Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Almanya SPD Federal Meclis Milletvekili Karaahmetoğlu’ndan Von der Leyen’e tepki: “Türkiye’yi Çin ve Rusya ile aynı kategoride görmek siyasi körlüktür”

Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı çerçevede değerlendiren sözlerini “siyasi körlük” olarak nitelendirdi. 

Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Avrupa

Haber: İlhan Baba

(BERLİN) – Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı çerçevede değerlendiren sözlerini “siyasi körlük” olarak nitelendirdi.

Karaahmetoğlu, von der Leyen’in Die Zeit gazetesinin 80. yılı vesilesiyle yaptığı konuşmada Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı çerçevede değerlendiren sözlerine tepki gösterdi.

Karaahmetoğlu, yaptığı açıklamada, dünyada güç dengelerinin değişmeye ve yeniden şekillenmeye başladığı bir dönemde Avrupa Birliği’nin genişlemesinden bahsederken Türkiye’den dışlayıcı bir üslupla bahsedilmesinin çok yanlış mesaj vereceğini belirterek, “Avrupa’nın güvenliğinin nasıl sağlanacağının henüz belli olmadığı bu dönemde ABD’den sonra NATO’nun en büyük askeri gücüne sahip Türkiye’nin ‘Avrupa’nın karşı tarafında’ konumlandırılması Türkiye’den çok Avrupa Birliği açısından bir talihsizliktir” dedi.

Von der Leyen’in, “Avrupa kıtasını tamamlamalıyız ki ne Rus ne Türk ne de Çin etkisinde kalalım. Artık daha büyük ve jeopolitik düşünmek zorundayız” sözlerinin Avrupa’nın kendi jeopolitik aklıyla çeliştiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’yi Çin ve Rusya ile aynı kategoriye yerleştirmek sadece diplomatik bir hata değil, açık bir siyasi körlüktür. Türkiye, Avrupa ile onlarca yıldır müzakere yürüten bir aday ülkedir. Bu gerçeği yok saymak, Avrupa’nın kendi tarihine ve verdiği sözlere sırt çevirmesidir. Eğer bugün Türkiye hâlâ Rusya ve Çin ile aynı kefeye konabiliyorsa, o zaman sormak gerekir: On yıllardır sürdürülen adaylık süreci neydi? Samimi bir üyelik perspektifi mi, yoksa sadece oyalama ve siyasi konjonktüre göre kullanılan bir araç mı?”

“Türkiye bir ‘risk dosyası’ değil, Avrupa’nın geleceğinde yer alan bir ortaktır”

Karaahmetoğlu, mevcut dilin ciddi bir güven krizine yol açtığını belirterek, şöyle devam etti:

“20 yılı aşkın süredir AB ile tam üyelik müzakeresi yürüten, NATO’nun en güçlü ordularından birine sahip bir ülkeden ‘etki alanı’ olarak bahsetmek, stratejik akılla bağdaşmaz. Bu yaklaşım, Avrupa’nın kendi güvenlik mimarisine zarar vereceği gibi, Trump’ın dış politikada kullandığı ayrıştırıcı dilin Avrupa Komisyonu’na taşınması ve yayılması anlamına gelir. Bir yandan ‘Rusya tehdidine karşı Avrupa hazırlıksız’ diyorsunuz, diğer yandan güvenlik açısından ittifakın bel kemiği ülkelerden birini dışlayan bir dil kullanıyorsunuz. Bu sadece bir çelişki olarak nitelendirilemez, bu açıkça sorumsuzca bir çelişkidir.

Türkiye’yi Rusya ve Çin ile Avrupa karşıtı bir konumda tanımlamak ve aynı cümlede anmak, Avrupa’nın stratejik aklını zayıflatır. Türkiye bir ‘risk dosyası’ değil, Avrupa’nın geleceğinde yer alan bir ortaktır. Eğer bu sözler bir dil sürçmesiyse derhal düzeltilmelidir. Ama değilse, Avrupa kamuoyuna bunun gerekçesi tüm açıklığıyla anlatılmalıdır. Aksi takdirde bu yaklaşım, yalnızca Türkiye’ye değil, Avrupa’nın kendi geleceğine de zarar verir.”