(ANKARA) – Ordu’nun Ünye ilçesinde açılmak istenen bentonit ocağına karşı bölge sakinleri ve çevre örgütleri, İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı öncesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Açıklamada, “Biz; yaşam alanlarımızın, tarım alanlarımızın, fındık bahçelerimizin, su kaynaklarımızın, doğal çevremizin, kırsal yaşamımızın sorunmasını istiyoruz” denildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Ordu’nun Ünye ilçesinde Orbel Madencilik tarafından açılmak istenen bentonit ocağı için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci başlattı. Çatalpınar, Döşemedibi, Yazkonağı, Pınarbaşı, Çınarcık, Üçpınar, Çiğdem, Yeşilkent ve Gölceğiz mahallelerini kapsayan geniş bir alanda açılmak istenen maden için Ordu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 19 Eylül 2024’de “ÇED gerekli değildir” kararı verilmişti. Bu karara karşı açılan davada Ordu İdare Mahkemesi madenin, ocağa yakın yerleşim yerlerine ve ormanlara etkisini değerlendirerek 30 Temmuz 2025’de yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Bu karara rağmen Bakanlık yeniden ÇED süreci başlatmıştı. Maden şirketi ise mahkeme süreci devam ederken, 2,61 hektarlık bir alanda faaliyet yürütüldüğünü, faaliyet yürütülen alanların bu ÇED dosyasında talep edilen alanlar içinde kaldığını açıklamıştı.
Çevre örgütleri ve dokuz mahallenin sakinleri, projeyle ilgili İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu toplantısı öncesinde Bakanlığın önünde basın açıklamasında bulundu. Açıklamaya; Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Çetin, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çınar, Yeni Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun, Sol Parti MYK Üyesi Sercan Dede de destek verdi.
“BİZİM YAŞAM ALANLARIMIZ MADEN SAHASI DEĞİLDİR”
Ortak açıklamayı okuyan Üçpınar köyü sakini Neşe Duman, şunları kaydetti:
“Fındık hasadının en yoğun olduğu günlerde, fındığımıza, toprağımıza, suyumuza ve yurdumuza sahip çıkmak için uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Başkent Ankara’dayız. Bizler Ünye’nin dokuz kırsal mahallesinde yaşayan yurttaşlar olarak buradayız. Üçpınar, Çatalpınar, Döşemedibi, Yazkonağı, Pınarbaşı, Çınarcık, Çiğdem, Yeşilkent ve Gölceğiz mahallelerinin sakinleri olarak sesimizi Ankara’ya taşıdık. Çünkü söz konusu olan yalnızca bir maden projesi değildir. Söz konusu olan evlerimiz, tarlalarımız, fındık bahçelerimiz, suyumuz, ormanlarımız, köylerimiz ve çocuklarımıza bırakacağımız yaşam alanlarımızdır. Bugün Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda, 202200400 ruhsat numaralı, 3315238 erişim numaralı Bentonit Ocağı Projesi için İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu, yani İDK, toplanıyor. Biz de bu toplantıdan önce Bakanlığın önünden açıkça söylüyoruz: Bizim yaşam alanlarımız maden sahası değildir.
“BU PROJENİN TOPRAĞA KATKISI NE OLACAK”
Ünye’nin kırsal mahalleleri yalnızca haritalar üzerinde işaretlenmiş boş alanlar değildir. Buralarda insanlar yaşamaktadır, üretmektedir. Fındık yetiştirmektedir. Toprağını işlemektedir. Suyunu kullanmaktadır. Hayvan yetiştirmektedir. Çocuklarını büyütmektedir. Ve bütün bunları gelecek kuşaklara aktarabilmek için yaşam alanlarını korumaya çalışmaktadır. Biz madenciliğin değil yaşamın öncelenmesini istiyoruz. Bizler hiçbir ekonomik faaliyetin koşulsuz biçimde doğanın ve insanların önüne geçirilmesini kabul etmiyoruz. Bir maden projesi değerlendirilirken yalnızca ‘Ne kadar maden çıkarılacak’ diye sorulmamalıdır. Şu sorular da sorulmalıdır: Bu projenin toprağa etkisi ne olacak? Su kaynaklarına etkisi ne olacak? Fındık bahçelerine etkisi ne olacak? Tarımımıza etkisi ne olacak? Ormanlarımıza etkisi ne olacak? Kırsal yaşamımıza etkisi ne olacak? Bölgenin geleceğine etkisi ne olacak? Ve en önemlisi: Bu bedeli kim ödeyecek. Bugün burada bulunan dokuz mahallenin insanları, bu soruların gerçek, bilimsel ve şeffaf cevaplarının verilmesini istiyor.”
“HALKIN KAYGILARI GİDERİLSİN”
Duman, “Biz somut olarak şunları istiyoruz” diyerek taleplerini şöyle sıraladı:
“ÇED raporunda eksik veya yetersiz inceleme varsa, bunlar tamamlanmadan süreç sonuçlandırılmasın. Projenin fındık üretimi ve tarımsal ekonomi üzerindeki etkileri ayrıntılı ve bilimsel olarak ortaya konulsun. Yeraltı ve yüzey suları üzerindeki etkiler bağımsız ve bilimsel çalışmalarla ortaya konulsun. Projenin yalnızca kendi sınırları içerisindeki etkisi değil, çevredeki diğer madencilik faaliyetleriyle birlikte kümülatif etkisi değerlendirilsin. Toz, gürültü, titreşim, trafik, hafriyat, atık ve diğer çevresel etkiler konusunda yeterli bilimsel çalışma yapılmadıysa bunlar tamamlanmadan karar verilmesin. Dokuz mahallenin yurttaşları tarafından sunulan imzalar, dilekçeler, muhtar yazıları ve kurum görüşleri İDK tutanaklarına geçirilsin ve karar sürecinde dikkate alınsın. Yaşam alanlarımızı geri dönüşü mümkün olmayan biçimde etkileyecek bir karar verilmeden önce halkın kaygıları gerçekten giderilsin.
“YAŞAM ALANLARIMIZIN KORUNMASINI İSTİYORUZ”
Biz; yaşam alanlarımızın korunmasını istiyoruz. Tarım alanlarımızın korunmasını istiyoruz. Fındık bahçelerimizin korunmasını istiyoruz. Su kaynaklarımızın korunmasını istiyoruz. Doğal çevremizin korunmasını istiyoruz. Kırsal yaşamımızın korunmasını istiyoruz. Ve bütün bunlar bilimsel olarak güvence altına alınmadan, halkın itirazları gerçek anlamda değerlendirilmeden projenin önünün açılmasını istemiyoruz. Çünkü biz biliyoruz: Bir maden sahası kapatılabilir. Ama yok edilen bir su kaynağını geri getirmek kolay değildir. Bir maden projesi sona erebilir ama kaybedilen tarım toprağını geri kazanmak yıllar sürebilir. Bir işletmenin ekonomik ömrü birkaç on yıl olabilir ama bir fındık bahçesi kuşaklar boyunca insanları besleyebilir. İşte bu nedenle bugün buradayız.
“BİZ BURADA YAŞIYORUZ”
Bugün dokuz mahalle adına söylüyoruz: Toprağımızı, suyumuzu, havamızı ve geleceğimizi savunuyoruz. Ünye’nin kırsal mahalleleri boş alan değildir. Ünye’nin toprağı, yalnızca altında maden bulunduğu için değersiz değildir. Biz burada yaşıyoruz. Biz burada üretiyoruz. Biz burada çocuklarımızı büyütüyoruz. Biz burada geleceğimizi kuruyoruz. Ve diyoruz ki: toprak, su bizim geleceğimizdir. Fındık bizim emeğimizdir. Yaşam alanlarımız maden sahası değildir. Bu nedenle; Üçpınar, Çatalpınar, Döşemedibi, Yazkonağı, Pınarbaşı, Çınarcık, Çiğdem, Yeşilkent ve Gölceğiz mahalle sakinleri adına Bakanlığa ve İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’na çağrımızı bir kez daha yineliyoruz: Dokuz mahallenin sesini duyun. Fındığımızı, toprağımızı, suyumuzu koruyun. Ünye’nin yaşam alanlarını koruyun. Yaşam alanlarımız maden sahası değildir.”
“ZULMÜNÜZ BATSIN”
YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun ise şunları kaydetti:
“Daha önce dokuz mahalle bu işten etkileniyordu. Çatalpınar, Döşemedibi, Yazkonağı, Pınarbaşı, Çınarcık, Üçpınar, Çiğdem, Yeşilkent ve Gölceğiz olmak üzere dokuz mahalleyi kapsıyordu. Şimdi bunun güncel raporun yakın çevre tariflerine göre buraya; Güzelkale, Şila, Uğurlu, Ağdere, Denizbükkü, Başköy ve Tepeköy’ü de isimleri geçiyor. Yani her geçen gün alanı geliştirmeye çalışıyorlar. Biz diyoruz ki: ‘Ya yapacağınız bu faaliyet gerçekten bu bölgeye bir felaket getirecek. Bu bölgedeki yaşam alanlarını durduracak. Fındık üretimini, içtiğimiz suyu, doğamızı, havamızı mahvedecek’. Onlar diyor ki: ‘Hayır, bu yeterli değil. Biz bunu daha da artırırız, daha da artırırız’. Zulmünüz batsın. Bu zulmünüzle zaten boğacaksınız. Buna inanıyoruz. Ama biz çevremizi, doğamızı sonuna kadar korumak için her türlü mücadeleyi yapacağız.
“ORDU BELEDİYESİ BELEDİYE HİZMETİ YAPSIN, DOĞAYLA UĞRAŞMASIN”
Ordu Büyükşehir Belediyesi belediye hizmeti yapsın. Doğayla uğraşmasın. İnsanımızın sorununu çözsün, sorununu artırmasın. İnsanlara sorun yaratmasın, sorununu çözmeye çalışsın. Bu faaliyetlerinize bir an önce son verin. Bu mücadelemiz her her yerde, her platformda devam edeceksin. Doğamızı yaşatmak ve gelecek nesillere bırakmak için bu mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğiz. Ben inanıyorum ki vatandaşlarımız da bütün platform üyelerimiz de siyasilerimiz de bu konuda duyarlılığını devam ettirecek. Asla bu konuyu gündemden kaldırmayacağız, unutmayacağız ve duamızı koruyacağız.”

