Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AYM, 14 yıl önce reddettiği “süresiz nafaka” düzenlemesini bu kez iptal etti

Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya ilişkin iptal kararı, 2012 yılında verdiği ret kararını yeniden gündeme taşıdı. Mahkeme o dönemde düzenlemeyi sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak değerlendirmişti. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını 3’e karşı 12 üyenin oy çokluğuyla aldığı öğrenildi.

Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafakaya ilişkin iptal kararı, 2012 yılında verdiği

(ANKARA) – Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafakaya ilişkin iptal kararı, 2012 yılında verdiği ret kararını yeniden gündeme taşıdı. Mahkeme o dönemde düzenlemeyi sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak değerlendirmişti. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını 3’e karşı 12 üyenin oy çokluğuyla aldığı öğrenildi.

Anayasa Mahkemesi’nce bugün iptaline karar verilen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının “süresiz olması”na ilişkin düzenleme, Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi’nce 2012’de de Anayasa Mahkemesi gündemine taşınmıştı.

Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla bu düzenlemenin Anayasa’nın 2, 10. ve 41. maddelerine aykırılığı iddiasıyla iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yoluyla başvuru yapmış, Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 17 Mayıs 2012’de reddetmişti.

AYM’NİN O DÖNEMDEKİ 17 ÜYEDEN 16’SI RET KARARI VERMİŞTİ

Üye sayısı 2017 Anayasa değişikliği ile 17’den 15’e düşürülen Anayasa Mahkemesi’nin o dönem görev yapan 17 üyesinden biri karara karşı oy kullanmıştı.

Anayasa Mahkemesi’nin bugün ise iptal kararını 3’e karşı 12 üyenin oy çokluğuyla aldığı öğrenildi.

2012’DEKİ RET KARARININ GEREKÇESİ

Yüksek Mahkeme’nin aynı düzenlemede 2012’de verdiği ret kararının gerekçesinde, Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan “sosyal hukuk devleti” vurgusu yapılarak, sosyal hukuk devletinin, vatandaşlarına asgari bir yaşama düzeyi sağlamayı kendisine görev bilen ve bu yüzden devletin sosyal ve ekonomik yaşama aktif müdahalesini meşru ve gerekli gören bir anlayışı ifade ettiği belirtildi.

Vatandaşların sosyal durumlarıyla ilgilenen sosyal hukuk devletinin, ‘insan onuru’nun korunmasını amaçladığı ve bunun için sosyal adaleti sağlamaya çalıştığı belirtilen gerekçede, “Sosyal hukuk devleti, kişi ve toplum yararı arasında denge kuran, toplumsal dayanışmayı üst düzeyde gerçekleştiren, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak eşitliği, sosyal adaleti sağlayan ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için boşanmaya hükmedilmiş olması, nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş ya da düşecek olması, diğer eşle eşit kusurlu veya diğer eşe nazaran daha az kusurlu veya boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusursuz olması ve nafaka talep edilen eşin nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” tespitleri yapıldı.

BELİRLİ DURUMLARDA KALKAR

Yoksulluk nafakasının, nafaka alacaklısının evlenmesi ya da taraflardan birisinin ölümü halinde kendiliğinden, alacaklının evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün tamamen yitirilmesi durumlarında ise mahkeme kararıyla ortadan kalktığına vurgu yapılan gerekçede, “İtiraz konusu ‘süresiz olarak’ ibaresi, nafaka alacaklısının her zaman ölünceye kadar yoksulluk nafakası alacağı anlamına gelmemektedir. Kanun koyucunun 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 175. maddesinde ‘süresiz olarak’ ibaresine yer vermesinin amacı, boşanmadan dolayı yoksulluğa düşecek olan eşin diğer eş tarafından, şartları bulunduğu sürece ekonomik yönden desteklenmesi ve asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır” denildi.

DÜZENLEME YOKSULLUĞA DÜŞEN EŞİ KORUMAK İÇİN

Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olan yoksulluk nafakasının özünde, ahlaki değerler ve sosyal dayanışma düşüncesinin yer aldığına işaret edilen gerekçede, şu tespitlere yer verildi:

“Yoksulluk nafakasının amacı nafaka alacaklısını zenginleştirmek değildir. Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünülmüştür. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekmektedir. İtiraz konusu kuralda, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşen eşi korumak için diğer eşin, koşulları bulunduğu sürece, herhangi bir süre sınırı olmaksızın yoksulluk nafakası vermesi düzenlenmiş olup bu yükümlülüğün sosyal hukuk devleti ilkesinin gereği olarak getirildiği kuşkusuzdur.”

BİR ÜYE KATILMAMIŞTI

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir üye ise yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasının nedeninin, ahlaki ve sosyal gerekçelerle açıklanamayacağını öne sürerek, “Kültürümüzden kaynaklanan yardımsever eğilimlerinin, aile dayanışmasının, hayır kurumları ve vakıflar gibi geleneksel kurumların yoksullukla mücadele bağlamındaki faaliyetleri sık sık övgüyle anılmaktadır. Ancak, aynı zamanda toplumsal bir olgu olan ve Devletin aktif olarak mücadele etmesi gereken yoksulluğun sorumluluğunun, boşanan taraflardan birisinin üzerine ömür boyu yüklenmesi, kanımca, sosyal devlet ilkesine, hakkaniyete ve mantığa da uygun bir çözüm değildir” gerekçesini yazmıştı.

YILLARDIR TARTIŞILIYOR

Yıllardır kamuoyunda tartışma konusu olan süresiz nafaka düzenlemesi, Anayasa Mahkemesi’nin gündemine taşınmasının yanı sıra TBMM’de de uzun yıllardır tartışılıyordu.

Adalet Bakanlığı’nca hazırlık çalışmaları sürdürülen son yargı paketinde de yer alan konuyla ilgili, Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri doğrultusunda, yasama organına verdiği 9 aylık süre de dikkate alınarak yeni bir düzenleme yapılması bekleniyor.