(TBMM) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu.
Erdoğan, salonda bulunan partilileri, “Grup toplantımızı her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından grup toplantımıza katılımlarıyla onurlandıran kıymetli misafirlerimize, özellikle sevgili genç kardeşlerime hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı şu içten sevdanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” sözleriyle selamladı.
“DİKKAT EDERSENİZ GEREKSİZ POLEMİKLERE GİRMİYORUZ”
AK Parti’yi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceklerini söyleyen Erdoğan, “Kavganın, belaltı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bugünlerde kardeşliği yücelten, tevazuu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye siyasetine kazandırdığımız seviye, bilhassa böyle zamanlarda kendini daha fazla hissettiriyor. İç politikadan dış politikaya her alanda partimiz ve ittifakımızla diğerleri arasındaki ufuk ve anlayış farkı giderek daha fazla berraklaşıyor. Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken, biz uyum içinde, ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz. Dikkat ederseniz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz” diye konuştu.
“Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun, 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
“İlhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket; Allah’ın izniyle yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan yoluna devam edecektir. Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye’yi, çocuklarımızın kıvanç duyduğu, geleceğine umutla, heyecanla baktığı müreffeh Türkiye’yi aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir. Rabb’im dayanışmamızı daim eylesin. Son nefesimize kadar bizi bu aziz millete hizmetkarlık yapmaktan alıkoymasın diyorum.
“HALKIN UMUT KAPISI, SİYASET KURUMUDUR”
Bugün bir hususun altını önemle çizmek durumundayım. İstiklal Harbi’mizi sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi, millete hizmet mücadelesinin kurmay aklıdır, merkez üssüdür, lokomotifidir. Meclisimiz bu misyonu ne kadar etkin yerine getirirse bunun kazananı, sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon olur. Halkın umut kapısı olan siyaset kurumu olur. Bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama görevimizi en iyi şekilde ifa etmenin çabasındayız. Yakın dönemde halkımızda şikayetlere konu olan fahiş site aidatlarından, Türkiye’nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda pek çok düzenlemeyi hayata geçirdik. Her birinizi fedakarane gayretlerinizden ötürü yürekten tebrik ediyorum. 12. Yargı Paketi’mizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum.
“MECLİS TATİLE GİRMEDEN ÖNCE YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR”
Hatırlatmak isterim ki, Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız. Tabii burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet Meclis’i tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor. İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclis’e taşıyanlar eklenmiştir. yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz.
“ENTRİKA, SKANDAL, AYAK OYUNU, İHANET…”
Sabahın 9’unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevrenleri mi ararsın, dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın, dün halkın kahramanı ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın… Tekmili birden mevcut. Çerçici dükkanı gibi yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet… Ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak bu. Kuşkusuz her siyasi parti kendinden sorumludur. Biz başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmeyiz. Rakiplerimizin kendi içinde ne yaptıkları, birbirlerine ne dedikleri, partilerini neye çevirdikleri bizi alakadar etmez. Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz. Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince ‘Cumhuriyeti biz kurduk’, ‘Atatürk’ün partisi’ olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir. İktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür. Vesayet altındaki bir muhalefet demokrasimiz için ne kadar tehlikeliyse, toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefet de aynı ölçüde risklidir.
“MECLİS’İ ÇALIŞTIRMA GÖREVİ BİZİM OMUZLARIMIZDA”
Türkiye’nin selameti açısından muhalefet de iktidar kadar dinamik olmalı, hızlı, üretken, çalışkan olmalıdır. Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır. Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine eserlerin, fikirlerin, hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hakim olmasını istiyoruz. Muhalefet partilerinden, özellikle önümüzdeki 1,5 – 2 senelik zaman diliminde Meclis gündemine gelen meselelerde çözümsüzlüğü savunmak yerine Türkiye’nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemediklerini özellikle görüyoruz. Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz. İster iktidar ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha mühim bir işi yoktur ve olamaz. İktidar partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclis’i çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis’in mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum.
“25. YILIMIZI TARİHE GEÇECEK ZENGİN BİR İÇERİKLE İDRAK EDECEĞİZ”
Partimizin 25. kuruluş yıl dönümünü, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizde ve 76 yıllık demokrasi mücadelemizde taşıdığı öneme en uygun şekilde kutlamak amacıyla çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. 25. yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz. Öncesinde bir başka önemli programımızı gerçekleştiriyoruz. AK Parti ile özdeşleşmiş olan istişare ve değerlendirme kamplarımızdan 33’üncüsünü inşallah bu hafta sonu Sapanca’da düzenleyeceğiz. Kampımızda bir taraftan son bir yılın muhasebesini yaparken diğer taraftan da gelecek seneye ilişkin yol haritamıza şekil vereceğiz. Ardından 15 Temmuz ihanetinin 10. yıl dönümünde hem şehitlerimizi şükranla yad edecek hem de milli irade destanımızı hatırlayacağız.
“BİZE ÖMÜR BİÇEN MANŞETLERLE MÜCADELE ETTİK”
AK Parti’yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Antidemokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ’ından FETÖ’süne eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın başörtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz mehter marşından rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik. Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. Eser ve hizmet namına ne yapılırsa engellemeyi marifet zanneden takoz zihniyetle mücadele ettik. AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı.
(Sürecek)
