(TBMM) – Yeni Yol Grubu Başkanı Mehmet Emin Ekmen ile Grup Başkanvekilleri Bülent Kaya ve Selçuk Özdağ, TBMM Genel Kurulu’nda “fon krizi”ne ilişkin hükümet ve kamu kurumlarını eleştirdi. Özdağ, yaşananları “yüzyılın soygunu” olarak nitelendirirken, grup yöneticileri sürecin Meclis araştırma komisyonuyla tüm yönleriyle incelenmesini istedi.
TBMM Genel Kurulu’nda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin bilgilendirmesinin ardından siyasi parti grupları söz aldı.
Yeni Yol Grubu adına konuşan Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen ile Grup Başkanvekilleri Bülent Kaya ve Selçuk Özdağ, fon krizine ilişkin hükümeti, ilgili kamu kurumlarını ve süreçte sorumluluğu bulunduğunu savundukları kişi ve kurumları eleştirdi.
Kaya, fon krizinin yalnızca finansal bir sorun olmadığını ifade ederek, “Bugün, burada yalnızca bir fon soygununu, krizini, vurgununu değil denetimsizliğin siyasi nüfuzun, liyakatsizliğin ve zamanında yapılmayan müdahalelerin iktidar partisine mensup veya onlarla ilintili kimi siyasetçi ve bürokratların organize bir şekilde milletin cebine çıkardığı çok ağır bir faturayı konuşuyoruz” dedi.
“BU PARA BİRÇOK İNSANIN ÇOCUKLARININ EĞİTİMİNİN PARASI, EV PARASI”
Kaya, 17 Eylül’de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edildiğini, 455 bin 758 tekil yatırımcıdan ve 25 milyar dolarlık ekonomik büyüklükten söz edildiğini belirterek, “Bu para birçok insanın çocuklarının eğitiminin parası, ev parası, emeklilik tasarrufu ve ‘Faizde değerlendirmeyeyim, borsada değerlendireyim.’ diye hassasiyet sahibi birçok küçük yatırımcının parası; bir gecede vurguna uğradı” diye konuştu. Fon Koordinasyon Kurulu’nun toplantısına AK Parti Grup Başkanı ve iki AK Parti Genel Başkan Yardımcısının davet edilmesini de eleştiren Kaya, diğer siyasi parti gruplarının neden toplantıya çağrılmadığını sordu. Kaya, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde parlamento ayrı, hükümet ayrı olduğuna göre Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Grup Başkanı ve Genel Başkan Yardımcılarını davet ettiğiniz kadar, hadi bizi geçtim, bari Cumhur İttifakı ortaklarını davet edin çünkü Cumhurbaşkanı sadece Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oylarıyla seçilmedi ki” ifadelerini kullandı.
Kaya, kamu kurumlarının fon krizinden önceden haberdar olduğunu gösteren açıklamalar bulunduğunu kaydederek hükümetin “haberimiz yoktu” diyemeyeceğini savundu. Hazine ve Maliye Bakanı’nın daha önce bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını bildiklerini söylediğini, Adalet Bakanı’nın da daha önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde SPK’ye yazılar gönderildiğini ifade ettiğini hatırlatan Kaya, bu yazışmaların ve kurumların aldığı tedbirlerin TBMM’de kurulacak araştırma komisyonunda ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
“KOMİSYON KURULMADAN HÜKÜMETİN ADİL BİR ŞEKİLDE BUNUN ÜSTÜNE GİDEBİLECEĞİNE İNANMIYORUZ”
Devlet Denetleme Kurulu’nun görevlendirilmesini de eleştiren Kaya, kurul başkanının Borsa İstanbul’daki görevlerine dikkati çekerek, “Şıracının şahidi bozacı ve siz bunun bağımsız bir şekilde sorgulanacağına bizim inanmamızı mı istiyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım? Dolayısıyla millet size güvenmiyor; oğlan sizin, kız sizin, sizin bu konuları açığa çıkaracağınız hususunda hiçbir güvencesi yok” dedi.
Kaya, TBMM’de araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirterek, “Dün kaçmak için Meclisi belki de Meclis tarihinde ilk kez iktidar partisinin karar yeter sayısıyla kapatma yoluna gittiniz. Bugün de ‘Bu konuşmalardan sonra kapatalım.’ diye girişimlerde bulundunuz. Yarın katip üyeyi divana çıkarmamak suretiyle Meclisi çalıştırmamaya dair duyumlar var” ifadelerini kullandı. Kaya, fon krizinde adı geçen kişilerle ilgili soruşturmaların kapsamının da açıklanmasını isterken, Fatma Betül Sayan Kaya’nın 2 milyar 200 milyon TL’lik kazancına ilişkin sorular yöneltti ve “Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmadan biz bu hükümetin adil bir şekilde, şeffaf bir şekilde bunun üstüne gidebileceğine inanmıyoruz” dedi.
“KÜÇÜK YATIRIMCI DOLANDIRILDI”
Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen de fon krizinin “fon dolandırıcılığı” olarak nitelendirilmesi gerektiğini savundu. Ekmen, “İnşallah, yürütme, Sayın Cevdet Yılmaz bu konuda gereken notlarını alır. Bunun ismi fon krizi, fon meselesi, fon manipülasyonu değil fon dolandırıcılığıdır. Apaçık, gündüz gözüyle, herkesin gözünün önünde ve birçok devlet kurumunun ve siyasetçinin iş birliğiyle fonlar ve hisseler 10, 100 değil 1000 ve daha fazla misline artırılarak küçük yatırımcı dolandırılmıştır” diye konuştu.
Adalet Bakanı’nın 2025 Şubat ayında, Hazine ve Maliye Bakanı’nın ise 2025 Kasım ayında bu dolandırıcılığın farkında olduklarını ifade ettiklerini belirten Ekmen, buna rağmen gerekli işlemlerin yapılmadığını savundu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin de görevlilerin görevlerini ihmal ettiğinden söz ettiğini aktaran Ekmen, “Böyle bir tabloda, devletin en üst yetkililerinin bile haberdar olduğu bir dönemde kim, hangi cüret ve cesaretle bu dolandırıcılığı gerçekleştirdi?” diye sordu.
“ELİNİZ ARMUT MU TOPLADI”
Ekmen, olayın bir temerrüt zinciri sonrasında ortaya çıktığını belirterek, “Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu uyuyor muydunuz, niçin görevinizi yapmadınız, eliniz armut mu topladı, elinizi, kolunuzu kim tuttu? Evet, soruyoruz, elinizi, kolunuzu kim tuttu?” ifadelerini kullandı. Ekmen, sürecin arkasında siyaset, bürokrasi ve fonlardan kazanç elde eden kişilerden oluşan bir yapı bulunduğunu ileri sürerek, küçük yatırımcıların yaşadığı kayıplara da dikkati çekti.
Ekmen, Tera Holding, Hedef Holding ve Pusula Holding hakkında SPK’nin tutumuna ilişkin de çeşitli iddialar dile getirirken, söz konusu şirketlerle bağlantılı olduğu öne sürülen isimlerin kamu kurumlarında görev almasına dikkati çekti. Ekmen, kendi banka hesabının 30 bin liralık işlemler nedeniyle kontrol edildiğini anlatarak, “Vallahi, üç kere 30 bin ya da 40 bin liralık bir ödeme için kendi hesabım bloke edildi. Beni bir merkezden aradılar: ‘Sayın Ekmen, bu işlemi siz mi yaptınız?’ Evet, ben yaptım. ‘Bu şahsı tanıyor musunuz?’ Tanıyorum. ‘Aranızda bir ticaret var mı?’ Yok. ‘Bir belge var mı?’ Yok. Belki bir yardım ediyorumdur, belki bir yere destek oluyorumdur, belki kişisel borç ödüyorumdur. Benim 30 bin liramı yakalayan sistem bunların 30 milyar dolarını nasıl yakalamamış?” diye konuştu.
Ekmen, MASAK, MİT ve BDDK’nın fon krizindeki rolünü sorgulayarak, “MASAK ne yapmış? MİT ne yapmış? BDDK ne yapmış?” sorularını yöneltti. Ekmen, yaşananların siyasi sorumluluğunun da bulunduğunu savunarak, “Normalde bizim bu kürsüye çıkıp ‘Bu işin siyasi sorumluları var: Mehmet Şimşek, Cevdet Yılmaz, Recep Tayyip Erdoğan istifa etsin.’ dememiz gerekir” dedi.
“YÜZYILIN SOYGUNUYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ da fon krizini 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz ve dönemin Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel’in döviz işlemleri üzerinden yaşanan tartışmayla karşılaştırdı. Özdağ, o dönemde Erçel’in 82 bin dolarını devalüasyon öncesinde dolar olarak muhafaza etmesinin ardından soruşturulduğunu ve cezalandırıldığını hatırlatarak, bugün ise çok daha büyük bir ekonomik büyüklüğün söz konusu olduğunu söyledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin hazırlanan iddianamede kullanılan “yüzyılın yolsuzluğu” ifadesine de göndermede bulunan Özdağ, “Ben de şimdi söylüyorum ve diyorum ki: Yüzyılın soygunuyla karşı karşıyayız. Akın Gürlek’in dediği iddiaydı, daha mahkemeler var, yargılanıyorlar ama bu iddia değil arkadaşlar, bu gerçek ve nasıl bir gerçek? Fatma Betül Sayan Kaya’yla beraber gerçek. Burada kişiler var, burada olaylar var ve olgular var arkadaşlar” diye konuştu.
Özdağ, hisse ve fon işlemlerinde manipülatif ve spekülatif işlemler yapıldığı, haksız kazanç elde edildiği iddialarının Meclis tarafından araştırılması gerektiğini savundu. Özdağ, fon krizinin yalnızca yargıya veya Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’na bırakılmaması gerektiğini belirterek, çözümün TBMM tarafından oluşturulacak bir araştırma komisyonundan geçtiğini söyledi. Özdağ, “Peki, bu konu yargıya bırakılacak kadar önemsiz mi? Bu konu bugünkü yargıya bırakılmayacak kadar önemli bir konudur arkadaşlar, bugünkü yargıya diyorum bakın. Yargı bazı durumlarda objektif değil, bazı konularda kesinlikle tarafsız değil ve kesinlikle bağımsız da değil, burada da bağımsız olması mümkün değil, bugünkü yargının bağımsız olması mümkün değil. Peki, bu konu Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kuruluna bırakılacak kadar önemsiz mi? Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kuruluna bırakılmayacak kadar önemli bir konu. Peki, kime bırakacağız burayı? ‘Yargı bunu incelemesin, incelerken taraflı olur.’ veya ‘Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu burayı denetlemesin.’ diyorsak eğer burayla ilgili, ‘Bunlar doğru incelemezler.’ diyorsak, kim inceleyecek? İşte, Türkiye Büyük Millet Meclisi inceleyecek arkadaşlar” ifadelerini kullandı.
Özdağ, Borsa İstanbul, MASAK, SPK ve diğer kamu kurumlarının hükümet tarafından atanan bürokratlarca yönetildiğine işaret ederek, geçmişte Deniz Feneri ve 17-25 Aralık süreçlerinde yaşananları örnek gösterdi. Özdağ, “Bugün Türkiye’de iktidarı kullanarak gerek bürokraside gerek ticaret alanında gerekse sivil toplum kuruluşlarında yapılan yolsuzlukların, hukuksuzlukların, keyfîliklerin müsebbibi nedir biliyor musunuz? Bugünkü bu müsebbibi sizin yargınızın objektif olmaması, sizin yargınızın gözünün kapalı olmaması, terazisinin doğruyu tartmaması arkadaşlar, ondan dolayıdır” dedi.
“KİM SORUMLU?”
Özdağ, fon krizine ilişkin oluşturulan veya oluşturulması planlanan denetim mekanizmalarının bağımsızlığı konusunda da eleştirilerde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yönelik konuşan Özdağ, “Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına saygı duyarım, beraber çalıştık, birlikte çalıştık, dürüstlüğüne de inanırım ben kendisinin, dürüst olduğuna inanıyorum. Şimdi, istedikleri kadar kurul kursunlar. Bu kurul sorumlulardan müteşekkil bir kuruldur. Kim sorumlular? SPK sorumlu. Kim sorumlu? BİST sorumlu. Kim sorumlu? MASAK sorumlu. Kim sorumlu? Hazine ve Maliye Bakanlığı sorumlu. Kim sorumlu? MİT sorumlu. Kim sorumlu? İçişleri Bakanlığı sorumlu. Kim sorumlu? Adalet Bakanlığı sorumlu” ifadelerini kullandı. Özdağ, yaşananların tüm yönleriyle TBMM tarafından araştırılması gerektiğini savunarak, kamu kurumlarının sorumluluğunun da Meclis araştırması kapsamında ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti.

