Erdal Sağlam
(ANKARA) – Enflasyonda yaz aylarında bir miktar gerileme görülse bile, faiz indirim beklentilerinin ötelendiği görülüyor. Bu beklenti uzadıkça, zor durumda kalan özel sektör şirketlerinin şikayetlerini azaltmak için, sübvansiyonlu krediler ve vergi borçlarını vadelendirme gibi yöntemler devreye alınıyor.
Son anketlerde, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29’un üzerine çıktı. Buna karşılık Haziran ayından başlayarak, yıllık enflasyonda bir miktar düşüş yaşanma ihtimali belirdi. Çünkü geçen yılın haziran-eylül döneminde, mevsimsel şartlara göre yüksek sayılabilecek artışlar yaşanmıştı.
ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşta sona gelindiğine ilişkin işaretler arttı. Bu hafta anlaşmanın imzalanması beklenirken, brent petrol fiyatları 87 dolara indi. Barış sağlandığı takdirde petrol fiyatlarındaki gerilemenin sürmesi bekleniyor.
Petrol fiyatlarında ne kadar gerileme olacak, nasıl bir geçiş süreci yaşanacak henüz bilinmiyor. Türkiye’de artan petrol fiyatlarını yumuşatmak için getirilen eşel-mobil sistemi nedeniyle, petrol fiyatlarında yaşanacak düşüş aynen akaryakıt fiyatlarına yansımayacak. Vazgeçilen vergi oranı telafi edilene kadar, küresel fiyatlardaki düşüşten daha az indirim olması kaçınılmaz.
Yaş sebze ve meyve fiyatlarında başlayan düşüş ve akaryakıt fiyatlarında aşamalı geri çekilme sayesinde, Haziran’dan başlayarak yıllık enflasyon oranlarında gerileme yaşanabilir. Geçen yıl Haziran’daki yüzde 1,37’lik enflasyon oranın ardından, Ekim’e kadar sırasıyla, 2,06, 2,04, 3,23 ve 2,55’lik nispeten yüksek enflasyon oranları kaydedilmişti. Bu nedenle normal koşullarda önümüzdeki dönemde yıllık enflasyonda birkaç puanlık düşüşler yaşanabilir.
ALTINA BAĞLI REZERV ERİYOR
İktisatçılar, geçen yılın son iki ayında ise yüzde 0,87 ve 0,89 gibi düşük oranlar görüldüğünü hatırlatarak, 2026 yıl sonu enflasyonunun en iyi ihtimalle yüzde 28’e düşebileceği görüşündeler. Piyasa beklentileri yüzde 29’in üzerindeyken, özel sektör şirketleri hesaplarını, yılsonu için yüzde 30 hatta birkaç puan üzerindeki bir enflasyona göre yapıyorlar.
Enflasyon bir miktar gerilese bile, faiz indirimi önünde yeni engeller çıkıyor. Bunlardan biri de sıcak para girişi olmasına rağmen, rezerv rakamlarında altın fiyatları nedeniyle meydana gelen düşüş. Türkiye’nin döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 65’i altın bazında olduğu için, son dönem yaşanan altın fiyatlarında düşüş rezerv rakamının aşağı gelmesine neden oluyor.
Örneğin 8 Haziran- 13 Haziran Merkez Bankası bilançoları kıyaslandığında; 3-4 milyar dolarlık yeni döviz girişi yaşanmasına rağmen, altın fiyatlarındaki gerileme nedeniyle rezervlerde düşüş kaydedildi. 8 Haziran’da 163 milyar dolar olan brüt döviz rezervleri, döviz alımına rağmen, 12 Haziran’da 154 milyar dolar seviyesine geriledi.
Altın fiyatları, rezerv etkisi nedeniyle, bundan sonraki faiz kararlarında eskisinden daha etkili olacak gibi gözüküyor. Çünkü rezervlerdeki değişim, faiz indirim kararlarında artık çok etkili oluyor. Dolayısıyla altın fiyatlarındaki gerileme devam eder, rezervler fazla artmazsa, o zaman Merkez Bankası faiz indirimlerini ötelemek zorunda kalabilir.
FAİZDE ÖNCE NORMALLEŞME GEREKİYOR
Geçen haftaki toplantısında faizleri sabit tutan Merkez Bankası’nın, indirimlere ne zaman başlayacağı ise hemen tartışılmaya başladı. Daha önce faiz artışı bekleyen yabancı bankalar, toplantı öncesi bu beklentilerini iptal etmişlerdi. Toplantı sonrası, “artık faiz artışı olmayacağını, indirimin ise yılsonuna doğru ancak başlayabileceğini” söylemeye başladılar.
Merkez Bankası’nın, politika faizini indirebilmesi için, önce savaş başlayınca 3 puan yükselttiği fonlama faizini aşağı çekmesi gerekecek. Yüzde 40 olan fonlama faizinin yüzde 37’lik faize doğru geri gelmesi, ondan sonra koşulları uygun görürse, belki resmi faiz indirimine başlaması gerekecek.
Yabancı bankalar normalleşme için, yani fonlama faizinin politika faizine geri gelmesi için, harekete geçilecek zamanı, eylül ayı olarak tahmin ediyorlar. Buna karşılık bazı iktisatçılar, barışın kesin sağlanması halinde, bu işlemin daha öne çekilebileceği görüşündeler.
Ancak bu noktada rezervlerin yaz aylarında yükselmesi gerekir ki, Merkez Bankası faiz indirimine başlayabilsin. Yani savaşın bitmesi yetmiyor, altın fiyatlarına da bağlı olarak, döviz rezervlerinde artış kaydedilmesi gerekiyor.
Yaşanan siyasi çatışmaların seyrine ve belirlenecek seçim takvimine bağlı olarak dövize olan talebin artması kaçınılmaz olacak. Dövizde seçim öncesi büyüyecek bu beklenti, rezervlerin yüksek olmasını gerektiriyor. Bu da önümüzdeki dönemde Merkez Bankası’nın faiz indirimi karar almasını iyice zorlaştıracak.
