Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ATO: Sağlıkta şiddetin sona ermesi için mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız

Ankara Tabip Odası, Beyaz Kod sisteminin kurulduğu andan bu yana sözlü ve fiziksel şiddet bildirimi sayısının 140 bini geçtiğini vurgulayarak,”Sağlıkta şiddetin sona ermesi için vereceğimiz mücadeleyi sonuç alıncaya kadar sürdürmekte kararlıyız. 17 Nisan gününde Dr. Ersin Arslan’ı, sağlıkta şiddet sonucu yaşamını yitiren tüm meslektaşlarımızı ve sağlık çalışanlarını saygıyla anıyor, herkes için sağlıklı ve şiddetin olmadığı bir gelecek diliyoruz” açıklamasını yaptı.

Ankara Tabip Odası, Beyaz Kod sisteminin kurulduğu andan bu yana

(ANKARA) – Ankara Tabip Odası, Beyaz Kod sisteminin kurulduğu andan bu yana sözlü ve fiziksel şiddet bildirimi sayısının 140 bini geçtiğini vurgulanarak, “Sağlıkta şiddetin sona ermesi için vereceğimiz mücadeleyi sonuç alıncaya kadar sürdürmekte kararlıyız. 17 Nisan gününde Dr. Ersin Arslan’ı, sağlıkta şiddet sonucu yaşamını yitiren tüm meslektaşlarımızı ve sağlık çalışanlarını saygıyla anıyor, herkes için sağlıklı ve şiddetin olmadığı bir gelecek diliyoruz” açıklamasını yaptı.

Ankara Tabip Odası, 17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şunlar kaydedildi:

“Gaziantep’te görevi başında katledilen meslektaşımız Dr. Ersin Arslan’ın ölümünün üzerinden 14 yıl geçti. Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından ‘Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü’ ilan edilen bugünde, başta Dr. Ersin Arslan olmak üzere, sağlıkta şiddet nedeniyle yitirdiğimiz Dr. Göksel Kalaycı’yı, Dr. Ali Menekşe’yi, Dr. Kamil Furtun’u, Dr. Aynur Dağdemir’i, Dr. Fikret Hacıosman’ı, Dr. Ekrem Karakaya’yı, güvenlik görevlisi Tuğrul Okudan’ı, mobbing ve soruşturma baskısı sonucunda özkıyıma sürüklenen Dr. Melike Erdem’i saygıyla ve özlemle anıyoruz.

17 Nisan bizim için anma günü olduğu kadar, sağlık kurumlarında vahşete dönüşen şiddet olaylarına dikkat çektiğimiz, sağlıkta şiddeti durdurmak amacıyla yapılması gerekenleri Sağlık Bakanlığı’na ve kamu otoritesine hatırlattığımız mücadele günüdür. Ankara Tabip Odası’nın resmi raporlardan ve Meclis’te cevaplanan soru önergelerinden hareketle tespit edebildiği kadarıyla Beyaz Kod sistemi kurulduğu andan bu yana sözlü ve fiziksel şiddet bildirimi sayısı 140 bini geçti. Yine Odamızın 2025 yılının sonunda yaklaşık bin hekimle gerçekleştirdiği ‘Ankara Hekim Profil Araştırması’nın sonuçlarına göre Ankara’da görev yapan hekimlerin yüzde 71’i en az bir kez sözlü, yüzde 64’ü en az bir kez psikolojik, yüzde 17’si en az bir kez fiziksel şiddete maruz kaldı.

“Acil servislerde çalışan sağlık çalışanları her gün şiddet riski altında”

Ne yazık ki, sağlıkta şiddet vakalarının yarısından fazlasında Beyaz Kod bildirimi yapılmadığı yine araştırmamızda saptadığımız sonuçlardan biridir. Hekimlerin yüzde 79’u Beyaz Kod vermediğini ifade etmiştir. Bu durum şiddetin olağanlaşmasının ve şiddet olaylarının resmi istatistiklere yansımadığının bir ifadesidir. Öte yandan, yılda yaklaşık 150 milyonun üzerinde başvurunun olduğu acil servislerde çalışan sağlık çalışanları her gün şiddet riski altındadır. ‘Acil Servislerde Şiddeti Önleme Raporu’na göre acil tıp uzmanlarının hemen hemen tamamı meslek yaşantıları boyunca en az bir kez şiddete maruz kalmıştır.

Her zaman dile getirdiğimiz üzere sağlıkta şiddet çok katmanlı bir krizdir ve sadece tek bir nedenle açıklanamaz: Kışkırtılmış sağlık talebi sonucunda 1 milyarı aşan hekime başvurunun neden olduğu iş yükü; randevu sisteminde yaşanan kaos; 5 dakika veya daha da altında muayene sürelerinden kaynaklı memnuniyetsizlik; çalışma ortamlarını şiddetten arındıracak gerekli fiziki düzenlemelerin yapılmaması; siyasetçilerin ve bürokratların saldırganları cesaretlendiren söylemleri; basın kuruluşlarının sağlıkta şiddet haberlerini verme biçimi ve sağlık sisteminden kaynaklı sorunlarda hekimi suçlayıcı dilden çekinmemeleri; yargılama süreçlerinde caydırıcı cezaların verilmemesi; sağlık okur-yazarlığı alanında gerekli eğitim planlamasının yapılmaması; sağlığı piyasalaştıran Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yarattığı tahribat temel nedenlerdir.

“Sağlık kuruluşlarında şiddet riskleri belirlenmeli”

İflas eden sağlık sistemi sağlıkta şiddetin artmasına zemin hazırlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü, sağlık çalışanlarının güvenliğini artırmak ve şiddeti önlemek için şu stratejileri belirlemiştir:

-⁠Sağlık kuruluşlarında şiddet riskleri belirlenmeli ve bu risklere yönelik önlemler alınmalıdır.

-⁠Sağlık çalışanlarına hukuki ve idari hakları konusunda eğitim verilmelidir.

-⁠Şiddet olaylarını raporlamak ve müdahale etmek için net politikalar ve prosedürler hazırlanmalıdır.

-⁠Güvenli bir çalışma ortamı sağlamak için fiziksel ve psikolojik önlemler, iş güvenliği tedbirleri alınmalıdır.

“Cezalar artırılmalı ve cezasızlık son bulmalı”

Sağlıkta şiddete karşı cezasızlığın son bulması için TTB’nin hazırladığı ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’ yürürlüğe konmak zorundadır. Bu kapsamda:

-Sağlık çalışanlarına yönelik işlenen suçlarda cezalar artırılmalı ve cezasızlık son bulmalıdır.

-⁠Sağlık çalışanlarına yönelik işlenen suçların infazında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve denetimli serbestlik uygulamaları kaldırılmalıdır.

-⁠Türk Ceza Kanunu’nda ‘Sağlık Çalışanlarına Yönelik Şiddet’ başlığıyla yeni bir suç kategorisi tanımlanmalıdır.

-⁠Sağlık kuruluşlarına silahla girilmesi yasal düzenlemelerle engellenmelidir.

Sağlıkta şiddetin sona ermesi için vereceğimiz mücadeleyi sonuç alıncaya kadar sürdürmekte kararlıyız. 17 Nisan gününde Dr. Ersin Arslan’ı, sağlıkta şiddet sonucu yaşamını yitiren tüm meslektaşlarımızı ve sağlık çalışanlarını saygıyla anıyor, herkes için sağlıklı ve şiddetin olmadığı bir gelecek diliyoruz.”