(TBMM) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın fındık üreticisini görmezden geldiğini belirterek, “Ne yaptılar Karadeniz’e getirdiler. İtalyan firmasını oraya koydular. Fiyatı kim belirliyor? İtalyan firması. Hani kardeşim bizde bir milliyetçilik damarı vardı? Şu anda fındık fiyatlarını belirleyen o, piyasayı belirleyen o, ihracatını belirleyen o. Karadeniz’i teslim alan o. Ama o teslimiyete karşı çıkacak olan da Cumhuriyet Halk Partisi, unutma. Senin hakkını, hukukunu oy versen de vermesinde savunacağız. Şimdi bu AK Partili zevat gidecek ‘ekonomi zor, biraz sabredin’ diyecekler. Ne sabrı kardeşim 25 yıl geçti… Bana şunu hiç kimse şunu söyleyemez: Bu hükümetin bir fındık politikası var diyemez, yok ki öyle bir politika. Ama şunu diyebilir: Bu iktidarın güzel bir yolsuzluk politikası var, malı götürme konusunda bunlar uzman” ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda “Gençliğin umudu Kılıçdaroğlu” ve “Arına arına iktidara” sloganlarıyla kürsüye geldi. Kılıçdaroğlu, bu sloganlar üzerine “Hiç merak etmeyin. Türkiye’yi arındıracağız. Türkiye’yi güçlendireceğiz, Türkiye’yi. Yeni bir siyaset anlayışını bu topraklara getireceğiz. Yeni bir siyaset anlayışını ahlaklı bir siyaset anlayışını buraya getireceğiz. Hiç endişe etmeyin. Ama bunu sadece ben değil, beraber yapacağız” dedi.
Sözlerine, Cumhuriyet’in önemine dikkati çekerek başlayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“103’üncü yılını kutladık cumhuriyetimizin. Ne diyorduk? Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir diyorduk. Cumhuriyet aydınlanmadır diyorduk. Cumhuriyet, cumhuriyet padişahların kulu kölesi olmak değil. Cumhuriyet, cumhuriyet özgür vatandaş, özgür birey olmak demektir. Cumhuriyet fazilettir. O nedenle cumhuriyetin yüz üçüncü yılını kutladık. Hepimiz cumhuriyetimize sahip çıkacağız. Ama unutmamamız gereken temel bir nokta var. Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracağız. Otoriter yönetimlerine değil, demokrasiyle taçlandıracağız. Halkın iradesine saygı göstereceğiz.
“TEMİZ SİYASETİN ÖNCÜLÜĞÜNÜ KADINLAR YAPACAK”
Temiz siyasette yeni bir cumhuriyet anlayışını ortaya koyacağız. Cumhuriyet temiz siyaseti hayata geçireceğiz. Temiz siyasete öncülük yapacak olanların da kadınlar olduğunu hiç kimse unutmasın. Temiz siyasetin öncülüğünü kadınlar yapacak. Güzel siyasetin öncülüğünü kadınlar yapacak. Çünkü kadınlar asla ve asla kirliliği kabul etmezler. Mutlaka temizlenmesi lazım diyelim.
Cumhuriyeti kurunca tabii bağımsızlığımızı ve Cumhuriyetimizi inşa ettik. Bağımsızlığımızı koruduk. Ama bakın Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhuriyeti ilan ettikten sonra bütün mazlum milletler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni öncülük yaptığını bildiler ve önder kabul ettiler. Ve bütün bu ülkelerin tamamı Cumhuriyet’i kabul etti. O nedenle bizim Cumhuriyet anlayışımız sadece bize özgü değil, bütün mazlum milletlere özgü bir cumhuriyeti anlayışı dır. Herkesin bağımsızlığına saygı duyduk. Herkesin kalkınması gerektiğini düşündük ve herkesin Cumhuriyeti içselleştirerek yeni bir kültürü kendi topraklarında inşa etmesini sağladık.”
“CHP BİR ÇIKAR PARTİSİ DEĞİLDİR”
Kılıçdaroğlu, “CHP’nin nasıl bir parti olduğunu” şu sözlerle anlattı:
“Cumhuriyet Halk Partisi demek sorunlara kilitlenmek ve çözüm üretmek demektir. Bir ülkede sorun varsa emin olun, şundan emin olun. O sorunu acaba kim dillendirecek diye beklerler. Ama hepsinin beklentisi şu. Bakalım Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda ne söyleyecek? Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi bir çıkar partisi değildir. Bir menfaat partisi değildir. Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkede yaşayan insanların huzur içinde yaşamasını, herkesin evinde huzur olmasını isteyen bir partidir. Türkiye’nin kalkınmasını isteyen bir partidir. Ve bu nedenle yol ve yöntem arar ve çözümler üretir. CHP’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel felsefesi budur.
Şeker Fabrikası’ndan geldiler. Dertlerini anlattılar. Bir grup toplantısında o dertleri ifade ettim ve grup başkanımıza dedim ki oraya bir heyet gönderin, olayı yerinde incelesinler ve genel başkanlığa bir rapor sunsunlar. Milletvekili arkadaşlarımız gittiler. MYK üyesi arkadaşlarımız gittiler. Amasya Suluova Şeker Fabrikası’nı gezdiler. Fabrikanın ne olduğunu gördüler, sorunlarını gördüler. 1955 yılında rahmetli Menderes’in kurdelesini kestiği ve hizmeti açtığı bir fabrika, şeker fabrikası. Yani bizim ilk şeker fabrikalarımızdan birisi. Ve bu fabrikanın yaklaşık 70 bin ortağı var. Bakınız 1955’ten bu yana 70 bin ortağı bünyesinde taşıyan, bünyesinde barındıran, onlara iş ve ekmek vermesi için görev üstlenen bir fabrika. 70 bin kişi ve 70 bin kişi bunun ortağı.”
Üreticilerin sorunlarına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Arkadaşlarımızı görevlendirdik gittiler, pancar iticileri kooperatifini ziyaret ettiler. Suluova Ziraat Odası’nı ziyaret ettiler. Kırmızı et üreticileri birliğini ziyaret ettiler. Suluova Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret ettiler. Demek ki olaya sadece bir mercekten değil, pek çok mercekten bakarak sağlıklı bir çözümü nasıl üretebiliriz? Güzel bir çözümü nasıl üretebiliriz? 70 bin kişinin bir araya gelip de bir fabrikayı kurması ve bu fabrikayı aradan uzun yıllar geçmesine karşın sürekli çalıştırması istihdam yaratması büyük bir olaydı. Çorum 35 bin ton melas üretiyor bu fabrika bir yılda. 80 bin ton şeker üretiyor. 18 milyon litre etanol üretiyor. 180 bin ton yaş küspü üretiyor. Çorum, Amasya, Samsun ve Tokat illerini ekonomik olarak etkileyen bir fabrikamız. 70 yılı aşkın faaliyette bulunan bu fabrika bugün kapanma noktasıyla karşı karşıya gelmiş. Bir devlet bir iktidar var olan fabrikasını kapatmaz. Bacası tüten bir fabrika kapatılmaz. 70 bin kişinin ortak olduğu bir fabrika kapatılamaz. El atılması lazım. Düzeltilmesi lazım.
“SARAY HÜKÜMETİNİN YAPTIĞI MARİFETLERİ HEP BİRLİKTE GÖRDÜK”
Arkadaşlarıma şunu da söyledim: Bu fabrika neden zarar ediyor? Neden kapanma noktasına geldi? Sorumlusu kim? Acaba çalışanlar mı? 70 bin ortak mı? Neden? Ben size söyleyeyim. Fabrika evet bir çıkmaz da ekonomik çıkmaz da karşı karşıya. Bakın 2023 fazla uzağa da gitmiyorum. 2023’te bir kilo şekerin maliyeti 17 lira 77 kuruştu. Şekerin fiyatı ise bir kilo şekerin fiyatı ise 18 lira 4 kuruştu. Yani 17 lira maliyet 18 liraya da fabrika bunu satıyor. Kilo başına 1 lira kar elde ediyor. Saray hükümetinin yaptığı marifetleri hep beraber gördük. AK Parti iktidarlarının fabrikaları nasıl kapattığını da gördük.
Ama size rakam vereceğim. Geldik 2026 yılına. Bir kilogram şekerin maliyeti 56 lira 74 kuruş. Ama fiyatı 56 lira değil, 57 lira değil. 31 lira 51 kuruş. 56 liraya mal ediyorsun, 31 liraya bunu satacaksın diyorsun. Kim, hangi fabrika dayanır buna? Buradan buradan devletin devleti yöneten bütün yetkililere sesleniyorum. 70 bin kişinin ortak olduğu binlerce kişinin geçim kaynağı olan bu fabrikayı kapatırsanız iki elimiz yakanızda olur. Bu fabrikayı kapatırsanız. Fabrika dolayısıyla bu işi bu noktaya getiren kim? Fabrikayı kapanma noktasına getiren kim? Çalışanlar değil. 70 bin ortak da değil. Pancar üreticileri de değil. İktidarın izlediği ekonomi politikalar. Şekerin fiyatıyla maliyet ters olursa maliyet şeker fiyatından daha yüksek olursa ne olacak? Bu fabrika kapanacak. Kimler kazanacak? Dışarıdan yine şeker ithal edecekler. Yabancılar kazanacak.
Bizim milli olmamızın temelinde de kendi ülkemizde üretelim, kendi ülkemizde büyüyelim, kendi ülkemizde istihdam yaratalım ve dünyaya üretimimizle meydan okuyalım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin felsefesi budur. Kendimiz yapacağız, kendimiz üreteceğiz. Kendimiz alın teri dökeceğiz ve kendimiz istihdam yaratacağız. O zaman Türkiye güçlü Türkiye olur. Şeker fabrikasını düşünün 1950’lerde kurulan bir fabrikayı hangi gerekçeyle kapatıyorsunuz? 70 bin ortağı nereye atacaksınız? Üreticilerin nasıl bir açlığa mahkum edeceksiniz? Bunların üzerinde hep beraber duracağız değerli arkadaşlarım.
Bizim ülkemizde bir fabrika kapanmamalı. 70 bin ortaklı bir fabrika kapanmamalı. Üreten bir fabrika kapanmamalı. Kapanıyorsa çıksınlar parlamento hürsünden açıklama yapsınlar. Biz de bilelim hangi gerekçeyle kapanıyor bu. Üstelik Orta Anadolu’daki bir fabrikayı kapatıyorsunuz siz.”
“GAZİANTEP SIRADAN BİR İL DEĞİL”
Gaziantep ziyaretindeki ilişkin gözlemlerini aktaran Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Değerli arkadaşlarım Gaziantep’e gittik. Gaziantep’te güzel bir çalışma gerçekleştirdik. Esnaf ve sanatçılar odasını ziyaret ettik, ticaret odasını ziyaret ettik, sanayi odasını ziyaret ettik, zeytin üreticileriyle bir araya geldik ve dolayısıyla onlarla da görüştük. Yani Gaziantep’in nabzını tutmaya çalıştık. Çünkü Gaziantep sıradan bir il değil. Tarihi de sıradan bir tarih değil. Milli Kurtuluş Savaşı’nın verildiği yerdir orası. Bağımsızlık mücadelesinin iç hamlelerinin yapıldığı yerdir Gaziantep. Bölgenin kilit taşıdır Gaziantep. Bakıldığınız bakıldığı zaman Gaziantep tarımda da sanayide de el işçiliğinde de bölgenin en önemli ilidir Gaziantep.
“GAZİANTEP İŞSİZLİKTE TÜRKİYE’DE 4’ÜNCÜ SIRADA”
Dolayısıyla biz Gaziantep’e özel bir önem verdik. Makine halısı üretiminde Gaziantep dünya lideridir. Altını çizeyim. Makine halısı üretiminde dünya lideridir Gaziantep. Böylesine önemli bir kenttir burası. Dolayısıyla en fazla nüfusa sahip olan kentlerimizden birisidir. 9’uncudur Türkiye genelinde. Ama işsizlikte Türkiye’de 4’üncü sıradadır. İşsizlik de. Bu üretim, bu istihdam, bu işsizlik kendi içinde bir çelişkiler yumağını önümüze koyuyor. Bunun üzerinde durmak lazım. AK Parti bunun üzerinde duramaz. Çünkü onlar sorumlusu bu işin. Başka partiler de bu işin üzerinde bizim durduğumuz kadar duramazlar çünkü onların dertleri başka.
“BİZİM DERDİMİZ TÜRKİYE”
Ama bizim derdimiz Türkiye. Bizim derdimiz ülkemiz. Bizim derdimiz beraber büyüyelim, beraber kalkınalım. Son bir yılda 100 binden fazla işçinin işine son verildi Gaziantep’te. Hiçbir sanayici gönüllü olarak işçi çıkarmaz. Bir sanayici çalıştırdığı işçiyle beraberdir. Ona istihdam yarattığı için, ona aylık verdiği için, evini geçindirdiği için mutludur. Ama bir sanayici işçi çıkarıyorsa ve bu 100 binleri buluyorsa bir sorun var demektir.
“GAZİANTEP’İ BU HALE GETİRENLER 25 YILDIR GÖTÜRENLER”
Sorunu yaratanın adını söyleyeyim Gaziantepli sanayici kardeşlerime: 25 yıldır bu ülkeyi yönetenler. Gaziantep’i bu hale getirenler 25 yıldır götürenler. İdare edenler. 2026 Ağustos ayında Gaziantep’te bankaların takipteki alacakları 30 milyar liranın üzerinde. Sosyal yardım alanların sayısı 500- 550 bin arasında değişiyor. Bir sanayi kenti. Bölgenin yüzük taşı. Makine halısında dünya birincisi. Orta Doğu’yu sanayi olarak yönlendiren bir kent. Milli Kurtuluş Savaşı’mızın en önemli kentlerinden birisi. Nasıl oluyor da 500, 550 bin kişi yardım almadan geçinemiyor?
Ne söyledik? Gaziantep, işsizlikte Türkiye dördüncüsüdür. Bu hale getirenler Gaziantep’i bu hale getirenler sanayiciler değil. Gaziantep halkı değil. İktidarın izlemiş olduğu ekonomi politikası. 19 dev şirket. Gaziantep’in en önemli 19 dev şirketi konkordato ilan etti. İcra dosyaları sayısı icra dairelerindeki dosya sayısı 300 bini aşmış durumda. Gazianteplere şunu söylüyorum: Hep bize iki milletvekili verdiniz. Ama her zaman sizin sorununuzu biz dile getirdik. Biz çalmadık, biz çırpmadık. Biz alın terine değer verdik. Senin tarihin neyse Antep’in Gaziantep’in tarihi neyse Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi de o. Aynı tarihten geliyorum, aynı kültürden geliyorum, aynı yerden geliyorum.
“GAZİANTEP’İ ESKİ GÖRKEMLİ GÜNLERİNE KAVUŞTURMAK BİZİM GÖREVİMİZDİR”
Dolayısıyla Gaziantep’li sanayiciye de Gaziantep’teki işsize de esnafa da çiftçiye de emekliye de sesleniyorum. Yetmedi mi artık? Gaziantep, işşsizlikte Türkiye dördüncüsü. Orta Doğu’nun en güçlü fabrikaları oradayken. Üretimde neredeyse dünyaya meydan okuyan bir kentken nasıl oluyor da bu tablo ortaya çıkıyor? Ben şapkamı önüme koydum ve düşündüm. Senin derdini dillendirmek Cumhuriyet Halk Partisi’nin görevlidir. Ama sen de şapkayı önüne koyup düşünmek zorundasın. Bu memleket benim olduğu kadar seni de memleketim. Ben de alın teri döküyorum. Sen de alın teri döküyorsun. Beraber olacağız, birlikte olacağız. El ele vereceğiz. Gaziantep’i eski görkemli günlerine kavuşturmak bizim görevimizdir. Biz bunu yapacağız. Birlikte yapacağız. Sanayicinin önündeki bütün engelleri kaldırmak benim görevimdir.”
Fındık üreticilerinin de sorunlarına değinen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“Bu kürsüde defalarca fındık üreticilerinin sorunlarını dile getirdik. Defalarca. Fındık yürüyüşleri yapıldı, fındık bahçelerine gittik, yürüyüşleri yaptık, fındık fındığın ihraç edilmesi, fındık fiyatlarıyla ilgili söylenmedik söz kalmadı. Her seferinde dillendirdik. Her seferinde söyledik. Her seferinde anlattık. Ama arkadaşlar Türkiye’nin bir numaralı tarım ürünü ihracatta bir numaralı ürün fındık. Biz bunu biliyoruz. Tarım ürünü de bir numaralı ürün fındık. Dünyanın en en iyi fındığı Türkiye’de yetişiyor. Yani Karadeniz’de yetişiyor. Fındık bahçelerinin verasiyet yoluyla parçalandığını da biliyoruz. Belli mevsimlerde üretimin düştüğünü de biliyoruz. Ama değerli arkadaşlarım geldik bu yıla. Geçen yıl fındığın kilosu 350 liraydı. 350 lira. Taban fiyat 250 lira olarak açıklandı bu sene. 100 lira kaybettiler. Ama piyasada şu anda 150 lira.
“ALLLAH AŞKINA SİZ DE BİR SEFER SIRTINIZ DÖNÜN”
Şimdi Karadeniz’in vicdanına da sesleniyorum. E oturup düşünmen lazım. Her seferinde benim hatırlatmam mı gerekiyor? 25 yıldır yönetiyorlar. 25 yıldır oy veriyorsunuz. 25 yıldır ‘bunlar bizi kurtarırlar’ diyorsunuz. Ya kuru ekmeğe muhtaç ettiler. Yoksulluğu bütün coğrafyaya yaydılar. Fındık bizim için stratejik üründür. Bakın altını çizeyim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti için fındık stratejik üründür. Dünyada bir numarayız. Ben stratejik üründür diyorum. E Karadenizli demiyor. Niçin? ‘Ağlamayan çocuğa mama vermezler’ dedi, değil mi? Ben ağlayın demiyorum. Ben hakkınızı arayın diyorum, hakkınızı arayın. Fındık bahçesinde çalışan ben değilim. Milletvekilleri de değil. Fındık bahçesinde çalışan binler var. Fındığı toplayan binler var. Bunların alın teri var, emeği var. Oya gelince koşa koşa gidip oy veriyorsunuz. Fiyata gelince size sırtınızı dönüyorlar. Allah aşkına ya siz de bir sefer sırtınızı dönün ya.
Deyin ki kardeşim, ‘sen 350 liralık fiyatı getirdin önüme 100 lira diye koydun. Ben bunu kabul etmiyorum. Çoluğum çocuğum var.’ Bir stratejik ürünü hiçbir iktidar görmezden gelemez. Ama bunlar görmezden geliyorlar. Ne yaptılar Karadeniz’e getirdiler. İtalyan firmasını oraya koydular. Fiyatı kim belirliyor? İtalyan firması. Hani kardeşim bizde bir milliyetçilik damarı vardı? Hani bizim fabrikalarımız olacaktı? Ya İtalyan fabrikası orada ne işi var İtalyan’ın? Orada ne işi var? Şu anda fındık fiyatlarını belirleyen o, piyasayı belirleyen o, ihracatını belirleyen o. Karadeniz’i teslim alan o. Ama o teslimiyete karşı çıkacak olan da Cumhuriyet Halk Partisi, unutma. Senin hakkını, hukukunu oy versen de vermesin de savunacağız. Şimdi bu AK Partili zevat gidecek ‘ekonomi zor, biraz sabredin” diyecek. Ne sabrı kardeşim 25 yıl geçti. Bana şunu hiç kimse söyleyemez: Bu hükümetin bir fındık politikası var diyemez, yok ki öyle bir politika. Ama şunu diyebilir: Bu iktidarın güzel bir yolsuzluk politikası var, malı götürme konusunda bunlar uzman, evet malı götürme konusunda bunlar uzman.”
(Sürecek)

