Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AKPM Türkiye Raportörü Blencathra: Yaşananlar parti içi tartışma değil, demokratik rekabete darbe vuran kurumsal bir gasptır

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin yaz oturumunda, “Türkiye’de muhalefete baskılar ve yargının işleyişi” başlıklı güncel işler müzakeresi yapıldı. Oturumda konuşan AKPM Türkiye Raportörü Lord David Blencathra, “Bu, parti içi bir çekişme değil; siyasi partilerin özerkliğine, vatandaşların temsilcilerini seçme hakkına ve demokratik rekabetin bütünlüğüne darbe vuran kurumsal bir gasptır” dedi.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin yaz oturumunda, "Türkiye’de muhalefete baskılar ve

(STRASBOURG) – Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin yaz oturumunda, “Türkiye’de muhalefete baskılar ve yargının işleyişi” başlıklı güncel işler müzakeresi yapıldı. Oturumda konuşan AKPM Türkiye Raportörü Lord David Blencathra, “Bu, parti içi bir çekişme değil; siyasi partilerin özerkliğine, vatandaşların temsilcilerini seçme hakkına ve demokratik rekabetin bütünlüğüne darbe vuran kurumsal bir gasptır” dedi.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin yaz oturumunda, “Türkiye’de muhalefete baskılar ve yargının işleyişi” başlıklı güncel işler müzakeresi gerçekleştirildi. Siyasi parti gruplarının ortak görüşüyle gündeme alınan oturumda, Türkiye’de muhalefete yönelik yargı süreçleri, seçilmiş siyasetçilere dönük müdahaleler ve yargının işleyişine ilişkin eleştiriler ele alındı.

Salı günü gerçeklen oturumda Türkiye’den CHP milletvekilleri Gökçe Gökçen, Aysu Bankoğlu ve Yunus Emre, DEM Parti milletvekili Sevilay Çelenk, İYİ Parti milletvekili Mehmet Akalın ile AK Parti milletvekilleri Meryem Göka ve Seda Gören konuşma yaptı. Türkiye’den milletvekillerinin yanı sıra İspanya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan, Hollanda, Almanya, İtalya, Fransa, İsviçre ve İsveç’ten parlamenterler de söz aldı.

BLENCATHRA: YAŞANANLAR PARTİ İÇİ TARTIŞMA OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ

AKPM Türkiye Raportörü Lord David Blencathra, parti kongrelerinin iptal edilmesi ve seçilmiş parti liderlerinin yargı eliyle görevden uzaklaştırılmasına ilişkin “Parti içi kongrenin iptal edilmesi ve seçilmiş parti liderlerinin zorla değiştirilmesi, siyasi manzarayı değiştirme etkisi yaratmaktadır ve buna izin verilemez” dedi. CHP yönetimine yönelik yargı süreçlerine atıfta bulunan Blencathra, “Bu kararlar, şeffaf bir yasal dayanağı olmayan siyasallaşmış hakimler tarafından alındı” dedi.

Yaşananların yalnızca bir parti içi tartışma olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Lord Blencathra, “Bağımsızlık iddiasında bulunan bir mahkeme, parti içi bir seçimi geçersiz kılıp seçilen lideri hükümete daha yakın biriyle değiştirdiğinde, temel bir çizgi aşılmış demektir. Bu, parti içi bir çekişme değil. Bu, siyasi partilerin özerkliğine, vatandaşların temsilcilerini seçme hakkına ve demokratik rekabetin bütünlüğüne darbe vuran kurumsal bir gasptır. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyum atamaları, muhalefet yetkililerinin görevden alınması, savcıların ve hakimlerin siyasallaştırılması ve şimdi de bir muhalefet liderinin yargı yoluyla görevden uzaklaştırılması, açık bir örüntü oluşturuyor. Bunların hepsi birlikte, demokratik alanın sistematik olarak daraltılmasına, Türkiye’de siyasi çoğulculuğun kasıtlı olarak kısıtlanmasına yol açıyor.” açıklamasında bulundu.

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin binlerce yıllık köklü tarihine dikkat çeken Blencathra, “Türkiye’ye karşı gerçekten büyük bir sevgim var. Türkiye toprakları, MÖ 10.000 yıl öncesine ait Göbeklitepe’nin anıtsal yapılarından ve Truva ile Efes’in antik kentlerinden, büyük Türk lideri Sayın Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan laik, ileri görüşlü demokratik cumhuriyete kadar uzanan, binlerce yıllık muhteşem bir tarihe sahiptir. Bu tarihi ulus için atılan vizyoner demokratik temellerin şimdi ciddi bir aşınma ve gerileme tehdidi altında olması derin bir trajedidir. Türkiye’ye borçlu olduğumuzu belirtmek isterim. Türkiye’ye ve hala çoğulculuğa, hukukun üstünlüğüne ve demokratik rekabete inanan milyonlarca vatandaşına borçluyuz. Onlara tam dikkatimizi, net sesimizi ve insan ve demokratik haklara ve hukukun üstünlüğüne tam desteğimizi borçluyuz.” diyerek konuşmasını bitirdi.

SCHWABE: AKIN GÜRLEK, BUGÜN DOĞRUDAN CHP’Yİ HEDEF ALAN GİRİŞİMLERİN MERKEZİNDE YER ALMAKTADIR

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu Başkanı ve Alman milletvekili Frank Schwabe oturumda yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

“Ana muhalefet partisi CHP’ye karşı organize bir saldırı görüyoruz. CHP, tüm anketlerde birinci parti olarak görünüyor. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görevden alınması, hakkında iddianame hazırlanması ve tutuklanması, uydurma suçlamalarla gerçekleştirildi. Bu sadece ona yapılmadı; onlarca, yüzlerce seçilmiş siyasetçiye de yapıldı.”

Shwabe, konuşmasına şöyle devam etti:

“Şimdi ise CHP’ye doğrudan partinin bütününe yönelik bir saldırıya şahit oluyoruz. Genel Başkan Özgür Özel’in görevden alınması ve tüm siyasal ve finansal kaynakların siyasi bir kukla olan Kemal Kılıçdaroğlu’na verilmesi söz konusu. Sosyal demokrat ailenin bir üyesi olarak gerçekten şunu söylemek istiyorum: Bay Kılıçdaroğlu, sizi bu dünyada ne ele geçirdi de bu tarihi suçu üstlendiniz ve kendi adınızı lekelediniz? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu berbat işini organize eden kişi Adalet Bakanı Akın Gürlek’tir. Kendisi önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıydı ve İmamoğlu aleyhine harekete geçti. Şimdi ise doğrudan CHP ve Genel Başkanı Özgür Özel için harekete geçiyor.

Şu tartışmayı memnuniyetle karşılıyorum: Adalet Bakanı hakkında Avrupa Birliği’nde, Avrupa Parlamentosu’nun çağrısıyla, AB Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında kısıtlayıcı tedbirlerin ele alınmasını; Akın Gürlek ve hukukun üstünlüğüne yönelik aleni suistimalde bulunan diğer tüm yetkililer hakkında bu konunun değerlendirilmesini doğru buluyorum. Bunu neden yapıyoruz? Bazen bana soruyorlar: ‘Neden Türkiye’yi eleştiriyorsun?’ Çünkü bunu Türkiye istedi, eleştirilmek istedi. Bu sadece hakkımız değil; bütün üye ülkelerimizdeki durumu eleştirmek aynı zamanda görevimizdir. Bunu yapmak zorundayız. Çünkü bu organizasyonda Türkiye’yi ailenin bir parçası olarak görmek istiyoruz. Ama bunu, demokrasiye saygı duyan, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü Türkiye’de halkın iyiliği için savunan bir Türkiye görmek istiyoruz.”

MOLİNA: LİDERİ HÜKÜMET TARAFINDAN SEÇİLEN BİR MUHALEFET, GERÇEK MUHALEFET DEĞİLDİR

İsviçre milletvekili Fabian Molina konuşmasında şunları dile getirdi:

“Türkiye’de yargının işleyişi, muhalefet üzerindeki baskılardan ve demokratik güvencelerin erozyonundan bağımsız düşünülemez. Özellikle alarm veren sorun, AİHM kararlarının sistematik bir şekilde uygulanmamasıdır. Avrupa Konseyi’nin üyesi bir ülke, bazı bağlayıcı kararları uygulayıp diğerlerini görmezden gelemez. Mahkeme kararları uygulanmazsa hukukun üstünlüğü içi boş bir söz olarak kalır. Ayrıca siyasal çoğulculuğa yönelik baskıların devam ettiğine de tanıklık ediyoruz. Demokrasi, gerçekten bir muhalefetin varlığını zorunlu kılar. Özgür, bağımsız ve sindirme olmadan hareket edebilen bir muhalefet olmalıdır. Özgür Özel görevini özgürce ve bütünüyle yapabilmelidir. Lideri hükümet tarafından seçilen bir muhalefet, gerçek muhalefet değildir. Geçtiğimiz hafta Avrupa Parlamentosu’nun altını çizdiği üzere, Türkiye’de ciddi insan hakları ihlallerinden sorumlu olanlar hakkında kısıtlayıcı tedbirler uygulanması, hukukun üstünlüğünü korumak için meşru bir adım olabilir ve olmalıdır. Çünkü demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü birbirinden ayrılmaz. Birine saldırı olduğunda diğeri de zarar görür. Bu yüzden hepsini, her zaman savunmalıyız.”