Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ağıralioğlu’ndan kamu mühendislerinin özlük haklarına ilişkin açıklama: “Devlet, yetiştirdiği insanları geçim derdiyle baş başa bırakamaz”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, kamuda görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ücretleri, özlük hakları ve emeklilikte yaşadıkları gelir kayıplarına dikkat çekti. Mesleki sorumluluklarla ekonomik haklar arasında ciddi bir dengesizlik bulunduğunu belirten Ağıralioğlu, iktidara gelmeleri halinde Mühendislik ve Mimarlık Meslek Kanunu’nu çıkaracaklarını belirterek, “Devlet, milletinin canını ve malını emanet ettiği insanları geçim derdiyle baş başa bırakamaz” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, kamuda görev yapan mühendis,

(ANKARA) – Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, kamuda görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ücretleri, özlük hakları ve emeklilikte yaşadıkları gelir kayıplarına dikkat çekti. Mesleki sorumluluklarla ekonomik haklar arasında ciddi bir dengesizlik bulunduğunu belirten Ağıralioğlu, iktidara gelmeleri halinde Mühendislik ve Mimarlık Meslek Kanunu’nu çıkaracaklarını belirterek, “Devlet, milletinin canını ve malını emanet ettiği insanları geçim derdiyle baş başa bırakamaz” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının çalışma koşullarını, özlük haklarını ve emeklilik döneminde karşılaştıkları ekonomik sorunları dile getirdi.

Ağıralioğlu, şunları kaydetti:

“Kamu mühendislerimiz, mimarlarımız ve şehir plancılarımız… Devletimizin en önemli yatırımlarında onların emeği, bilgisi ve sorumluluğu var. Ancak taşıdıkları sorumluluğun karşılığını ne çalışma hayatlarında ne de emekliliklerinde hakkıyla alabiliyorlar. Bir köprüden geçiyoruz, bir binada yaşıyoruz, evlatlarımızı okula gönderiyoruz, hastanelerimizde şifa arıyoruz. O köprünün hesabını yapan bir mühendisimiz var. O binayı tasarlayan bir mimarımız var. O şehri planlayan bir şehir plancımız var. Hayatımızın her yerinde varlar. Peki hak ettikleri değeri görüyorlar mı? Maalesef görmüyorlar! Bakınız, bir mühendisimizin attığı imzanın altında yalnızca kendi adı yoktur. O imzanın altında milletimizin canı var, malı var, evlatlarımızın geleceği var. Devletimiz bu insanlara büyük sorumluluklar yüklüyor. Milyonlarca liralık yatırımları, binlerce insanın hayatını ilgilendiren projeleri emanet ediyor. Bir hata olduğunda hesabını soruyor, hukuki ve cezai sorumluluğunu hatırlatıyor.

Peki aynı devlet, bu sorumluluğun karşılığını vermeye gelince nerede? Kamuda çalışan mühendislerimizin, mimarlarımızın, şehir plancılarımızın ücretleri ve özlük hakları yıllar içerisinde hak ettikleri seviyenin gerisine düşmüş. Yetiştirdiğimiz, okuttuğumuz, tecrübe kazandırdığımız insanlarımız emeğinin karşılığını bulabilmek için özel sektöre, yurt dışına gitmenin yollarını arıyor. Biz bu memleketin yetişmiş evlatlarını kaybetmek istemiyoruz! Bir başka haksızlık da emeklilikte yaşanıyor. Yıllarca devletine hizmet etmiş, memleketin yolunda, köprüsünde, okulunda, hastanesinde emeği olan insanlarımız emekli olduklarında ciddi gelir kayıplarıyla karşılaşıyor. Çalışırken aldıkları ek ödemelerin önemli bir kısmı emekliliklerine yansımıyor. Düşünebiliyor musunuz? Dün milyonlarca liralık bir kamu yatırımının sorumluluğunu taşıyan mühendisimiz, bugün emekli maaşıyla geçinmenin hesabını yapıyor. Bu, devletimize yakışmaz.

“ÜCRETLERİNİ TAŞIDIKLARI SORUMLULUKLA ORANTILI HALE GETİRECEĞİZ”

Bir de işin mevzuat tarafı var. Mühendislik ve mimarlık mesleğinin temel kanuni düzenlemelerinden biri hâlâ 1938 yılına dayanıyor. 1938! Dünya değişmiş, teknoloji değişmiş. İnşaat teknikleri, mühendislik disiplinleri, şehirlerin ihtiyaçları değişmiş. Ama biz hâlâ bu mesleklerin yetkilerini, sorumluluklarını ve haklarını günümüzün şartlarına uygun, bütüncül bir kanuni düzenlemeye kavuşturamamışız. Üstelik biz deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkeyiz. Mühendisimizin bilgisi, mimarımızın yetkinliği, şehir plancımızın doğru kararları doğrudan milletimizin can güvenliğiyle ilgilidir. O hâlde burada yalnızca bir meslek grubunun ücretini, özlük hakkını konuşmuyoruz. Biz milletimizin canını, malını ve geleceğini konuşuyoruz. Buradan mühendislerimize, mimarlarımıza, şehir plancılarımıza sesleniyorum: Biz sizin emeğinizi de biliyoruz, sorumluluğunuzu da biliyoruz, yaşadığınız haksızlıkları da görüyoruz. Anahtar Parti iktidarında Mühendislik ve Mimarlık Meslek Kanunu’nu günümüzün ihtiyaçlarına uygun şekilde çıkaracağız. Şehir plancılarımızı da kapsayan, yetkileri, sorumlulukları ve mesleki hakları açıkça belirleyen bir düzen kuracağız.

Kamuda görev yapan mühendislerimizin, mimarlarımızın ve şehir plancılarımızın ücretlerini taşıdıkları sorumlulukla orantılı hâle getireceğiz. Çalışırken elde ettikleri hakların emekliliklerine de adil biçimde yansımasını sağlayacağız. Liyakati esas alacağız. Tecrübeyi koruyacağız. Bilgiyi ödüllendireceğiz. Devletimizin yetiştirdiği nitelikli insan gücünü kaybetmeyeceğiz. Bizim devlet anlayışımızda insan yetiştirmek kadar, yetiştirdiğimiz insana sahip çıkmak da esastır. Devlet, milletinin canını ve malını emanet ettiği insanları geçim derdiyle baş başa bırakamaz. Mühendisimizin hesabına güveneceğiz, mimarımızın çizgisine güveneceğiz, şehir plancımızın bilgisine güveneceğiz. Onlar da devletlerine güvenecekler. Çalışırken de güvenecekler, emekli olduklarında da güvenecekler. Biz, emeğin karşılığını bulduğu, bilginin kıymet gördüğü, sorumluluğun hakkının teslim edildiği bir Türkiye’yi hep beraber kuracağız.”