(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, imalat sanayisine yönelik uygun koşullu kredi desteklerinin genişletildiğini belirterek, iki ayrı programla toplam 1 trilyon liralık finansman imkânının önünün açıldığını açıkladı. Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile NATO Zirvesi görüşmesine ilişkin ise, “Sayın Trump’ın devlet başkanı seviyesinde Amerika’dan Türkiye’ye 17 yıl sonra yaptığı resmi ziyaret fevkalade anlamlıydı. Kendisinin ülkemiz ve zirve ile ilgili övgü dolu mesajlarını da memnuniyetle karşıladık. Gerek Türk-Amerikan ilişkilerinin güçlenmesi, gerek ikili ticaretimizin 100 milyar dolar hedefine ulaşması, gerekse bölgemizde barışın ve istikrarın tesisi için Sayın Trump’la birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Kabine Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO 36. Devlet ve hükümet başkanları zirvesini başarıyla gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde tertiplediğimiz zirveye ittifak üyesi 32 devlet ve hükümet başkanı iştirak etti. Zirve öncesinde yapılan farklı açıklamalara rağmen Amerikan Başkanı Sayın Trump dahil liderlerin tamamı davetimize bizzat icabet etti. Liderlerin yanı sıra 100’e yakın bakan, 1000 delege olmak üzere 4800 üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcisini ve davetliyi Ankara’da misafir ettik. Müttefik ülkelere ilave olarak NATO’nun Asya Pasifik ortaklarından Güney Kore, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarından Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı veya bakan düzeyinde zirveye katılmıştır. Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelenski ile Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şahrağ’da 8 Temmuz’da Ankara’ya ikili ziyaret gerçekleştirmiştir. 2500’ü aşkın yerli ve yabancı basın mensubu zirveyi takip etmiştir. Bir defa şu noktayı önemle vurgulamak durumundayım: NATO zirveleri güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği en küçük bir ihmale, en küçük bir dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır. Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı. Tespit edilen altyapı eksikleri yoğun bir çalışmayla vakitlice giderildi.
Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı’nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek hem de resmi ziyaretlerde kullanılmak üzere Etimesgut askeri havalimanını yeniden ihya ederek hizmete açtık. Böylece başkentimize yolları, asma köprüsü ve devlet konuk eviyle modern bir havalimanı daha kazandırmış olduk. Ankara Havalimanı’nın şehrimize tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Burada şunun da altını çizerek ifade etmek istiyorum: Zirve süresince güvenlik, ulaşım, ticaret, kamu düzeni ve şehir hayatının idamesi arasında hassas bir denge kurmaya ihtimam gösterdik. Ama buna rağmen zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş olan tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum. Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır. Ankara’nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir. Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum. Allah nasip ederse bu sene cumhuriyetimizin 103. yıldönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara’da coşkuyla kutlayacağız inşallah. Aynı başarıyı 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13. Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesinde de sergileyeceğiz.
“SİYASETİN DEĞİL TABABETİN KONUSU OLAN GÜRUHU GÖRDÜKÇE ONLAR ADINA SADECE ÜZÜLÜYORUZ”
Kıymetli vatandaşlarım, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi zirve süresince uluslararası medya merkezi olarak hizmet vermiştir. Toplam 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla beraber tüm dünyaya ulaştırılmıştır. Önemli bir kısmına iştirak ettiğim diğer NATO toplantılarına kıyasla Ankara zirvesi medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olmuştur. Bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında halen devam ettiğini görüyoruz. Mehter Marşı’ndan tören kıtasında ilk kez yer alan yeniçerilerimize, Türk yıldızlarının muhteşem gösterisinden atlı birliklerimize verilen hediyelerin özgünlüğünden organizasyonun kusursuzluğuna, külliyemizden kütüphanemize kadar birbirini tamamlayan pek çok unsur insanların ilgisini çekmeye, konuşulmaya, tartışılmaya devam ediyor. Bütün bunları sadece Türkiye’nin tanıtımı açısından değil, Türk kültürü ve tarihinin zenginliğiyle Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini göstermesi bakımından önemli buluyoruz. Tabii burada artık patolojik bir hal alan şu hususu da dikkatlerinize getirmek istiyorum. Maalesef Türkiye’de kendi devletleri ve hükümetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var. Devlet başkanları, bakanlar, gazeteciler dahil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden sitayişle bahsetmesini bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor.
“ARTIK REDDİ MİRAS YAPAN BİR TÜRKİYE YOK. MEDENİYET VE KÜLTÜR BİRİKİMİNİ KUCAKLAYAN BİR TÜRKİYE VAR”
Öyle ki zirveye ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar. Siyasetin değil tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele 5 dakikacık bir görüşme için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz. Bakınız yabancılaşma kötüdür. Ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür. Her zaman söylediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir. Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız. Bu aziz milletin ferdiyiz. Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye’nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye’nin sıkıntısı ise bila istisna hepimizin sıkıntısıdır. Milli meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz. Daha önce defalarca söylediğim gibi bir gerçeği bugün tekrar ifade ediyorum. Özellikle Mehter Marşı’ndan Yeniçeri’den merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum: İster kabul edin ister etmeyin, ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var.
Türkiye Cumhuriyeti mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır. NATO liderler zirvesi işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibar ve prestiji, zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı külliyemizde adeta tecessüm etmiştir. Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kösleriyle, davullarıyla, zurnalarıyla coşturan Mehter takımımız, Osmanlı’nın en seçkin askeri birliklerinden Yeniçeri ocağının da yer aldığı muhafız alayımız zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır. Şunu açık ve net ifade etmek isterim: Cumhurbaşkanlığı külliyemiz tıpkı gazi meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır. Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekan milletin evidir. Burası asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye’nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır. Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi külliyemizde atmaktadır. NATO zirvesi, “cumhurbaşkanlığı külliyesine ne gerek var” diyenlere, “iktidara gelirsek külliyeyi yıkacağız” diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.
“TRUMP’IN ÖVGÜ DOLU MESAJLARINI MEMNUNİYETLE KARŞILADIK”
Kıymetli basın mensupları, Ankara zirvesi ülkemizin merkezi rolünün berraklaşmasına vesile olmuştur. Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk aldığı, külfetin daha adil paylaşıldığı ve kolektif savunmanın öncelendiği yeni dönemin Ankara zirvesinde somutlaşması toplantıyı ittifakın tarihi zirvelerinden biri haline getirmiştir. Türkiye ise sahip olduğu askeri kabiliyet, stratejik konum, diplomatik birikim ve savunma sanayi kapasitesiyle bu dönüşümün tam merkezinde NATO’nun en güçlü aktörlerinden biri olarak yer almaktadır. Zirvede savunma sanayi işbirliğinin önündeki engellerin ve kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini kayda geçirdik. Şurası da önemlidir: Zirvenin ana etkinliklerinden biri olarak bu yıl ilk kez tertiplenen Savunma Sanayi Forumuna 1000’e yakın katılımcı ve basın mensubu iştirak etti. Ayrıca ittifakın öncelikli konularından biri olan drone karşıtı çalışmalar dikkate alınarak insansız sistemlere karşı özellikle koyma mükemmeliyet merkezinin Konya’da kurulmasına karar verildi. Zirve Türkiye’nin tezlerinin en güzel şekilde dillendirildiği bir platform görevi görmüştür. Gazzeli ve Lübnanlı kardeşlerimizin maruz kaldığı insanlık dışı saldırıları çok net biçimde gündeme getirdik. Rusya Ukrayna Savaşı’nın diyalog ve diplomasi ile çözülmesi gerektiğini bir kere daha vurguladık. Zirve marjında 3 gün boyunca yoğun temaslarımız oldu.
NATO Genel Sekreterinin yanı sıra Kanada, Finlandiya, Birleşik Krallık, Almanya, İtalya, Fransa, Bulgaristan, Karadağ, Slovakya, Arnavutluk ve Avrupa Birliği liderleri ile görüşmeler gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı Ahmet Şahrağ ile Suriye’deki son durumu değerlendirdik. Zirve kapsamında ayrıca savunma ve güvenlik temalı aralarında 50’nin üzerinde düşünce kuruluşunun katılımıyla Ankara Palas’ta düzenlenen programın da bulunduğu yedi ayrı etkinliğe ev sahipliği yaptık. Zirveye katılan liderlerin eşlerini de milletimizin müstesna misafirperverliğini yansıtan başarılı bir organizasyonla en güzel şekilde ağırladık. Tabii özellikle Sayın Trump’ın devlet başkanı seviyesinde Amerika’dan Türkiye’ye 17 yıl sonra yaptığı resmi ziyaret fevkalade anlamlıydı. Kendisinin ülkemiz ve zirve ile ilgili övgü dolu mesajlarını da memnuniyetle karşıladık. Gerek Türk-Amerikan ilişkilerinin güçlenmesi, gerek ikili ticaretimizin 100 milyar dolar hedefine ulaşması, gerekse bölgemizde barışın ve istikrarın tesisi için Sayın Trump’la birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle bir kez daha karşılamadan ağırlama ve uğurlamaya kadar zirvenin her aşamasının devletimizin gücüne mütenasip şekilde icrasında emeği geçen tüm görevlilerimize, tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum.
“İHRACATÇILARA SUNDUĞUMUZ REESKONT KREDİLERİNİN HACMİNİ GÜNLÜK 5 MİLYAR LİRAYA YÜKSELTTİK”
Aziz milletim, değerli basın mensupları, Üretimin yavaşlamaması, sanayimizin rekabet gücünün korunması ve ihracatın artırılması için gerekli adımları atıyoruz. İmalat sektörü için kurumlar vergisi oranını yüzde 12,5’a indirdik. İhracatçılara sunduğumuz reeskont kredilerinin hacmini günlük 5 milyar liraya yükselttik. İstihdam koruma programı kapsamında istihdam başına aylık 3.500 lira destek ödemesi yapıyoruz. Bu sayede 900 bin istihdamı koruma altına aldık. Tüm imalat sektörlerimiz için devreye aldığımız 100 milyar liralık kredi paketi sanayicilerimizin finansmana erişimine ilave bir destek oldu. Bu olumlu seyri hızlandırmak için şimdi yeni bir adım atarak Yatırım taahhütlü avans kredi programının kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz. Kriterleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz. Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkanını güçlendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayinin istifadesine sunuyoruz. Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan 6 ay ana para ödemesiz 36 aya kadar vadeli kredilerden 12 puanlık maliyetini hükümet olarak biz karşılıyoruz. Bu iki program sayesinde imalat sanayi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz. Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun diyorum.”
