Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu: “Yalnızca sağlık bakanı değil, sağlık sistemi de değişmelidir”

Ankara Tabip Odası, Fahrettin Koca’nın görevden alınmasını değerlendirdi. Ankara Tabip Odası, yalnızca Sağlık Bakanı’nın değil, sağlık sisteminin de değişmesi gerektiğini savundu.

Ankara Tabip Odası,

(ANKARA) – Ankara Tabip Odası, Fahrettin Koca’nın görevden alınmasını değerlendirdi. Ankara Tabip Odası, yalnızca Sağlık Bakanı’nın değil, sağlık sisteminin de değişmesi gerektiğini savundu.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyeleri, eski sağlık bakanı Fahrettin Koca’nın görevden ayrılması sonrasında, görev yaptığı süreci değerlendiren yazılı açıklama yaptı. Koca döneminin Türkiye sağlık sistemi açısından değişikliklere ve dönüşümlere sahne olduğunu belirten TTB Yönetim Kurulu üyeleri “Yalnızca sağlık bakanı değil, sağlık sistemi de değişmelidir” ifadeleri kullanıldı.

Koca döneminin, sağlık sistemi açısından değişikliklere ve dönüşümlere sahne olduğu, ancak görev sürecinin başarsız olduğu ileri sürülen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Fahrettin Koca dönemi, pek çok açıdan Türkiye sağlık sistemi açısından değişikliklere ve dönüşümlere sahne olmuştur. Sayın Koca, kendisinden önceki sağlık bakanlarının yaptığı gibi, Dünya Bankası tarafından hazırlanan Sağlıkta Dönüşüm Programının tüm bileşenlerini sürdürerek, kamusal sağlık sistemini özel sektör mantığında idare eden anlayışı takip etmiş, sağlık alanında neoliberal politika setlerini hayata geçirmiştir.
Sayın Koca dönemini iyi anmak isterdik ancak gerek göreve geliş süreci, gerekse görev süresi boyunca sağlık sistemimizdeki yapısal sorunları çözmekten yana bir anlayış yerine, yeni sorunlara yol açan politikalarda ısrarcı olmuştur. Bu durum sadece Fahrettin Koca’nın şahsiyetiyle sınırlandırılamaz; kendisi, bir zincir hastane sahibi olarak, ulusal ve uluslararası sağlık sermayesinin temsilcisi olarak göreve getirilmiştir.
2017 yılındaki Başkanlık sisteminin temellerinin atıldığı Referandumun ardından göreve gelen Sayın Koca, literatürde ‘korporatokrasi’ olarak adlandırılan, kamu politikalarını doğrudan patronların belirlediği ilk başkanlık kabinesinde görev almıştır. Türkiye’nin en büyük zincir hastanelerinden birinin yönetim kurulunda yer alan Sayın Koca, kamusal sağlık sisteminin dümenine geçirilmiştir. Ne yazık ki, gemi karaya oturmuştur.”

Bakan Koca’nın önerilerini gözardı ettiği ve sağlık çalışanlarının, kriz dönemlerindeki mücadelelerinde yalnız bırakıldığı ifade edilen açıklamada, “Sayın Koca, hekim, hemşire, ebe, teknisyen, paramedik, hastane işçisi, 522 sağlık çalışanını COVID-19 sebebiyle yitirmişken, TTB ve Tabip Odalarının ısrarla sürdürdüğü ‘COVID-19 illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı sayılmalıdır’ mücadelesine kayıtsız kalmıştır.
Sayın Koca, COVID-19 Pandemisiyle mücadelede hayati öneme sahip unsurlardan birisi olan, doğru ve şeffaf veri akışını gerçekleştir(e)memiştir. Şahsi sosyal medya hesaplarından yaptığı vaka ve vefat sayıları ile aylık değerlendirmeler yaptığı basın açıklamalarında paylaştığı sayılar birbiriyle çelişmiştir. Söz konusu çelişkiler infodemiyi kuvvetlendirerek, aşı ve bilim karşıtlarının propagandasını kolaylaştırmıştır” denildi.

“Sayın Koca, sağlıkta şiddet karşısında pasifist bir yönetim performansı sergilemiştir”

Fahrettin Koca’nın görev yaptığı dönemde, sağlıkta şiddet karşısında pasif bir politika sergilediği ileri sürülen açaıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Sayın Koca, sağlıkta şiddet karşısında pasifist bir yönetim performansı sergilemiştir. Tıpkı pandemi verilerinde olduğu üzere, sağlık şiddetle ilgili Beyaz Kod verilerini ya paylaşmamıştır ya da gecikmeli ve eksik duyurmuştur. Beyaz Kod sistemi kurulduğundan bu yana 121 bini geçen fiziksel ve sözlü şiddet bildirimi karşısında etkili ve bütüncül politikalar oluşturamamıştır. Sağlıkta şiddete karşı palyatif çözümlere dayalı politikalar nedeniyle işyerlerimiz güvenliksiz ve korunaksız hale gelmiştir.

Sayın Koca’nın görevi boyunca halkın kamu sağlık hizmetlerinden memnuniyet verileri düşüş göstermiştir. TÜİK’in her yıl açıkladığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre 2020 yılında yüzde 70 olan memnuniyet oranları, 2023 yılında yüzde 60’lar seviyesine gerilemiştir.

“Koca, emekli hekimlerin durumunun iyileştirilmesi hususunda hiçbir yapıcı adım atmamıştır”

Sayın Koca, asgari ücreti de aşarak 18 bin 978 liraya ulaşan açlık sınırının altında maaşla geçinmek zorunda kalan emekli hekimlerin durumunun iyileştirilmesi hususunda hiçbir yapıcı adım atmamıştır. BAĞKUR ve SSK’den emekli hekimlerin durumunun iyileştirilmesi amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu üzerinde kamusal otoritesini kullanmamıştır.

Sayın Koca, Şehir Hastaneleri için devlet hastanelerinin kapatılmasına ses çıkarmazken, kurucusu olduğu Medipol Hastanesi’ni destek kapsamına dâhil ederek 4 yılda 5.9 milyon liralık teşvik almasını sağlamıştır. Ayrıca Medipol Hastanesi, 18 Nisan 2023 tarihinde toplam 4 milyar 834 milyon 799 bin TL yatırım teşviki almıştır. Teşvikler arasında gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, iki yıllık sigorta primi işveren hissesi, yüzde 50 vergi indirimi de yer almaktadır.”

Öneriler…

Sağlık hizmetinin hem sağlık çalışanları hem de halk için eşit, nitelikli, erişilebilir bir özelliğe kavuşması için yapılması gereken öneriler de şöyle sıralandı:

“Şiddetten arındırılmış çalışma ortamları yaratılmalıdır. Sağlık çalışanlarının başta yemek, dinlenme, kreş ihtiyaçları olmak üzere çalışma koşulları düzenlenmeli ve iyileştirilmelidir. Yoğun ve yorucu çalışma ile nöbetlerin yarattığı olumsuzluk bir an önce giderilmelidir
Fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalı, sağlık çalışanlarının ek göstergesi kademeli olarak artırılmalı, hekimler için 7600 olmalıdır.
Çalışırken alınan ücretlerin emekliliğe yansıdığı tek kalemde maaş uygulanmalıdır. Aile sağlığı merkezlerinde çalışanlar başta olmak üzere alınan vergi yüzde 15’i geçmemelidir. Bütün sağlık çalışanların ve emekli hekimlerin aylıkları yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.
150 milyon başvurunun gerçekleştiği acil servisler, acil hizmetleri sekteye uğratan poliklinik hizmetlerinden ( yeşil alan ) arındırılmalıdır.
Hekimlerin muayene sayı ve süresini kendisinin ayarlayacağı ( mahkeme kararıyla da onaylanan ) bir sisteme geçilmelidir.
Sağlık alanına yönelik bütün düzenlemeler üniversiteler, sağlık meslek ve emek örgütleriyle ilgili kurumların görüşüyle oluşturulmalıdır.
Tıpta uzmanlık eğitimi ve uzmanlık öğrenci sayısı ülke gerçekleri ve eğitimin niteliği gözetilerek yapılmalıdır.
Sağlığa tedavi edici değil, sağlığı koruyucu bir gözle bakılmalı, başta HPV ve grip aşıları olmak üzere tüm aşılar ücretsiz olmalı ve rutin aşılama programına alınmalıdır. Hekimlerin bağımsız çalışma koşullarını zorlaştıran uygulamalar terk edilmelidir.”