(ANKARA) – DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin, “Tanımlar değişse bile aynı ihtiyaca dikkati çekiyoruz. Bu anlamda Sayın Bahçeli’nin çabasını önemli bulduğumuzu da ifade etmek isterim” dedi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.
“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin konuşan Doğan, hafta sonu düzenlenen “Barış için adım at” yürüyüşlerinin, Hakkari’den İstanbul’a, Ankara’dan Diyarbakır’a kadar 40’ı aşkın merkezde yapıldığını belirtti.
Barış talebinin toplumsal bir talep olduğunu ifade eden Doğan, “Barışa öylesine çok sahip çıkıyor ki insanlar oldukları her yerden buna ses vermek, güç vermek istiyorlar. Evet evhamlılar, kaygılılar, endişeleri var. Çünkü Türkiye çok büyük acılar yaşadı ve yeniden bu acıların yaşanmasını hiç kimse istemiyor. Bu acıların tümden, en hakiki biçimde ortadan kaldırılması için gereken her şeyin yapılmasını istiyorlar. O yüzden hafta sonu yankılanan ses önemliydi ve bizim bu konudaki çalışmalarımız da devam edecek. Çözüm arayışlarını destekleyen sesler bunlar” diye konuştu.
Doğan, yeni bir yol haritasına ilişkin süren çalışmaların olduğunu ifade ederek, “süreç ilerliyor ancak bir durağınlık var” dediklerini ve bu durağınlığın sebeplerinden de bahsettiklerini söyledi.
Ayşegül Doğan, bugün Merkez Yürütme Kurulu’nda da bunu konuştuklarını aktararak, “Sürecin daha hızlı ilerlemesi için, bu belirsizliklerin giderilmesi için, ortaya çıkan zorlukların bir şekilde ortadan kaldırılabilmesi için yeni bir çıkış yolu aranıyor” dedi.
Doğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, sürece ilişkin açıklamalarına yönelik şunları söyledi:
“Bugün MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli bunu yeni bir hamle olarak ifade ediyor. Evet, bu durağın hali ivmelendirecek yeni girişimlere ihtiyaç var. Bizler de DEM Parti olarak süreçte yeni bir aşamaya geçildiğini söylediğimiz günden beri en çok bu konuya dikkat çekiyoruz. Yani ‘birinci aşama tamamlandı, artık ikinci aşamaya geçtik’ dediğimiz andan bugüne en çok dikkati çektiğimiz konuların başında gelen yeni bir hamle ihtiyacıydı. Biz hamle olarak tanımlamadık ama bugün Sayın Bahçeli ‘hamle’ olarak tanımlıyor. Tanımlar değişse bile aynı ihtiyaca dikkati çekiyoruz. Bu anlamda Sayın Bahçeli’nin çabasını önemli bulduğumuzu da ifade etmek isterim.
Yeniden konuşma ihtimali, tartışma ihtimali, istişare bunları çok değerli bulduğumuzu hep söyledik ve bunları pozitif bir şekilde tartışmamız gerektiğini söyledik. Bu anlamda baktığımızda da önemli katkılar bunlar. Bu önerileri dar bir çerçevede ele almak yerine bunları sürecin gerekleri olarak görüp bu şekilde en geniş çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Sonuç itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanı da yakın zamanda yaptığı açıklamada kararlılık vurgusu yaptı. Yine başka önemli bir vurgu, stratejik değerini ifade etti. Biz de bunu ifade ediyoruz. Komisyon raporuna ve komisyon raporunun ortaya koyduğu yol haritasına dikkati çekti. Bazı risklerden bahsetti. Gizli ve açık risklerden bahsetti. Sabotajların olmaması için yapılması gerekenlere dikkati çekti. Bunlar tabii somut halde görünür bir şekle dönüşmediğinde kamuoyu haklı olarak şunu soruyor: Süreç tıkandı mı? Ve kaygı duyuyor. Zaten bir güven bunalımı var ne yazık ki. Bunu gidermek için o halde ne yapmak gerekiyor? Somut, süreci ivmelendirecek adımları atmak gerekiyor.”
Bahçeli’nin, sürecin yönetimiyle ilgili bir model önerisinde bulunduğunu belirten Doğan, “Bakınız bu da tartışmalı bir konuydu en başından beri. Sürecin tasarımına ilişkin, koreografisine ilişkin birtakım tartışmalar vardı zaten Türkiye’de. İşte şimdi bir model önerisi var. Tabii diğer siyasi partiler de model önerilerini yapabilirler. Yapmalılar da. Bunlar katkı sağlayacak tartışmalar. Yalnızca koordinatörlük tartışmasına hapsetmemek gerekiyor. Burayla böyle sıkıştıran bir yaklaşım içerisinde değerlendirdiğimiz zaman diğer öneriler hakkıyla tartışılamayabiliyor. O yüzden buraları sıkıştırmamak gerekiyor” dedi.
Yasal bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçiş hukuku için mesela bir yasal çerçeveye ihtiyaç olduğu en başından beri zaten komisyon raporu tarafından tespit edildi. Adı üstünde geçiş hukuku. Bu geçiş nasıl sağlanacak? Hangi hukukla sağlanacak? Şimdi silahlarını bırakan, silahlı mücadeleden stratejik olarak vazgeçtiğini söyleyen, ancak bunun pratikte birtakım somut adımlar gerektirdiğini ifade eden, bugüne kadar silahlı mücadele yürütmüş bir örgüt gerçekliğinden bahsediyoruz. Bu örgüt lideri Sayın Öcalan’ın çağrısıyla fesih kararı aldı. Akabinde silahlarını yakarak imha ettiler. Geri dönme taleplerini ifade ettiler. Ve üzerinden bunca zaman geçti. Hala komisyon raporuna rağmen atılmış adımlar yok. İşte bunlar süreçte kaygı yaratıyor. Tabii ki bazı adımlar atıldı. Komisyon oluşturuldu. Bu çok önemli. Tartışıyoruz, konuşuyoruz, önerilerde bulunuyoruz. Bunlar çok değerli.
Ancak diyoruz ki: Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak bir raporla, o rapora götüren süreçte yaptığı dinlemelerle, yine bu dinlemeleri eksik de olsa, bir siyasi partilerden oluşan bir heyetin gidip İmralı’da Sayın Öcalan’la görüşüp, kendisinin de görüşlerini alıp bu komisyonun çalışmalarına dahil etmesiyle, çok önemli çalışmalar yaptı. Neticede bir rapor yayınladı ve misyonunu tamamladı aslında.
Şimdi bu raporun gereklerinin hangi takvim diliminde, ne zaman ve nasıl yerine getirileceği tartışılıyor. Ve buna ne kadar çok ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Sürecin bu aşamasında artık farklı siyasi partilerden oluşan bir mekanizmanın etkin bir şekilde devreye girmesi gerekiyor. İnsanlar Meclis’in etkin bir şekilde devrede olduğunu görmek istiyorlar. Kamuoyu bunu görmek istiyor.”

