölyeler düzenlendi.
Gün boyunca ayrıca “Isabel”, “Tavuk”, “Demir Çocuk”, “Akira”, “Sessiz Dost”, “Kraliçe Zor Durumda”, “Her Defa”, “Miyazma Kampı’nda Ergenlik Arzuları ve Ölüm” ve “Seni İstiyorum” filmleri gösterildi.
Ayvalık Uluslararası Film Festivali, bugün gerçekleştirilecek gösterimler ve Kutlukhan Kutlu’nun “Animasyon Sineması” başlıklı konuşmasının ardından sona erecek.

