Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Samsun’un Bafra ilçesinde Yaş Sebze ve Meyve Hali’ni ziyaret ederek, esnaf ve üreticilerin sorunlarını dinledi. Özdağ, “Tarım Bakanlığı’nın ithalat odaklı değil, Türk çiftçisini koruyan milli bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini” söyledi.
Özdağ, beraberindeki parti heyetiyle birlikte Bafra’da Yaş Sebze ve Meyve Hali’ni ziyaret etti, esnaf ve üreticilerin sorunlarını dinledi.
Özdağ, burada yaptığı konuşmada, Karadeniz turu boyunca ekonomik krizin vatandaşın en önemli gündem maddesi olduğunu gördüklerini söyledi.
Doğu Karadeniz’deki fındık üreticisinden Orta Karadeniz’de sebze ve meyve üreticisine kadar herkesin benzer sorunları dile getirdiğini belirten Özdağ, gıda enflasyonunun Türkiye’de genel enflasyonun çok üzerinde seyrettiğini ifade etti.
Pazarlarda yaptığı ziyaretlerde aynı tabloyla karşılaştığını anlatan Özdağ, “Domatesi, kirazı ya da diğer ürünleri satan pazarcıya ‘Kaça satıyorsun?’ sorusundan önce ‘Kaça alıyorsun?’ diye soruyorum. Çünkü asıl mesele satış fiyatı değil, alış maliyeti. Türkiye’nin neresine gidersek gidelim pazarcının da manavın da kilogram başına çok sınırlı bir kazanç elde ettiğini görüyoruz” dedi.
Tarım Bakanlığı’nın ithalat odaklı değil, Türk çiftçisini koruyan milli bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini belirten Özdağ, belirli dönemlerde yapılan gümrük indirimi uygulamalarının üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi.
“KÖYLER BOŞALIYOR, TARIM YENİDEN PLANLANMALI”
Kırsaldaki nüfusun giderek yaşlandığını belirten Özdağ, gençlerin köylerden büyük şehirlere göç ettiğine dikkati çekti. Köy okullarının yeniden açılması gerektiğini ifade eden Özdağ, birkaç köye bir veteriner hekim ile ziraat mühendisi görevlendirilmesini, tarım meslek liselerinin yeniden yaygınlaştırılmasını ve çiftçiye ürün bazlı alım garantisi verilmesini önerdi.
Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılmasının önemli bir hata olduğunu savunan Özdağ, tarımın plansız yürütülemeyeceğini belirterek, Türkiye’nin yeniden planlı üretim modeline dönmesi gerektiğini ifade etti.
Yerli tohum üretiminin artırılması ve dışa bağımlılığın azaltılmasının zorunlu olduğunu dile getiren Özdağ, tarıma yapılacak yatırımın sanayiye göre çok daha kısa sürede ekonomik karşılık verdiğini söyledi. Türkiye’nin yeniden kendi kendine yeten ve bölgesini besleyen bir tarım ülkesi olması gerektiğini vurgulayan Özdağ, kırsal üretimin desteklenmemesi hâlinde hem üreticinin hem de tüketicinin kaybetmeye devam edeceğini kaydetti.
“TARLADAN TEZGÂHA KADAR HERKES ZARAR EDİYOR”
Hal esnaflarından Erhan Akbulut, Bafra Ovası’nın Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olmasına rağmen üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını söyledi. Geçtiğimiz kış döneminden örnek veren Akbulut, maliyeti 8-10 lirayı bulan karnabaharın üreticiden 5 liraya alındığını, böylece çiftçinin daha tarlada zarar ettiğini belirtti.
Ürünün nakliye, komisyon, işçilik ve diğer giderlerle birlikte İstanbul’a ulaştığında maliyetinin sürekli arttığını ifade eden Akbulut, buna rağmen hal esnafının da çoğu zaman zararına satış yapmak zorunda kaldığını anlattı.
Akbulut, tüketicinin 50 liraya aldığı ürünün arkasında sanıldığı gibi büyük kazançlar olmadığını belirterek, “Çiftçi zarar ediyor, halci zarar ediyor, manav yüksek giderlerle mücadele ediyor. Vatandaş ise pahalı ürün almak zorunda kalıyor. O halde bu sistemde gerçekten kim kazanıyor?” diye konuştu.
Pandemi döneminde hal esnafının “fahiş fiyat” tartışmalarının hedefi hâline getirildiğini de hatırlatan Akbulut, yaşanan fiyat artışlarının temel nedeninin üretim ve lojistik maliyetleri olduğunu savundu.
“25 YILDIR YENİ HAL YAPILMADI”
Bafra Yaş Sebze ve Meyve Hali Dernek Başkanı İskender Akbulut ise konuşmasında sektördeki yapısal sorunlara dikkat çekti. Türkiye genelindeki birçok halde modern depolama ve soğuk hava tesisi bulunmadığını belirten Akbulut, bu nedenle sebze ve meyvenin önemli bölümünün daha tüketiciye ulaşmadan ziyan olduğunu söyledi.
Bafra’ya yaklaşık 25 yıldır yeni bir hal kazandırılamadığını ifade eden Akbulut, belediyelerin yer konusunda çözüm üretmediğini savundu. Yeni bir hal ve soğuk hava deposunun bölge tarımı açısından artık zorunluluk hâline geldiğini dile getiren Akbulut, “Ürünümüzün yarısı uygun depolama olmadığı için telef oluyor. Bu hem üreticinin hem ülke ekonomisinin kaybıdır.” dedi.
Pandemi sürecinde getirilen gece giriş yasakları nedeniyle çok sayıda ürünün yolda bozulduğunu anlatan Akbulut, hal esnafının gece gündüz çalışan ancak emeğinin karşılığını alamayan bir sektör olduğunu söyledi. Esnafın uygun kredi ve desteklerden yeterince yararlanamadığını belirten Akbulut, meslek odalarının da sektörün sorunlarına yeterince sahip çıkmadığını öne sürdü.
