(TBMM) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecinde kritik eşiklerin aşıldığını belirterek, “Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil, Türkiye’nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye, biz bu yola revan olduk” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısına katıldı. Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:
“Bizim siyasetimiz de şehircilikte olduğu gibi, hayatın diğer kulvarlarında da ‘çözümsüzlük çözümdür’ anlayışına yer yoktur. 23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden, devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye; siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik. Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını gösteriyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik, yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. ‘Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız’ gibi anti demokratik yollara asla tevessül etmedik.
“Beytülmale el uzattıysanız adalete hesap vermeye alışacaksınız”
Biz haftasonu İstanbul’da 100 bin konutun kura çekim törenini yaparken aynı saatlerde CHP Genel Başkanı belediye başkanları ile toplantıdaydı. Toplantı sonrasında çıktı yine ipe sapa gelmez bir sürü ithamda bulundu. Son derece seviyesiz ifadelerle şahsımızı ve partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun, projenin, nezaketin olmadığı Türkiye’nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhattap oldu. Şu derin çelişkiyi herkes görüyor; yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığına iki laf edemeyenler kürsüde önlerine gelene tehditler saydırıyor. Yıllarca basın özgürlüğünden farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan bahsettiler ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Kendini dev aynasında görenlere şunu söylemek isterim; beyler cürmünüz kadar yer yakarsınız. Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok. Gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzattıysanız adalete hesap vermeye alışacaksınız.
“Utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar”
Hergün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. Yolsuzluklardan arınalım, Gazi’nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlüğü olsun. Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar, başkalarını suçlamadan önce kendisini hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın üstüne de basını tehdit edeceksin. Cenabıallah bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin.
“Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi Terörsüz Türkiye sürecidir”
Bizim CHP’deki Bizans oyunlarıyla uğraşacak ne vaktimiz ne niyetimiz ne de bunlara ayıracak midemiz var. İşimize odaklanmış durumdayız. Bir taraftan 500 bin sosyal konutumuzun kurasını çekiyoruz diğer taraftan ülkemizi küresel bir cazibe merkezi haline getirecek adımlar atıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için ‘güçlü merkez’ şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında Meclis’imizin takdirine sunacağız. Hedefimiz, istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek, Türkiye’nin rekabet gücünü arttırmaktır. Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi Terörsüz Türkiye sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli, açık tüm sabotajlara rağmen süreçte 18. ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği aşmayı başardık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız.
“Köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı vurguluyorum”
Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar, açık söylüyorum gerçeklerle değil tamamen vehimleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır, yapılması gerekenler bellidir. Süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Çünkü biz bu yola ittifak olarak Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek, sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yol kendimiz için değil Türkiye’nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye, biz bu yola revan olduk. İnşallah bu kutlu yolda mevzile vasıl olana kadar sabırla, samimiyetle yürümeye devam edeceğiz.
Bu sancılı dönemde hiç şüphesiz sürece katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir. Aynı şekilde süreci zorlaştıran, tahrik eden her türlü girişim de tarih karşısında sorumlu olacaktır. Herkesden bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini, sürecin yükünü arttıracak söylem ve eylemlerden kaçınmasını bekliyoruz. Cumhur İttifakı olarak bu ülkenin bagajlarından kurtulması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kuşatıcı, kucaklayıcı ve yapıcı bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz.”
(Bitti)

