Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ayvalık Film Festivali’nde orta sınıfın sorusu: Vaat edilen hayat nereye gitti?

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” başlıklı buluşmada, ekonomik güvencesizlik, gelecek kaygısı, statü kaybı ve aileye bağımlılık tartışıldı. Akademisyen Polat Alpman, “Orta sınıfların melankolisi, vaat edilmiş hayatın gerçekleşmeyeceğinin fark edilmesinin sonucu” dedi.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” başlıklı buluşmada,

(BALIKESİR)- Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” başlıklı buluşmada, ekonomik güvencesizlik, gelecek kaygısı, statü kaybı ve aileye bağımlılık tartışıldı. Akademisyen Polat Alpman, “Orta sınıfların melankolisi, vaat edilmiş hayatın gerçekleşmeyeceğinin fark edilmesinin sonucu” dedi.

Ayvalık Uluslararası Film Festivali, bu yıl yerli uzun metraj filmlerini “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” başlığı altında bir araya getirdi. Filmlerin işare ettiği toplumsal değişim, ASKEV Sera’da düzenlenen buluşmada mercek altına alındı.

Fatih Özgüven moderatörlüğündeki buluşmaya akademisyen Polat Alpman, senarist-yönetmen Arda Ekşigil, yapımcı Enis Köstepen ve yönetmen Pınar Yorgancıoğlu katıldı.

Özgüven, festivaldeki filmlerde orta sınıfın farklı hâllerinin tekrar tekrar karşılarına çıktığını belirterek tartışmayı açtı. Taşraya gitmek, şehirde yeni bir hayat kurmaya çalışmak, teknolojinin karşısında çaresiz kalmak, aile içinde sıkışmak, çocukların başka dünyalara kaçışı ve geleceğin giderek belirsizleşmesi konuşmanın öne çıkan başlıkları oldu.

ALPMAN “ORTA SINIF BIR ENDIŞE MAKINESI OLARAK ÇALIŞIYOR”

Alpman, orta sınıfların bugün yaşadığı durumu yalnızca gelir kaybı üzerinden değerlendirmenin yeterli olmadığını söyledi. Tartışmayı “orta sınıf melankolisi” kavramı üzerinden kuran Alpman, önce yas ile melankoli arasındaki ayrıma dikkat çekti.

Yasta kaybedilen şeyin bilindiğini, melankolide ise bir kayıp hissi bulunmasına rağmen kaybın tam olarak adlandırılamadığını söyleyen Alpman, orta sınıflar açısından da temel sorunun burada başladığını belirtti. Alpman, şunları söyledi:

“Orta sınıf neyi kaybetti? Parasını mı kaybetti, sınıfsal konumunu mu kaybetti? Çocuklarının kendisinden daha iyi bir yaşam sürebileceğine ilişkin ihtimali mi kaybetti? Ya da dünyanın rasyonel ve öngörülebilir olduğu fikrini mi kaybetti?”

Alpman’a göre orta sınıfın temel özelliklerinden biri, sahip olduğu statü ve imtiyazları sürekli yeniden üretmek zorunda olması. Diploma, meslek, uzmanlık, yaşanılan mahalle, çocukların eğitimi, sosyal çevre ve kültürel sermaye bu konumu korumanın araçları arasında yer alıyor. Ancak bu konumun kalıcı olmaması, orta sınıfın güvenlik endişesini de sürekli canlı tutuyor. Alpman, bu nedenle orta sınıfı “bir endişe makinesi” olarak tanımladı.

GELECEĞI PLANLAMA IMKÂNI KAYBOLUYOR

Alpman’ın konuşmasında öne çıkan noktalardan biri de gelecek üzerindeki denetimin kaybolması oldu. Orta sınıfı diğer toplumsal kesimlerden ayıran tarihsel özelliklerden birinin geleceğini belirli ölçülerde planlayabilmesi olduğunu kaydeden Alpman, şöyle konuştu:

“Ev almak, çocuk sahibi olmak, kariyer yapmak, borçlanmak ya da emekliliği düşünmek, yarının bugünden daha kötü olmayacağı varsayımına dayanıyordu. Ancak bugün bu güven duygusu giderek aşınıyor. Diploma değer kaybedebiliyor, mesleki becerilerin sürekli yenilenmesi gerekiyor, yapay zekâ gibi teknolojik dönüşümler çalışma hayatını değiştiriyor ve çocuklara aktarılan kültürel sermaye daha iyi bir geleceğin garantisini vermiyor.”

Bu tabloyu “dönüşüm krizi” olarak tarif eden Alpman, “Diploma var ama kariyere dönüşmüyor. Kariyer güvenceye dönüşmüyor, gelir mülkiyete dönüşmüyor” ifadesini kullandı.

Eğitimli olmanın, meslek sahibi olmanın ya da birden fazla dil bilmenin artık güvenli bir hayat kurmaya yetmediğini söyleyen Alpman’a göre, festivaldeki filmlerin ortak duygu dünyası da tam burada ortaya çıkıyor.

“ARZULADIĞI YAŞAM BIÇIMININ IÇINE SIKIŞIYOR”

Orta sınıfın krizini yalnızca istediği hayata ulaşamamak olarak görmediğini de vurgulayan Alpman, “Orta sınıf melankolisi arzuladığı hayata ulaşamamasının değil, tam da arzuladığı yaşam biçiminin içine sıkışmasının bir tezahürü” dedi.

Festival filmlerindeki karakterlerin büyük toplumsal sorunlarla karşı karşıya olmalarına rağmen çözümü giderek bireysel yöntemlerde aramalarına da dikkat çeken Alpman, kaygıya karşı bitki çayı, yalnızlığa karşı uygulamalar, sıkıntıya karşı nefes egzersizleri gibi gündelik çözümlerin yapısal sorunların nedenlerini görünmez kıldığını söyledi.

Konuşmasının sonunda festival filmlerini yeniden yan yana getiren Alpman, ortak duygu dünyasını şu sözlerle tarif etti:

“Bu filmler neden aynı duygu evrenine sesleniyor? Bana kalırsa orta sınıfların melankolisi, vaat edilmiş hayatın gerçekleşmeyeceğinin fark edilmesinin sonucu.”

Meselenin yalnızca belirli ayrıcalıkların kaybedilmesi değil; orta sınıfın hâlâ inandığı yaşam modelinin içinde hareket edemez hale gelmesi olduğunu kaydeden Alpman, “Orta sınıf hâlâ yaşıyor ama yaşadığı hayata inanmıyor” dedi.

KUŞAKLAR ARASINDAKI GÜVENCE DUYGUSU KIRILIYOR

Pınar Yorgancıoğlu ise tartışmaya kuşaklar üzerinden yaklaştı. Kendi kuşağının, yeterince çalışmanın ve doğru adımları atmanın sonunda başarı ve mutluluk getireceği düşüncesiyle yetiştiğini anlatan Yorgancıoğlu, bugünün ekonomik koşullarında bu formülün karşılığının kalmadığını söyledi.

“Bizim jenerasyonumuz ebeveynlerinden daha fakir bir jenerasyon” diyen Yorgancıoğlu, ailesinin desteği olmadan barınma güvencesini dahi kaybedebileceğini bilmenin yarattığı kaygıya dikkat çekti. Yorgancıoğlu, bunun yalnızca genç kuşakta değil, çocuklarına destek vermeyi sürdürmek zorunda kalan ebeveynlerde de gerilim yarattığını belirtti.

Yorgancıoğlu’nun “Karanlıkta Islık Çalanlar” üzerinden değindiği kuşaksal servet meselesi de tartışmanın önemli başlıklarından biri oldu. Büyükşehirde aileden kalan bir eve sahip olup olmamanın ya da kira ödeyip ödememenin insanların yaşamlarını bütünüyle değiştirdiğini belirten Yorgancıoğlu, “yeni bir ev kurma” ve aileden bağımsızlaşma fikrinin giderek zorlaştığına işaret etti.

“YILGINLIKLA İSYAN ARASINDA”

Arda Ekşigil ise orta sınıfları “yılgınlıkla isyan arasında bir insan grubu” olarak tanımladı. Alt ve üst orta sınıfların koşulları farklılaşsa da statü kaybı, geçim sıkıntısı ve gelecek endişesinin farklı kesimleri ortaklaştırdığını söyledi.

Ekşigil, özellikle çocuklarını yurt dışına gönderme ya da kendileri yurt dışına taşınma arzusunun farklı orta sınıf kesimlerinde ortaklaştığına dikkat çekti. Bir tarafta içine kapanma ve yılgınlık, diğer tarafta içinde bulunulan koşullardan çıkma arayışı olduğunu belirten Ekşigil, festivaldeki filmlerde görülen bu sıkışmışlığın günümüz orta sınıfının önemli ruh hâllerinden biri olduğunu ifade etti.

Reklamı Geç